Erasmus MC’de doktora çalışmalarını sürdüren Cevdet Acarsoy

Esra Öz ile Kariyer Sırları- Erasmus MC’de doktora çalışmalarını sürdüren Cevdet Acarsoy ile yurt dışında psikoloji eğitimi hikayesini konuşacağız https://www.linkedin.com/posts/fesraoz_esra-%C3%B6z-ile-kariyer-s%C4%B1rlar%C4%B1-erasmus-mcde-activity-6746852559404724224-W53i

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

ÇOCUK PSİKOLOJİSİNDEKİ BÜYÜK TEHLİKE NE?

Son yıllarda ülkemizde çocuk psikolojisi konusunda “uzman” patlaması yaşanıyor. İlgi çektiğini fark eden bazı kişiler, kendilerini bu alanda uzman ilan edebiliyor. Peki çocuk psikolojisindeki yanlış bilgilerden ve sözde uzmanlardan korunmak için aileler nasıl bir yol izlemeli?

Yanlış bilgiye maruz kalındığı ve aksinin ispat edildiği durumları düşünelim. Yanlış bilginin düzeltilmesinde bireysel özelliklerin ve mesaj özelliklerinin etkisiyle ilgili Psychological Science’ta bir meta-analiz çalışması yayınlandı. Bunun için sahte sosyal ve politik haberleri kullanan 20 çalışma ve yayınlandıkları 1994-2015 döneminde bu çalışmaların aktarıldığı 8 yayın incelendi.

Yanlış bilgiyi destekleyici yönde görüş geliştirerek kendi açıklamasını üreten insanların daha sonra bu ilk inançlarını sorgulayıp değiştirmelerinin zorlaştığı görüldü. Bu durumda, bilginin yanlış olduğuna ilişkin düzeltme mesajının da daha az etkili olduğu ortaya çıktı. İnsanların kendilerine sunulanla yetinmeyip nedensel alternatifler üretme ihtimali arttığında düzeltme mesajının daha etkili olduğu bulundu.

Mesajın içeriği yanlış bilgiyi haklı çıkaran zihinsel modelleri değiştirmeyi sağlayacak biçimdeyse, daha başarılı olduğu saptandı. İçeriğin yüzeysel kaldığı; yani sadece bilginin yanlış olduğunun bildirildiği durumlarda, düzeltme bilgisinin ayrıntılı sunulduğu duruma kıyasla etkisinin zayıfladığı görüldü. Ancak ilginç şekilde, daha ayrıntılı düzeltme bilgisi sunulmasının yanlış bilginin kalıcılığını azaltmayabileceği de ortaya çıktı.

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

SON DÖNEMLERDE NELER OKUDUM?

Kitap aksesuar değil, en iyi arkadaştır. Ne mutlu ki bu alışkanlığı edinip, yolunu bilgiyle aydınlatanlara.  Hayatım boyunca kitaplar benim için gerçekten çok önemli olmuştur. Bu nedenle de artık okuduğum kitapları kendim için arşivlerken, sizlerle de paylaşacağım.  Uyumadan önce okunan kitabın türü ve rüyalara etkisi diye bir araştırma var mı? Yoksa yapılmalı, sanki kitap türü rüyayı etkiliyor. Bu ara en çok çizgi roman okuduğumu fark ettim, uyumadan önce çizgi roman okuduğumda çok ilginç rüyalar görüyorum. Hadi başlayalım, neler okumuş bakmaya. Çizgilerle ekonomi Benim için terapi mekanı kitapçılardır. Sağlık dışında hiç anlamadığım bir konuda #kitap almak istedim.#ekonomi hiç sevmediğim ve anlamadığım bir […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

AMELİYAT OLAN ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK ANATOMİSİ

Cerrahi operasyonlar genellikle tıbbi açıdan düşünülse de, psikolojik boyutları da unutulmamalı. Fizyolojik iyileşmenin tam olarak sağlanabilmesi için psikolojik iyilik ve zindelik de gerekli. İki durum beraber yürütüldüğünde iyileşme süreci de kolaylaşır ve hızlanır.  9 yaşında birden fazla cerrahi operasyon geçiren bir çocuk danışanından yola çıkarak bu konuda farkındalık oluşturulması gerektiğini belirten Uzm. Psikolog Serap Duygulu, “Olay çocuğun, ilk ameliyatında anestezi verilmeden önce ameliyat masasında beklerken yaşanmış. Doktorları, çocuğun verebileceği tepkiyi düşünmeden; operasyon sırasında kullanılacak aletlerden, operasyonun nasıl gerçekleşeceğine kadar tüm ayrıntıları konuşmuş, hatta kullanılacak aletleri çocuğun gözü önünde birbirlerine göstermişler” dedi.  Ameliyatın son derece başarılı şekilde gerçekleştiğini dile getiren Duygulu, […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

PSİKOLOĞUNUZ GERÇEKTEN PSİKOLOG MU?

