2018 YILININ EN İYİ 7 TIBBİ KEŞFİ

2018 yılında sağlık
alanında yenilikleri farklı alanlardaki seçilmiş listelerden derledim. Bu
listelerde yer alan bazı seçenekleri o alandaki uzmanlardan görüş alarak
zenginleştirmeye çalıştım.


Dünyaca ünlü Cleveland
Clinic her yıl olduğu gibi 2018 yılında da medikal alana damgasını vuran
buluşları seçti.  Bu buluşların 2019 yılında tıbbi alanda büyük ses
getirmesi hedefleniyor. 
12 yıllık Prix Galien USA Ödülleri için 2018’in en iyi tıbbi
teknolojisine aday gösterilenler açıklandı. 
Ayrıca American Certification Agency tarafından açıklanan sağlık
alanındaki gelişmelerden de ilgi çekici olanları hazırladığım listeye ekledim.

İşte ilgi çekici
olmasına göre ilk 7’ye giren buluşlar şöyle sıralanıyor.

1. 3D Yazıcı ile Hastaya Özgü Ürünler
3D yazıcı teknolojisini kullanarak,
tıbbi cihazlar artık bir hastaya özel olarak üretilebilecek.  Hastaya özgü boyutlardan modellenen cihazlar,
belirli tıbbi gereksinimleri karşılayan hastalarda vücut tarafından daha fazla
kabul görmeyi sağlayacak.  3D yazıcı ile
sağlanan çok yönlülük, hastalara en gelişmiş bakımı sunarken aynı zamanda
komplikasyon riskini en aza indirebilecek. Bu alanda en önemli çalışmalar,
vücut dışı protezler, kafatası implantları ve ortopedik implantlar, ayrıca hava
yolunu daraltan hastalıklar için özelleştirilmiş hava yolu stentlerini
kapsıyor. Teknoloji ayrıca cerrahi planlamada yardımcı oluyor. 

Silikon
Vadisi’nde Auris Health firmasında cerrahi robotlar için algoritmalar
geliştiren Dr. Elif Ayvalı,
“2016 yılı itibariyle Food and Drug
Administration (Amerika’daki Sağlık Bakanlığı), medikal cihaz ve implantların
üretiminde 3D yazıcı kullanan ürünlerin başvurularını değerlendirmeye başladı”
dedi. 

3D yazıcı
alanındaki gelişmelere dair Ayvalı şu değerlendirmede bulundu: “Cerrahların
ameliyat öncesinde detaylı planlama ve pratik yapabilmeleri için hastaya özgü
anatomik modellerin 3D yazıcı teknolojisi ile modelinin oluşturulması
yaygınlaştı. Zor ameliyatlar öncesi cerrahlar farklı cerrahi teknikleri kolayca
test edip, hastaya özgü plan yapabiliyorlar. 
Aynı şekilde çene ve diz ameliyatlarında kullanılan hastaya özgü destek
malzemeleri yaygın olarak 3D yazıcı ile elde ediliyor artık.”
2. Yapay zekânın sağlık sektöründe ortaya çıkışı
İnsanlığıngeleceği için bir tehdit olarak düşünenler olsa da yapay zeka (AI) günlük
yaşamın bir parçası haline geldi. Sağlık hizmetlerinde, AI karar destek,
görüntü analizi ve hasta tirajındaki uygulamalarıyla sistemi destekliyor. Yapay
zeka, hekimlerin hastaların tıbbi görüntülerini kolayca incelemelerine ve daha
iyi karar vermelerine yardımcı olurken, hekimlerin yaşadığı yorgunluğu da
azaltıyor.

Örneğin, bu
algoritmalar tıbbi görüntülerdeki sorunlu bölgelere dikkat çekip, tarama
sürecine yardımcı olabiliyorlar. Ayrıca, hasta güvenliği açısından klinikler
arası farklılıkları azaltıp, ayni testlerin tekrarlanmasını engelleyebilmeye
yardımcı olabiliyorlar. AI, hekimlerin elektronik kayıt  sistemi içindeki çok sayıdaki veriyi hızlı
bir şekilde yorumlayabilmesine yardımcı oluyor.



Dr. Elif Ayvalı
Bu sene yapay zeka
alanındaki gelişmelerin yarattığı dalganın tıp alanındaki gelişmelere de
yansıdığını dile getiren Dr. Elif Ayvalı, “Bu sene
y
apay zeka uygulamaları daha çok radyoloji, cerrahi proseslerin
optimizasyonu ve hasta durumunun gözlemlenmesi konularına odaklandı.  Bu teknolojilerin geliştirilmesi ve
hastanelerde yerini alabilmesi için ilk adım var olan verilerin
dijitalleştirilmesi ve yeni verilerin toplanması. Bu yüzden, firmalar ve
araştırma hastaneleri arasında ortaklık anlaşmaları imzalanmaya başladı. Cleveland
Klinik ve Watson isimli yapay zeka programını geliştiren IBM arasındaki
ortaklık buna bir örnek. Hastaların verilerini kaydeden ve ameliyathaneyi
gözlemleyen sistemler hastanelere yerleştirilmeye başlanıyor” diye konuştu.
3 . Tıp Eğitimi için Sanal ve Karma Gerçeklik
Sanal ve karmagerçeklik, simüle edilmiş ve karma ortamları oluşturmak için bilgisayar
teknolojisinin kullanımını içerir. Sanal gerçeklik ve karma gerçeklik, popüler
bilgisayar oyunlarında, geleceğe yönelik efektlerle kitleleri büyülüyorlar. Ancak
VR / MR teknolojisinin uygulama alanları oyunlarla kısıtlı değil. Son
zamanlarda bu gerçeklik sistemleri becerilerini geliştirmek isteyen sağlık
profesyonellerinin ilgisini çekti.  Artık
geleneksel hale gelen simülasyon tıp eğitimini, popüler olan VR / MR
programlarıyla geliştirilmesi hedefleniyor.   

Sanal gerçeklik
robotik cerrahilerin simülasyonunda ve genel cerrahi eğitiminde   kullanılmaya başlandığını belirten Dr. Elif
Ayvalı, şunları söyledi: “Sanal gerçeklik eğitimi, özellikle 2018 yılında
Cleveland Klinik’in önderliğinde kurulmaya başlanan 515 milyon dolarlık sağlık eğitimi
kampüsünde tıp öğrencilerinin eğitiminde kullanılacak. Bu sene diğer büyük
gelişmelerden biri de Amerika’da Sağlık Bakanlığı’nın Microsoft Hololens’in
cerrahi operasyonlarda arttırılmış gerçeklik (AR) için kullanılmasına onay
vermesi oldu.  Cerrahlar ameliyat bölgesinin
hologramını 3 boyutlu olarak görebilecekler. Ameliyat öncesi verilere erişebilmek
için ayrı bir ekrana bakmaları gerekmeyecek. Bu uygulamanın ilk örneklerinin
omurilik ameliyatlarında olması bekleniyor.”

