ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ORGAN BAĞIŞI KONUSUNDA NE YAPACAĞINI BİLMİYOR

Organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak adına yapılan her çalışma çok kıymetli. Çünkü, şu anda  25 bin 111 nakil bekleyen kişi var. 

Yıllardır, toplum bilincini artırmak için medya çalıştayları düzenlediğim için, basın mensuplarının bu konuya ne kadar duyarlı olduğunu da  gözlemlerim. Dizi setleri ve medya kuruluşları ziyaretlerinin yanı sıra medya çalıştayı düzenlediğimde bağış için hassasiyetle destek verdiler. 

Konu sağlık olunca gazeteciler her türlü yardımı yapmaya çalışır.  Sağlık çalışanları da bu konuda bağış oranlarını artırmak için ellerinden geleni yaparlar. Hatta Türkiye Organ Nakli Vakfı  (TONV), bir adım daha ileri gidip, dünyadaki gazetecilere bu konunun önemini anlatmak için çalışmalar yapıyor. 

Beyin ölümü yanlış anlatılıyor
Yapılan tüm çalışmaların yanı sıra, medyanın önemini ortaya koyan Sağlık Haberlerinde “Mucize Tedavi”ler başlıklı makaleden  alıntı yaparak konuyu biraz daha detaylandırmak istiyor: 

Basın organlarının “beyin ölümü” kavramının anlamına dikkat etmeden  haber yapmalarının üç açıdan olumsuz sonuç doğurabileceğine işaret edilerek kavramın daha özenli kullanılması uyarısında bulunulmaktadır. 

 1. Toplumda tıbba olan güven azalacak, tıbbın “ölüm” dediği olgularda dahi, ölmeme, bir geri dönme olasılığının var olduğu zannı oluşacaktır.
2. Beyin ölümü kavramının en önemli uygulama alanlarından biri olan organ bağışlarını azaltabilecektir. Nitekim hastanın yakını “mucize” beklentisiyle organ bağışında bulunmayacağını
açıklamıştır.
3. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın bir “mucize” ile de olsa sağlığını kazanabileceği zannı, sınırlı sayıda olan yoğun bakım birimlerine daha fazla gereksinim duyan/ gerçekten yarar sağlanabilecek olan hastaların bu olanaktan yararlanmalarını engelleyebilecektir.”


Öğrencilerin % 69.1’i organ bağışı için ne yapmak gerektiğini bilmiyor
Görüldüğü üzere medyadaki haberler toplumun bilinç düzeyini artırıyor. Bu anlamda da gençlerin bu konudaki farkındalığını araştıran “Organ Bağışı Hakkında Üniversite Öğrencilerinin Düşünceleri”ni inceleyen bir çalışmada ilginç bir veri tespit edilmiş: “Üniversite öğrencilerinin organ bağışı konusunda görüşlerini
almak amacıyla erkek ve kız öğrenci yurtlarında basit rastgele örnekleme ile
seçilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 360 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir.
Öğrencilerin % 59.5’inin organ bağışı konusunda bilgilerinin olduğu, % 59.6’sının
organ  bağışında bulunmak istediği, %
78.9’unun organ bağışının gerekliliğine inandığı, % 69.1’inin ise organ bağışı için ne yapmak gerektiğini bilmediği
saptanmıştır.”

Organ bağışı yapmak isteyenler, nasıl bir yol izleyeceklerini bilmiyor. Öğrenmek isteyenler için şu siteyi önerebilirim. Farkındalığı artırırken, bağış yapmak isteyenlere yol haritalarını sunmak da çok önemli yer tutuyor. Çünkü, organ bağışı hayat kurtarır.  

Continue Reading

ORGAN BAĞIŞI HABERLERİNDE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ

Organ bağışı haberlerinin işleniş şekli çok fazla önem taşıyor. Yapılan bir haber ile bağış oranlarında artış ya da azalma olabiliyor. Haberlerin önemi verilen rakamlarla daha da ortaya çıkıyor. Türkiye’de her yıl 2 binden fazla insan organ beklerken ölüyor, dünyada ise bu sayı yıllık 100 binin üzerinde.

Uluslararası Organ Nakli Ağı Projesi’nin (ITN- International Transplant Network), 2. Fazı olan Organ Nakli ve Organ Bağışı 1. Medya Çalıştay’ı İstanbul’da gerçekleştirildi.

Tıp, akademi ve medya camiası organ nakli haberciliğini masaya yatırdı. “Organ Nakli ve Organ Bağışında Medyanın Etkisi ve Gücü”, “Sağlık İletişimi”, “Organ Ticaretiyle Mücadele”, “Asılsız Habercilik”, “Yeni Medya” gibi başlıklar ele alındı.   

Sağlık Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, SESRIC ve DEİK tarafından desteklenen, Türkiye Organ Nakli Vakfı’nın (TONV) koordinasyonunda 5 üniversite ve 5 sivil toplum örgütünün yürüttüğü proje hayata geçiriliyor. 

15 ülkeden 40’tan fazla gazetecinin katıldığı konferans kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türkiye Organ Nakli Vakfı Başkanı Dr. Eyüp Kahveci, yılda yaklaşık 5 bin organ nakli yapılan ülkemizin önemli bir klinik tecrübeye ve zengin bir altyapıya sahip olduğunu söyledi.