“Hayatı daha güzel nasıl yaşarız?” telaşı ile sürekli bir arayış içerisindeyiz. İnsanların psikolojileri bozulduğunda, zor günler yaşayıp, huzursuz olduklarında çareyi farklı yerlerde arıyorlar. İşte o zamanda denize düşen yılana sarılır misali, her uzatılan daldan medet umuyorlar.  İnsanlar psikoloğa gidiyorlar, çözüm bulamayanlar, yanlış yönlendirilenler ve bu alana güveni kalmayanlar olabiliyor. Mutlu olmanın, daha kaliteli hayat yaşamanın ve sevginin peşinde bilmedikleri denizlere açılıyorlar. Umut tacirlerinin insafsız kollarına düşebiliyorlar.  Son dönemlerde psikologlar da meslektaşları ile ilgili yaşadıkları sorunları daha sık iletir oldular. Durum bu kadar vahim olunca, bazı konuları mercek altına almak gerektiğini anladım.  Psikologlar gerçekten psikolog mu? Psikologların yetkinlikleri ve branşlaşmaları ile […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

EZİK KADINLAR, ŞİŞKİN EGOLU ERKEKLER

Herkes uzun süreli ve güvenli bir ilişkisi olsun ister. Zamanla sevgilisini yaşamının merkezi haline getirmeye başlar. Hatta bir sevgilinin ötesinde bir eş olmasını ister, sadakat ve huzur dolu bir hayat düşler. Karşısındakinin doğru kişi olduğunu düşünür. Erkeği sahip olmadığı özelliklerde görüp, yüceltir. Hatta ciddileşen ilişkide bazı şeyleri değiştirmek isterken, erkek değişmekten kaçtığı için, olanlara karşı çıkar. Sonun başlangıcı olacak bir sürece girilir. Kadınlar kendilerini ilişkilerinde ne kadar güvende hissediyorlar? Erkekler sınırlarının ihlal edildiğini, olmak istemediği bir pozisyona itildiğini, yaşamı üzerindeki kontrolünü kaybettiğini hissedip kararsızlıklara mı kapılıyor? Kadının sorgulamaları, şüpheciliği, güvensizliği ve mutsuzluğu artıyor mu? Uzm. Psikolog Tarık Solmuş ile kadınların […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

BAĞLANAMAYAN ERKEKLER KULÜBÜ

Herkes gerçek sevginin peşine düşüyor. Gerçek sevgi bulunduğunda ise masalların sonundaki gibi bir hayat düşleniyor hep. Oysa gerçek sevginin anlamı herkes için farklı aslında. Mesela, Kaybedenler Kulübü filminde olduğu gibi, bazen amacı olmadan yaşayanların oltasına takılır aşk denilen pırıltı. O kadar ışık saçar ki gözleri kamaşır, midesinde kelebekler uçuşur. Kadın daha çok bağlandıkça korkar sevgilisini kaybetmekten, erkek ise amaçsızdır yaşarken ve hayatında diğer kadınlara da yer vardır. İlişkisinde hep fedakar davranır kadın, ileriye dönük adım atmak ister, oysa kopan iplerin ardından erkeğinden sadece “gitme” demesini bekler. Erkek ise aşık olduğunun farkına bile varmadan, yaşadığı girdabın sersemliğindedir. Yalnızlıktan kaçarken, arap saçına […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

ISSIZ ADAM VE KADINLARIN SORUNU NE?

Günümüzde bağlanmadan yaşanan ilişkiler, başladığı ve bittiği zamanı içinde barındırmıyor. Issız adam filmindeki gibi davranışlar moda oldu. Filmin sonunda kimse gözyaşlarını tutamasa da bağlanamama sorunu yaşayanlar azımsanacak oranda değil. Bu ayrılık furyasının arkasında gizli bir psikolojik sorun mu var?  İnsanlar bağlanamama sorunları yaşıyorlar. Bu sorunu kapatmak içinde modern hayat adı altında yalnızlığın ve değersizliğin pençesinde mi kıvranıyorlar? Kendilerini değersiz hissettiklerinden mi terk edilmemek için terk ediyorlar? Çaresi yok mu durumun? Psikiyatrist Dr. İlker Küçükparlak ile ıssız adam ve kadınları konuştuk.  Issız adam ya da kadın diye tanınan kişilerin özellikleri nelerdir? Meşhur bir film karakterine öykünüyor olmak da insanla ilgili önemli […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

Kişisel gelişim mi psikoloji mi?

Her gün hayatı daha güzel yaşamak adına çok farklı önerilerle karşılaşıyoruz. Enerji gönderenler ya da motivasyon koçluğu yaptıklarını iddia eden kişisel gelişim uzmanlarını görüyoruz.  Hayatı daha güzel yaşamak için eğitim veren ve kitap yazanların eğitimlerini incelendiniz mi? Kişisel gelişim adında verilen önerileri uygulayanların, belli bir süre sonra psikolojilerinde derin yaraların açılabileceğini hiç düşündünüz mü? Bu konuyu Uzm. Psikolog Tarık Solmuş ile konuştuğumuzda,  “Yıllarca sevgiden, sevmekten bahseden bir yazar intihar etti. Jüpiter’den enerji getirtip insanlara içsel keşif sunan başka bir kişi bir meslektaşımdan depresyon tedavisi gördü. Benim çok samimi ve net bir önerim var; tüm bu kişisel gelişimcilere birer kişilik ölçeği […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

ÖFKEMİZİ NASIL KONTROL ALTINA ALABİLİRİZ?

Hayatın içinde yaşadığımız sürece, birçok aksiliklerle karşılaşıyoruz. Bu aksiliklerde de hemen öfkeleniyor, tepkimizi sözlü ifadelerden fiziksel şiddete kadar uzandırabiliyoruz. Bu süreçte de hem kendimize hem de karşımızdakilere zarar verebiliyoruz.  Öfke kontrolünü sağlamak, hayatı cehenneme çevirmek yerine daha güzel yaşamak adına adım atmak gerekiyor. Böylece yaşadığımız kötü olaylar unutulan anılara dönüşebiliyor. Çok fazla sinirlenip, öfkelendiğimizde neler yapmamız gerektiğini Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Atalay ile konuştuk.  Öfke nedir? Öfke, saldırganlığın etkinleştiğini haber veren temel duygu durumudur. Genellikle hafif hallerinde sinirlilikle kendini gösterir, bir üst derecesi kızgınlıktır; düşünsel boyutu güçlenip karmaşık ve sürekli hale geldiğinde nefrete dönüşmüş demektir. İnsan […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz: