SAĞLIK MEDYA LAB EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİ?

Bu sene sağlık haberciliğinde 10. yılımı kutlayacağım. Geçen sürede geriye doğru dönüp baktığımda ne kadar çok bilgi edindiğimi, ne kadar farklı insanla tanıştığımı ve çok farklı yerlerde çalıştığımı görüyorum. Gazetecilik gibi zorlu bir mesleğin içinde bu kadar yıl sağlık haberciliğinde uzmanlaşma uğraşı hem çok zor hem de çok keyifli. 

Medya dünyası çok bilinmeyenli denklem gibi, şifreleri her an değişse de temeli hep aynı işliyor. Gazeteciliği bu anlamda bilim olarak görmek yanlış değil. Çünkü temeli psikolojiye, nörobilime, felsefeye ve iletişim kuramlarına dayanıyor aslında.

Yıllardır gözlemler yapıyorum. Çıkarımlarımı belli bilimsel temellere dayandırarak, bunları bir haritaya yerleştiriyorum. Böylece gazetecilerin farkında olmadan yaptığı davranışların, belli bir açıklaması çıkıyor karşımıza. Bu da medya ile ilişkilerimizi güçlendirmek için yardımcı oluyor. 
Haberciliğin tanımı değişiyor. Artık gerçek ile doğru arasındaki ayrımın farkı çok net şekilde ortaya konabiliyor. Gördüğünüz her şey size doğru mu gelir? Aslında detayları atlayabilir ve yanılabilirsiniz. Bazen kesin kanıtlarla çoğunluğun söylediğine inanırız. Bazen parçalarını birleştirdiğiniz, yapboz gibi bütünü görmek gerekir. Ortaya çıkan görülmeyen gerçekleri diğer insanlara anlatabilirsiniz. Her parçayı sevgi ve inançla birleştirdiğinizde bu zorlu mücadelenizi herkes anlayacaktır. İşte size bu parçaları birleştirip, gerçekleri ortaya çıkartan insanların öykülerini konu alan bir filmden örnek vereceğim.

12 Angry Men (12 Kızgın Adam)
Aslında hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir hayatta. Hani suçlu dediğiniz aslında suçlu olmayabilir. Babasını öldürmekle suçlanan 19 yaşındaki bir gencin, jürinin kararına göre cezası netleşecektir. 12 kişiden oluşan jüri üyeleri bir odada toplanır ve 1 kişi dışında herkes çocuğun suçlu olduğunu söyler. İşte o bir kişi saatler ilerledikçe insanların emin olduğu kararlarını sorgulamalarına sonunda da aslında gözlerinden kaçan ipuçlarını birleştirerek, çocuğun suçsuz olduğuna karar verilmesini sağlar. Filmin her dakikası dikkatle izlenmeli hatta birkaç kez izlenebilir. Film, olaylardan o kadar emin olarak bakarken aslında gözümüzden kaçan detayları nasıl atlayabildiğimizi anlatıyor. Gerçekleri sorgulamadan, söylenenlere nasıl inandığımızı gösteriyor. Onun için haber kaynaklarını çok iyi irdelemek gerekiyor. Dosya haberde ya da tartışma programlarında başka kimler olacağını önceden öğrenmek çok önemlidir. 

Hatalı Denge
Hatalı Denge yani False Balance, gazetecilerin karşı görüşlere de yer veriyorum düşüncesiyle yaptığı hata.  Özellikle tartışma programlarında konu hakkında dengeli ya da objektif olmak hedeflenirken dengenin bozulması. Aslında karşı görüşe de yer vermiş hissi oluşturup, biri geçerli diğeri sözde bilim iki konunun sanki birbirine eşit seviyede gibi ortaya konmasıdır. Bir tarafın delil ve argümanlarını dinlerken, temelsiz birinin görüş bildirmesi dengesizlik oluşturur. Televizyonda, tartışma programlarında reyting kaygısı ile sansasyon oluşturmak veya önyargıları yıkmak isterken yanlış denge yapılmasıdır. Mesela iklim değişikliği programına bilim insanlarının yanında karşıt görüş olsun diye iklim değişikliğini inkar eden birilerini çağırmak genelde seyircinin kafasını karıştırıp iki tarafın argümanlarını eşit derecede sağlammış gibi algılanmasına neden olur. Aşılarla ilgili programa çocuk doktoru yanı sıra aşı karşıtı konuk çağırmak gibi. Gazetecilerin ve haber kaynaklarının dikkat etmesi gerekenlerin kesişme noktaları var. 

Sağlık Medya Lab nasıl ortaya çıktı?
Gazeteciliğim süresince birçok farklı platformda, farklı kitlelere konuşmalar yaptım ve yapıyorum. Bu süreçte de sağlık haberciliği ile ilgili kaynak sıkıntısı yaşadım. Baktım bu alanda çalışanların toplu olarak yer aldığı bir kaynak yok, “Sağlık Haberlerine Farklı Bakış” kitabımı hazırladım. Sağlık haberciliğinde bir dönüm noktası olması ve bu alanın uzmanlaşması için denize atılmış bir deniz yıldızı misaliydi bu kitap. 

Sonra medya eğitimlerinde bilinenin dışına çıkıp, çok daha etkili ve bilinçli olunması içinde Sağlık Medya Lab adı ile bir eğitim programı geliştirdim. Bu program bu zamana kadar yapılan medya eğitimlerinden farklı olarak psikoloji, nörobilim ve iletişim üçgeni içerisinde yer alıyor. En önemlisi de eğitim hem eğlenceli hem de yurt dışında gazetecilik bölümlerindeki medya lab’lar gibi kendi kendini geliştiren bir teknik. 

Doğru algılanmak için doğru mesaj vermek gerekir
İşte bu eğitimle, medyada yer alırken verilen mesajların farkındalık ve güncel konular içerisinde farklılık oluşturması önemini ele alıyoruz. Haber değeri taşıyan içeriklerle medyada doğru zamanda doğru mesajlarla yer almak gerekir. 

Uzmanlar tarafından sağlıkla ilgili bilgileri gazetecilere anlatırken dikkat edilecek önemli noktalar vardır. Medya ile ilişkilerinizi düzenlerken ya da sosyal medyada imajınızı belirlerken kendi markanızı oluşturmanız iş hayatınızda sizi farklı kılacaktır. Hekim ve sağlık sektörü profesyonelleri için etkili medya iletişim tekniklerini içeren iki günlük eğitim maratonu bu şekilde hayata geçti. 

Bir haber ya da röportajda doğru mesaj ile büyük kazanımlar elde edilirken, yanlış hamle ile bir kriz ortaya çıkabilir. Kriz anlarını doğal, rahat, samimi ve saygılı bir şekilde yönetebilmek önemlidir. İkna kuralları ile zorlu süreçleri başarı ile yönetmek hayati önem taşır. Bilgi kaynağı olmak belli bir güç elde etmektir. Gizli tuzakları ve ipuçlarını tanımak ve doğru şekilde yanıt vermek eğitimle bu alanda ustalaşmayı sağlar. 

Sadece kriz anı için düşünülmemeli, doğru iletişim sürekli yönetilmesi gereken bir yaşam tarzıdır. Hayat devam ettikçe öğrenmeye ve gelişmeye devam etmeliyiz. 

Continue Reading

MEDYADA NELER OLDU?

Medyada gündem çok hızlı geçerken, geriye doğru bakıp, özet
şeklinde olanları incelemek zihin açıcı olacak. Süzgeçten geçirdiğim dikkat çekici
ve faydalı bilgileri sizlerle paylaşacağım.


Google ve Facebook yalan haberlere savaş açtı
Ken Doctor’ın Nieman Journalism Lab haberine göre, ABD
başkanlık seçimlerinin Donald Trump’ın zaferi ile sonuçlanmasının ardından,
Facebook ve Google algoritmalarının kullanıcılara popüler içerik gösterme
eğilimi nedeniyle dezenformasyon yaydıkları ve seçim sonuçlarını etkiledikleri
suçlamalarıyla ağır eleştiri almıştı. 
Eleştiriler karşısında Google ve Facebook, içerik
politikalarında değişikliğe gitti ve yalan haber içeren sayfaları reklam
ağından çıkaracağını duyurdu.

Google artık ‘gerçeği manipüle eden, yanlış aktaran ya da
saklayan’ mecraları Google reklam ağında barındırmayacak.

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ise sosyal paylaşım
sitesinin ABD’de başkanlık seçimlerinin gidişatını etkilediği iddialarına
şiddetle karşı çıktı. 

Yapılan açıklamada Zuckerberg, yalan haber yapan sitelerin
“yanıltıcı, yasadışı ve aldatıcı” kategorisine alındığını belirtti.
Böylece bu siteler Facebook’ta reklam göstererek gelir elde edemeyecek.
Facebook da kullanıcılarını sadece kendi beğendikleri içeriklere benzer
içerikler göstermek suretiyle bir ‘yankı odası’ içine hapsetmişti. Artık bütün
yayıncıların gözetim altında tutularak sosyal medya platformunun kurallarını
ihlal etmemeleri için sıkı bir kontrolden geçirilecek.

Yalan haber meselesini ciddiye aldıklarını söyleyen
Zuckerberg, geçmişte kendilerine neyin sahte olduğunu anlamalarına yardım
etmeleri konusunda Facebook topluluğuna güvendiklerini ve bunun için
bildirimlere dayalı bir sistemleri olduğunu, birçok sitenin bu sayede Newsfeed’e
düşürülmeyerek cezalandırıldığını iletti. Kendilerini ‘gerçeğin hakemleri’
olarak konumlamak istemediklerini ve topluluklarıyla ‘üçüncü partilere’
güvendiklerini belirten Zuckerberg, Facebook’un önümüzdeki dönemde üzerinde
duracağı meseleler şöyle sıraladı: “Daha güçlü bir algılama sistemi, sahte
hikâyelerin daha kolay ihbar edilmesi, üçüncü partilerin doğrulaması, sahte
haber uyarılarının güçlendirilmesi, ilgili makaleler kısmında çıtayı
yükseltmek, yeni reklam politikasıyla sahte haber ekonomisini çökertmek ve
haber profesyonelleriyle iş birliği.

Guardian’dan Sanal gerçeklik gezisi
Guardian, Londra’nın Viktorya döneminden kalma
kanalizasyonlarını keşfetmesine olanak tanıyan yeni bir sanal gerçeklik (VR)
deneyimi geliştirdi. 




Yabancı Dil Sorununa Anlık Çeviri
Microsoft’un mesajlaşma uygulaması Skype’ta, sesli
görüşmeleri gerçek zamanlı olarak farklı dillere çevirebilme özelliği kazandı.
Skype Translator adı verilen servis sayesinde farklı dilde konuşan iki kişi
altyazı yardımı ile birbirlerinin dillerini bilmeseler bile rahatlıkla
konuşabilecek, iletişim kurabilecekler. 


Google Translate’te mükemmel çeviri
Google Translate (Google Çeviri), daha önce Çince-İngilizce
çeviriler için devreye aldığı Neural Machine Translation (Sinirsel Makine Çevirisi)
özelliğini yeni diller için de kullanmaya başladı. Üstelik bu yeni diller
arasında Türkçe de var.  


RedPhone ile dinlenmelere son
Google Play’de akıllı cep telefonu sahiplerinin kullanımına
sunulan programın adı Red Phone. Red Phone, iki telefon arasndaki görüşmeleri
kripto ile yani şifreleyerek iletiyor. Böyle olunca gelen veriyi sadece
telefonun diğer ucundaki kişi doğru olarak alabiliyor. Bu durumda da görüşmeyi
dinlemeye çalışan üçüncü kişiler amaçlarına ulaşamıyor.
WhatsApp’ta GIF ve görüntülü konuşma dönemi başladı
WhatsApp’ta GIF animasyonlar oluşturmak, bunları
arkadaşlarınızla paylaşmak mümkün. Uygulama yeni güncellemesiyle, Facebook
Messenger’da da olduğu gibi Giphy’den GIF seçmenize olanak tanıyor.


WhatsApp, resmi blogunda yaptığı açıklamada, görüntülü
konuşma özelliği başladı.  


Facebook’tan yemek sipariş edilebilecek
Facebook “Utility Features” özelliği ile onaylı sayfası olan
restoranlar, kullanıcılardan on-line yemek siparişi alabilecek. 


Google veri gazeteciliği ve haber teyit projelerini
fonlayacak
Arama devi Google, Perşembe günü, Digital News Initiative
Innovation Fund (Digital Haber Girişimleri Fonlama Projesi) kapsamında, 25
Avrupa ülkesinde 124 yeni medya projesini 24 milyon euro ile desteklediğiniaçıkladı. 