4. Robotik Cerrahide İnovasyon
Bugün yapılan çoğu
ameliyat, bilimin el verdiği en kısa sürede ve en az hasarla yapılabiliyor. Cerrahi
alanda bu adaptasyon kısmen cerrahin robotlarla bütünleşmesi ile ortaya çıktı.
Ameliyathanedeki robotlar cerrahlara aşırı hassasiyet için rehberlik ediyor.
Günümüzde robotlar, cerrahi alanda omurgadan endovasküler işlemlere kadar her
yerde kullanılıyor. Minimal hasarlı robotik cerrahi, hastaların konforu
açısından büyük destek sağlıyor. Hastaların, kısa zamanda iyileşmesine yardımcı
olurken, ameliyat sonrası daha az ağrı duymaları da bu yöntemin faydalarından
sadece birkaçı olarak sıralanıyor.     

Cerrahi robotların
ameliyatın dokulara zarar vermeden hassas bir şekilde yapılabilmesine imkan
tanıdığını söyleyen Dr. Elif Ayvalı,  “Ayrıca
elle kontrol edilen enstrümanların erişemediği yerlere erişilebilmesini sağlıyor.
Artık robotları ameliyathanelerde görmeye şaşırmamalıyız.  Cerrahi robot üreten firmaların ve robotikleştirilen
cerrahi operasyonların sayısında her gecen yıl daha da artış olacak. Yapay zeka
ve sanal gerçeklik konusundaki gelişmeler, robotik cerrahide yeni bir dalga
yaratmaya başladı. Robotik sistemler cerrahın farkındalığını arttıran, karar
vermesine yardımcı olan zeki asistanlara dönüşecekler” şeklinde konuştu.

5. Kişisel Robotlar
Bu yıl kişiselsağlık robotları, romatoid artrit, kalp yetmezliği ve  geç evre böbrek hastalığı gibi kronik
hastalıkları yönetmelerine yardımcı olmak için hastaların evlerine kullanılmaya
başladı. Bu robotlar, ilaç kullanımının izlenmesini, hastaların doktor sırasını
takip etmeleri için motive ediyor ve gerektiğinde doktor veya eczacılarla
bağlantı kurmasını sağlıyor. 


Dr. Çetin Meriçli


Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Dr. Çetin Meriçli, şu
yorumda bulundu: “Bu robotlar ayrıca yalnız yaşayan yaşlı insanları sohbet
etmeye yönlendirerek ve çeşitli aktiviteler örneğin çok eski şarkıları birlikte
söylemek gibi özellikle demans hastalarının zihinsel egzersiz yapmalarını
sağlıyor. Bu kişilerin yalnızlık nedeni ile ruh hallerinin olumsuz
etkilenmesini engellemeyi hedefliyor. Kişisel robotlar, özellikle otizimli
çocukların eğitimlerinde de bir iletişim aracı olarak kullanılıyor.”

6. Sürekli Glikoz İzleme Sistemi
Sürekliglikoz izleme sistemi diyabet hastalarında şeker ölçüm cihazlarını artık rafa
kaldırıyor. Parmak ucundan bir damla kanla, kan şekerini ölçen ölçüm çubukları
ve cihazları yerini artık sürekli glikoz ölçüm sistemlerine bırakıyor. Bu
cihazlar genellikle hastanın üst koluna ya da karın kısmına hasta tarafından yerleştiriliyor.
Hastalar, her 10 -14 günde bir demir para büyüklüğündeki cihazı değiştirerek
parmak ucundan kan şekerine bakmaya gerek kalmadan, kan şekerlerini kontrol
edebiliyorlar. Aynı zamanda değerleri hasta sevdikleriyle ya da doktoruyla da
paylaşabiliyor. Sonuçlar ayrıntılı olarak analiz edilebiliyor. Bu sistemlerin
bir diğer avantajı da bu sistemlerde hasta akıllı telefon ya da saatinden kan
şekeri seviyesini sürekli takip edebiliyor. Kan şekerinin artması ya da
azalmasında hastaya uyarı yapabiliyor. Ayrıca cilt altına yerleştirilebilen 6
aya kadar kan şekerini ölçen glikoz sensör sistemleri de kullanıma girdi.  


Dr. Halis Kaan Aktürk
Colorado
Üniversitesi Barbara Davis Diyabet ve Diyabet Araştırmaları Merkezinden Dr.
Halis Kaan Aktürk, bu yeni teknoloji ile ilgili şunları söyledi: “Sürekli
glikoz izleme sistemleri Amerika’da artık çok yaygın şekilde kullanılıyor.
Özellikle tip 1 diyabette akıllı insülin pompaları, yapay pankreas ile birlikte
kullanılabileceği gibi insülin enjeksiyonu kullanan hastalarda da sonuç
alınabiliyor. Bu sürekli glikoz izleme sistemlerinin yaygın kullanılmasıyla
birlikte hastalar, kan şekerlerine akıllı telefonlarından ve saatlerinden
ulaşabiliyor. Bu bilgiler periyodik olarak doktorları tarafından kontrol
ediliyor. Bu sayede hastalar artık kan şekerinin birden düşmesi ya da artması
gibi çok ciddi problemlerden korunuyorlar. Özellikle tip 1 diyabet hastaları
ömür boyu insülin kullanmak zorunda oldukları için, kan şekerinin düzenli
olarak takip edilmesi hayati bir önem taşıyor. Ayrıca insülin kullanan tip 2
diyabet hastalarında da bu cihazlar kullanılabilir.”

7- Hastaneye Gitmeden Önce İnme Tanısı için Vizör
İskemik inmelerden daha az görülmesine
rağmen, kanın beyindeki yırtılmış bir kan damarından kaçmasına bağlı
(hemorajik) inmeler, inme ölümlerinin yaklaşık yüzde 40’ından sorumludur.
Kontrolsüz kanama, beynin şişmesine ve hasar görmesine neden olabileceğinden,
etkili tedavi için hızlı tanı hayati önem taşır. Tanıyı hızlandırmak için
sağlık çalışanları, beyindeki kanamayı tespit edebilen kanama tarama siperi
gibi yeni ve gelişmiş teknolojiler kullanıyor. Hastaneye gitmeden önce etkin
bir tanı aracı olan hemoraji taraması, tanı ve tedavi için önemli ölçüde zamanı
kazandırıyor.   
Continue Reading

ROBOT HEMŞİRELER GELİYOR! HAZIR MISINIZ?

Robotlar gün geçtikçe hayatımızda yer ediniyorlar. Sağlık
sektöründe de çok farklı alanlarda robotlara iş düşüyor ve avantajlarıyla birlikte
30 yılı aşkın bir süredir medyada yer alıyor. Geçmişten günümüze kısa bir tur
yapmaya hazırsanız başlayalım.

İlk robotlardan biri, 1985 yılında PUMA 560 cerrahi robot
kolun nöroşirürjik biyopside kullanıldı. O zamandan bu yana, tıp robotları,
cerrahi robotlar, teletıp hayatımızı değiştiriyor. Sağlık sektöründeki
masrafların yüksek olması, zamandan ve bütçeden kısıtlama yapılması gerektiğini
gösteriyor.

Japonya ve Amerika’da hemşire ihtiyacı çok fazla ve
diplomalı hemşire olmadığı için yeterli bakımı robot hemşireler karşılamaya
başlayacak.

Japon Sağlık, Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı’nın Temmuz 2015
tarihli bir tahmini, nüfusun yaşlanmasının gelecek 10 yıl zarfında
hızlanmasıyla Japonya’nın hemşirelik alanında büyük bir açıkla karşılaşacağını
gösteriyor. 2025 yılı itibariyle ulus 2,53 milyon hemşireye ihtiyaç duyacak. Bu
hedefi karşılamak 2025 yılı itibariyle 800 bin ile 1 milyon hemşireye daha
ihtiyaç olacak. Ancak artışın şimdiki temposu hızlanmadığı sürece, hemşirelik
alanında çalışanların sayısı en az 380 bin açık vererek talebi
karşılayamayacak.

Yaşlı bakımında da
etkili olacaklar
Dünyadaki en yüksek yaşam beklentisiyle, Japonya bugün bu
sorundan başka herhangi bir ülkeden daha fazla acı çekiyor. Japonya nüfusunun
yaklaşık yüzde 30’u 65 yaşın üzerinde ve kadın başına yaklaşık 1.2 doğumla
birlikte, iş gücüne yetişmek için yeterli sayıda insan yok.

Japonya’nın nüfus piramidi daha uzun yaşam beklentisi ve
daha küçük doğum oranlarını yansıtacak şekilde eğiliyor.

1950’lerde doğal bir zirveye gelen nüfus piramidi, şimdi çok
daha ağırdır. Bu, sadece yaşlıların bakımı için yeterli insan olmadığı için
değil, aynı zamanda emeklilikteki nüfusun böylesine büyük bir kısmının ve
ekonomiyi boşalttığı için de sorun oluşturuyor. 65 yaş ve üstü nüfusun 2030
yılında 72 milyona ulaşması öngörülüyor.

Robot hemşirelerde
etik sorunsalı
Robotik hemşirelerin oluşturulmasındaki ana zorluk, bir
makineyi güvenilir ve etik programlama problemi olduğu belirtiliyor. Robot
hemşire günlük olarak hastaları ile ilgili karmaşık kararlar vermek zorunda
kalacak. Örneğin, bir robot hastalarını ilacı almasını hatırlatmak için
programlanmışsa, hasta reddederse ne yapması gerektiğini bilmesi gerekiyor. Bir
yandan ilacı reddetmek hastaya zarar verir. Öte yandan hasta, robotun farkında
olmadığı bazı meşru nedenleri reddediyor olabilir. Örneğin, ilacı kullandıktan
sonra hasta kendini hasta hissederse, o zaman ilacın uygulanmasında ısrar etmek
zararlı olabilir. Bir hatırlatmadan vazgeçmek ve herhangi bir cevabı göz ardı
etmek de pratik değil. Çünkü robot, hastanın uygun şekilde bakım aldığından
emin olmak için bir insan hemşirenin yerini alacak. Dahası, hasta ilacı almayı
kabul edip sonra unuttuysa? Robot ilaç alınana kadar hastayı takip edip
izlemeli mi, yoksa mahremiyet ihlali mi? Bir şey ters giderse robot ne zaman ve
nasıl doktoru bilgilendirmelidir?

Bu senaryo, insan hemşirelerin sık sık karşılaştığı bir
durum.  Bir karar vermek için yeterli
veri yoksa, insanlar daha fazla bilgi almak için hangi soruların sorulacağını
belirleyebilir. Robotlar böyle bir seviyede karar veremiyor.

Karar almada
güçlükler var
Robotlar karar vermeden önce, belirsiz koşulların üstesinden
gelebilmeleri gerekiyor. 
Bir hastaya ilacını almasını ve olumsuz bir cevap almasını
isteyen robot hemşire, olumsuz yanıtı kabul etmek veya yeni bir talepte
bulunmak için yeterli bilgi olmadığını tespit ederse, bir karar verebilir.
Örneğin, robot hastanın ateşinin yükseldiği bilgisini doktora iletirse, daha
iyi bir karar vereceğini bildirebilir.

İnsanlar belirsiz kararlarla karşı karşıya kaldıklarında,
bunu düşünebilir ve daha fazla bilgi ihtiyacını kabul edebilirler. Ancak
robotlar, önceden programlanmış protokollere dayanan koşullardan bağımsız
olarak karar verme eğilimindedir. 


Japon Hemşire
Robotları
Bugün itibariyle, robot hemşireler henüz bu gelişmişlik
seviyesine sahip değiller. Robot hemşireler için mevcut prototipler yardımcılar
olarak tasarlanmış ve tam olarak entegre otonom sistem yok.

Robot hemşire üretiminin şu anki lideri olan Japonya, tıbbi
topluluktaki farklı ihtiyaçları ele alan çeşitli robotlara sahip.

RIBA robot hemşire hasta taşıyor. Bu robota “Etkileşimli
Vücut Yardımı için Robot” anlamına gelen RIBA deniyor. RIBA, bir kişiyi yatar
pozisyonda ya da oturma pozisyonundan 60 kiloya kadar kaldırabiliyor ve başka
bir yere taşıyabiliyor. RIBA, kaymayı önleyen gelişmiş dokunsal sensörlere ve
güçlü kollara sahip. Ayrıca iki kamera ve iki mikrofon ile bir operatörden
ipuçlarını takip edebiliyor. RIBA hastaları yatıştırmak için kullanılan büyük
bir oyuncak ayı gibi görünüyor, ama aynı zamanda bazılarını rahatsız
edebiliyor.

Actroid-F DEMO
Japonya merkezli robot üreticisi Kokoro, Actroid-F ile
farklı bir araştırma alanına odaklandı. Bu robot, gözlerini, kaşlarını, ağzını,
başını ve boynunu hareket ettirebiliyor. Actroid-F, bir uzaktan operatör
tarafından kontrol edilebilen, ifadeleri ve konuşması çok doğru bir şekilde
taklit edebilen bir tele-robot. Bu robot aynı zamanda özerk değil, ama insan
olarak hastalarla bakarak ve etkileşim kurabiliyor. Actroid-F henüz otonom
olmadığı için, etik sorunları kendi başına kararlaştırmaya gerek duymayacak.
Ancak, operatörlerin gözetiminin gizlilik sınırlarının neresinden geçtiğine
karar vermek zorunda kalacaklar.


Pearl
ABD’de, Michigan Üniversitesi, Pittsburg Üniversitesi ve
Carnegie Mellon Üniversitesi’nden araştırmacılar, Pearl adında bir Nursebot
üzerinde çalışıyorlar. Pearl, Japon meslektaşları gibi bir asistan robotu ve
insanlara rutin faaliyetler hakkında hatırlatmaya ve yaşlılara rehberlik
ediyor. Pearl, sesli ve görüntülü girişin yanı sıra bir dokunmatik ekran
arayüzü ve yapabildiği çeşitli görevler için yazılımın navigasyon ve tanıma ile
yardımcı olan birçok sensöre sahip. Bilişsel ya da bedensel engelli bireylerin
günlük görevlerden geçmelerine yardımcı olmak için iyi bir teknolojik araç.
Pearl ayrıca çevresinin haritasını ve müşterinin ne kadar hızlı hareket
ettiğine bağlı olarak hızını değiştirmenin bir yolunu da hesaba katan sofistike
navigasyon algoritmalarına sahip.



Mabu
San Francisco merkezli dijital sağlık firması tarafından
üretilen Mabu, kişilik ve tedavi ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş günlük
konuşmalar yapıyor ve sağlık uzmanına sizin hakkınızda geri bildirim
gönderiyor. Size, hatırlatıyor ve sürecinizi takip ediyor. Yüz takip sistemi
ile de sizi takip edebiliyor ve bu sayede göz teması kurulduğunda iletişime
geçiyor.
Kaynaklar
https://twcroboticsurgery.weebly.com/past.html
https://www.bls.gov/news.release/archives/ecopro_12192013.pdf
https://www.bls.gov/opub/mlr/2013/article/occupational-employment-projections-to-2022.htm
https://www.japantimes.co.jp/opinion/2015/07/07/editorials/shortage-of-nursing-care-workers-2#.WrazUohuZPY
https://cs.stanford.edu/people/eroberts/cs201/projects/2010-11/ComputersMakingDecisions/robotic-nurses/index.html
https://www.youtube.com/watch?v=Ulw2Z1qZJOI
https://www.youtube.com/watch?v=7lLP5hGqKB8
https://mashable.com/2017/10/07/mabu-health-care-robot/#gW83kK682kqM
https://www.youtube.com/watch?v=bQak–i5U3A

Continue Reading

ROBOTLAR İNSANLARIN YERİNİ ALABİLECEK Mİ?

Kaybettiğimiz insanların tüm kayıtlarının yüklendiği
robotların hayatımızda ne kadar yer doldurabileceğine dair Black Mirror (Kara
Ayna) dizisinin Be Right Back (Hemen Geliyorum) bölümünde çok farklı şekilde
robotlar ele alınıyor.

“Hemen döneceğim,”
diyerek şehre giden Ash, bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Sevgilisi
Ash’ın ani ölümünü kabullenemez.  Martha
’nın arkadaşı henüz deneme safhasında olan temsili bir programdan bahseder.
Ölen insanların her türlü anıyı, bilgiyi sanal bir ortama aktarıp, yapay bir
insan oluştururlar. Yazışmaların yetmediği Martha, bu kez eşinin aynısı olan
robot satın alır. Bir süre robot ile yaşayan Martha, gerçek hayattan koptuğunu
fark eder. Yani insansı robotların hayatımızı nasıl etkilediğini konu alan
dizi, gerçek insandan ayrılmasının ileride zor olacağını gösteriyor.

İnsansı robotların tasarımı çok farklı amaçlar için
tasarlanıyor.

Suudi Arabistan tarafından vatandaşlık verilen insansı robot
Sophia’nın, üretilme amacı, parktaki yaşlılara ve ziyaretçilere yardım
etmekti.  Göz teması kurabilmek ve
insanları tanıyabilmek için gözlerinde özel kamera ve yazılım var. Sesleri
rahatça algılayabiliyor ve bayağı sizin benim gibi konuşabiliyor. Oturup
saatlerce sohbet edebileceğiniz bir robot. Stylist Dergisine kapak oldu. Kapak
çekimleri için insan mankenler gibi makyajı, saçı, styling’i yapıldı. Backstage
görüntüleri de videoya kaydedilip, servis edildi.
Tabii Sophia’nın dışında da çok farklı robotlar var.
Futurism.com adresinde yer alan yazıya göre insana en yakın robotları
listelediler.

Kodomoroid ve
Otonaroid Robotlar
Japonya’da düzenlenen Android: What Is Human? adlı fuarda,
ana haber spikerleri olarak tanıtılan Kodomoroid ve Otonaroid adlı androidler
büyük ilgi gördü. Gerçek insandan ayırt etmenin zor olduğu iki robot, henüz
demo aşamasında. Ancak birkaç yıl içinde Japonya’da haberleri bu androidlerin
sunması bekleniyor. Kodomorid, canlı yayında bir deprem ve bir FBI operasyonu
hakkında verilen iki adet haberi anons etti.

BINA48
ABD’nin Vermont eyaletinde nanoteknoloji üzerine
araştırmalar yapan Martine Rothblatt Foundation şirketi 2010 yılında piyasaya
sürülen “duygusal” bir robot olan BINA48, bağımsız düşünme yeteneğine sahip.
İnsan mimiklerini saşırtıcı derecede başarıyla taklit edebiliyor. BINA48, New
York Times’a röportaj vermesinin yanı sıra, National Geographic programlarında
yer aldı ve dünyayı dolaştı.

Geminoid DK
Futurism’de yer alan habere göre; Geminoid DK, Hiroshi Ishiguro’nun
gözetiminde özel bir Japon firması ve Osaka Üniversitesi arasındaki
işbirliğiyle üretilen, ultra-gerçekçi, insansı robottur. Geminoid DK,
Danimarka’daki Aalborg Üniversitesi’nde Danimarkalı profesör Henrik Scharfe
tarafından modellendi. Geminoid DK’in özellikleri, mimikleri ve omuz silkme
biçimi dahi ilgi çekici.

Junko Chihira
Toshiba tarafından üretilen android robor Junko Chihira,
Tokyo’daki bir turizm enformasyon merkezinde tam zamanlı çalışıyor. Bussiness
Insider’da yer alan habere göre, müşterileri selamlıyor ve güncel olaylarla
ilgili ziyaretçileri bilgilendiriyor. Japonca, Çince, İngilizce, Almanca ve
hatta işaret dilinde konuşabiliyor.
Nadine
Nadine, Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi
tarafından üretildi. Nadine ile aklınıza gelebilecek her şey hakkında sohbet
etmekten mutluluk duyuyor. Onunla konuştuğunuz şeyleri ezberliyor ve onunla bir
daha görüştüğünüzde size anlatabiliyor.
Nadine, yaşlılar, çocuklar ya da özel yardıma ihtiyaç
duyanlar için tam bir yol arkadaşı olarak tasarlandı.
Kaynaklar
•             http://www.milliyet.com.tr/dunyanin-ilk-robot-vatandasi–sophia-mola-6949/
•             https://www.youtube.com/watch?v=Bg_tJvCA8zw
•             https://www.youtube.com/watch?v=Wyl72Re5110
•             https://www.youtube.com/watch?time_continue=4&v=mq89jFcG5EM
•          https://karnaval.com/yasam/kodomoroid-ve-otonaroid-ile-tanisin-19-18419-haber
•             https://www.youtube.com/watch?v=uvcQCJpZJH8
•             https://www.sabah.com.tr/dunya/2012/07/20/insansi-robot-saka-da-yapiyor
•             https://www.youtube.com/watch?v=eZlLNVmaPbM
•             http://www.businessinsider.com/toshibas-humanoid-robot-junko-chihira-speaks-three-languages-2015-11
•             https://www.youtube.com/watch?v=I_nAtssg-Dw
•             http://media.ntu.edu.sg/NewsReleases/Pages/newsdetail.aspx?news=fde9bfb6-ee3f-45f0-8c7b-f08bc1a9a179
•             https://www.youtube.com/watch?v=fTlBxUMJB2I

Continue Reading

SAĞLIĞA ROBOT ELİ DEĞECEK

Japonya merkezli Nagoya Üniversite Hastanesi’nde medikal
işler için Toyota tarafından geliştirilen robotları kullanmaya hazırlanıyor.


Kullanılmaya başlanacak olan dört robot gece vardiyasında
çalışacak. Şubat ayında işe başlayacak olan robotlar, bir yıl boyunca ilaçların
getirilip götürülmesi ve testlerin katlar arasında taşınması işinde
kullanılacak.

Hastane görevlileri ise tablet kullanarak robotları
çağırabilecek ve medikal taşıma işlemleri için robotları görevlendirebilecek.
Eğer denemelerde başarı elde edilirse hastane daha çok robot istihdam etmeyi
tercih edebilir.

Terleyen Robot
Ürettiler
Tokyo Üniversitesi JSK Laboratuvarı‘nda çalışanaraştırmacılar 1,7 metre uzunluğunda ve 56 kilogram ağırlığındaki insansı robot
Kengero’ya bir soğutma sistemi eklemenin yollarını arıyordu. Araştırmacılar,
Kengero’nun motorlarının etrafından su sızmasını sağlayarak suyun
buharlaşmasına imkan sağladı. Yani, Kengero’yu ‘terlettiler’.  Başını bir taraftan öteki tarafa kadar
çevirebilen Kengero 11 dakika boyunca motorları yanmadan mekik çekebiliyor.

Robot Cerrahinin
Başarısı
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar,
2003-2015 yılları arasında ABD’deki 416 hastaneden alınan verileri inceledi. The Journal of American Medicine’daki a
raştırmaya göre robot cerrahlar, üç boyutlu görüntü, daha geniş bir hareket
alanı ve doktorlar için daha iyi bir ortam sağlıyor. Sonuç olarak, robot
kullanılan böbrek ameliyatlarının yüzde 46,3’ünde ameliyat süresi dört saatten
fazla olarak belirlendi. Kalın bağırsak kanseri ameliyatında ise robotlar işin
içine girince ameliyat süresi 37,5 dakika uzarken maliyet bin 132 Dolar arttı.

DNA Nano-Robotu
Geliştirildi
Kaliforniya Teknoloji Üniversitesi’ndeki (Caltech) bilim
insanları, DNA nano-robotu geliştirdi. Robot, belirli molekülleri toplayıp
önceden belirlenmiş noktalara bırakıyor. Basit DNA araçlarının önemli görevleri
yerine getirmek için kullanılabilmesinin yanında, bir ilacı moleküler bir
fabrikada sentezlemek ya da ilacı sadece kan akışında belirli sinyaller
mevcutken teslim etmek yer alıyor.

Robotlarla Duygusal
Bağ Kuruluyor
BBC’nin haberine göre; Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne
bağlı multimedya ve teknoloji araştırma birimi Media Lab’de görevli Kate
Darling, düzenlediği bir atölye çalışmasında, katılımcılardan sevimli bir dinozor
olan Pleo adlı oyuncağa işkence yapmalarını istedi. Darling çalışmasındaki
deneyimlerini şöyle anlatıyor: “İnsanlar işkence yapmayı reddediyorlardı.
Eğer yapmazlarsa dinozorları yok edeceğimiz tehdidinde bulunmak zorunda
kaldık.”

Darling bir sadist değil. Atölye çalışması, insanların neden
makinelere olan bağımlılığının giderek arttığını anlamaya çalışmak için yapılan
bir deney. Geçen yıl da bu tip deneyler yapan Darling, laboratuvarda
katılımcılardan çekiçlerle robotlara vurmalarını istediğinde yine benzer bir
direnişle karşılaşmış.