Yasal Düzenlemesi Olmayan 24 Ülkeye Teknik Yardım 
Projenin Faz 2 ayağının, eylem planlarının uygulanacağı uzun soluklu bir çalışmayı içerdiğini ifade eden Dr. Kahveci, “Organ bağışı ve organ nakli ile ilgili herhangi bir yasal düzenlemesi olmayan 24 ülkeye teknik yardım sağlanarak düzenleyici yasal bir çerçeve oluşturmaları sağlanacak. Yasal düzenlemesi olan ancak herhangi bir organ nakli uygulamasına başlamamış olan ülkelerde bir organ nakli programının başlatılmasına destek verilecek. 50 civarında ülkede organ bağışı, organ nakli ve kronik organ yetmezliklerine ilişkin bir veri tabanı ve kayıt sistemi bulunmadığından ortak bir IT sistemi oluşturulacak ve sağlıklı veri toplanması sağlanacak” dedi. 

Kahveci, Uluslararası Organ Nakli Ağı’na katılan 70 ülke yasal düzenlemeler açısından incelendiğinde, Afganistan, Angola, Benin, Bosna Hersek, Kamerun, Çad, Etiyopya, Gambiya, Gana, Kosova, Libya, Makedonya, Madagaskar, Moritanya, Mozambik, Nijer, Filistin, Somali, Güney Sudan, Tanzanya, Uganda, Özbekistan, Yemen, Zambiya’da yürürlükte olan bir yasal düzenleme bulunmadığının belirlendiğini kaydetti.

Türkiye, Dünyada En Çok Organ Nakli Yapan Ülkelerin Başında 
Türkiye’de 2015 yılında 4 bin 500’ün üzerinde organ nakli yapıldığını kaydeden Organ Nakli Koordinatörleri Derneği (ORKOD) Başkanı Dr. Yavuz Selim Çınar, ise şunları söyledi: “Bunlardan 3 bin 400’ü canlıdan, bin 150’si de kadavradan nakledilmiş. Sayıya baktığımızda Türkiye, dünyada en çok organ nakli yapan ülkelerin başında geliyor. Bizim ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesindeki temel sorun organ nakli yapacak teknik ekipman değil, yeterli organ bağışı olmaması. Ülkemize baktığımızda geçen yıl yapılan organ nakillerinin neredeyse yüzde 80’i canlıdan alınmış. Gelişmiş ülkelerde kadavradan organ bağışı oranı yüzde 75 iken, ülkemizde bu rakam yüzde 25, yani bu konuda gelişmiş ülkelerle tamamen zıt bir yöndeyiz. Amacımız kadavradan alınan organ yüzdesini artırmak.”

Organ Nakillerinde Medya Çok Önemli
Yüz nakilleri ve farklı çalışmaları ile dünya çapında başarılara sahip Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Plastik Cerrahi ve Rekonstrüktif Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, “Türkiye’de özellikle son dönemlerde organ nakilleri tüm aşamalarıyla başarılı şekilde yapılıyor. Bu konuda özellikle medya ayağı çok önemli. Ülkemiz, organ naklinde suistimalleri önlemiş durumda. Bize düşen ülkemizde bunu anlatmak ve büyük ülkelere de önderlik etmek. Çünkü dünya ülkelerinin örnek almaları, bizi yaptığımız işlerden daha fazla önder yapıyor.”

Bitkisel Hayat ile Beyin Ölümü Farkı İyi Anlatılmalı
Bitkisel hayat ile beyin ölümünün topluma çok iyi anlatılması gerektiğini vurgulayan Türkiye Organ Nakli Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cemal Ata Bozoklar, “Beyin ölümü ile bitkisel hayat arasında kesin bir çizgi var. Bitkisel hayatta kişi komadadır ama ölü değildir. Ölüm dediğimiz şey ise geri dönüşü olmayan bir olaydır ve tek bir ölüm şekli vardır, o da beyin ölümüdür” şeklinde konuştu. 

Continue Reading

ORGAN NAKLİNDE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ

Türk Organ Nakli Vakfı’nın koordinasyonu ile Organ Nakli Ağı Projesi kapsamında 70 ülkenin yetkililerinin katılımıyla gerçekleşen çalıştaylar sayesinde hem organ nakli konusunda durum tespiti yapılırken hem de ülkemizde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veriliyor. 


Beş Üniversite ve beş STK’nın oluşturduğu bir platform tarafından yürütülmekte olan ve Türk Organ Nakli Vakfı tarafından koordine edilen Uluslararası Organ Nakli Ağı (Internatonal Transplant Network-ITN) Projesi kapsamında farklı ülkelerden transplantasyon sorumlularının katıldığı organizasyonlar bu alanda öncü oluyor. Türkiye önderliğinde yapılan uluslararası alanda yetkili isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen projenin bu alanda bir ilk olduğunu belirten Türkiye Organ Nakli Vakfı Başkanı Dr. Eyüp Kahveci, 70 ülkenin yetkililerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıların, ülkemizde yapılan çalışmaların tanıtılmasında da önemli etkisi olduğunu söyledi. 

2015 Haziran ayında başlanan Uluslararası Organ Nakli Ağı Projesinin birinci fazı  çerçevesinde düzenlenen  ve 70 ülkenin üst düzey sağlık temsilcilerinin katıldığı 6 ayrı çalıştay hakkında Kahveci, şu bilgileri verdi: “Bu ağın iki amacı var; gelişmekte olan ülkelere organ bağışı ve organ nakli sistemlerini kurma ve güçlendirme noktasında teknik bir yardım programını içeriyor. Aynı zamanda, ülkemizdeki organ nakli hizmetlerinin tanıtımına da dolaylı yoldan etkili bir katkı sağlıyor.”


