NİÇİN UYURUZ?

Son günlerde kiminle konuşsam uyku sorunu yaşadığını söylüyor. Uykusunu alamayan insanların hem ruh halleri hem de fiziksel sağlıkları etkileniyor. Peki, uykusuzluk salgını nereden çıktı?

Uyku ile ilgili 20 yıldır araştırmalar yapan Matthew Walker’ın “Niçin Uyuruz?” kitabından öğrendiklerimin bir kısmını hemen paylaşmak istiyorum. Günümüzde uyumamak marifet gibi algılansa da aslında 8 saat uyumanın ne kadar önemli olduğunu da anladım.  Charlotte Brontë’nin dediği gibi “Dağınık bir zihin, huzursuz bir yastıktır” Bakın kitapta neler anlatıyor Matthew Walker neler…

Gelişmiş ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, önerilen 8 saatlik gece uykusunu bir şekilde alamıyor. Rutin olarak her gece 6 ya da 7 saatten az uyumak bağışıklık sisteminizi mahvediyor ve kanser riskinizi ikiye katlıyor.

Yetersiz uyku, Alzheimer hastalığına yakalanıp yakalanmayacağınızı belirleyen kilit yaşam tarzı faktörlerinden biri.

Uyku süresinde sadece bir hafta süren makul aksamalar bile kan şekeri düzeyinizi sizi “diyabet öncesi” olarak adlandırılan sınıfa sokacak kadar etkiliyor.

Uyku kalbinizi korur mu?

Kısa süreli uyku, koroner damarlarınızın tıkanması ve sertleşmesi ihtimalini artırıyor. Sizi kardiyovasküler hastalıklara, felce ve konjestif kalp yetersizliğine bir adım daha yaklaştırıyor.

Uyku bozukluğu depresyon, anksiyete ve intihara meyilli ruh haline sokmak gibi önemli psikiyatrik rahatsızlıklara da ortam hazırlıyor.

Uykunun yemekle ne ilgisi var?

Yorgun olduğunuz zaman daha fazla yemek yeme isteği duyduğunuzu da fark etmişsinizdir. Bu bir tesadüf değil. Az uyku, aç hissetmenize neden olan hormonun yoğunluğunu artırırken, tokluğu bildiren bir başka hormonu baskılar. Tok olmanıza rağmen daha fazla yeme isteği duyarsınız. Bu, uyku bozukluğu çeken yetişkinlerde ve çocuklarda kilo artışının kanıtlanmış faktörlerinden biri.

Daha kötüsü, diyet yapmaya çalışırken yeterince uyumuyorsanız boşa kürek çekiyorsunuz demektir. Çünkü kilo kaybınızın büyük bir kısmı yağlardan değil, yağ dışı vücut kütlesinden oluyor.

İnsan kendini bilerek uykusuz bırakan tek canlı türü

Ne kadar az uyursanız ömrünüz o kadar kısalır. Bu açıdan şu eski “Ölünce zaten uyuyacağım” fikri kötü bir fikirdir. Bu zihniyeti benimserseniz daha erken ölürsünüz ve o daha kısa ömrün kalitesi de daha düşük olur. Uykusuzluğu lastik bandı gibi düşünseniz de ancak bir yere kadar esneyecek, sonunda mutlaka kopacak. Ne yazık ki insan kendini mantıklı bir getirisi olmadan, bilerek uykusuz bırakan tek canlı türü!

Sağlığın bütün ögeleri, hem insan açısından hem finansal açıdan büyük olan uyku ihmalimizle yıpratılıyor. Bu sorun Dünya Sağlık Örgütü’nün uykusuzluğun sanayileşmiş ülkelerde salgına dönüştüğünü ilan etmesine neden olacak boyuta geldi.

Geçtiğimiz yüzyılda uyku süresinin çarpıcı bir şekilde azaldığı ABD, İngiltere, Japonya, Güney Kore ve Batı Avrupa ülkelerinin çoğunda bu durum söz konusu oluyor. Fiziksel rahatsızlıklar ve zihinsel bozukluklar bakımından tarihin en büyük artışının yaşanması da tesadüf değil.

Uykunun ne kadar gerekli olduğunu farklı başlıklarla tek tek ele alan Matthew Walker, sağlıklı uyku için şunları öneriyor:

  • Her gün aynı saatte uyuyun.
  • Her gün yarım saat egzersiz yapın. Ancak, yatmadan en az 2-3 saat önce yapın.
  • Kafein ve nikotinden uzak durun.
  • Gece yemeyin ve bir şeyler içmeyin.
  • Öğleden sonra uyumayın.
  • Uyumadan önce gevşeyin.
  • Sıcak bir duş iyi gelebilir.
  • Karanlık ve aygıtlardan arındırılmış bir odada uyuyun.
Continue Reading