KİTAP SARRAFI: KOLOREKTAL HASTALIKLAR VE PROKTOLOJİ

İnsan vücudunda 100 trilyon civarında bakteri bulunmakta ve bunların yüzde 80’i ise bağırsakta yer alıyor. Bağırsakta ise 100 farklı türde bakteri yer alıyor. Bunlar ağırlıklı olarak oksijensiz (anaerob) ortamda yaşayan bakteriler. 


Beyin ile bağırsak arasında sinirler, hormonlar, bağışıklık sistemi ve metabolizma üzerinden yoğun bir ilişki bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, “Bağırsakta yer alan sinir ağı bu nedenle kimi zaman ‘’ikinci beyin’’ olarak adlandırılır” dedi. 
Kolorektal Hastalıklar ve Proktoloji kitabı ile ilgili Prof. Dr. Korhan Taviloğlu ile konuştuk.

Kolorektal hastalıklar ve proktoloji nedir?  Kitabı yazmanızdaki etken nedir?
Genel cerrahinin, bağırsak cerrahisi ile ilgili bölümüne ‘’kolorektal cerrahi’’ ve makat hastalıkları tedavisi ile ilgili bölümüne ise ‘’proktoloji’’ adı verilir. ‘’Kolorektal Hastalıklar ve Proktoloji’’ kitabını bir proje olarak Aile hekimlerine yönelik kaleme aldım ve 6 bin meslektaşımıza ulaştı.

Bağırsak sorunu yaşayan bir hastaya yaklaşımda aile hekimleri öncelikle nelere dikkat etmeli?
Bağırsak sorunu yaşayan hastalarda aile hekimleri öncelikle sorunun detayını kavramalı ve sonra da gerekli tetkikler sonrasında tedavilerini başlamaları uygun olur. Tedaviye yanıt alınamaması durumunda, daha fazla ısrarcı olmadan hastayı bir iç hastalıkları uzmanı, gastroenteroloji uzmanı veya genel cerrahi uzmanına yönlendirmeleri yerinde olur. 

Aile hekimleri hastaları ne zaman ve hangi durumlarda cerraha yönlendirmeli?
Hastaların sorunlarına, yaşam değişiklikleri veya ilaç tedavileri ile yanıt alınamaması ve sorununun cerrahi tedavi gerektirdiği kanısı oluşunca hastayı bir genel cerrahi uzmanına yönlendirmeleri uygun olur.

Bağırsak detoksu diye bir şey var mı?
‘’Bağırsak detoksu’’ veya ‘’kolon hidroterapisi’’ kavramı ilk olarak eski Mısır uygarlığında ve antik Yunan medeniyetleri tarafından tanımlanmıştır. Özellikle, 20. yüzyılın başlarından beri ise bazı merkezlerde bir alternatif tıp yöntemi olarak uygulandığı biliniyor. Tedavinin temeli: müshil, lavman veya su ile yıkama yöntemlerinden birisi ile bağırsak içeriğini boşaltmak ve bu sayede bağırsağı ve dolayısı ile vücudu zararlı bakteri, mantar ve parazit gibi mikroplardan arındırma prensibine dayanmaktadır. 

Buna karşın; ağır egzersizler, yorucu sporların yapılması ve ‘’bağırsak detoksu’’ ile bağırsaktan geçirgenliği artırır ve SMS, VİP, GABA, serotonin gibi kimyasal maddeler yoğun bir şekilde açığa çıkar ve bu duruma ‘’sızıntılı bağırsak’’ (leaky gut) adı verilir. 

Sızıntılı bağırsak durumu; bakteri, mantar, parazit gibi mikroplar, vücut tarafından sindirilmemiş protein, yağ ve diğer atıklar kan dolaşımına karışıp, bağışıklık sisteminin aniden çökmesine neden olabilir. Bu durumda bağırsak mikropları artarak vücut için zararlı hale gelebilirler. Bu tür bağırsak hazırlıkları günümüzde tıp alanında sadece; bazı bağırsak ameliyatları, kolonoskopi, kapsül endoskopisi ve bağırsak filmleri öncesinde uygulanır.   



Bağırsak sorunlarında beslenme ve ilaçlarla ilgili de bilgiler vermişsiniz. Bu konuda genel olarak bağırsak sağlığı için önerileriniz nelerdir?
Beslenmede önemli olan kişinin kendisinde karın şişkinliği, sindirim zorluğu, karın ağrısı gibi huzursuzluklara neden olan gıdalardan kaçınmalıdır. 
Gıdaların tümünün tüketiminde aşırıya kaçılmamalıdır. 
Şekerli ve unlu gıdaların aşırı tüketimi ciddi sindirim sorunlarına neden olur. 
Lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, brokoli, yeşil sebze, elma, esmer pirinç, çilek gibi liften zengin gıdaların tüketimi yararlıdır. 
Karalahana, ıspanak, maydanoz gibi koyu yeşil renkli sebzelerin tüketimi yararlıdır. 
Probiyotik, kefir tüketimi çok yararlıdır. 

Bu önlemler alındığında, zaten doğal yöntemlerle ’huzurlu bağırsak’’ durumu sağlanmış olur. İlaçlar ise sadece hekim kontrolünde alınmalıdır. 

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu kimdir?
1986 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1991 yılında aynı fakültede uzman, 1996’da Doçent ve 2002 yılında Profesör oldu. 2002 ve 2009 yılları arasında kamu ve özel sektörde hizmet verdi. 2009 yılı itibari ile sadece özel sektörde hekimlik yapmakta. 2012 yılından itibaren Taviloğlu Proktoloji ekibi olarak sadece bağırsak ve makat hastalıklarının tedavisinin gerçekleştirmektedir. 2016 yılında hekimlere yönelik ‘’Kolorektal Hastalıklar ve Proktoloji: Güncel tanı ve tedavi’’ ve hastalara yönelik ise ‘’Huzurlu bağırsak’’ adlı kitapları yayınlandı. Bugüne dek, 8 adet kitap editörlüğü, 42 adet kitap bölüm yazarlığı ve 58’i uluslararası olmak üzere 150 civarında bilimsel makalesi bulunmaktadır. 

Continue Reading

KBB OLGULARI İLE HASTALIKLAR ANLATILDI


Örnekler ve görsellerle vakalar ele alınarak Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Klinik Şefi Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan’ın editörlüğünde, 43 doktor, 1 hemşire ve 1 odyoloğun katkısıyla hazırlanan “Olgularla Kulak Burun Boğaz Hastalıkları” kitabında, 81 hastalık başlığı altında, 88 olgu sunuldu.

Eğitimde örnekler ve görseller üzerinde olması daha kalıcı öğrenmeyi sağladığı bilinen bir gerçek. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Klinik Şefi Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, bilginin daha kolay ve kalıcı olması ve dikkat çekici olması için olgular üzerinden hastalıkları anlattıklarını söyledi. Kayhan, “Özellikli olguların resimleri, tetkik resimleri, görüntüleme resimleri öğrenmeyi ve hatırlamayı kolaylaştıracaktır. Komplikasyonlar da detaylı anlatıldı. Ayrıca tanı ve tedavi yöntemleri en güncel bilgilerle anlatıldı” dedi.

Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, “Olgularla Kulak Burun Boğaz Hastalıkları” kitabı ile ilgili soruları yanıtladı.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Tıpta Türkçe yazılmış kitap sayısı son yıllarda artsa da genelde çeviri kitaplar çoğunlukta. Kulak burun Boğaz hastalıkları alanında yazılmış kitap ihtiyacı hep vardı. Bir ihtiyacı gidermek hep aklımdaydı. Kliniğimizde gördüğümüz ve tedavi ettiğimiz hastalarımızın özellikli olanları, uzmanlık eğitimi içinde, olgu sunumu şeklinde düzenli olarak asistan doktorlarımız tarafından hazırlanır ve tartışılır. Bu uzmanlık sonrası hekimlerinde bilgilerinin güncellenmesini sağlar. Böyle birikmiş geniş bir olgu serimiz vardı. Bu olgu serimizi bir kitapla değerlendirmek istedik.

Kitap kimlere hitap ediyor? 
Kitabın editörü olarak formatı belirlerken ihtiyaçları göz önünde tutmaya çalıştım. Hedef kitlemiz tıp fakültesi öğrencileri, aile hekimleri, KBB asistanları ve uzmanlarıdır. Özellikle tıp fakültesi öğrencilerine ve aile hekimlerine hitap eden KBB uzmanlarınca yazılmış kitap çok az. Aile hekimi arkadaşlarımızdan bu konuda çok talep alıyorduk. KBB da en sık görülen hastalıkları ele almaya çalıştık. 