BBC’ye konuşan Darling, “İnsan niteliklerini her şeye
atfetme (antropomorfizm) huyumuz var. Canlı gibi görünen hareketlerle
bütünleşiyoruz. Buna ve hareketlerimizi, sesimizi taklit eden sosyal robotlara
niyetimizi gösteriyor ve bilinçaltında duygularımızı ve hislerimizi
ilişkilendiriyoruz” diyor.
  
Continue Reading

GELECEĞİN MEDYASI ROBOT GAZETECİLERİN Mİ?

Teknoloji geliştikçe yeni bir devrin başlangıcı oluyor.
Endüstri 4.0 nesnelerin interneti ya da siber-fiziksel sistemlerolarak
tanımlanıyor.

Devrimleri şu şekilde sıralayabiliriz:
•             ENDÜSTRİ
1.0 : Su ve Buhar Enerjili Mekanik Üretim Tesisleri
•             ENDÜSTRİ
2.0 : İş Bölümüne Dayalı Elektrik Enerjili Kitlesel Üretim
•             ENDÜSTRİ
3.0  : İmalatın Otomasyonunu İleriye
Taşımayı Başaran Elektronik ve Bilgi Teknolojileri
•             ENDÜSTRİ
4.0 : Siber Sistemlere Dayalı Üretim

Medya da bu değişimden etkileniyor ve toplumda robot
gazetecilerin haber yapması şaşkınlıkla karşılanıyor. 

Robot gazetecilerin neler yaptığına bir bakalım.

Google DeepMind şirketi, Google’ın yapay zekâ ile ilgili çalışmalarını
yürüten bir alt şirketi. Burada, robotlara yeni anılar edinme ve bunları
hatırlayabilme özelliği kazandırıldı.  Ayrıca
robotların insan sesini taklit etme becerileri ve işbirliği yapma eğilimleri
üzerinde de çalışılıyor.

Google veri gazeteciliği ve haber teyit
projelerini fonlayacak
Google’dan fon alan projeler arasında, gazeteciler için
hazırlanmış, otomasyona dayalı bir  teyit
aracı olan FACTS (gerçekler) de var. FACTS, ilk tam otomatik teyit aracı
olacak.

“Habercilikte
fantastik adım”
Google tarafından finanse edilen ‘RADAR’ isimli projesinde
ise,  5 kişilik bir ekip ile gazeteci
robotun ayda 30 bin rutin haber üretmesi hedefleniyor.   Robot gazeteciler finans, gayrimenkul ve
spor haberleri gibi haberleri yazabiliyor.

Associated Press, New York Times ve Los Angeles Times gibi
gazeteler rutin haberler için robot kullanıyor. İnanması güç gibi gelse de
robot gazeteciler, son yıllarda bülten haberciliğe çevrilen medyaya yeni bir
soluk da getirebilir.

 İngiliz gazeteci Nick
Davies, “Flat Earth News” kitabında “churnalism” kavramını ortaya atıyor.
“Churn” İngilizce’de, “çalkalamak, köpürtmek” anlamına geliyor. Davies,
günümüzde PR ajansları ve reklam şirketleri tarafından hazırlanan “haber
görünümündeki” metinlerin, hiç müdahale edilmeden gazete sayfalarında yer
almasına gazeteciliğin prestij yitirmesinin nedenlerinden biri olarak görüyor.
Kısaca, bültenleri kopyalayıp yapıştırmak gazetecilik değildir! İşte robot
gazeteciler bu işi kolaylıkla yapabilir.

Robot gazeteciler, rutin haberleri ya da bültenleri sisteme
yüklerken, nitelikli gazeteciler araştırmacı gazetecilik yapabilir. Böylece
robot gazeteciler, medyada bir değişimi de başlatabilir. Yani gazetecilik
bitti, diyenlere inat nitelikli gazeteciler kalburüstünde kalacak.
Tabii yapay zekanın insanlık için en büyük tehlike olabileceğini
farklı platformlarda dile getiren girişimci Elon Musk’ı da burada hatırlamak
gerekiyor. Yapay zekayı insanların bilinçli şekilde kullanması için medya
okuryazarlığı düzeyinin artması hedeflenmeli.

Bu durumdan
okuyucular nasıl etkilenecek?
Toplumda medya okuryazarlığı seviyesinin artması, bilgiyi
daha iyi değerlendirmelerine ve işlemelerine yardımcı olacak. Problem çözme,
verileri kullanabilme, sorgulama,  ikna
etme ve eleştirel düşünme yetenekleri gelişen toplum, dijital okuryazarlık
bilinci de kazanacak. Gerçek ve sanal ortamdaki verilere istenilen amaçta doğru
bir şekilde erişebilmek ve onu doğru yöntemle verimli bir şekilde kullanmayı
sağlayacak.

Robot gazeteciler, yapay zeka ve değişen medya ile toplumda
da yenilikler olacak. Bu yenilikleri takip etmek adına da bültenler yerine,
dünyada neler olduğuna bakmak önem taşıyor. Gelişmeleri takip edip, bunları
üreten bir topluma dönüşmek için medyanın yönlendirmesi, değişimdeki
başlangıçları sağlayacak. Sonuç olarak gelişen medya, üreten toplumu oluşturacak.
       
Continue Reading

MEDYA DENKLEMİ TEORİSİ VE İNSANLARIN MAKİNELERE KARŞI DUYGUSAL YAKLAŞIMI

Teknoloji hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu süreçte de elimizden düşmeyen telefonlar başta olmak üzere, medya araçlarına karşı davranışlarımızın nasıl olduğunu hiç düşündünüz mü? 

1996 yılında Byron Reeves ve Clifford Nass, Medya Denklemi teorisinde, bilgisayarlar, televizyon ve yeni iletişim teknolojileri ile olan etkileşimlerin gerçek sosyal ilişkilerle  aynı olduğunu gösterdiler. Yani bilgisayara, insan gibi davranıyoruz. 

Medya Denklemi testini 22 kişiye uygulayan Reeves ve Nass, testte katılımcıları iki gruba ayırdılar. Amerikan Pop Kültürü ile ilgili sorular sorulduktan sonra, kullandıkları bilgisayar hakkında bir de anket doldurmaları istendi. Birinci grup anketi  bilgisayarda  yanıtlarken diğer grup kağıtta yanıtladı.  

Test sonucunda birinci grup,  bilgisayarla arasında bir bağ kurarak ona karşı kibar davrandı ve soruların iyi olduğunu söyledi. İkinci grup ise,  testin kötü olduğunu söyledi.