Google’dan fon alan projeler arasında, gazeteciler için
hazırlanmış, otomasyona dayalı bir doğrulama/teyit aracı olan FACTS (gerçekler)
de var. FACTS, ilk tam otomatik doğrulama/teyit aracı olacak. Kendi
geliştirdiğimiz bu orjinal teknoloji, siyasi tartışmalarda ve çevrimiçi medyada
ortaya atılan iddiaları tanıyacak ve yanlış oldukları takdirde derhal FACTS
kullanan gazetecileri uyaracak. FACTS, gazetecilere en önemli soruyu, ihtiyaç
duydukları anda sunacak. Gazetecilerin zamanla yarıştığı bu yeni dünyada onlara
çok önemli zaman tasarrufu imkânı sağlayacak. Yalan haberlerin yayılmasını
engelleyerek, dezenformasyonu önlemeye yardımcı olacak. Gazeteciliğin
gerektirdiği inanılırlığını ve saygınlığını korumasına yardım edecek. FACTS’in
iki modu var: İlki, teyit etmeye çalıştığımız iddiaların daha önceden kontrol
edilip edilmediğini tespit etmek ve edilmişse ulaşılan sonucu sunmak üzerine.
Yenilikçi ikinci modumuzda ise, FACTS ortaya atılan iddiaları istatistiki
modelleme kullanarak teyit ediyor; ki bu daha önce yapılmamış bir şey.

Dahi Bilim insanı Elon Musk 4 bin uydu fırlatacak
Çılgın bilim insanı ve işadamı Elon Musk, 4 bin adet uydu fırlatmak
ve  10 milyar dolarlık küresel bir
internet kurmak için izin istedi.
ALS hastası bir kadın beyin implantını kullanıyor
ALS hastası bir kadın beyin implantını kullanmayı öğrenerek,
beyin – bilgisayar ara yüzlerinin kimsenin yardımı olmaksızın, gündelik hayatta
kullanımının ilk örneği oldu.



2030’da hastaneler kalkıyor
Dünya Bankası Danışmanı Dr. Melanie Walker’a göre:  robotik, yapay zeka, 3D yazıcı, yapay sinir
ağları gibi teknolojiler gelecekte hastanelere duyulan ihtiyacı ortadan
kaldıracak. 2030’dan itibaren artık hastanelerin eski işlevini kaybedecek  ve sadece insanların girip tedavi olup
çıktığı, yatılı hastaların olmadığı yerler haline gelecek.”   



Mikro robotlar termal iletişim sağlıyor
Mikro-robotların 
‘termal iletişim’ yöntemiyle, ilaç taşıyan bakterileri çevreleyen
ortamın ısısını manipüle ederek bakterilerin ilacı nerede ve ne zaman bırakacağı ve kendini ne zaman imha edeceği belirlenebiliyor.



Gençlik sağlığı öğrenecek
Johns Hopkins Medicine’in gençlik sağlık programında çalışan
yetkililer, Y2CONNECT adlı bir web sitesi ile gençleri bilgilendirecekler.

Continue Reading

YAYINCILIĞI BİR ÜST SEVİYEYE ÇIKARMAK İÇİN NE YAPMALI?

Dijital dünyayı herkes
gönlünce kullanıyor. Kuralları olmayan ve tecrübelerle kuralları belirlenen bu
platform ile ilgili gazeteciler farklı bakış açıları geliştiriyor. 

Yurt dışında
bu konuda Harvard Üniversitesi’nin gazeteciliğin geleceğini incelemek amacıyla
kurduğu Nieman Journalism Lab
  gerçekten
çok güzel. İşin gelişi güzel olmasından öte, işin profesyonellerine yardımcı
olacak ve yol gösterecek bir adım.

Ken Doctor, Nieman
Journalism Lab sitesinde yer alan köşesinde
 
ABD’de gazetecilik sektörünün 22 çeyrekten beri sürekli gelir düşüşü
içinde olduğuna dikkat çekiyor.
Newsonomics isimli sitesini de özellikle
öneririm.

Medya sektörü analisti Ken Doctor, dijital eğilimlerin habercilik sektörü üzerindeki etkisini “Newsonomics” adlı kitabında ele aldı. 

Gazetecilik artık
gazetelerde kalmıyor. Yurt dışında gazeteciler daha serbest ve daha girişimsel.
Hem mesleklerini geliştirmek için çalışırken hem de işlerini keyifle
yapıyorlar. 

Ülkemizde de bu
anlayış benimsenmeli, gazetecileri tanımak ve nasıl haber çalışıyorlarsa ona
göre sosyal medyada takip etmek doğru, güvenilir ve objektif haberciliğin
devamını sağlayacaktır. Böylece yayıncılık üst seviyelere çıkacaktır. 

Continue Reading

HANGİ BLOGLARI TAKİP ETMELİYİZ?

Blog yazarlığına 2005 yılında başladım. O dönemlerde Türkiye’de çok fazla blog yazarı yoktu. Bilgisayarın başında kodlar arasına kaybolup, “Hangi kod ile neyi değiştiririm?”, “Blog dilimi ve tarzımı nasıl oluştururum?” diye çok uğraşırdım. 


Zamanla her şey kolaylaştı ve kodlar olmadan seçeneklerle bloglarımızı hazırlar olduk. Yıllardır sağlık bloğu tuttuğum içinde gazeteci arkadaşlarıma sürekli blog yazmalarını söylerim. Size bundan sonra blog analizleri yaparak, takip etmenizi önereceğim blogları listeleyeceğim. 

Blog nedir?
Bu kadar “blog” kelimesi geçerken, hemen ne anlama geldiğini konuşalım. Blog, İngilizce’deki “web” ve “log” kelimelerinin birleşmesinden yani “ağ” ve “kütük” oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşması ile oluştu. Güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı ücretsiz bir yayın. Online günlük gibidir ve dili samimidir. Blog yazarının ilgisi dahilinde sayfasını belli bir alanda tutabilir. Kitap, film, yemek, teknoloji, sosyal medya gibi çeşitli alanlarda uzmanlaşabilir. 

Önceden etik, güvenilir ve objektif olduğu için takip edilirdi, şimdi bastır parayı yazdır istediğini haline dönüştü. Reklam için av peşine düşen çeteler gibi, yolumuzu tıkamaya çalışanlara kadar her türlü saldırıyı mubah gören bir grup var. O nedenle blogların güvenilirliği azaldı. Çok dikkatli ve seçerek takip etmek gerekiyor. 

İlk blog yazarlarından biri olarak, özellikle bu işi sadece ticari amaç için yapanlardan uzak durmanızı öneririm. Böylece bilgi kirliliği içerisinde nefes almak için bazı sayfalara güvenle uğramak sizi rahatlatacak ve vizyon katacaktır. 

Takip etmenizi önereceğim 5 blog daha çok teknoloji ve dijital ile ilgili olacak, işte adresler:

  • M. Serdar Kuzuloğlu

Sosyal medya denildiğinde akla gelen ilk isimlerdendir. Blogunda güzel bilgiler ve çarpıcı başlıklar yer alıyor. Özellikle sosyal medya için kullanabileceğiniz taktiklere de yer veriliyor. Nefes almak için uğrayıp, okuyabileceğiniz adres: https://www.mserdark.com/ 
https://www.dunyahalleri.com/

  • Okan Yüksel

Gazetecilerin blog yazarı olması benim için çok önemli. Hem de bu işi çok profesyonel hale getirip, sosyal medya ile ilgili olmazsa olmazları yazan bir adres. Ayrıca bu konuda “İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı” isimli kitabın da sahibi olan adres mutlaka sık tıklananlar arasında olmalı: http://okanyuksel.com/
  • Kozan Demircan

Bilim ve teknoloji yazarından yeni gelişmeleri anında okuma fırsatı sunan bir blog. Çok sık güncelleniyor, bilimsel gelişmelerden teknoloji alanındaki yeniliklere kadar detaylı yazılar yer alıyor. Bu konuya ilgisi olanların uğrayacağı bir adres : http://khosann.com

  • Süleyman Sönmez

Teknolojiden eğitime, kültürden yaşama kadar uzanan çok geniş içerikli bir blog. İçerikle çok kaliteli ve detaylı hazırlandığı için kendinize yenilikle katabileceğiniz bir adres : https://www.gunesintamicinde.com/ 

  • Hamza Şamlıoğlu

Teknoloji ve dijital dünya ile ilgili yeni ve dolu içeriklerin olduğu bir blog. Yeniliklerden haberiniz olması için takip edeceğiniz dolu dolu bir adres:  http://www.teakolik.com/

Sizin önereceğiniz adresler  var mı? 

Continue Reading

BİLGİLERİ BULUTLARA SAKLIYOR

Zorlu günlerden geçerken, artık daha çok üretmemiz ve daha çok çalışmamız gerekiyor. Onun için bundan sonra ilham verecek hayatları yazacağım. Çünkü hiçbir başarı hiç kimseye altın tepside sunulmuyor. 

Tembellik son yılların trendi olsa da hatta çevresindeki çalışanların yolunu tıkayanlara inat, daha çok çalışmaya ne dersiniz? 

Ülkemizde teknolojik gelişmeleri kullanıcı bazında sürdürdüğümüz ve hala kadınların bir şeyleri başaramadığı kanısı devam ededursun, yurt dışında neler oluyor bir bakalım. 

Bugün ilham veren hayatların ilki, Google’ın rekabet gücünü artıran Diane Greene olacak!
Bu ismi daha önce duydunuz mu bilmiyorum ancak, kendisi Silikon Vadisindeki bulut bilişimin öncülerinden. 

Diane Greene, inandığı ve heyecan duyduğu işleri yapıyor. İş hayatında sıkça karşılaştığımız vizyon yoksunu ve asalak tiplerden kendimizi korumak içinde zamanı iyi değerlendirmenin önemini ve inandığınız yolu izlememizin önemini vurguluyor. Eğer çıkış yolunuz yoksa da o işten ayrılmanın en doğru karar olduğunu da ekliyor. 

Sadece istediği şeyi yapıp, çocuksu merakının izni sürdüğümüzde aslında işlerin maceraya dönüştüğünü söyleyen Diane Greene, kadınların da teknoloji alanında büyük başarılara imza atabileceğinin en güzel örneklerinden biri.

Bulut teknolojisi de ne?
Bulut teknolojisinden söz ediyoruz, bilmeyenler için kısaca açıklayalım. Cloud (Bulut), internet üzerinde kendimize ait bir depolama alanı ve dosyalarımızı burada saklayabiliyoruz.

Hiçbir kurulum gerektirmeyen web tabanlı uygulama, farklı yerlerden erişim sağlayabiliyor. Çoklu yedekleme alanları da kullanılabiliyor böylece güvenilirlik de artmış oluyor. 

Dezavantajı yok mu?
İnternet ortamında saklamış olduğumuz verilerimize internet bağlantımızın olduğu her yerden erişebiliyoruz. İnternet yoksa veri de yok!

Güvenlik açısından da 2. kişiler tarafından erişim sağlanarak verilerimizin ele geçirilme olasılığı da var. Bunun için şifrelerimizin gücü adına diyerek çok dikkat etmemiz gerekiyor. 

Birkaç örnek verelim
iCloud
Google Drive
SkyDrive
Dropbox
Yandex.Disk
Siz bu teknolojiyi kullanıyor musunuz? Bu konuda görüşünüz nedir?
Continue Reading

DOKTOR HASTASININ FOTOĞRAFINI PAYLAŞABİLİR Mİ?

Sosyal medyada dolaşırken, doktorların hastalarının operasyon öncesi ve sonrası görüntülerini karşılaştırmalı şekilde yayınladığını görüyoruz. Bazı hastaların burun ameliyatından tutun da çok farklı bölgelerinin öncesi ve sonrası hali yer alırken “Hastaların geçirdikleri değişimin internet ortamında paylaşılması ne kadar etik?” sorusu akıllara geliyor.

Hasta mahremiyetinin önemi tartışılmaz. Hastanın yüzü gözüksün ya da gözükmesin fotoğrafının kullanılması tartışılması gereken bir konu. Bu nedenle sosyal medyadan “Bir hekimin, hastalarının operasyon öncesi ve sonrası çekilen fotoğraflarını sosyal medyada kendi reklamı için paylaşması etik midir?” sorusunu sorduğumda farklı yanıtlar aldım. 

İşte o yanıtlardan bazıları şöyle:

Prof. Dr. Yüksel Yılmaz, konunun çok önemli olduğunu ve İngiliz Tabipler Birliği tarafından bir kılavuz yayınlandığını söyledi. Yılmaz, Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından da bu konuda çalışma yapıldığını dile getirdi. 

“Ülkemizde sağlık alanında reklam aslında yasaktır” diyen Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, kişisel bilgilerin ifşasının kesin olarak yasak olduğunu ve gerekli etik izinler akabinde eğitim amaçlı anonim olarak kullanılabileceğini belirtti.  

Prof. Dr. Nilgün Öztürk Turhan ise etik olmadığını söyleyerek, “Kadavra kursunda ameliyat fotoğrafları konuluyor. Zavallı kadavranın vulvası kadın doğum hekimi olmayanlara, dünya aleme teşhir ediliyor” şeklinde görüşünü ifade etti. 

“Etik olmadığı gibi hekimin reklam amaçlı faaliyetleri hukuken de yasaktır” diyen Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, bu nedenle genellikle hastalara teşekkür yazdırıldığını dile getirdi. 

Doç. Dr. Filiz Koşar, hiçbir şekilde etik bulmadığını ve hasta izin vermiş olsa bile doktorun kendi reklamı için kullanmasının uygun olmadığına dikkat çekti. 

Prof. Dr. Koray Topgül, ise konu ile ilgili şunları söyledi: “Genel cerrahi branşı açısından değerlendirecek olursam, morbid obezite kadar bizim mesleğimizi etik açıdan sarsan bir durum olmamıştı. Bazı arkadaşlarımız bu yolu çok kullanıyorlar. Çoğu amacına da ulaşıyor. Ayağımıza kadar doktor sitelerinin temsilcileri gelip bize kendimizi pazarlamamızı öneriyorlar. TV kanallarından para karşılığı program yapmamız için teklif geliyor. Tamamen bir reklam ve algı dünyasına geçildi. Bu ameliyatları yapan arkadaşlarımızın işlerinin kalitesinden bağımsız bir durum. Ancak bence büyük bir etik sorun ve itici. TTB ve Türk Cerrahi Derneği de bu konularda daha aktif rol almalı.”

Hasta izni ve Etik
“Hasta kişisel bilgi ve görüntülerinin üçüncü şahıslarla paylaşımı için izin veriyorsa ve tabii hangi amaçla, nerede ve ne şekilde paylaşılacağı belirtilirse, herhangi bir problem yoktur ve etik dışı bir uygulama olmaz” diyen Yrd. Doç. Dr. Nalan Linda Fraim,  “Belirtilen amacın dışında paylaşım ve kullanım söz konusu olur ise, o zaman etik dışı kullanıma girer. Yurt dışında da Malpraktis davası dahi açılabiliyor” dedi.  

Op. Dr. Cem Alay ise, “Hastanın izni olduğunda ve kişinin tanınmasına imkan vermeyecek şekilde yalnızca ameliyat edilen bölgenin fotoğrafıysa, neden olmasın” şeklinde görüşünü ifade etti.  

Sağlık Bakanlığı Ne Diyor?
Konu ile ilgili Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Kurumu İletişim Biriminden aldığım yanıtta ise şu açıklama yapıldı: “Hekim veya hastanın operasyon öncesi görüntü ve haberi, etik değil. Çünkü yapılacak operasyon ile ilgili her türlü komplikasyon olabilir. Müdahale sonrası ise öncelikle hasta haklarına saygı gerektirir. Hasta veya hasta yakını iznine tabidir. Sonrasında hekim fotoğrafı da kamuda resmi izinlere tabidir. Olayın yazılı, görsel medyası da sosyal medyası da aslında aynıdır. Ama kamuda ameliyathane ve yoğun bakım görüntüleri yayımlamak kesinlikle uygun değildir.”

Hukuki ve Etik Boyutu Kaynaklarla Ele Alındığında
Prof. Dr. Recep Akdur, konu ile ilgili hukuki ve etik yazılı kurallar ile ilgili şu bilgileri verdi:  “Her şeyden önce böyle uygulama ve soruların iki ayrı boyutu vardır; hukuki ve etik. Türkiye’de hekimlerin ne surette olursa olsun reklam yapması kanunen yasaktır. Benzer şekilde her ne sebeple olursa olsun; izni olmadan birinin fotoğrafını yayımlamak kanunen yasaktır. Bu davranış hukuk dışıdır, ayrıca etik olup olmadığı tartışılamaz. 

Kanuni düzenleme tartışılabilir ancak herkesin uyması zorunludur. Kanuni düzenlemelere uymayanların kovuşturmaya uğramaması ya da yanına kar kalması, kanunun geçersiz olduğu anlamına gelmez, denetlemekle yükümlü kurumların yani TTB, Sağlık Bakanlığı ve Savcılıkların görevlerini ihmal etikleri anlamına gelir. 

Bütün bu bilgilerden hareketle; hasta fotoğrafı reklam amaçlı asla kullanılamaz.

Yalnızca bilimsel amaçlı olarak kullanılabilir ya da paylaşılabilir. Bu kullanım ve paylaşımda da hem hastanın izninin alınması hem de kimliğinin gizlenmesi gerekir. 

Hangi konuda olur ise olsun; hasta izin ve onamları diğer hiçbir grubun izin ve onamları ile kıyaslanamaz ya da örnek gösterilemez. Adı üstünde izin veren “hasta”dır ve ilişkide zayıf bir konumdadır, muhatabı hekim ise egemen bir konumdadır. Bütün hekim hasta ilişkilerinde hasta izninin ya da onamının olması o ilişkinin ya da işlemin etik olması için gerekli ama yeterli değildir. Sonuç olarak reklam amacı ile hastaların fotoğraflarının kullanılması suçtur. Etik olup olmadığı tartışılamaz.”

Twitter üzerinden yaptığım ankette de çıkan sonuçta; “Hasta mahremiyeti sosyal medyada doktorun reklam aracı olmamalı” diyenler çoğunlukta, bu işin etik olmadığı konusunda da hem fikirler. Hekimlerin çalışmalarını ne ölçüde ve nasıl paylaşacağı konusunda tartışmanın son bulması için bu konuda bulunan açıkların net bir şekilde açıklanması ve yaptırımların uygulanması gerekiyor. 
Continue Reading

4 ADIMDA SOSYAL MEDYADA BİLGİ KİRLİLİĞİNDEN KORUNMA

Zor günler yaşıyoruz. Bu süreçte birçok karışık duygu bir arada hissedilirken, sosyal medyada bilgi kirliliğinden korunmak önem taşıyor.  Paylaşılan bazı asılsız yazılardan korunmak için öncelikle duyarlı olmalıyız. 


Gördüğünüz her şeye inanmadan şu adımları takip edin. 

Öncelikle sorgulayın!
Gazeteci Anthony De Rosa’nın söylediği gibi; “Gördüğünüzü ve duyduğunuzu sorgulamak, aramak ve kaynağı teyit etmek, resmi ve birincil kaynaklar ile görüşmek en iyi yöntemdir.” Evet sosyal medyada gördüğünüz bilgilere şüphe ile yaklaşın ve sorgulayın. 

Belgelere bakın! 
Gazeteci Steve Buttry’nin dediği gibi “Dürüst tanıklara dahi güvenmeyin. Her zaman belge arayın.” Yani güvendiğim kişi söyledi doğrudur düşüncesinden vazgeçin. 

Fotoğraf Doğrulama Araçlarını Kullanın
Gazeteci Okan Yüksel’in söylediği gibi, “Google Search by Image” ile sosyal medyada karşılaştığınız herhangi bir fotoğrafın ilk olarak ne zaman ve hangi sitelerde kullanıldığını öğrenebiliyorsunuz” Böylece görsellerin orijinal haline ulaşabilirsiniz. https://images.google.com

Sazanlamalara Gelmeyin
Boğaziçi Üniversitesi Siber Hukuk eğitimcisi ve Avukat Burcak Ünsal’ın dediği gibi, “Hoax yani “sazanlama” durumlarına dikkat edin.  Sosyal medyadan adınıza açılan sahte hesaplardan ceza hukuku bakımından sorumlu değilsiniz. Facebook’a başvuru yaparsanız bu hesaplar kapatılır. Siz duvarınızda yazdınız diye Facebook bir şeylerden sorumlu olmaz.”

Öncelikle iletileri bir süzgeçten geçirmeden sakın paylaşmayın! Dezanformasyondan korunmanın ilk yolu sizin temkinli olmanıza bağlıdır. 
Continue Reading

SAĞLIKTA DİJİTALLEŞMENİN GELDİĞİ SON NOKTA: E-NABIZ

Sağlık ve bilişim profesyonellerinin bir araya geldiği Digital Health Summit Turkey’de bu yıl hasta odaklı, yenilikçi ve ilham verici oturumlar yapıldı. Toplantıda Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, e-Nabız kullanımı ile ilgili merak edilenleri anlattı. 


Sağlık alanında dijital uygulamaların etkili ve yaygın kullanımını geliştirmeyi ve bilgi paylaşımını artırmayı amaçlayan Digital Health Summit Turkey ‘in dördüncüsü 17-18 Aralık tarihleri arasında Vodafone Altın Sponsorluğu’nda İstanbul’da Park Bosphorus Hotel’de gerçekleşti. Türkiye’nin ilk ve tek dijital sağlık zirvesi olma özelliğini taşıyan bu etkinlikte sağlık sektörünün tüm paydaşları sağlığın geleceğine ait çözümleri konuşarak, yeni dijital ve mobil çözüm önerilerini paylaştı.

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Sağlık Bakanlığının son zamanlarda en çok ses getiren projesi olan e-Nabız Sistemi’ni anlattı. “e-Nabız” uygulamasında kullanıcı sayısının giderek arttığını belirten Birinci, “Kişisel Sağlık Sistemleri, sağlık bilişiminde şu ana kadar gelinmiş en yeni nokta diyebiliriz. Teknoloji artık her alanda kişiye özel hizmetler geliştirirken biz de sağlık alanında bu talebi karşılamak adına e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi’ni hizmete aldık. Türkiye’deki tüm vatandaşların sağlık geçmişlerine her an her yerden erişebildiği e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi, henüz ilk senesinde 3 milyona yaklaşan kullanıcıya sahip” dedi.

e-Nabız Sistemi Kapsamı İtibariyle İlk
Birinci, e-Nabız Sistemi’nin kapsamı itibariyle ilk olma özelliği taşıdığını belirtti. e-Nabız Sistemi’nin detaylarını anlatan Birinci “e-Nabız, bir sağlık tesisi ziyaretiniz sırasındaki muayeneden, yaptırdığınız tetkiklere, konulan teşhisten yazılan reçete ya da geçirdiğiniz operasyonlara kadar tüm verilerinize gelecekte erişmenizi sağlıyor. Bununla birlikte birçok sağlık verinizi kayıt altında tutabiliyorsunuz. GSM operatörlerinin sağlık uygulamaları, giyilebilir sağlık cihazları gibi platformlardan nabız, şeker, tansiyon, kilo, adım, kalori gibi bilgilerinizi sisteme aktarabiliyorsunuz. Ve tüm bu sağlık verilerinizi istediğiniz an, istediğiniz hekim ya da kişiyle paylaşabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra sistemi kullanarak randevu alabiliyor, hizmet değerlendirmesi yapabiliyor, organ ya da kan bağışı bildiriminde bulunabiliyorsunuz. En önemli hizmetlerimizden biri olan 112 acil butonu ise acil sağlık verilerinizin ve konumunuzun sağlık ekiplerine ulaşmasını sağlıyor” şeklinde konuştu. Birinci,  e-Nabız Sistemi’nin sporcular, hacca giden vatandaşlar, hamileler ve okullar için yeni uygulamalarla geliştirileceğini söyledi. 


Sağlıkta Dijitalleşme Verimliliği Artıracak
Alarko Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton, dijitalleşmeyi yeni bir dil öğrenmek olarak tanımladığını kaydetti. “O lisan da benim için verimliliktir. Yani dijitalleşmeyle biz müthiş bir verimlilik sağlayacağız” diyen Alaton, bunun için çaba harcayanların ve sermaye ayıranların dijitalleşmenin iyi sonuçlarını çok kısa sürede göreceklerini söyledi.

Sağlık sektörünün çok ciddi eğitim gerektiren bir alan olduğuna dikkat çeken Alaton, “Bugün siz hasta bakıcının bile elini yıkayıp yıkamadığını dijital ortamda kontrol edebilirsiniz. Sadece hasta bakıcının elini yıkamasıyla enfeksiyonun önüne geçilmesi, beni şaşırtmış ve dehşete düşürmüştü. Bütün bunların kontrol edilebildiği bir ortamı ancak dijitalleşme sağlıyor. Dolayısıyla ben buna inananlardanım” dedi.

Dijitalleşme Çok Kısa Zamanda İnanılmaz Bir Verimlilik Sağlayacak
Bu konuda ayrılan her türlü sermayenin, kaynağın çok doğru bir yere gittiğini düşündüğünü dile getiren Alaton, şunları söyledi: “Ama bunun da yeni bir lisan olduğunu kabul etmeliyiz. Bugün burada olanlar bu lisanı konuşanlardır, olması gerektiğini yöneticilerine anlatmaya çalışan insanlardır. Bu insanların dijitalleşmenin çok kısa zamanda inanılmaz bir verimlilik sağlayacağını anlatabilmesi gerekecek. Ben doktorumun kontrol zamanım geldiğinde ofisinden aranmak istiyorum. Geçen sene mamografim nasıl çıkmıştı, bu verinin onların elinde olmasını istiyorum. Kendi sağlık dosyama bunu girip de bulmak istemiyorum. Ne ilaçlar almışım kontrol edilmek istiyorum ve bunu gayet doğal bir hasta hakkı olarak görüyorum. Bunlar benim çok şükür normal bir orta yaş kadın ihtiyaçlarım. Bir de ciddi hasta olup evden takip edilmesi gereken insanları düşünecek olursak inanılmaz bir ihtiyaç. Başka bir gelecekten ve ülke çapında bir durumdan bahsediyoruz.” 



Türkiye’de Dijital Sağlık Alanındaki Tüm Paydaşlar Toplanıyor
PTMS Kurucusu Dr. Kıvılcım Kayabalı, toplantı ile ilgili şunları söyledi: “ 2012 yılında beri büyük bir azim ve coşkuyla sürdürdüğümüz etkinliğimiz önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası boyutta devam edecek. Digital Health Summit ile birlikte Türkiye’de dijital sağlık alanındaki tüm paydaşların bir araya geldiği önemli bir platform oluşturduk. Sağlık Bakanlığı her yıl içerik olarak etkinliğimizi destekledi, bizler de dijital sağlık alanında gerçekleştirilen ve ülke sağlığını ilgilendiren yenilikçi projelerin tüm detaylarıyla paylaşılmasına katkıda bulunduk. En başından itibaren üniversitelerle ve derneklerle işbirliği içerisinde çalıştık, ayrıca hasta deneyimlerine yer verdik. Etkinliğimizde her yıl daha önce konuşulmamış konular gündeme geldi. Örneğin bu yıl genomik ve büyük veri, kişiselleştirilmiş sağlık, engelliler için oluşturulan kullanıcı dostu mobil platformlar, hekimler için oluşturulan sosyal ağlar katılımcıların ilgisini çekti. Yıl içerisinde de küçük toplantılarla etkinliğimizi sürdüreceğiz.”



Bu yıl zirvenin en dikkat çekici oturumlarında biri de Intel Sağlık ve Yaşambilimleri Büyük Veri Analizleri Global Direktörü Afşar Akal’ın moderatörlüğünde gerçekleşen Kişiselleştirilmiş Tıp ve Sağlıkta Genom Dönemi paneliydi. Panelde yer alan  Genetik Bilimci Dr. Birep Aygün “Genom çağında Sağlık Bilimleri bir daha asla eskisi gibi olmayacak” dedi. Dijital ve Geleneksel Medyada “Sağlıklı Habercilik Nasıl Yapılmalı?” sorusunu ise Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Elgiz Yılmaz’ın moderatörlüğünde Milliyet Gazetesi Sağlık Köşe Yazarı Esra Öz ve Show TV Spikeri Pınar Erbaş cevapladılar.
Continue Reading

DİJİTAL MECRALARI SAĞLIK KONUSUNDA NASIL KULLANMALIYIZ?

Sağlıklı yaşamak, her gün, güne enerji dolu, mutlu ve huzurlu uyanmak istiyoruz. 


Stresten uzak durmak için, neler yapabiliriz diye araştırıyoruz. Daha genç kalabilmek için formüllerin peşine düşüyoruz. Zayıflamanın sırları diye aktarılan yazıları bir solukta okuyoruz. 


Herkes mucizelerin ve sırların peşine düşüp, doğrunun ne olduğunu arıyor.  Ancak aranan doğru bilgiye ne kadar ulaşılabiliyor? Çok fazla bilginin yer aldığı internette, ulaşılan yazıların hangisinin doğru olduğu konusunda kafa karışıklığı yaşanıyor. Aslında doğru bilgi için, kanıta dayalı tıbbı ve bu alanda çalışan “gerçek” uzmanları iyi tanımak gerekiyor. 

Özellikle her “uzmanım” diyene inanmamak çok önemli. Peki, her aklımıza takılan sorunun yanıtını aradığımız dijital mecraları sağlık konusunda nasıl kullanmalıyız? 

Sağlık alanında dijital uygulamaların etkili ve yaygın kullanımını geliştirmeyi ve bilgi paylaşımını artırmayı amaçlayan Digital Health Summit Turkey ‘in dördüncüsü 17-18 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek.  Benimde konuşmacı olduğum  “Geleneksel ve Dijital Medyada “Sağlıklı” Habercilik” oturumu Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Elgiz Yılmaz’ın moderatörlüğünde yapılacak. Toplantıda dijital sağlık alanında son gelişmeler ele alınırken, bu alanların daha etkili nasıl kullanılması gerektiğinin yolları anlatılacak.   

Dijital Devrim ile Daha İyi Sağlık Hizmeti
Toplantıyı düzenleyen PTMS Kurucusu Dr. Kıvılcım Kayabalı, toplantı ile ilgili şunları söyledi: “Dijital sağlık uygulamalarının yaygınlaşması ile beraber tüm dünyada, sağlık hizmetlerinde kalitenin,  tedaviye ulaşım hızının artması, tedavi masraflarının azalması ve sağlığın giderek kişiselleşmesi bekleniyor. Genetik teknolojilerindeki büyük gelişmeler ve dijital kanalların kullanımı ile toplumlarda sağlık konusundaki farkındalık düzeyi ve yaşam kalitesi artarken tıp alanında da önemli gelişmeler yaşanıyor.”

Dijital Sağlık Türkiye İçin Önemi
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaşlanan nüfusla birlikte artan kronik hasta sayısının ülke ekonomisi açısından büyük bir yük yarattığına değinen Kayabalı,  “Sağlık birimlerindeki yığılmanın ve hasta yükünün azaltılması, gerekli durumlarda hastalara hızlı bir şekilde erişim imkanı olması çözülmesi gereken önemli konular. Dijital sağlık uygulamaları, sağlıkla ilgili büyük verinin etkili kullanımı, kronik hastalıkların uzaktan yönetimi, hastaneler ve sağlık çalışanları üzerindeki iş yükünü azaltırken, aynı zamanda koruyucu hekimlik, kişisel iyilik durumunun sürdürülmesi ve sağlığın kişiselleşmesi konularında da büyük katkı sağlayabilir. Bu nedenle son yıllarda Türkiye’nin hükümet politikalarında dijital sağlık teknolojilerinin yaygınlaştırılması önemli bir yer tutuyor” dedi.

e-Nabız Ele Alınacak
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, e-nabız ile ilgili detaylı bilgi verecek. “e-Nabız” uygulamasında kullanıcı sayısının giderek arttığını belirten Birinci, “2 milyon 700 bin kişi hesabını aktif hale getirdi. Türkiye’deki bütün insanların verileri buraya geliyor. İlgi giderek artıyor çünkü e-nabız’dan çok fazla şeye ulaşabiliyorlar, randevu alabiliyorlar. Türkiye’de ne kadar hastalık olduğunu biliyoruz, hangi bölgede daha yaygın geliştiğini görebiliyoruz. Ancak bu hastalıkların kimlere ait olduğunu bilmiyoruz” şeklinde konuştu.

Son Kullanıcılarının ve Hekimlerin Giyilebilir Sağlık Teknolojileri ile İlgili Algıları
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme Bölümü Üretim Yönetimi ve Pazarlama ABD Başkanı Prof. Dr. Süphan Nasır , “Son Kullanıcılarının ve Hekimlerin Giyilebilir Sağlık Teknolojileri ile İlgili Algıları” ile ilgili gerçekleştirdikleri bir çalışmanın sonuçlarını aktaracak. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim ABD Başkanı Doç. Dr. Kerem Rızvanoğlu da “Engelliler için Kullanıcı Dostu Dijital Platformlar Tasarlamak” konusunda katılımcılar ile önemli ipuçları paylaşacak.


Continue Reading

DİJİTAL PAZARLAMA TARİHÇESİ VE TÜRK İLAÇ SEKTÖRÜNDE DİJİTAL UYGULAMALAR NASIL İLERLEDİ?

2007 senesi itibariyle 3G teknolojisinin ortaya çıkışı mobil kanal kullanımının hızlı bir ivmeye girmesine sebep olduğunu söyleyen Dijital Pazarlama Uzmanı Selim Sarıyerli,  “2012 senesi itibariyle 113.9 milyona ulaşan mobil internet kullanıcısı sayısı bu durumun bir sonucu olarak görülebilir” dedi.


Hayatımızın merkezi artık dijital dünya oldu. Neredeyse artık hayatı sosyal medyada yaşıyoruz. Her anımız elimizdeki telefon ve bilgisayarlarla geçiyor. Bunları yaparken de dijital çağın gelişim basamakları ve bu anlamda ilaç sektörü nasıl etkilendi?
Dijital Pazarlama Uzmanı Selim Sarıyerli, konu ile ilgili şu bilgileri verdi: “Her ne kadar dijital çağın başlangıcı 1973 senesinde Martin Cooper tarafından icat edilen cep telefonuna ve 1990’dan itibaren 2G teknolojisi ve SMS (short message services) yani kısa mesaj pazarlamasının ortaya çıkmasını sağladı.

1995 senesinde ilk arama motorları olan Yahoo ve Altavista ile dijital pazarlama yolculuğu, ilk olarak SEO ( Search Engine Optimisation) yani arama motoru optimizasyonundan bahsedilmeye başlandı, ilk arama motorlarında bu konuda site sahipleri arama sonuçlarında daha üst sıralarda çıkmak için çeşitli algoritma şaşırtmacaları kullandılar (Black Hat SEO), Google bu konuda 1998 sonlarına doğru bir üniversite tezi olarak çıkmış ancak kodlama tekniğindeki bir özellikten dolayı gelişen bir arama motoru haline gelmiştir.

Blogların Gelişimi
1998 yılı itibariyle Google’ın çıkmasıyla birlikte PPC (pay per click) tıklama başına ödeme pazarlaması yani farklı sitelerde reklamlara tıklandıkça reklam veren şirketlerin ödeme yaptığı pazarlama yöntemi ortaya çıktı, ilk zamanlarda her ne kadar web siteleri bloglar gibi kullanılma mantığında olsa da çift yönlü olmayan bir mantıkla çalışmaktadır, 1999 senesinde blogger.com sitesi açılmasına rağmen ilk blog yazarı Jason Kuttke’dir, kendisi 1998 de ilk yazılarını yazmaya başlar, Türkiye’de ise ilk blog sitesi 2005 senesinde açılan blogcu.com’dur.

2003 itibariyle e-mail yoluyla pazarlama da dijital kanallar arasına giren bir pazarlama yöntemi olarak ortaya çıktı, ancak bu pazarlama yöntemini spam yani zararlı e-posta gönderme yöntemine çeviren ilk internet kullanıcısı Jeremy Janes 2004 senesinde Virginia eyaletinde 9 yıl hapse mahkum oldu. Spam e-posta otoriteler tarafından ilk olarak bu olayla dolandırıcılık kanalı olarak değerlendirilmeye başlandı.

3G ve Mobil İnternet
Yine 2003 yılında sırasıyla Linkedin, MySpace ve Facebook ile birlikte sosyal medya ortaya çıktı, bu dijital pazarlamacılar için bir devrim niteliğindeydi, çünkü bu medya sayesinde kitlesel pazarlama yöntemlerinden kişisel pazarlama yöntemlerine geçişin yolu açılmış oldu.

2007 senesi itibariyle 3G teknolojisinin ortaya çıkışı mobil kanal kullanımının hızlı bir ivmeye girmesine sebep oldu. 2012 senesi itibariyle 113.9 milyona ulaşan mobil internet kullanıcısı sayısı bu durumun bir sonucu olarak görülebilir.

2000’li yılların başı itibariyle internetin yaygınlaşması ile dijital pazarlama daha da bir önem kazandı, internet sayesinde yepyeni bir iletişim kanalı ortaya çıktı ve müşteriler ile bağ kurma konusunda şirketler yepyeni bir yöntemle tanıştılar.
Müşterilerle bağ kurmanın yanında, pazarlamacılar çift yönlü iletişimin önemini anlamaya başladılar, bu sayede ürünleri ile ilgili geri bildirimler alabilme şansını yüzyüze bir iletişim olmasa da gözlemleyebilme şansını elde ettiler. Gelişen teknolojik altyapılar sayesinde de bu çift yönlü iletişimi  ölçümleyebilir hale geldiler, bu da pazarlamacılara yeni strateji geliştirme yönünde büyük bir yol açtı.

Türk İlaç Sektörü ve Dijital Uygulamalar
Türk ilaç sektöründeki dijital uygulamalara baktığımızda genelde saha ekiplerinin esnekliğini arttırıcı projelerin ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Bunun en başında da CRM’i düşünebiliriz, çünkü saha ekiplerinin belki de en eskiden beri ziyaretlerini ilk önce laptopları üzerinde kullanılan veya el cihazlarıyla kullanılan programlar aracılığıyla kaydettiklerini hepimiz görmüşüzdür, bu aşamadaki inisiyatifi aslında bir pazarlama aracı olarak değerlendirmek pek mümkün değildir, ancak tablet üzerinden tanıtımın başladığı dönem itibariyle elektronik tanıtım (e-detailing) kavramının ortaya çıktığına son 4 senedir şahit olmaktayız. Peki ya internet siteleri, mobil uygulamalar, web canlı yayınları, yükseltilmiş gerçeklik (augmented reality).

Internet siteleri dışında kalan dijital uygulamalar son üç-dört senedir ortaya çıkmış olsa da, şirketlerin web sitelerinin internette yer alması daha uzun bir geçmişe dayanır, son senelerde özellikle sosyal medya üzerinden de kurumsal sayfalar oluşturmaya başladığını görüyoruz.

Önümüzdeki dönemlerde dijital kanalların kullanımının daha da artacağını öngörmekle beraber, tanıtım ilkeleri çerçevesinde sağlık çalışanlarının kullanımının da daha da artacağı çok belirgin olarak anlaşılmaktadır.”

Selim Sarıyerli kimdir?
Galatasaray Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri, Galatasaray Üniversitesi Executive MBA mezunu ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yönetim ve Organizasyon Doktora çalışmalarına devam etmektedir.
İş hayatının ilk 5 senesinde IT alanında çeşitli sektörlerde çalışmış, sonraki 10 sene ilaç sektöründe İş Zekası ve Dijital Pazarlama üzerine uzmanlaşmıştır, şu anda yine bir ilaç firmasında Dijital Projeler üzerine Danışmanlık yapmaktadır.

Continue Reading