Hekimlere nasıl bir fayda sağlayacak? 
Klasik kitaplarda bilgiler madde madde, literatür sonuçları eşliğinde sıralanır. Eğitimde örnekler ve görseller üzerinde olması daha kalıcı öğrenmeyi sağladığı bilinen bir gerçek. Biz bilginin daha kolay ve kalıcı olması ve dikkat çekici olmasını istedik. Olgulardan hastalıklara gitmek daha hatırda kalıcı oluyor. Özellikli olguların resimleri, tetkik resimleri, görüntüleme resimleri öğrenmeyi ve hatırlamayı kolaylaştıracaktır. Komplikasyonlar da detaylı anlatıldı. Ayrıca tanı ve tedavi yöntemleri en güncel bilgilerle anlatıldı.

Kitapta yer alan vakaları seçerken nelere dikkat ettiniz? 
Sık görülen özellikli, dramatik, hatta komplike olmuş olgular tüm semptomları ve bulguları içeren olgular seçildi. Bazı hastalıklarda birden fazla olgu sunularak tüm belirtilerin gösterilmesi sağlandı.

Kaç olguya yer verildi? 
81 hastalık başlığı altında, 88 olgu sunuldu.



KBB alanında yapılan hataların düşürülmesi konusunda faydalı olacak mı? 
Mutlaka yararlı olacaktır. Kitap KBB hastalıklarında tanı, komplikasyonlardan kaçınma ve komplikasyonların yönetilmesi, tıbbi tedavi ve cerrahi tedaviye yönlendirilmesi konularında en güncel bilgileri içeriyor. Fakat detaylı cerrahi teknik anlatımına girmedik. O nedenle pratisyen hekim ve tıp öğrencileri için de oldukça okunası oldu.

Kaç hekim ve sağlık profesyonelinin desteği ile hazırlandı? 
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim araştırma Hastanesinde yetişmiş, çalışmış ve çalışmakta olan 43 meslektaşımızın bir hemşire birde odyolog arkadaşımızın katkısıyla hazırlandı.

KBB hastalıkları ile karıştırılan hastalıklar var mı? 
Tabii hastalıkların ayırıcı tanısı tıp biliminin en önemli uğraşısı. Hekimlerinde tabii ki.
Bu kitapta da ayırıcı tanıya çok önem verdik. Her hastalığın ayırıcı tanısı ayrı bir başlık altında verildi. Örneğin sinüzit ile gözyaşı kanalı ve kesesinin iltihabı karışabilir. İltihabi bir yara, kanser ile karışabilir şeklinde yer verdik.

Kitabın başka özellikleri nelerdir?
Kliniğimiz çok yoğun bir klinik. Her zaman çok klasik hastalıkların çok klasik tedavileri yapılırken çok az görülen hastalıklar, çok yeni tekniklerle tedavi edilebiliyor. Kitabımızda kliniğimizi yansıtıyor. Çok klasik tedavilerin yanında Robotik cerrahi gibi çok yeni, dünyada ilk kez yapılan teknik ve ameliyatlarda anlatılıyor. Ülkemizdeki KBB’de robotik cerrahide en geniş deneyime sahip ülkedeki nadir ülkemizde tek kliniğiz. Bu deneyimlerimizi de paylaştık.

Kitabımızda birde unutmayacağımız bir arkadaşımız var. Kitap yazarlarından asistan doktorlarımda Dr. Melikşah Balta. Kitapta 8 bölümde yazarlık yapmıştı.  Geçtiğimiz Temmuzda onu uzman yapıp Doğu Beyazıt’a mecburi hizmete göndermiştik. Kendisini kitabımız basıldıktan sonra 6 Kasım 2014 gecesi elim bir trafik kazasında kaybettik. Çok üzüldük.  Ondan geriye kitaptaki yazıları, eserleri ve güzel anılarımız kaldı. Allah’tan rahmet diliyorum.
Continue Reading

İLK YERLİ ÇOCUKLUK ÇAĞINDA ALERJİ ASTIM İMMÜNOLOJİ KİTABI YAYINLANDI

Çocukluk çağında görülen alerji, astım ve immünolojik yetersizliklere toplu bir bakış sunan ilk Türkçe kitap olduğunu belirten Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel, “Kitap, birinci ve ikinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlerin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde planlandı ve yazıldı” dedi.

Alerji astım tanısı konan hastaların ortalama yüzde 70’inde bir ya da birden çok allerjinin eşlik ettiği belirtiliyor. Astımın neden bazı hekimlerce hala “allerjk bronşit” olarak tanımlandığını söyleyen Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel, kitabı ile ilgili soruları yanıtladı.

Alerji ve astım nedir?
Bağışıklık sistemi organizmamız için zararlı olan bir etken ile karşılaştığında (mikroplar gibi) onlara karşı güçlü tepkiler oluşturur ve onları ortadan kaldırarak bize zararlı olmalarını engeller. Oysa organizmamız, kendisi için zararlı olmayan yabancı bir etken ile karşılaştığında daha ölçülü tepkiler verir. Çünkü bağışıklık sisteminin verdiği güçlü tepkiler genelde vücudumuz için rahatsızlık verici niteliktedir. Bunlar vücut sıcaklığının yükselmesi ve kırgınlık gibi genel belirtiler veya tepkinin verildiği organa ait yakınmalar şeklinde kendini gösterir. Bu kapsamda allerji, vücudumuza solunum, mide-barsak veya deri teması ile giren bazı yabancı maddelere karşı gereğinden fazla aşırı tepkiler verilmesi olarak tanımlanabilir. Bir diğer ifadeyle, genel kanının aksine; allerji, bağışıklık sistemindeki bir yetersizlikten değil, aksine zararlı olmayan bir yabancı maddeye karşı verilen aşırı tepkiden ileri gelir.

Astım, ataklar halinde beliren ve bronşların tıkanmasına neden olan bir hastalıktır. Hastalık, bronşlarda bulunan bağışıklık sistemi hücrelerinin verdiği aşırı ya da abartılı yanıttan ileri gelir ve bu aşırı ya da abartılı yanıtlar sonucu bronşlar tıkanır. Bronşların tıkanması, bronşları çevreleyen kas tabakasının kasılması, bronş duvarının ödemi (şişmesi) ve bronşlar içindeki balgam tıkaçlarından ileri gelir. Bunun sonucu olarak akciğerlere giren havanın akciğerden çıkmasında güçlük oluşur. Ataklar sırasında öksürük, göğüste sıkışma-baskı hissi, solunumda hızlanma, hırıltı (hışıltı) ve nefes darlığı olur. Hastalar ataklar arasında tamamen veya kısmen iyidirler. Astımlı hastalar çevredeki birçok maddeye astımlı olmayanlara göre daha fazla duyarlıdırlar ve bu maddelerle karşılaşma astımlılarda hırıltı ve öksürük gibi yakınmalara oluşmasına yol açar.
 
“Astım Bazı Hekimlerce Hala “Allerjk Bronşit” Olarak Tanımlanıyor”
Alerji astım ilişkisine gelince; tanısını koyduğumuz hastalara baktığımızda ortalama yüzde 70’inde bir ya da birden çok allerjinin eşlik ettiğini biliyoruz. Bu durum sanırım, astımın neden bazı hekimlerce hala “allerjk bronşit” olarak tanımlandığını açıkça gösteriyor. Astımlı bir hastada allerjik durumun ortaya konması birçok açıdan önem arz ediyor. Bir yandan hastanın nelerden kaçınması gerektiğini bilmesi açısından bu bilgiye ihtiyacımız var, diğer yandan da alerjinin eşlik etmesi daha farklı bir doğal seyre işaret ediyor. Allerjik olan astımlılarda ilerleyen yaşla kür gelişme olasılığı allerjisi olmayanlara göre farklıdır. Ayrıca, nadir de olsa bazı allerjik astımlılara tedavi olarak allerjen immünoterapisi uygulanabiliyor. Yani allerjik durum bir yandan da tedavinin nasıl yapılacağını belirleyebiliyor. 
 
 


Çocuklarda bu hastalıklar daha mı sık görülüyor?
Astım hem çocukluk hem de erişkin çağının en sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Devlet Planlama Teşkilatı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz çok merkezli araştırmalar da; ülkemizde ilkokul çağında her 5-10 çocuktan ve 10-20 erişkinden birinde astım benzeri yakınmalar olduğunu gördük. Bu kapsamda astım çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklarından biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Kitapta tanı, teşhis ve tedavi yolları mı anlatılıyor?
Öncelikle söylemem gerekir ki; bu kitap hekimlere yönelik hazırlanmış bir kitap. İçeriğine gelince çocukluk çağında görülen alerji, astım ve immünolojik yetersizliklere toplu bir bakış sunan ilk Türkçe kitap. Bu hastalıkların nedenleri, nasıl teşhis edilecekleri ve nasıl tedavi edilecekleri en güncel bilgiler eşliğinde tartışılmakta. Birinci ve ikinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlerin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde planlandı ve yazıldı.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Son yirmi yılda alerji, astım, immün sistemin anlaşılmasında ve tedavisinde önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelere karşın, hastalıkların toplumlarda görülmesi ve sorunların çözülmesi açısından beklenen azalma kaydedilemedi. Bu başarısızlığın elbette çeşitli nedenleri var, ama temel sorunların başında birinci ve ikinci basamaktaki tanı ve tedavi yetersizliğinin olduğu anlaşılıyor. Bu kitap, bu temel gereksinimi gidermeyi mesleki sorumlulukları olduğunu düşünen bir grubun ortak eseri. Birbirleri ile yakın ilişkili alerji, astım ve immünoloji gibi konuların hepsini ele alan böyle kapsamlı bir kitap ne yazık ki yoktu. Oysa bugün alerji-immünoloji camiasında yeterli bilimsel birikim ve klinik donanıma sahip geniş bir insan gücü mevcuttur. Bu kitap, bu birikimin bir yansımasıdır.

Kitap kimlere yönelik hazırlandı?
Kitap birinci basamak sağlık hizmeti veren aile hekimi, uzmanlarına ve ikinci basamak sağlık hizmeti sunan çocuk sağlığı, dermatoloji, kulak burun boğaz uzmanlarının önemli ihtiyacını karşılayacaktır. 

Kitap kaç yazar tarafından hazırlandı?
Bu kitapta hem ülkemizde hem de ülkemizde yetişip yurtdışında faaliyetlerini sürdüren 90’a yakın araştırmacı, bilim adamı ve hekim tarafından oluşturuldu. Onların çok değerli birikimi ve deneyimlerini yansıttığı eşsiz bir kaynak kitap. 

Çizimlerin seçiminde neye dikkat ettiniz?
Bu konu çok önemli. Ülkemizde bugüne kadar basılan eserlerde genellikle yabancı kaynaklardan alıntılanan resimler ve şekiller kullanılıyordu. Böyle olunca da kitapta bir hücrenin çok farklı şekillerde resmedilebildiğini görüyorduk, çizimler bir bütünlük olmuyordu. Bu durum kitabın anlaşılabilirliğine ve kalitesine önemli darbe vuruyordu.
Bu tutumun önemli nedenleri var elbette. Ülkemizde, bu konuda tıbbi illüstrasyonlara hakim yetişmiş bir uzman bulmak pek mümkün değil. Ayrıca zaten tıbbı yayıncılık karlı bir iş değil ve  tüm illüstrasyonları yeniden çizdirmemek önemli bir masraf kaleminden kaçınmak yolu olarak görülüyordu. Bu konuda kitabımızı basan Ada Basın Yayını büyük takdirle anmam gerek. Hem maddi hem de emek olarak büyük bir özveri gösterdiler ve mükemmel bir iş çıkarmak için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. 
 

Mutlaka herkesin okuması gereken kitap, dinlemesini önereceğiniz müzik ve izlenmeli dediğiniz film sizce hangisi?
Ernest Hemingway’in Silahlara Veda romanını mutlaka herkes okumalı. Pink Floyd’un “The Wall” albümünü ise bir gün mutlak dinlemek gerek. Benim gençlik yıllarımın favorisiydi ve hala da dinlerken büyük keyif alıyorum.  Film dediğinizde ise eskilerden Guguk Kuşu yenilerden Yüzüklerin Efendisi hemen aklıma gelenler.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği kanımca yeni gelişiyor. Yakın zamana kadar sağlık haberciliği deyince sağlık konusunda sansasyonel haberler akla geliyordu. Oysa bugün çoğu insanın davranışları, tutumları ve tercihleri üzerinde medyanın büyük etkisi var. Bu sorumluluğun eskisine göre çok daha iyi algılandığı bir sürecin geliştiğini görmekten mutluluk duyuyorum. Konu ile ilgilenenlerin eskisine göre çok daha donanımlı olmaları bu gelişmenin önemli nedenlerinden biri. Ama bulunduğumuz noktanın ilerisine geçmemiz gerek.

Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
Doğruya sadakat ile bağlılık, sorumluluk duygusu ve dürüstlük.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Anne ve babamın eğitim amacıyla bulunduğu Amerika’da 1963 yılında doğdum. Orta-lise eğitimimi her zaman mezunu olmaktan gurur duyduğum İstanbul Erkek Lisesinde aldım. Orada sorgulamadan hiçbir şeyi kabul etmemeyi, “neden, niçin?” diye sormayı öğrendim. Ayrıca, yatılı okumak arkadaş dayanışmasını ve kendi işini kendi yapma becerisini  kazandırdı. Bugün geriye doğru baktığımda, bu becerilerin hayatımda geldiğim noktalarda önemli belirleyiciler olduğunu düşünüyorum. Tıp eğitimimi aldığım İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden 1987 yılında mezun oldum. Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında 1993 yılında pediatri uzmanı, 1996 yılında pediatrik allerji uzmanı, 1997 yılında doçent, 2003 yılında da  profesör oldum. Alanımın yanı sıra, bir süre tıp eğitimi ana bilim dalına destek verdim ve burada iyi eğiticilik için erişkinin öğrenim ilkelerini ve de öğrenim süreçlerini inceleme fırsatı buldum.  İngilizce ve Almanca biliyorum. Evliyim ve iki oğlum var.

Continue Reading

EVİNİZDEKİ TERAPİST

Psikoterapistlerin terapi seansında danışanlarına Kognitif Terapi Modeli’nin nasıl uygulanacağını öğreten Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı, ülkemizde farklı bölge ve şehirlerde çalışan klinisyenlerin rahatlıkla terapilerine adapte edebilecekleri bir kaynak.

Evinizdeki Terapist, dünyanın her yanındaki okuyucuların kendi sorunlarını anlamaları ve çözmeleri, aynı zamanda da rahatsızlıklarının tekrarını önlemeleri için yazılmış bir psikoloji kitabı. Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı ise, ülkemizde farklı bölge ve şehirlerde, farklı ortam ve koşullarda çalışan klinisyenlerin rahatlıkla terapilerine adapte edebilecekleri bir kitap. Dr. Christine A. Padesky ve Dr. Dennis Greenberger tarafından yazılan “Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı” Dr. Emel Stroup tarafından dilimize kazandırıldı. 

Psikoterapistlerin terapi seansında danışanlarına Kognitif Terapi Modeli’nin nasıl uygulanacağını öğreten kitap, etkin dili sayesinde, teorik bilgi ile terapi odası arasındaki boşlukta köprü görevi görüyor. 

Dr. Emel Stroup çevirisini yaptığı “Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı” hakkında Med-Index’in sorularını yanıtladı. 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Dr. Emel Stroup, American Board of Professional Psychology (ABPP) tarafından belgeli klinik psikoloğum. Bunun yanında Academy of Cognitive Therapy (ACT) uluslararası değerlendirme komitesinde yer almaktayım. Aynı zamanda European Federation of Psychologists’ Associations (EFPA) psikoterapi uzmanıyım. 2013 yılında yayınlanması planlanan DSM-5 Tanı Ölçütleri El Kitabı’nın dünya çapında test edilmesi projesinde tanı ve teşhise yönelik alan çalışmaları yapan klinisyenlerden biriyim. Humanite Psikiyatri Tıp Kliniği: Kognitif Terapi Birimi kurucusu ve başkanıyım. Aynı zamanda Humanite Psikiyatri Tıp Kliniği’nde klinisyen olarak hasta görmekteyim. CBTiSTANBUL’un kurucusu olarak, klinik psikoloji ve Beck yönelimli Kognitif Terapi alanında süpervizyon, eğitim, seminer ve konsültasyon vermeye devam ediyorum. Aynı zamanda, Okan Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nda öğretim üyesiyim.

Kitabın proje editörlüğünü üstelenerek Türkiye’ye getirmenizdeki etken nedir?
Öncelikle bu projenin çevirilmesini üstlendiğim için mutluluk duyuyorum ve bu projenin ruh sağlığı alanında çalışan tüm klinisyen ve terapistlere yararlı olacağını düşünüyorum. Evinizdeki Terapist’i, hastaların iyileşme sürecinden sonra kendi kendilerinin terapisti olmalarını sağlayarak nükslerini azaltmak amacıyla kullanıyorum. Hastalara yönelik olan Evinizdeki Terapist ile bütünleşen bu klinisyen elkitabı, terapistin kendi becerilerini geliştirerek hastalarına daha yararlı olması amacıyla Türkçe’ye adapte edildi. Ayrıca Türkiye’de ruh sağılığı alanında çalışan kişilerin kendi dilleriyle ve kendi kültürlerine uygun olarak böyle bir kitabı okuyabilmelerini sağlamak amacıyla Türkçe’ye çevirildi.

Kitabın çevirilmesinde amaç nedir? 
Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı, teorik bilgi ile terapi odası arasındaki boşlukta köprü görevi görmektedir. Ayrıca, Evinizdeki Terapist’i nasıl daha etkin kullanabileceğinizi öğretir.

Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Evinizdeki Terapist ve Evinizdeki Terapist Klinisyen Elkitabı, tekrar tekrar kullanılabilecek ve okunabilecek kitaplardır. İki kitabın da, her klinisyenin kitaplığında olması gerektiğini düşünüyorum. Klinisyenler ve terapistler, hastalarıyla birlikte bu iki kitabı terapilerine paralel olarak götürebilirlerse, hastaların iyileşme süreçlerine büyük katkı sağlayacak ve nüks risklerini azaltacaktır. Bu şekilde hastalar, seans aralarında boş kalmayacak, öğretilerini pekiştirecek ve öğrenme süreçlerini terapi seanslarının dışında da devam ettirebileceklerdir. 

Kitabınızla ilgili nasıl geri bildirimler aldınız?
Birçok meslektaşım, terapi seanslarında da Evinizdeki Terapist’i kullanmayı tercih ettiklerini bildirdiler. Bu kitabın, danışanın terapi dışındaki süreçte de terapisini devam ettirmesini sağlarken, klinisyen elkitabının da psikoterapistlerin mesleki gelişimini devam ettirdiğini paylaştılar. Ayrıca, Evinizdeki Terapist’in danışanlar tarafından Türkiye ve Türkçe’ye diğer psikoloji gelişim kitaplarından daha yakın bulunduğunu belirttiler.

Mutlaka herkesin okuması gereken kitap, müzik ve film sizce hangisi? 
David Burns’un yazmış olduğu ‘İyi Hissetmek’ kitabı, herkesin okuması gereken bir kitap. Bunun dışında, klinik psikoloji alanındaki tüm klinisyenlerin ve terapistlerin okuması gereken kitapların arasında, Judith Beck’in ‘Bilişsel Terapi Temel İlkeler ve Ötesi’ kitabını rahatlıkla önerebilirim.

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Ülkemizde sağlık haberciliğinin gittikçe popülerleşmekte olduğunu düşünüyorum. Bu bir yandan sevindirici bir haberken bir yandan da işinde ehil olmayan kişilerin yazdığı ve yaptığı bilgilendirmeler beni korkutmakta. Alanında uzmanlaşmış kişilerin yaptığı haberler çok bilgilendirici. Bu kendi alanım için de geçerli bir durum. Gün geçtikçe doğru ve bilimsel bilginin uzman meslektaşlarım tarafından haberleştirilmesi sevindirici. Sağlık haberlerinde haberi yapan kişinin mesleki yeterliliği bence çok önemli. En çok bilimsel bilgi olmasına dikkat ediyorum açıkçası. 

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Klinik psikolojinin olduğu kadar, psikolojinin diğer alanlarının da önemli olduğu bir gerçek. Çok kıymetli hocaların yetiştirdiği, etik ve bilimselliği en öne koyan meslektaşlarım olduğu kadar, etiği ve bilimselliği bir kenara koyan klinisyenler de bulunmakta. Bu durum korkutucu bir tabloyu göz önüne koysa da, gelecek nesil klinik psikologların bu bilimsel ve etik çerçeveyi koruyacaklarını umuyorum.

Med-Index
Continue Reading

ECZACILARIN KİŞİYE ÖZEL İLAÇ ÜRETMESİNİN YOLU : “MAJİSTRAL REÇETELER”

“Majistral Reçeteler” adlı yeni kitabı çıkan Uzm. Ecz. Anooshirvan Miandji, “Eczanelerden havan sesi gelmeli. Yakın zamanda portatif camdan laboratuarlarla farklı bir hizmet daha vereceğim” diyor.

Eczanede laboratuarın olması ve eczacının aktif olarak ilaç hazırlaması sadece hastaların özel formülasyon ihtiyaçlarını gidermek için değil, eczacının prestiji ve güvenilirliği için vazgeçilmez ve son derece önemli bir uygulama. Uzm. Ecz. Anooshirvan Miandji, bu kitabı hazırlarken pek çok uluslararası farmakope, yerli anonim reçeteler ve diğer yayınları incelediğini ve bugünkü eczaneler için uygulanabilir ve çağdaş bir kaynak hazırladığını söyledi. 

8 senelik bir çalışma sonucu ortaya çıkan “Majistral Reçeteler” kitabı, çizimli, renkli ve modern tasarımı ile majistral ilaç problemleri için sade ve anlaşılır çözümler sunuyor.
Uzm. Ecz. Anooshirvan Miandji, “Majistral Reçeteler” isimli kitabı hakkında Med-Index’in sorularını yanıtladı.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
İran doğumlu Azeri kökenliyim, 95 senesinden beri Türkiye’de yaşmaktayım ve Türk vatandaşıyım. Gazi Eczacılık Fakültesi’nde Eczacılık ve Medisinal Kimya uzmanlığı okudum ve derece ile mezun oldum. Bilkent Üniversitesi’nde 2004 yılından bu yana Farsça Filoloji dersleri veriyorum. İlaç hatırlatma cihazımla Mucitler Yarışmasında dereceye girdim. Şu anda özel öğrenci olarak felsefe doktora dersleri alıyorum. Farsça, felsefe ve eczacılık üzerine New York, Ankara ve Tebriz’de basılmış kitaplarım var.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Eczacılık, ilaç yapılan ve araştıran bir meslek. Eczanede yapılan ilaçlara majistralilaçlar deniyor. İlaç fabrikaları birçok ilacı ürettiği için, eczacıların ilaç yapımı azaldı. Cam bir bölmede eczacıların ilaç hazırlaması, prestij için çok önemli. İlaç yapımı eczacının, uzmanlığını gösteren bir durumdur. Eczanelerden yeniden havan sesi gelmesi ve eczacının ilaç yaptığı hatırlatmak için bu kitabı hazırladım. 
Eczacıya güveni artan hastalar, danışmanlık hizmeti de almaya başlıyor. Hazırladığım pişik kremini alan hasta sonra, başka ürünler de alıyor. Mesleğin prestij, etkinlik ve ekonomik boyutu var.

Ayrıca hekimlerin ve dermatologların yazdıkları majistral reçeteler son derece önemli, hem hastaya özel oldukları için, hem de ülke ekonomisine katkıda bulundukları için. Bir hekim 4 madde yazar, yabancı muadilinden 5 kaç daha ekonomik olur, eczacı bunu hazırlar ve hasta iyileşir. Bu kitap hekimler ve eczacılar arasında yeni köprüler kuracağına inanıyorum.


İlaç Firmaları 5 Kişiye Özel İlaç Üretemez
Standart ilaç firması bir ilacı, bir milyon adet üretiyor. İçindeki bir maddeye 1 milyon kişiden 5 kişinin alerjisi olduğunda, o madde olmadan 5 kişi için ilaç üretemez. Ancak eczacı o madde olmadan ilacını yapar. Dozunu düşürebilir, başka bir ilaç ile etkileşim olduğu için kişiye özel ilaç üretebilir. Çocuklar için dozunu azaltabilir veya farmasötik formunu değiştirebilir.

İlaç Yapımını Grafiklerle Anlattım
Kitapta, hem oranlar hem de kullanılacak maddelerin sırasını anlaşılır bir dille grafiklerle anlattım. Ayrıca, kısaltmalar sözlüğü, Latince sözlüğü, laboratuar güvenliği maddeleri ve ilaç formları var. 
Eczacıların çok ilgisini çeken kitap, dermatologlar, aile hekimleri, veterinerler için rehber olma özelliği taşıyor. Kitaptan okuyucuların geri dönüşleri dikkate alınarak ikinci baskısında daha da zengin bir içerik oluşturulacak. Böylece bu kitap canlı olacak, sürekli kendini güncelleyecek. 


Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Uçmayan bir pilota pilot diyebilir misiniz? İlaç yapmayan bir eczacıya eczacı diyebilir misiniz? Fransa’da majistral yapan bir eczaneye girdiğinizde, ilaç şişesinin kapağını kapatma makinesinden tutun, tablet dolum makinesine kadar birçok cihaz var. Eczaneler, küçük bir ilaç fabrikasıdır. Bizim ülkemizde böyle bir eczane neredeyse yok.
Majistral reçeteler kitabı, çizimli, renkli ve modern tasarımı ile majistral ilaç problemleri için sade ve anlaşılır çözümler sunmaktadır. Bu kitap 8 senelik bir çalışma sonucu ortaya çıkmıştır, içeriği iki ana bölümden oluşmaktadır.
Birinci Bölüm reçete matematiği ve tabloları, tüm kısaltmalar, ölçü tabloları, alkol hesapları ve sözlük, laboratuar tasarımı ve güvenliğini içeriyor.İkinci bölüm ise 230 formülün tam yapılışı, haricen, dâhilen, kozmetik ve veteriner formüller APF, BP, USP ve diğer tüm uluslararası kaynaklardaki güncel formüller ve anonim formüller kapsar.

Eczanelerde Havan Sesinin Duyulmasını Sağlayacak 
Arşivimde 15 bin adet formül var. Bir filtre geliştirdim, maddeler Türkiye’de bulunacak, bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak, sade ve kısa olacak. 50 maddeden oluşan saç jölesi için hiçbir eczacı uğraşmaz. Maddelerin bir tanesi eksikse, o ilaç yapılamaz. Kitapta 10 maddeyi geçmeyecek reçeteler yer alıyor. Kitap, eczanelerde kolayca uygulanabilecek, eczacıların ve hekimlerin ihtiyaçlarını karşılayacak şeklide hazırlandı.


Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Eczacıları harekete geçirip, anlaşılır ve sade şekilde hazırladım. Eczacıları heyecanlandırsın istiyorum. Bu kitabı kullananlar belli bir düzeye gelecek. Sadece ilaç satmaktan öte, hastalarla daha iyi iletişim kurup kendi laboratuarlarını oluşturarak ilaç yapmalarını teşvik etmeyi hedefliyorum. 
Eczacı, deontoloji ile ilgilenen, ilaç yapan ve danışmanlık hizmeti veren olmalıdır. Eczacının sadece kendisinin yapabileceği başka kuruluşların yapamayacağı hizmetlere vurgu yaparsa, mükemmel bir noktaya gelinir. Bu eşik çok önemlidir ancak maalesef uzun zamandır göz ardı edilmiştir. Eczacılar kesinlikle onlara özgün yeteneklerine yoğunlaşmalı aksi durumda rekabet gücünü dramatik şeklide kaybedecekler.

Eczacıların Kendilerini Geliştirmeleri ve Uzmanlaştırmaları Gerekiyor
Eczacıların, kendilerini geliştirmeleri ve uzmanlaştırmaları gerekiyor. Önceki kitabım olan Tıbbi Bitkiler Atlası’nda, tedavide kullanılan 3 bin çeşit bitki içinde onaylanmış bitki sayısı, klinik çalışması yapılmış 150 geçmez. Tıbbi bitkiler atlası, eczacıların eczaneden çok anlaşılır şeklide 180 hastalık ve 100 farklı bitki için pratik fitoterapi dozlarını uygulaması için tasarlanmıştır. Örneğin, çörek otu her deva deniyor ancak her derde deva diye bir durum yok. Bu sözde bilimdir. Bilimde ölçüler var. 



Bilimi Sadeleştirip İnsanlara Aktarmak Her Bilimcinin Sorumluluğudur
Bilim olması için; gözlem yapılabilmeli, ölçülebilir olmalı, tekrar edilebilmeli ve başkalarına aktarılabilmeli. Bilim insanları bilgilerini ürüne dönüştürmeli, paylaşmalı ki bilim olabilsin. Bilimi sadeleştirip insanlara aktarmak her bilimcinin sorumluluğudur. 
Eczanelere camdan bir pratik laboratuar kurmak isteyenlere farklı bir hizmet daha vereceğiz. Eczacılar artık kendi kararlarını almalılar. Bunun için de entelektüel düzeyde kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. 

İsviçre’deki Bir Eczacı Yerini Değiştirirse Hastalarının Yüzde 80’i Onun Peşinden Gider
İngiltere’deki 100 kitaptan 3 tanesi çeviri iken, bizde 100 kitabın 75’i çeviridir. Bir işi iyi yapıyorsanız, dünyanın neresine giderseniz gidin iyi yaparsınız. Biz kitaptaki durumu eczanelerimizde yaşamayalım. Çankaya’daki bir eczacı, dükkânınıkapatıp başka semte eczane açtığınızda kaç hasta ondan hizmet almaya başlar? Kaç hasta eczacısını takip ediyor? İsviçre’deki bir eczacı yerini değiştirirse hastalarının yüzde 80’i onun peşinden gider, çünkü; hastanın geçmişini biliyor, takip ediyor ve arşivliyor. Biz de arşivleme yok. 

Türkiye’de Bir Eczacının Bir Hastaya Ayırdığı Süre 1 Dakika, Almanya’da 7 Dakikadır
Türkiye’de bir eczacının bir hastaya ayırdığı süre 70 saniye yani 1 dakika, Almanya’da 7 dakikadır. Bu çok önemlidir. Almanya’da bir ağrı kesici almak istediğinizde, “nereniz ağrıyor?” neden başınız ağrıyor?” gibi sorular sorulur. Nedenine göre ilaç verirler. Parayla değil, ihtiyaca göre ilaç verilir. 

Tıp Teşhis Koyar, Tedavi Eczacılığın İşidir
Tedavide ilacın payı çok büyüktür. Hekim fizyoloji uzmanıdır, hastayı en ayrıntılı şeklide inceler testler yapar ve teşhis koyar, sonra reçete yazar. Reçete bir kağıt parçasıdır ve doğrudan hastayı tedavi etmez. Eczacı ise farmakoloji ve kimya uzmanıdır. İlacı nasıl bulacağını, araştıracağını, sentezleyeceğini bilir. İlaç uzmanı eczacı olduğu için aslında tedaviye o yapar. Bu yüzden eczacının kalitesinin artması çok önemlidir, eczacıların çok iyi yetişmiş olduğu ülkelerde ilaç sanayi de gelişmiştir ve pek çok hekim-eczacı ortak çalışması sonucu dünyada önemli sorunlar için ilaçlar bulunmuştur.İbn-i Sina hem doktor hem eczacıydı. Gelişmiş ülkelerde hastanelerde, doktor hastanın teşhisini koyuyor, eczacı reçeteyi yazıyor. Bu bir klinik eczacılık uygulamasıdır.

Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Kitabı aldıktan yarım saat sonra formülasyon hazırlayanlar olduğundan kitabı büyük bir eksiği kapatacağını söyleyenlere kadar çok farklı mesajlar alıyorum. 
İletişim için: amiandji@gmail.com  ve www.botafarma.com.tr
Continue Reading

TIP BU DEĞİL

Sağlık alanında ilgiyle okunan “Tıp Bu Değil” kitabının editörü Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, Med-Index’in sorularını yanıtladı.

Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, editörlüğünü yaptığı “Tıp Bu Değil” serisinin ikinci kitabı yakın zaman önce yayınladı. Sağlık alanında farklı bir bakış açısı yakalayan kitap sayesinde çok fazla geri bildirim alan Arslanoğlu, modern tıbbın karanlık yüzünü göstermeye devam ediyor. 

Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, “Tıp Bu Değil” isimli kitabı hakkında Med-Index’in sorularını yanıtladı.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1984 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum, Eskişehir’de mecburi hizmet ve Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi’nde 19 yıllık çalışma sonrasında 6 yıldır Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapıyorum 1994 yılında pediatrik endokrinolog, 2008’de profesör, 2012 yılında ise Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı oldum. 2010 yılında diyabetli çocuk aileleriyle birlikte Düzce Çocuk ve Genç Diyabetliler Derneği’ni kurdum. Kitabın yazarlarından Kaan Arslanoğlu ile evliyim. Çocuğum yok.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Meslek hayatım boyunca sağlık sisteminin oldukça farklı alanlarını gözlemledim. Anadolu’da pratisyenlik, sigorta hastanesinde uzmanlık, yan dal uzmanlığı, üniversitede öğretim üyeliği sırasında tıbbın insana ve topluma yararları kadar zararları da olduğunu gördüm. Üstelik hizmet alanlar, hizmet verenler ve hizmeti örgütleyenler sağlıklı gözlemler yapıp çözüm geliştirmek konusunda ümitlerimi beslemek bir yana, konuya yaklaşım açısından giderek daha kaygı verici eğilimler geliştirip “sağlık hizmeti” olgusunu patlamaya hazır bir bomba haline getirmekte yarış ediyorlardı. Bu kurgunun içinde yer almaktansa elden geldiğince işin bir ucundan tutmaya karar verdik. Bir platform oluşturmayı düşünmüştük, ama bunun fazla yorucu ve dinamik olacağı, kitabın ise daha ulaşılabilir, kalıcı ve işlevsel olacağına karar verdik.

Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Devam kitabı Tıp Bu Değil 2 Şubat 2013’de yayınlandı. Şu anda kitap projemiz yok. Bir çalıştay planlıyoruz, ayrıca www.insanbu.com sitesinde zaman zaman konuyla ilgili yazılar paylaşıyoruz.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Çok geniş bir soru tabii. Ama ilk söylemek istediklerim, aşırı tıp yarardan çok zarar getirir, toplumda bütünsel sağlık bilinci ve ortaklaşa bir çabayla sağlıklı çevre, sağlıklı toplum, sağlıklı birey hedeflenmeli. Mutlaka tıbbi yaklaşım gereken olgulara yaklaşımın örgütlenmesi şimdiye kadar yaşanan acılardan, yanlışlardan titizlikle ve gönülden dersler çıkartarak yapılmalıdır.


Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sağlık profesyoneli okurlara mesajım; “hastalarınızdan geri bildirim alın, eleştirilmek ilk duygusallığı atlattıktan sonra çok yararlı bir durumdur. Haksızlık ve kabalık bile olsa bunu kişisel algılamayın, karşıdaki kişinin bulunduğu psikolojiden çıkmasına yardımcı olun. Tetkik ve tedavi planlarken minimalist olun, açıklama yaparken veya iletişime geçerken maksimalist olun.”

Sağlık hizmeti tüketicilerine önerim; “bir doktora gidiyorsanız, o sizin isteklerinizi yerine getirme mercii değildir. Kapasitesi elverdiğince sağlık sorununuza çözüm bulacaktır. Bunu yaparken kendi yöntemlerini kullanacaktır. Verim almak istiyorsanız, ona saygılı ve güvenli davranmalısınız. Kendinizi garantiye almanın bir yolu başka hekimlerin görüşünü almak, diğeri ise izlem gerektiren durumlarda bunu aksatmamaktır. Her girişim (tetkik, tedavi, ameliyat) risk taşır, en acısı çok gerekmediği halde yapılan girişimlerden görülen zararlardır. Bir muayeneden geçmek sizin yakın bir zamanda sıkıntınız olmayacağını veya o anda belirti vermemiş hastalıklarınızın yakalanacağını garanti etmez. Beklentinizi gerçekçi olmayan derecede yüksek tutmayın. Karşınızda size sürekli vaatlerde bulunan reklamcı, piyasacı, rekabetçi bir tıp sektörü var. Bu çarka kapılmayın, sağlıklı olmak konusunda kendi üstünüze düşenleri yerine getirmeden tıptan veya devletten beklemeyin.”

Sağlık sistemi örgütleyicilerine mesajım; “sağlık çalışanlarına yüklenen beklentilere göre bir sağlık sistemi, ücretlendirme ve mesai düzenlemesi oluşturun.”

Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
İlk kitapta medya, meslektaşlar ve hastalarımızdan çok olumlu tepkiler aldık. İkinci kitaptan sonra, ya da geçen zamanın etkisiyle medya, kamuoyunun ve çoğu meslektaşların olumlu tepkileri devam etti ama “biz bunları zaten biliyorduk” veya “doktorlara bu kadar saldırı varken sizin bunları yazmanız doğru değil” şeklinde eleştiriler de aldık.


Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı? 
Kitap bana değerli bir arkadaş çevresi, hastalarımın gözünde artı bir saygınlık, hepsinden önemlisi giderek artan bir mesleki sorumluluk kazandırdı.

Mutlaka herkesin okuması gereken kitap sizce hangisi? 
Yine konumuzla ilgili olarak İvan İllic’den “Sağlığın Gaspı” kitabını öneririm. 

Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberleri genelde öncelikleri belirlenirken toplum ve insan yararı gözetilmemiş, konuyu irdelemeden tek yönlü bakış açısıyla hazırlanmış haberler. 

Sağlıklı iletişimin olmazsa olmazı size göre nedir?
Önyargısız dinlemek.

Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu çok geniş bir konu. Ama beni en çok ilgilendiren çocuk diyabeti konusunda uzmanlık derneğimiz ve hasta derneklerimizle birlikte çok yapıcı çalışmalar mevcut.

Kendinizi bulunduğunuz alanın neresinde görüyorsunuz? 
Kendimi yazar olarak işin başında görüyorum. Hekim olarak başlangıçta istediğimden de fazlasını gerçekleştirdim ama şu anda daha büyük hayallerim var. Ancak yaşamımın bundan sonraki diliminde yazarlığa da daha çok ağırlık vermek istiyorum.
Med-Index
Continue Reading

DAMAR HASTALIKLARINDA İNMENİN TEDAVİSİ

Damar Hastalıkları ile ilgili uluslararası alanda yayınlanan “Vascular Medicine: A Companion to Braunwald’s Heart Disease: Expert Consult” kitabında inme bölümünü hazırlayan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, kitap hakkında bilgi verdi.

18 bölümden oluşan, klasikleşmiş olan “Braunwald’s Heart Disease” kitabına yardımcı olacak, refererans kitap olarak, Mark A. Creager, Joshua A. Beckman ve Joseph Loscalzo editörlüğünde 2013 yılında basıldı. Kitabın ikinci baskısı uluslarası yayın evi olan ELSEVIER (Saunders) tarafından bu yıl basıldı. Nöroloji alanında inme konusunda uzmanlaşan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, yurt dışında yayınlanan “Vascular Medicine: A Companion to Braunwald’s Heart Disease: Expert Consult” kitabındaki bölüm hakkında Med-Index’in sorularını yanıtladı. 

Kitapta hangi bölümü yazdınız? 
Kitabın içinde yazmış olduğum bölümü, halen STROKE dergisinin editörü olan Marc Fisher’in teklifi ile birlikte yazdık. Benzer şekilde daha önce de birlikte yazmış olduğumuz kitap bölümleri olması nedeni ile tanıştığım değerli bilim adamı olan Marc Fisher halen ABD’de aktif olarak bilimsel çalışmalarını sürdürüyor. Akut inme tedavisi bölümünü Stroke Dergisi’nin editörü olan Prof. Dr. Marc Fisher ile birlikte yazdım. İnme konusu benim özel ilgilendiğim alan. 

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
İnme tedavisi zor olmakla birlikte önlenebilir bir durumdur. Erken dönemde yüksek tedavi şansı olması nedeniyle üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir hastalıktır. 

Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Yakın çevremdeki olumlu tepkiler dışında henüz herhangi bir değerlendirmeden haberim olmadı. 


Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliğini profesyonel bir branş olarak görüyorum. Medyada çıkan mucizevi tedavi haberlerinin kontrolsüzlüğü beni en çok üzen konuların başında geliyor. Tıpta sansasyonel haberlerin yapılmamasını daha doğru buluyorum. En son yüz nakli ile ilgili medyanın tutarsızlığı bu konudaki en önemli örneklerden biri. Bir başka facia sayılabilecek haber ise televizyon kanallarının birinde işin ehli olmayan bir doktorun mucizevi Alzheimer tedavisi ise hem sağlık alanında hem de habercilik adına skandal olarak sayılabilir. Bu nedenle etik değerlere saygı gösteren olmazsa olmaz gerekli bir medya branşı olan sağlık haberciliğinin, desteklenmesinden yanayım. 

Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal Kimdir?
Diyarbakır’da 1965 yılında doğan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, Üniversite eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladıktan sonra ihtisasını Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nöroloji Anabilim Dalında yaptı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 2000 yılında doçent unvanını, 2007 yılında da Ankara Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde profesörlük unvanını aldı. Askerlik Hizmetini Ankara GATA Nöroloji Kliniğinde yapmış olan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal uzman olduktan sonra, bir süre ABD’de University of Massachusetts’de bir çok deneysel çalışma yapmıştır. Halen Özel TOBB ETÜ hastanesinde tam zamanlı olarak çalışmaktadır. 

Ulusal ve uluslararası dergilerde bilimsel makalaleri, bilimsel toplantılarda sunulan pek çok sayıda bildirisi olan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal’ın bilimsel toplantı, konferans ve panelde konuşmacı olarak görev aldı. Ayrıca popüler tıp konusunda dergi ve gazetelerde yayınlanmış yazıları bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası çeviri ve orijinal kitap ve kitap bölümleri de yazmış olan Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal halen Türk Nöroloji Derneği Yeterlilik Yürütme Kurulu Üyesi olarak çalışmalarına devam etmektedir. Aynı zamanda Türk Nöroloji Dergisi ve Türk Beyin Damar Hastalıkları Dergilerinde Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi’dir. 

Yaptığı çalışmalarla Birleşmiş Milletler kriterleri doğrultusunda Türkiye’deki danışman hekimler listesinde yer almaktadır. Prof. Dr. Önal, Birleşmiş Milletler bünyesinde WHO, UNDP, UNOPS, UNFPA ve UNICEF dahil olmak üzere tüm kuruluşların personellerine ihtiyaç halinde sağlık bilgisi ve sağlık hizmeti sunmaktadır.

Kitap hakkında bilgi için: 

http://www.sciencedirect.com/science/book/9781437729306
http://www.amazon.com/dp/1437729304 

Doğru, etik ve tarafsız haberciliğin adresi Med-Index : www.med-index.com Mutlaka ziyaret edin!

Continue Reading

OSMANLI HEKİMLERİNİN SAĞLIK KURALLARI

Osmanlı hekimlerinin sağlıklı yaşam konusunda verdikleri bilgileri o zamanki tıp kitaplarına sadık kalarak anlatan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, “Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları”nı bir kitapta topladı.
Osmanlı hekimlerinin sağlıklı yaşam konusundaki bilgileri bir kitapta toplayan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, “Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları”kitabı ile ilgili şunları söyledi: “Duyguların insan sağlığındaki önemli yeri anlatılır, korku, endişe, öfke vb. gibi duyguların zararları ve nasıl aşılacağı bildirilir. Yemek içmek konusunda çok önemli detaylar anlatılır, Türk hamamında yıkanmanın sağlık açısından neden faydalı olduğu da belirtilir. Bazı bölümleri anlaşılmasa da zamanla bu büyük birikimin ne kadar isabetli kurallar getirdiği anlaşılacaktır. Sağlıklı yaşamak isteyenlerin dikkatle okumaları ve uygulamaları gereken bir kitaptır.”
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, DSA’nın sorularını yanıtladı.
 Kitabınızı yazmaktaki etken nedir?
Bir tıp tarihçisi olarak asistanlığımın ilk dönemlerinden bu yana Osmanlı Tıbbının sağlıklı yaşam bilgileri beni çok etkilemiş ve bu bilgilerin bugüne aktarılması gerektiğini düşünmüştüm. Uzun deneyimler sonucu elde edilen bu bilgiler bugünkü tıbbın görüşüyle ve farklı yaşam şekilleriyle değişse de büyük bir kültür ve bilgi birikimi olarak önümüzde idi. İşin güzel tarafı burada yer alan birçok bilgi bazı ailelerde ve geleneksel ortamlarda biliniyor ve sürekliliğini koruyor olmasıydı. Sağlıklı yaşam kuralları çok uzun seneler günlük yaşamın her bölümüne etki etmiş, kendi kültürümüz ve geleneğimizin çok önemli bir parçası olmuştu. Bu sebepten bu bilgilerin ilgilenenlere ulaştırılmasını uygun buldum.
Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Sağlıklı Yaşam konusu insanlar için her devirde çok önemli olmuştur. Bu konuda yazılan pek çok kitap var. Ben burada 1000 yıllık bir deneyimden gelen Osmanlı Tıbbının bu konuda ne söylediğini bildirmek istedim. Çünkü Osmanlı hekimleri bu konuda çok önemli bilgilere sahiptiler. Bu konu o kadar ince ve geniş bir şekilde incelenmiştir ki her kural önemli mesajlar veriyor. Bugün bu kuralların pek çoğunun doğru olduğunu biliyoruz. Bilmediğimiz pek çok bilgi de içeriyor. Bu kitabı aslına sadık kalarak yazdım. Daha önce bu konuda bir bilgi olmadığı için okuyucunun esas kaynağın nasıl olduğunu anlamasını istedim. Bu bizim kültürümüzün, bizim hekimlerimizin önerileri. Bu sebepten kitap hem sağlıklı yaşamak konusuna önem verenler için hem de Osmanlı Tıp kitaplarının bu konuda yazdıklarını öğrenmek isteyenler için faydalı olacağına inanıyorum.
Okurlarınıza iletmek istediğiniz mesajınız var mı?
Bu kitap Osmanlı hekimlerinin sağlıklı yaşam konusunda öngördükleri bilgileri içerir.
Klasik dönem Osmanlı tıp kitaplarının hepsinde sağlıklı olmak için neler yapılması gerektiği öncelikle ve önemle yer almıştır. Osmanlı hekimleri sağlıklı yaşam kurallarını
“esbâb-ı sitte-i zarûriye” (Zorunlu olan altı sebep) başlığıyla altı bölümde anlatmaktadırlar.
Bu bölümler; 1- Hava ve onunla ilgili konular (mevsimler, yaşanan yerler, giyim kuşam).  2- Yemek-İçmek konusundaki bilgiler.  3-Spor, hareket ve hareketsizliğin sağlığa etkisi, 4- Duyguların sağlığa etkisi, 5-Uyku ve onunla ilgili kurallar ve 6-  Vücutta kalıp atılamayan maddelerden kurtulmak için yapılacaklar (müshille temizlenmek, lavman, kan aldırmak, hacamat sülük, hamam)  gibi yöntemler anlatılmaktadır. Hekim öncelikle sağlıklı olmak için uyulması gereken kuralları bildirir böylece sağlıklı yaşamak sağlanır, eğer her şeye rağmen hastalık ortaya çıkarsa tedaviye geçilirdi.
Kitabın önemi nedir?
Bu kitap Osmanlı hekimlerinin sağlıklı yaşamak konusunda verdikleri bilgileri o zamanki tıp kitaplarına sadık kalarak anlatmaktadır. Burada özellikle insanların mizaçlarına göre beslenmesi ve yaşaması öngörülür. Mevsimlerin ve buna bağlı olarak havanın sağlığı nasıl etkilediği, sıcak, soğuk havalarda neler yeneceği, nasıl giyinileceği konusu anlatılır. Sporun sağlıklı yaşam konusunda çok önemli olduğu yazılır ve en faydalı sporun ata binmek olduğu vurgulanır. Ata binmek hem bedenin hem de organların sporudur, ruha ferahlık verir. Duyguların insan sağlığındaki önemli yeri anlatılır, korku, endişe, öfke vb. gibi duyguların zararları ve nasıl aşılacağı bildirilir. Yemek içmek konusunda çok önemli detaylar anlatılır, Türk hamamında yıkanmanın sağlık açısından neden faydalı olduğu da belirtilir. Bazı bölümleri anlaşılmasa da zamanla bu büyük birikimin ne kadar isabetli kurallar getirdiği anlaşılacaktır. Sağlıklı yaşamak isteyenlerin dikkatle okumaları ve uygulamaları gereken bir kitaptır.
Osmanlı Tıbbına giriş niteliğinde olan bu kitabın ilgi görmesi bu konuda yazılacak birçok kitaba öncülük yapacaktır. Bunu ümit ediyor ve bekliyorum.
Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Evet. Bu kitabın arkasından;
  • Osmanlı Hekimlerine Göre Çocuk Bakımı ve Eğitimi
  • Osmanlı Hekimlerine Göre Yaşlıların bakımı ve sağlığı
  • Osmanlı Hekimlerine Göre Kokularla Tedavi
  • Osmanlı Hekimlerine Göre Yemek ve Diyet

Kitapları hazırlıklarım tamamlandı. 
Kendinizi bulunduğunuz alanın neresinde görüyorsunuz?
Bugün dönüp arkama baktığımda çok önemli bir bilgi birikimine sahip olduğumu fark ettim. Kendi alanımda iyi bir yerdeyim.
Bütün istediklerini gerçekleştirmiş, hayatından memnun bir yazar mısınız?
Her kitabımın basılmasında destekleyici ve yayın evi sorunu yaşıyorum. Bu benim yazma şevkimi kırıyor.  Kitaplarım klasik kitaplardan olduğu için gelecekte değerinin daha iyi anlaşılacağını düşünerek tekrar yazıyorum.
Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Planladığım ve hazırladığım pek çok çalışmam var, projelerim de onlardan daha çok. Ümit ederim ömrüm bunları gerçekleştirmeme yeter.
Prof. Dr. Ayten Altıntaş Kimdir?
Tokat’ta doğdum. İlk, orta, lise tahsilimi Konya’da yaptım. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdim. 1975 yılından itibaren Tıp tarihi çalışmalarına başladım. 1978 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Tıp Tarihi ve Deontoloji kürsüsüne geçtim 1982 yılında Doktor, 1988 yılında Doçent, 1996 yılında Profesör unvanını aldım. Çalışmalarımda öğrenci eğitimini her zaman ön planda tutmaktayım. Tıp Tarihi bilinci vermek ve Tıpta Etik uygulamaları aydınlatmak için çaba göstermekteyim. Araştırmalarımı öncelikle Türk Tıp Eğitimi konularında yoğunlaştırdım, zamanla Osmanlı tıbbında tedavi,  Kokulu gülün tedavideki yeri de önemle öne çıktı. 9 adet kitabım, 160 tane bilimsel yayınım var.  Halen Cerrahpaşa Tıp fakültesinde görev yapmaktayım. Evli ve iki çocuk annesiyim.