Reeves ve Nass, kullanıcıların bilgisayarlara kibar davrandıkları sonucuna vardılar. Deney, medyaya sosyal kurallar uygulandığını ve bilgisayarların toplumsal başlatıcılar olabileceğini kanıtladı. Katılımcılar bilerek bilgisayara kibar davrandıklarını reddetti, ancak sonuçlar farklı önermeler verdi.



Medya denklemi araştırmasından elde edilen sekiz önerme:  
1. Herkes medyaya toplumsal ve doğal olarak yanıt verir.
2. Medya farklıdan çok daha benzeri tercih eder.  
3. Medya denklemi otomatiktir.   
4. Ortam denklemini karakterize eden birçok farklı yanıt vardır.
5. Doğru gibi görünen şey gerçek olanlardan daha önemlidir.   
6. İnsanlar var olana tepki gösterir.  
7. İnsanlar sadelikten hoşlanır.
8. Sosyal ve doğal kolaydır.

Medya bizi etkisi altına alır, düşüncelerimizi etkiler ve yaşam şeklimize yön verir.  Bu olgu, medyanın insanlar üzerindeki etkilerinin genellikle derin olduğunu gösterdi. 


Medya, insanların davranışlarını ve olaylara karşı cevap verme şekillerini etkiler, ancak insanlar bunun farkında değildir.  Kısaca, medya hayatımızı yönetir. 
Continue Reading

BAKICI ROBOTLAR HAYATIMIZI DEĞİŞTİRECEK

Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz insansı robotlar gelecekte hayatımızda olacaklar mı? Sağlıkta robotlar neleri değiştirecek? Gelecekte teknolojinin nasıl olacağı ile ilgili birçok soru var aklımda. Bu soruların peşine düşüp, gelecek ile ilgili farklı görüşmeler yaptım. 

Robotlarla çalışan bir bilim insanı bulmalıydım ki, nelerin yapıldığını net olarak görebilelim. Texas Tech Üniversitesi’nde Makina Mühendisliği Bölümü’nde doktorası çalışmalar yapmakla kalmayıp, aynı üniversitenin Biyoloji Bölümü’nde doktora yandalı yapan Çağrı Mert Bakırcı ile robotlarla ilgili yapılan çalışmaları ve geleceği konuştum. “Nörolojik hastalıkları olan yaşlı bireylerin bakımları çok zor ve masraflı olabildiği için, insanlar yerine robotların bu alanda kullanılması yolunda önemli çalışmalar var” diyen Bakırcı, çok farklı bilgiler verdi. 

Robotlarla ilgili çalışmalarda günümüzdeki durum nedir?
Robotik alanı, mühendisliğin en heyecan verici, en iyi çalışılmış ve halen çalışılmakta olan alanlarından birisi… Buna rağmen, halen robotların kat etmesi gereken çok ama çok uzun bir yol var ve biz mühendisler ve bilim insanları bu yolda ilerledikçe, robotlara farklı açılardan yaklaşıp, onları farklı açılardan geliştirebileceğimizi fark ediyoruz. Benim çalışma saham da, kısmen yeni sayılabilecek, daha nadir çalışılan alanlardan birisi. Robot tasarımı ve kontrolü, robotiğin en büyük ve en kapsamlı alanlarından birisi. 

Robotlarla ilgili sen ne gibi çalışmalar yürütüyorsun?
Ben her ne kadar bu sahayı da çok sevsem de, biyoloji arka planına sahip olmamdan ve evrimsel biyolojiye aşık olmamdan ötürü, robotların evrimi gibi ilginç bir konu üzerinde çalışıyorum. Aslen sahanın adı evrimsel robotik olarak geçiyor. Yapay Zeka’nın bir alt dalı olan evrimsel algoritmaların robotlar üzerinde kullanılmasıyla ilgili, uç bir saha diyebilirim. Alanımın en kısa özeti, “kendi kendine evrimleşen robotlar”. 

Kendi kendine evrimleşen robotlar nedir?
Bu tanım kulağa aşırı uçuk geliyor ve gerçekten de uçuk olan birçok bileşene sahip. Ancak aklınızda, Hollywood filmlerinden kaynaklı fütüristik ve tuhaf bir “robot evrimi” canlanmasın. Benim sözünü ettiğim, daha ziyade halihazırda fiziksel yapısını ürettiğimiz bir robotun davranışlarının ve yazılımının kendiliğinden evrimleşmesi, böylelikle robotun evrimsel bir süreç sayesinde, mühendisin tasarımına ihtiyaç kalmaksızın halledilmesi gereken görevleri halledecek şekilde özelleşmesidir. 

Evrimsel biyolojinin en nefes kesen uygulamalardan biri olduğunu söyleyebilirim. Çok basit bir örnek vereyim: Bizim laboratuvarımızdaki robotlar, çizgi izleyen robotlar gibi çok basit robotlardan, altı bacaklı robotlara ve duvara tırmanan robotlara kadar çok çeşitli bir yelpazede yer alıyor. 

Bu robotların her biri, tasarım ve kontrol alanında çoktan üretilmiş olan, harika başarılara ulaşmış olan robotlar. Ama benim yapmaya çalıştığım, bu robotları diğer mühendislerin yaptığı gibi elimle adım adım programlamadan, kendi kendilerine evrimleşerek bu görevleri yerine getirmelerini sağlamak. Ve bunu başarabiliyoruz da! 

Programlamadan kendi kendine robotun gelişmesi mümkün mü?
Bilgisayarda simülasyonlarını ürettiğimiz robotlar, nesiller boyunca bilgisayar üzerinde evrimleşiyorlar ve sonrasında bu davranış kalıplarını gerçek robota yüklediğimizde, halletmeleri gereken görevleri başarıyla yapabilen robotlara ulaşıyoruz.

Benim asıl çalışma saham, evrimsel biyolojinin teorik alt yapısını robotik ve simülasyon modellerine uyarlayarak robotların evriminin biyolojiden gelen bilgilerimizle uyuşup uyuşmadığını anlamak. Eğer uyuştuğunu bugüne kadar ortaya konmuş verilere nazaran daha net bir şekilde gösterebilirsek, hem biyolojiyi hem de mühendisliği kapsayan, daha genel bir Evrim Teorisi inşa etmemiz mümkün olabilir. 

Yaptığım çalışmaların sadece biyolojinin mühendisliğe uyarlanması açısından değil, mühendislikten çıkan ürünlerin de biyologların araştırmalarına katkı sağlaması bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. 

Makina Mühendisliği altında çalışıyor olsam da, bazı bulgularımız koruma biyolojisi, matematiksel evrim gibi çok çeşitli biyoloji sahalarına veri sağlayabilecek konumda. Bilim artık bu şekilde, çok daha sıkı sıkıya çalışıyor ve bilim dalları arasındaki çizgiler görünmeyecek ya da önemsenmeyecek kadar silik.

Robotlarla ilgili teknoloji nereye gidiyor? 
Robotların hayatımızın her alanına gireceğini söyleyebilirim. Muhtemelen çocuklarımız ve torunlarımız, bizlerin olduğundan çok daha fazla içli dışlı olacak robotlarla… Bizim neslimiz robotları değil de, onların öncülü olan mekanizmalarla büyüdü (cep telefonları, bilgisayarlar, akıllı makinalar, vs.). Bu teknolojiler elbette ki sadece bu seviyede kalmayacak. Ev işlerimizde yardımcı olan, mesleklerimizde bize yol gösterici olan, yapmakta zorlandığımız işleri bizler için yapan robotlar çok yakında. 

Tabii ki robotların geleceği ile ilgili en heyecan verici saha kuşkusuz Yapay Zeka!

Yapay Zeka, kendini yeniden yaratma evresinde. Hayatlarımızın her alanına çoktan girdi, cep telefonlarımızdan, kullandığımız internete kadar. Çok yakında bunların robotlar aracılığıyla çok daha bariz bir şekilde hayatlarımızda olmasını bekliyorum. 

Sağlık sektöründe neler olacak?
Sağlık sektöründe robotik dendiğinde akla gelen ilk şey ameliyatlara giren ve ameliyatlarda yol gösterici olan robotik kollar geliyor. Da Vinci isimli robotik kol, çoktan birçok ameliyatta kullanılıyor. Tabii ki Da Vinci alanında ilk veya tek değil. Bu sahanın ortaya çıkması ve gelişimi 1985’te üretilen PUMA 560 robotuna kadar gidiyor. Sonrasında gelen PROBOT, ROBODOC, AESOP ve ZEUS gibi robotlar hep medikal robotların önünü açan ara geçiş türleri oldu diyebilirim. 

Ancak söylemem gereken en önemli şey, sağlık sektöründe robotların tek rolünün ameliyatlar olmadığı… 

Yapay Zeka, robotik ve sağlık üçlüsü arasındaki ilişki çok daha karmaşık ve çok daha heyecan verici. Örneğin birçok diğer robot, akla hayale gelmeyecek sorunlarımızı çözmek amacıyla üretiliyor. Mesela nörolojik hastalıkları olan yaşlı bireylerin bakımları çok zor ve masraflı olabildiği için, insanlar yerine robotların bu alanda kullanılması yolunda önemli çalışmalar var. Bu robotlar, insan bakıcıların, hemşirelerin ve doktorların aksine yorulmuyor, sıkılmıyor, ailevi durumlardan etkilenmiyor. Ancak insanların verebildiğinden bile daha fazla sıcaklık, ilgi, alaka gösterebiliyor. Bunlar müthiş atılımlar. Üstelik bu robotlar, hafızasını yavaş yavaş kaybetmekte olan yaşlı hastaların zihinlerini çalıştırmak ve zorlamak adına da programlanıyor. Böylece tedavi veya önleyici amaçlarla da kullanılabiliyor.

Robotik hekimler, hemşireler konuşuluyor. Bu mümkün mü?
Evet, mümkün. Hatta denendi de… Ancak sandığınızdan birazcık farklı olabilir. Şimdilik kollu bacaklı robotlar hekim ve hemşirelerin yerini almayacak. Bunun yerine, hekim ve hemşirelerin kullandıkları sistemler sıradan “dosyalama” sistemlerinden çıkarak, “akıllı analiz araçlarına” dönüşüyor.

Bu alanda yapılan atılımların en ilgi çekici uygulamalarından birisi, Yapay Zeka’nın bir alt dalı olan Uzman Sistemler. 

Normalde bir hekimin temel görevi, hastadan gelen semptomları incelemek ve bunları, kendi eğitiminden edindiği bilgilerle kıyaslayarak en doğru tanıyı koymak ve bu tanıya uygun tedavi yöntemlerini uygulamak veya tavsiye etmektir. Bu, Yapay Zeka’nın neredeyse kusursuz bir şekilde yapabileceği bir iştir. 

Tek yapılması gereken, şimdilik bir hekim eşliğinde hastanın semptomlarını incelemek ve bir sisteme girmektir. Daha bunu yapmaya başladığınız anda yazılım, internet aracılığıyla var olan bütün tıp veritabanlarını tarayarak, semptomlara en uygun olan hastalıkları, mantık ve olasılık çerçevesinde hekime sunar. Tabii ki tüm tedavi yöntemleri, başarı istatistikleri, riskler, vb. ile birlikte… Bu işlemler, bir insanın günler boyunca araştırma yapmasıyla eşdeğerdir ve sadece saniyeler alır! Üstelik yine, hekimin etkilenebileceği insani unsurlardan tamamen arındırılmıştır.

Çağrı Mert Bakırcı kimdir?
2013 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği’nden mezun olmuş, aynı zamanda Biyoloji Bölümü’nde gayrıresmi bir yandal/çift anadal yaptım. Sonrasında Texas Tech Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nde doktorama başladım ve 3 senedir Yapay Zeka, Evrimsel Algoritmalar ve Robotik üzerine araştırmalar yürütüyorum. Aynı zamanda yine aynı üniversitenin Biyoloji Bölümü’nde doktora yandalı yaptım. Buraya gelmeden önce, ODTÜ’de Evrim Ağacı’nı kurdum ve şu anda bu ekip Türkiye’nin en büyük evrimsel biyoloji oluşumu. Bu platform aracılığıyla Türkiye’nin ve hatta Dünya’nın dört bir yanından okurlarımıza yüzlerce makale ve binlerce popüler araştırma yazısı paylaştım. Bu süreçte Evrim Kuramı ve Mekanizmaları isimli bir kitap yayınladım ve 2 sene içerisinde 3 baskı yaptık. Elimden geldiğince Türkiye’deki ve genel olarak Dünya’daki bilime gerek popüler, gerekse de akademik olarak katkı sağlamaya çalışıyorum. Bu işi sonuna kadar götürmekte ısrarlıyım. 
Continue Reading