Continue Reading

BEL AĞRISIYLA NASIL BAŞA ÇIKABİLİRSİNİZ?



Bel, sırt ya da boyun ağrınız mı var? Öyleyse bilmeniz gerekenler  “Bel Ağrısıyla Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?” kitabında yer alıyor. 


Bel, sırt ya da boyun ağrısıyla ilgili detaylı bilgi veren Jeffrey N. Katz ve Gloria Parkinson tarafından yazılan “Bel Ağrısıyla Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?” kitabı, ağrının tanımından neden oluştuğuna, tedavi seçeneklerinden yapılması gereken egzersizlere kadar detaylı bilgi veriyor. 


Bu konuda ne yapmak gerektiğini ile ilgili bu yetkin ve kapsamlı kılavuz, kendisi de bel ağrısı çekmiş bir Harvard doktoru tarafından kaleme alındı. Bu kitap sorununuzun gerçek nedenini ve onu tedavi etmenin en etkili yolunu bulmada size yardımcı olacak. 


Kitapta şu soruların yanıtlarını bulacaksınız: Bel ağrınıza yol açan nedenler konusunda nasıl doğru bir teşhis alabilirsiniz
Bel, sırt ve boyun ağrılarınız için en etkili bir tedavi nasıl düzenlenebilir? Hangi tamamlayıcı terapiler söz konusu olabilir?  Egzersiz, masaj ve yoga yardımıyla ağrılarınızı nasıl kontrol altına alabilirsiniz?  Ameliyattan kaçınmanın, yeniden sakatlanmayı önlemenin ve sırtınızı ömür boyu güçlendirmenin yolları nelerdir?





ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR! 


Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler: 


– Blogu izlemeye almak 


– Facebook sayfamı beğenmek 


– Bu yazının altına yorum yazmak


Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.


3 Eylül Pazartesi günü saat 23:00’a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 4 Eylül Salı sabahı buradan duyurulacaktır.


Çekilişi Arda Yiğit kazandı.. Adresini ilettiğinde kitabı göndereceğim. 


Continue Reading

“GÜL”DEN GELEN SAĞLIK

“Gül, Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri” kitabını
yazan Prof. Dr. Ayten Altıntaş, “Gülü
fark etmek yetmez, gülü fethetmek lazım
” diyor
Yıllardır tıpta
tedavi edici etkisi sebebiyle kullanılan kokulu gülleri bugünkü tıbba tanıtmak
ve tıp tarihindeki bu serüveni günümüze taşıyan
Prof. Dr. Ayten
Altıntaş, Maestro Yayıncılıktan  “Gül,
Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri” isimli kitabını çıkarttı. G
ül geleneğinin tarihimizdeki vazgeçilemez
önemine de değinilen kitap hakkında
Altıntaş şunları söyledi: “Isparta’daki gülcülüğümüzün
bugünkünden daha iyi düzeye ulaşabilmesi için bir şeyler yapabilmekti. Bugün
dünyadaki en önemli gül üreticisi olan Türkiye, yarınlara daha büyük
girmeliydi. Onu bekleyen tehlikeleri tarihimizin binlerce yıllık tecrübelerinden
faydalanarak aşabilirdik. Kendi birikimimiz, kültürümüz ve geleneklerimizle
bunu başarabileceğimize inanarak, çorbada tuzum olsun istedim.

Isparta’da
gülle hazırlanan kozmetik malzemelerini gördüğümde çok heyecanlandım. Gülün
tarihinde, güzellik için kullanılışının önemli bir yeri var. Gül, her
coğrafyada güzelliğine önem veren kadınların baş tacı olmuş. Romalı soylu
hanımlar, her gece kullandıkları güzellik malzemeleri için Mısır’dan gemiler
dolusu gül getirtmişler. Isparta’nın yetiştirdiği güllerden kendi güzellik
malzemelerini imal etmesiyle gül kozmetiğe geri dönmüş. Isparta’da, çeşitli güzellik
malzemeleriyle dolu dükkânlar ve doğal gül yağı ile hazırlanan kozmetik
ürünlerinin her gün artması, gelecek için ümit veriyor.
Gülü fark etmek yetmez, gülü fethetmek lazım.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş,
“Gül,
Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri”  ile ilgili Esra Öz’ün sorularını
yanıtladı.
Kitabınızı yazmaktaki
etken nedir?
Osmanlı
tıbbındaki tıbbi bitkileri çalışırken kokulu gülün önemli bir ilaç olduğunu
fark ettim ve bu konuda çalışmalarımı yoğunlaştırdım. Bu çalışmalarım sırasında
bizim geleneğimizde gülün çok önemli bir yeri olduğunu ve gül çiçeğinin insan
belleğinde çok önemli bir yeri olduğunu da anladım. Bütün bu bilgilerin bugüne
taşınması amacıyla belgelere dayanan bu kitabı hazırladım.
Kitapta
vermek istediğiniz mesaj nedir?
“Gül,
Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri” isimli bu kitap Türkiye’de bu
konuda yazılan ilk kitaptır. Bu sebeple her bilginin kaynağı hemen altta verildi.
Kitap istek üzerine İngilizceye de çevrildi. Kendimize özgün bilgileri
kapsadığı için Yurtdışında da önemli bulundu.  Bu kitap kokulu gülün bir ilaç olarak önemine
değinirken, gülsuyunun tıpta ve geleneğimizdeki önemli yerini vurgulamaktadır.
Gülün parfüm olarak kullanılması da çok önemlidir. Bu koku serüveni de kitapta
anlatılmıştır. Özellikle güzelleşmek amacıyla gül ürünlerinin kullanılması da
belgelere dayanılarak kitapta yerini almıştır. Kitabın yazılmasındaki en önemli
etken de Türkiye ve özellikle Isparta ve civarının kokulu gül üretmede dünyanın
çok önemli bir yerini işgal etmesidir. Senede 10 bin ton kokulu gül üretilen
Türkiye bu ürününün önemini kavramasını istedim. Bugün sadece parfüm dünyası
için hazırlanan gülyağı için üretilen bu güllerin gelecekte tedavide,
kozmetikte de kullanılması amacımdır.
Bu kitapta  senelerin süzgecinden geçmiş bilgileri
aktardım. Gülün uzun soluklu serüveninde Gül her zaman “Sevgi ve Güzellik”
sembolü olmuştur. Gül İslam Dünyası için de çok önemli. Hz. Muhammed’in
sembolü, kokusu onun kokusudur. Güller artık kokmuyor, O şık çiçekçilerin
vitrinlerini süsleyen güllerin kokusu yok, gül kokusundan hoşlanmayan hatta o kokuyu
tanımayan bir nesil var şimdi. İnsanlık belleğindeki gülü yitirmiş. Elinizdeki
kitap bu belleğe ufak bir uyarı yapmayı amaçladı.



Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var
mı?

Okurlara
kokulu gülü tanımalarını ve ne kadar önemli bir çiçek olduğunu fark etmelerini
istiyorum. Gülün tarihinin insanlık tarihinden önce başladığını ve tarihin her
döneminde çok önemli bir yerde olduğunu anlattım. İslamiyet’te de çok önemli
bir yeri olduğu, Hz. Muhammed’in sembolü olduğu, bu sebeple kültürümüzdeki
önemli yeri belirtilmiştir. Kokunun insanın serüvenindeki önemli yerini ve
burada gül kokusunun önemi anlatılmaktadır. Kokulu gülün Osmanlı Tıbbındaki
yeri ve nerelerde kullanıldığını kaynaklarıyla burada göreceksiniz. Kokulu
gülün Isparta’ya gelişi, bu ziraatı başlatan İsmail Efendi ve sonraki
gelişmeleri kaynaklara dayanarak bu kitapta bulacaksınız. Bu kitap her yönüyle
kokulu gülün önemini belgelere dayanarak anlatmaktadır.
Gülle ilgili
her şey bizden bir parça. Özellikle kokulu gül; “hem güzellik, hem sağlık hem
de geleneklerimizi hatırlatmalı” diye düşünüyorum. En küçük taşra evlerinden,
şehirlerarası otobüslere kadar elinize kolonya döküldüğünde, bunu gül suyu
ikramının alkollenmiş şek
li olarak düşünürseniz, bu kitap amacına ulaşmış demektir.

ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR! 

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler: 

– Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

– Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

– Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.

2 Ağustos  Perşembe günü saat 23:00’a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 3  Ağustos Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.

Çekilişi Rukiye D. kazandı. Adresini ilettiğinde kitabı göndereceğim. 

Continue Reading