Uluslararası Organ Nakli Ağı projesinin ikinci fazı çerçevesinde 14-18 Aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 1.Uluslararası Organ Nakli Koordinasyon Kursu’nun resmi dilinin İngilizce olduğunu ve  5 gün sürdüğünü kaydeden Kahveci, “Teorik derslerin yanında  canlandırma şeklinde yapılan eğitimler, simülasyon denilen uygulama eğitimleri ve çalıştaylarla zenginleştirilmiş bir kurs programı. Burada katılımcıların organ nakli ile ilgili tüm süreçlere ilişkin bilgilerini artırma ve bu konuda bir beceri kazanmalarını hedefledik” dedi 

Söz konusu kurs programına 37 ülkeden, 47 kursiyer geldiğini dile getiren Kahveci, “6 farklı ülkeden de 6 hoca geldi. Ayrıca 18 Türk öğretim üyesi olmak üzere toplamda 24 eğitimcinin ders verdiği bir kurs düzenlendi. Projeye katılan Avrupa ülkelerinden gelen eğitimciler, Hırvatistan, Moldova, Bulgaristan,  Makedonya ve Gürcistan gelen yetkililer eğitmenler arasında yer aldı. Eğitmenlerin bir kısmının yabancı olmasının nedeni, işbirliğinin desteklenerek daha da başarılı işlere imza atmayı hedefledik. Toplantıda ülkemizde yapılan bütün organ ve doku nakil türlerini, alanlarındaki en önemli isimler tarafından katılımcıların bilgi seviyesine uygun bilgi aktardılar. İlgili organa ilişkin, kadavradan alınacak organlarda nelere dikkat edilmesi gerekiyor? Donör seçim kriterleri konusunda orta seviyede bilgi aktarımı yapıldı. Katılımcılar ilk defa bu alanda çalışma yaptıkları için ileri seviyede yapılmadı. Organ nakli uygulamalarımızı da farklı ülkelerden gelenlere tanıtım da yapılmış oldu. Kursun akademik koordinasyonu paydaşlarımız olan Türk Yoğun Bakım Derneği, Organ Nakli Koordinatörleri Derneği ve İstanbul Bilim Üniversitesi tarafından yapıldı.” şeklinde konuştu.  


Beyin Ölümü Simülasyonu 
Beyin ölümü konusunun net anlaşılması için simülasyon ile eğitim verildiğini belirten Kahveci, şunları söyledi: “ITN platformu üyesi İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Hastanesi’nde Türkiye’deki bu alandaki önemli hekimlerin öncülüğünde yapılan eğitimde, yoğun bakımda beyin ölümünün nasıl tespit edileceğini elektronik maketler üzerinde muayene yaparak gösterildi. Maketlerin muayeneye verdiği tepilerle öğrenmiş oldular. İkinci aşamada da Doppler ultrasonla beyin ölümü için muayeneler hem maketlerde hem de kursiyerler birbirlerine deneyerek keyifli ve öğretici uygulama gerçekleştirildi.” 

Aile Görüşmeleri için Canlandırma Yapıldı 
Organ bağışında ailelerle görüşmenin çok önemli olduğuna dikkat çeken Kahveci, “Bu süreçte de aileden onay alınması gerekiyor. Hastanelerde ailelerle bu görüşmeleri yapacak olan kursiyerlere, beceri kazandırmak amacıyla teorik dersin dışında birde uygulama yaptık. Grupları kendi aralarında vaka yakını ve organ nakli koordinatörü olarak ayırdık. Sonrasında da farklı senaryolar verdik. Kamera çekimi ile başka bir salonda izlendi. Senaryoya kendini kaptırıp, ağlayanlar ve sinirlenenler oldu. Kursiyerler ilk defa böyle bir durum ile karşılaşıyorlar o nedenle çok iyi bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu. 


Sudan ile İyi Niyet Anlaşması 
Yine Uluslararası Organ Nakli Ağı projesinin 2. Fazı çerçevesinde Sudan Sağlık Bakanlığının daveti ile Sudan’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdiklerini kaydeden Kahveci, “Bakanlık üst düzey yetkililerle detaylı şekilde çalışmaları konuştuk. Yoğun bakım uzmanları, nefroloji uzmanlarına, gastroenterologlar ve karaciğer nakli hakkında çalıştaylar düzenledik. Yapılacak işbirliği ile hakkında da değerlendirmeleri yaptık.  İyi niyet anlaşması yapılması ile ilgili teklif geldi, ziyaretin son gününde de taraflar arasında anlaşma imzaladı. Ayrıca 4 hastaneyi gezerek, sistemi yerinde gördük” dedi. 
Continue Reading

ORGAN NAKLİ VE BEYİN ÖLÜMÜNDE MERAK EDİLENLER

Organ bağışı ile ilgili şehir efsanelerinin önüne geçmek için yetkililer sürekli mücadele ediyorlar.  Son dönemlerde ise organ bağışı konusunda en sık gündeme gelen konu, “Beyin ölümü nedir?” oldu. 


“Beyin ölümü” kavramı, tüm beyin fonksiyonlarının tam ve geri dönüşümsüz olarak kaybı ile karakterize bir klinik tablodur. Sağlık Bakanlığı yetkilileri bu konuda bir açıklamada bulundular. Buna göre: “Beyin ölümü kavramı klinik ve kanıta dayalı bulgular eşliğinde tartışmasız olarak tüm dünya tarafından kabul edilen bir durumdur. Dolayısı ile tüm tıp dünyasının fikir birliği içinde olduğu bir konuda herhangi bir tıbbi dayanağı olmayan tıp dışındaki bireylerin böyle hassas bir konuda görüş beyan etmeleri ve bu konunun medyada yer alması son derece sakıncalı ve ülkemizdeki sağlık sistemine zarar verici bir durumdur.”
Ülkemizde organ nakli ilk olarak 1978 yılında kalp nakli ile başlamış. Devamında da böbrek nakilleri ile devam etmiştir. Hatta şaşırtıcı bir bilgi var ki, dünyada organ nakli alanındaki ilk yazılı kanunlardan birisi 1979 yılında Türkiye’de yürürlüğe girmiştir. 

Türkiye Organ ve Doku Bilgi Sistemi
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Arif Kapuağası, tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıkların dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu söylüyor. Kapuağası, bu konuda şu bilgileri veriyor: “Böbrek ve Karaciğer nakillerinin canlı vericilerden de yapılabilmesine rağmen, kalp, kalp kapağı, akciğer, pankreas, ince barsak, kornea gibi birçok organ ve dokunun tek kaynağı kadavradır. Bu nedenle kadavradan organ bağışının artırılması Bakanlığımızın öncelikli hedefleri arasındadır.  Ülkemizde organ nakli çalışmalarının verimliliğini arttırmak amacıyla kurulan Türkiye Organ ve Doku Bilgi Sistemi (TODS) ile nakil yapılabilen tüm organlar bu sisteme entegre edilmiş ve organların bu sistem üzerinden dağıtımı sağlanmıştır.” 

Organ Nakli Alanında Dünya Tarafından Kalitesi Ve Geçerliliği Kabul Edilen Verilere Sahibiz
Sağlık Bakanlığı Organ Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığından Uz. Dr. Mehmet Ali Aydın ile konuştuğumda organ naklinin ne kadar önemli olduğunu daha da iyi anladım. Aydın diyor ki; “Organ nakline neden olan hastalıkların artması, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de organ yetersizliği sorununa neden oluyor. Bekleme listelerindeki hasta sayılarının günden güne artması nedeniyle, organ bağışının önemi de sürekli artıyor. Ülkemiz, anlık olarak istatistiksel verilerin elde edilebildiği ve dünyadaki emsallerinden eksiği olmayan bir bilgi sistemine de sahiptir. Özellikle organ nakli alanında dünya tarafından kalitesi ve geçerliliği kabul edilen verilere sahip olan ülkemizin nakil istatistikleri düzenli olarak Avrupa ve dünya ile paylaşılır hale gelmiştir.” 

Sağlık Bakanlığının desteklediği organ nakli çalışmalarına ek olarak herkese düşen görev, bu konuya duyarlı olmak. Unutmayın! Organ bağışı hayat kurtarır. 

Continue Reading

AKCİĞER NAKLİNDE MERAK EDİLENLER

Derin bir nefes almak ne kadar güzel değil mi? Nefes alma güçlüğü çekenler için ise çok kıymetlidir, hayatidir.  Peki, alamayanlar için ne yapılabilir? Akciğerlerindeki sorunlar nedeniyle organ bağışı bekleyenler için umut olunabilir mi? 
Organ bağışı hayat kurtarır. Artık akciğerler vücudun ihtiyaçlarını karşılayamadığı durumlarda nakil yapılıyor.  Çünkü o aşamaya gelindiğinde zaten diğer yöntemlerin tümü denenmiş, başka bir tedavi yöntemi kalmamış oluyor. Akciğer nakli bekleyen hastalar için bu süreç çok hayati önem taşıyor.

Türkiye’de ilk başarılı akciğer naklini gerçekleştiren Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nden Doç. Dr. Cemal Asım Kutlu, bu zamana kadar gerçekleştirdiği 76 nakil ile edindiği tecrübelerini paylaştı. Kutlu, akciğer naklini bekleyen hastaların neler yaşadığı ve bu süreçte neler olduğunu anlattı. 

Akciğer nakli kimlere yapılır?
Hastanın akciğer nakli gibi büyük bir cerrahi girişimi kaldırabilecek kadar iyi olması gerekir. Akciğer dışında diğer organların; kalp, böbrek karaciğer gibi hem cerrahi girişim sırasında gelişebilecek olaylarda hem de verilecek ilaçların etkilerini tolere etme kapasitelerinin yeterli düzeyde olması son derece önemlidir.

Akciğer nakli ne zaman yapılır?
Akciğerlerin kaybettiği işlev dolayısıyla yaşamın tehlike altına girdiğini gözlemlemek nakil zamanının geldiğini gösterir. Bu açıdan bakıldığında naklin kime yapılacağı kadar, ne zaman yapılacağını da belirlemek nakil ekiplerinin çok dikkatli davrandığı noktalardan birisidir. 

Akciğer nakli için organ kaynakları nelerdir?
Akciğer için doğal olarak tüm kadavra donörleri önemli bir kaynaktır. Ancak dünyada çok çeşitli sebeplerden bu donörlerin ancak yüzde 25-30’unda akciğer kullanılabilmektedir. Çeşitli ülkelerde organ sayısındaki yetersizlik sebebiyle iki vericiden birer lob alınarak canlıdan akciğer nakli de yapılmaktadır. 

Akciğer nakli olduktan sonra ne kadar zamanda taburcu olunur?
Bizim pratiğimizde en erken taburcu olan hastamız 14. günde evine gitti. Bu tıbbi iyilik kadar sürece uyumla da ilişkilidir. Ortalama olarak 20-25 gün diyebiliriz. 

Akciğer nakli sonrası çalışma hayatına dönülüyor mu?
Elbette. Bu çok istenilen bir şeydir. Amerika’da hastalar büyük oranda yaklaşık yüzde 80, nakilden sonra çalışmaktadırlar. Ancak bu kişilerin bir bölümü yarı zamanlı bir iş tercih etmektedir. Birçok çarpıcı örnek var bilinen, ama ben çok hayran kaldığım örneği burada söylemek isterim: İngiltere’nin önemli bir merkezinde araştırmacı olarak çalışan bir doktor yüksek akciğer tansiyonu nedeniyle kalp-akciğer nakli olmak durumunda kalır. Ardından tekrar işine döner ve bu sefer ilgisini akciğer nakline çevirir. Ameliyattan 8 yıl sonra kendi ameliyatını yapan doktoru ile birlikte editörlüğünü yaptığı “Akciğer Nakli” kitabını yayımlar. 

Continue Reading

ERMENİSTAN VE GÜRCİSTAN’DA ORGAN NAKİLLERİNDE YENİ STRATEJİ GEREKİYOR

 Ashot Sarkissian-Ermenistan, Eyüp Kahveci-Türkiye, Gia Tomadze-Gürcistan
International Transplant Network (ITN) projesi kapsamında Türkiye’ye gelen Ermenistan ve Gürcistan organ nakil koordinatörleri ülkelerinde kadavradan nakil için yeni strateji geliştirmeleri gerektiğini söylediler.


70 Ülkeyi kapsayan International Transplant Network (ITN) projesinin birinci fazının ilk etkinliği 11 farklı ülkeden organ nakli profesyonellerinin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Söz konusu toplantıda katılan ülkelerde organ bağışı ve nakli alanında yapılan çalışmalar anlatıldı. Yeni işbirlikleri, ihtiyaçlar, öncelikler ve çözüm önerilerinin de konuşulduğu toplantıda, sınırlı sayıda canlıdan nakil yapan ve kadavradan nakil yapmayan ülkeler Türkiye’nin bu alanda örnek olan çalışmaları olduğu üzerinde durdu.
Türkiye Organ Nakli Vakfı öncülüğünde sivil bir platform tarafından yürütülen International Transplant Network for Developing Countries (Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Uluslararası Organ Nakli Ağı) projesi kapsamında yurt dışından organ nakli sorumluları gelerek deneyimlerini paylaşıyorlar. Ermenistan ve Gürcistan organ nakli koordinatörleri hem ülkelerindeki çalışmalar hem de söz konusu proje hakkında görüşlerini paylaştı.



Ermenistan’da Sadece Canlıdan ve Sınırlı Sayıda Nakil Yapılıyor
Ermenistan’da sadece canlıdan ve oldukça sınırlı sayıda nakil yapıldığını ve bu durumda talebin sadece yüzde 10’nunu karşılayabildiklerini belirten Ermenistan adına katılan Nefroloji Uzmanı  Prof  Dr Ashot Sarkissian,  canlıdan nakili geliştirerek ve kadavradan nakli başlatarak daha fazla hastaya organ nakli ile yaşam şansı sunmaya çalıştıklarını söyledi. 



Sadece canlı donörden nakil yaparak, 3 milyon kişi de 10-15 gibi bir nakil oranı olduğunu dile getiren Sarkissian,  “ Talep ise 100-150 civarında, biz bu talebin çok gerisindeyiz. Bu sadece canlı donörden yapılan nakil, böyle bir yönteme sahip olmamız iyi bir şey ama, kötü olan ise kadavradan organ nakli uygulamamızın olmaması, bu zayıf yönümüz. Uzun yıllardır bu konu üzerinde çalışıyoruz. Türkiye ve diğer ülkeler bu alanda zaten deneyimliler, bu tecrübelerin paylaşımı ile biz de bu konudaki çalışmalarımıza devam edebileceğiz” dedi.



Kadavradan Organ Bağışı ile İlgili Bizi Farklı Bir Reaksiyon Bekliyor
Ülkelerinde organ bağışı ve nakline yönelik kamuoyu tepkisinin olumlu olduğunu kaydeden Sarkissian,    bu konuda tartışmalar olduğunu ancak dini inanışla ilgili bir sorun yaşanmadığını söyledi. Sarkissian, sözlerine şöyle devam etti:  “ Hristiyan bir ülkeyiz ve halkın genel olarak bu düşünce ile ilgili bir sorunu yok. Kadavradan organ bağışı ile ilgili bizi farklı bir reaksiyon bekliyor. Biliyorsunuz, bir anne “çocuğuma böbrek veriyorum” diye düşünürken diğer durumda “benim çocuğumun organları bilinmeyen birine verilecek” diye düşünüyorlar. Türkiye son 10 yıl içinde bu konuda gerçekten başarılıydı. Burada olmamızın ana nedeni de bu, bu uygulamayı daha önce yapmamış ülkelerle tecrübelerin paylaşılması ile başarılı bir sonuca ulaşmaları için gerekli sürenin kısaltılması. Türkiye’nin bu işbirliği daveti bizi heyecanlandırdı ve mutlu olduk. Buradaki büyük tecrübeden faydalanmak bizim için bir fırsat.”


Organ Nakillerinin Çoğu Gürcistan Dışında Yapıldı
Gürcistan Transplantolojist Derneği ve Gürcistan Sağlık Bakanlığı’nı temsilen katılan Organ Nakli Cerrahı  Prof Dr Gia Tomadze, ülkelerinde yapılan çalışmalar hakkında şunları söyledi: “Organ nakli çalışmalarına 1995’te canlı donörden böbrek nakli başladık. Şuan sadece canlı donörlerle ilgili bir programımız var, maalesef kadavradan (ölüden) organ naklini hayata geçiremedik. Kadavradan organ naklini engelleyen organizasyon yapımız ve kamu tepkisi ile alakalı birçok problem var. Gürcistan’daki toplam organ nakli 200’den fazla, bunların 38’i karaciğer, çoğu Gürcistan dışında operasyon geçirdi. Kalanlar ise böbrek nakli, operasyonları Gürcistan’da gerçekleştirildi.”

Yüzde 100 Canlı Nakil Yapıyoruz
Ülkesindeki organ bağışı ve nakli aktivitelerinin güçlü ve zayıf yönleri açısından değerlendirmede bulunan Tomadze, rakamların gerçekten ilginç olduğunu ve en yüksek canlı donör oranına sahip olduklarını belirtti. Tomadze, yüzde 100 canlı nakil yaptıklarını ve kadavradan organ nakli uygulamalarının olmadığını ve bu yönlerinin zayıf yönleri olarak bu alanda özel bir yapı oluşturmaları gerektiğini iletti.

Nüfusun Yüzde 60’ının Organ Bağışına Karşı Değil
“Canlıdan organ nakli donör oran 7.8” diyen Tomadze, “Derneğimiz kamuoyunun tepkisini değerlendirmek için birçok faaliyet yürütüyor.  Aslında nüfusun yüzde 60’ının organ bağışına karşı olamadığını keşfettik ama uygulama da ve karar verilme aşamasında problem çıktığını görüyoruz” dedi.

Halkın kadavradan nakli reddetme sebepleri hakkında özel bir araştırma yapmaya çalıştıklarını söyleyen Tomadze, çıkan sonuca göre ilk sırada cesedin uğrayacağı travma, ikinci sırada ise dini nedenler olduğunu kaydetti. Katılımcıların yüzde 60’ının dini sebeplerden reddettiğini dile geitren Tomadze, Ortodoks Hristiyan bir ülke olduklarını ve aslında inandıkları dinin buna karşı olmadığını ve insanlarla konuşarak bilgilerini geliştirme ihtiyaçları olduğunu belirtti.

Toplumsal farkındalığın artırılması için faaliyetler yaptıklarını söyleyen Tomadze, dört sene önce Avrupa Organ Bağışı günü organize ettiklerini ancak durumun tatmin edici olmadığını dile getirdi.  Bu konuda bir ulusal strateji geliştirmeye ve uygulamaya ihtiyaç duyduklarını ifade eden Tomadze, aksi takdir de herhangi bir sonuç elde edemeyeceklerini kaydetti.

Türkiye Sihirli Değnek
Türkiye’den davet aldıklarında ne hissettikleri ve gelmeden önceki beklentileri hakkında Tomadze, şunları söyledi: “İlk duyduğumda sihirli bir derneğin değerek bütün sorunları çözeceğini düşündüm. Tabii ki gerçek hayatta böyle şeyler yok. Bütün ülkelerin problemleri var ama bunlar benzer problemler. Benim en büyük isteğim “International Transplant Network”un bir üstyapı kurumu olarak faaliyet gösterebilmesidir. Bunun için sadece paraya ihtiyacımız yok bu konuda her birimizin fon bulabilmek için ayrı ayrı çabalaması gerekiyor. 70 ülke olduğunda bu ağın çalışabilmesi için destek bulmak daha da kolaylaşıyor.”

Türkiye Organ Nakli Vakfı Başkanı Dr. Eyüp Kahveci ise şu değerlendirmede bulundu: “Söz konusu proje kapsamında her ne kadar 70 ülke var ise de komşularımız bizim için ayrı bir önem taşıyor. Yüzyıllardır aynı kültürün bir parçası olmanın verdiği sıcaklık ile Anadolu’nun dayanışma ve yardımlaşma ruhu, organ bağışı ve organ nakli gibi insan sağlığına hizmet eden kutsal bir alanda da itici bir güç olacaktır. Büyük bir ülke olarak bu alandaki tecrübelerimizi, bilgi ve birikimlerimizi komşularımızla paylaşmak ve karşılıklı bilimsel işbirliğini geliştirmek için imkanlarımızı kullanacağız.“

Continue Reading

“HER DÖRT SAATTE BİR, ORGAN NAKLİ BEKLEYEN HASTAMIZI KAYBEDİYORUZ”

Uluslararası Organ Nakilli Çocuklar Kampında konuşma yapan Prof. Dr. Alper Demirbaş, “Buraya oturduğumuzdan beri organ bulamadığımız için bir hastamızı kaybettik. Her dört saatte bir hastamızı kaybediyoruz” dedi.

Bu yıl ilk kez İstanbul’da düzenlenen, yurtiçinden ve yurtdışından organ nakli olan çocuklarla ailelerinin katıldığı etkinlik kapsamında organ bağışında farkındalık yaratmak amacıyla konferans düzenlendi. İngiltere, Macaristan, Norveç ve Türkiye’den bir araya gelen 30 nakilli çocuk, keyifli etkinliklerle zaman geçirmeye başladı. Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Üniversitesi’nin düzenlediği kampın ikinci gününde, organ bağışına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için dünyaca ünlü organ nakli cerrahlarının konuşmacı olarak katıldığı Türkiye’nin en kapsamlı organ bağışı konferansı düzenlendi. FMV Işık Üniversitesi Mütevelli Heyetinin katılımı ve Işık Üniversitesi öğrencilerinin başlattığı kampanya ile Şile ilçe sağlık standında 70 kişi organ bağışı yaptı.

Her yıl geleneksel olarak Antalya’da düzenlenen Uluslararası Organ Nakilli Çocuklar Kampı bu yıl 1-5 Temmuz tarihleri arasında Işık Üniversitesi Şile Kampüsünde gerçekleştirildi. Bu yılki kampa; İngiltere, Norveç, Macaristan gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye’den İstanbul, İzmir, Trabzon, Konya, Adana, Gaziantep ve  Kahramanmaraş gibi şehirlerden de çocuklar ve aileleri katıldı. Böbrek, kalp ve karaciğer nakli ile ikinci hayatlarına başlamış olan şanslı çocuklar, kampta keyifli dakikalar geçirdi.
 

Başarılı Cerrahlar Organ Bağışının Önemini
Anlattı
‘Organ Nakli Konferansı’; FMV Işık Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Üyeleri, akademik ve idari kadro, öğrenciler, nakilli çocuklar ve ailelerinin katılımı ile halka açık olarak gerçekleşti.  Dünyaca ünlü karaciğer nakli cerrahı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, böbrek naklinde dünya rekortmeni olan Prof. Dr. Alper Demirbaş, Türkiye’de ilk başarılı akciğer naklini gerçekleştiren cerrah Doç. Dr. Asım Kutlu ve Türkiye’nin en genç profesör olmuş çocuk böbrek hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Nayır; konferansta organ bağışının önemini vurguladı.

Türk Cerrahlar Kadar Kabiliyetli, Becerikli ve Araştırmacı Cerrahlar Görmedim
2 bin 500’e yakın karaciğer nakli yapan Prof. Dr. Münci Kalayoğlu,  “Cerrahlar olarak bizler çok yoğun çalışıyoruz. Böyle olunca zaman zaman hayatın bazı noktalarını kaçırıyoruz. Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Üniversitesine, böyle anlamlı bir organizasyona ima attıkları için çok teşekkür ediyorum. Ben organ nakli cerrahıyım. Sanırım şuan dünyadaki en yaşlı organ nakli cerrahıyım. Hala cebimde ilk nakil yaptığım karaciğerin fotoğrafı mevcut. Hastalarımın isimlerini hatırlayamıyorum ama onları ciğerlerinden tanıyabiliyorum. Türkiye’de işler çok iyi gidiyor. Dünyanın her bölgesinden sayısız cerrahla çalıştım ve ağırlıklı olarak yurt dışında bulundum. Ama Türk cerrahlar kadar kabiliyetli, becerikli ve araştırmacı cerrahlar görmedim. Bu yıl yaklaşık 2500 karaciğer, 3000 kadar böbrek nakli yapıldı… İstanbul, Antalya, İzmir, Erzurum, Kahramanmaraş, Gaziantep, Urfa, Diyarbakır ve Ankara’da organ nakli merkezlerimiz var. Çok iyi yetişen ekiplerimiz, ekipman desteğimiz var; bu konuda bir şey yok” dedi. 
 
 
Ölen Dört Hastadan Üçünün Organları Bağışlanmıyor
Geçen sene yaklaşık bin 300 adet beyin ölümü tespiti yapıldığını belirten Kalayoğlu, “Fakat son beş senede gerçekleşen beyin ölümlerinden sonra ailelerin sadece yüzde 22-25’i organ bağışı için onay verdi. Yani her dört hastadan üçü organlarını bağışlamadan defnedildi. Sevgili misafirler organ bağışı sevapların en büyüğüdür ama bu olgu kültürel ya da bazı dini düşünceler nedeni ile destek görmüyor; bunu aşmalıyız. Bu kadar güzel organ nakli merkezimiz varken, bu konuda başarılı çalışmalarımız varken; bu eksikliğimizi gidermeliyiz. Sizlere çok şey söyleyebilirim ama en önemlisi organlarınızı bağışlayın” diye konuştu.
 
 
Şimdiye Kadar 5 Binin Üzerinden Organ Nakli Gerçekleştirdim
Dünyanın en çok böbrek nakli yapan hekimlerinden Prof. Dr. Alper Demirbaş, şunları söyledi: “Türkiye’nin gündemi çok yoğun. Ama bir atasözümüz var: Neremiz hastaysa bizim canımız oradadır. Türkiye’de her gün 100 bin üzerinde kişinin ve ailelerinin canı, bir böbrek bir karaciğer ya da kalp bulunabilir mi? sorusuyla yanıyor. Bu nedenle organ nakli demek organ bağışı demek hayatın ta kendisidir. Bu bin bir tane gündemin içinde asla gündemden düşmemesi gereken bir noktadır. Çünkü asıl olan hayattır.  Şimdiye kadar 5 binin üzerinden organ nakli gerçekleştirdim. Bunun verdiği haz tahmin ediyorum ki dünyadaki her hangi bir şeyin verebileceği hazdan çok çok daha fazladır. Çünkü insanlar ölmek üzereyken yaşatıyorsunuz. Geçen gün bir böbrek nakli yaparken, 7 yıl önce böbrek nakli yaptığımız bir hastamızın bitişik ameliyathanede sezaryen ile doğum yapıp anne olduğunu öğrendim. Bu mutluluk başka hiçbir meslekte yoktur. Bir yandan organ nakli yapmak, bir yandan organ nakli yapmış olduğunuz hastanın doğum yapması.”
 
Öldükten Sonra Organlarınızı Bağışlayınız
Yeterince organ nakli yapılamadığını kaydeden Demirbaş, “Neden yapamıyoruz? Çünkü organ bulamıyoruz. Bunun iki nedeni var: Birincisi ölmüş kişilerin organlarını bağışlamak konusunda Türkiye’de yeterli bir kültür yok. Organ, sadece ölünce bağışlanır diye bir algı oluşması gerekiyor. Ama Türkiye’de böyle bir algı oluşmadı ve yıllarca da gelişmeyecek gibi görünüyor. O nedenle dünyada öldükten sonra en az organ bağışı yapan ülkelerden biriyiz. Bunun alternatifi ise yaşarken sevdiklerimize bir böbreğimizi ya da karaciğerimizin bir kısmını bağışlamak. Bunu yapıyoruz ama bunu yaptığımız için biz organ naklinde geriyiz gibi bir algı oluşuyor, böyle bir şey yok. İster ölmüş olan kişilerin; ister yaşayan kişilerin organlarıyla bir hayat kurtuluyorsa; o hayat kurtulmuştur. Sizlere söyleyebileceğim bir tek şey var: Öldükten sonra organlarınızı bağışlayınız”  şeklinde konuştu.
 
Her Dört Saatte Bir, Organ Nakli Bekleyen Hastamızı Kaybediyoruz
“Biz yaşarken de organlarımızı, bir böbreğimizi, karaciğerimizin bir kısmını yakınlarımıza bağışlayabiliriz” diyen Demirbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Bunu yapmazsak ne oluyor biliyor musunuz? Buraya oturduğumuzdan beri organ bulamadığımız için bir hastamızı kaybettik. Her dört saatte bir hastamızı kaybediyoruz. Yani biz onlara kıyıyoruz. Biz çocuklara, analara, gelinlere kıyıyoruz. Neden? Çünkü onları kurtarabilecekken; kurtaramıyoruz. Herkes bir gün organ nakline ihtiyaç duyabilir. Türkiye’de yüzde 10 oranında böbrek hastalığı var. Toplumun yaklaşık yüzde10’unda Hepatit B taşıyıcılığı var. Yani bu kişiler böbrek ve karaciğer nakli olmaya adaydır. O halde kıymayalım bu insanlara. Organlarınızı bağışlayın. Yaşarken bağışlayın. Öldükten sonra bağışlayın. Yaşatmak için bağışlayın.”
 
 
“Günaydın” Demek İçin Bile 3 Kere Nefes Almaları Gerekiyor
Türkiye’de ilk başarılı akciğer naklini gerçekleştiren Doç. Dr. Asım Kutlu, şunları söyledi: “Size Brezilyada yapılmış buzdan heykellerin içine organ konulmuş bir fotoğrafı göstereceğim, ben akciğeri seçtim. Burada gerçekten buzlar eriyor ve geriye organlar kalıyor. Bir gün biz de eriyeceğiz ve geriye hiçbir şey kalmayacak. Eğer organlarımızı bırakabilirsek arkamızda, gerçekten bizim adımıza büyük bir şey olur. Maalesef organ bekleyen akciğer hastaları, böbrek nakli bekleyen hastalar gibi güzel konuşamıyorlar. Günaydın demek için bile 3 kere nefes almaları gerekiyor. Bizi dinleyen genç arkadaşlara şunu söylemek isterim ki; hep iyimser olmak lazım, iyimser olanlar kazanacak hep. Çok uzakta olan şeylere üzerinde çok çalışırsak bir gün ulaşabiliriz. Bizim de Türkiye’de işleri yapma şeklimiz var, bazı örneklerle batıdan farklı olarak biz de kendi yöntemlerimizle çok daha başarılı olabiliriz. Bazen çok demoralize olduğumuz zamanlar var, olmamamız gerekir. Çünkü biz farklı bir kültürün farklı sorun çözen insanlarıyız aslında.”
 
 
Akraba Evliliği Böbrek Hastalığı Sebebi
Türkiye’nin en genç profesör olmuş Çocuk Nefroloğu Prof. Dr. Ahmet Nayır, “Böbrek naklinin öneminin yanında toplumumuzda nasıl bu böbrek hastalıklarını azaltabiliriz, bunun bilincini oluşturmamız lazım. Türkiye’de nasıl hatalar yapıyoruz, bunları bir kaç noktada belirtmek istiyorum. Çünkü aramızda çok genç arkadaşlar var. Onların bilgisi toplumda bir yayılım yapar ve bazı hataları belki azaltabiliriz. Bunlardan bir tanesi bence akraba evliliği. Çünkü Türkiye’de hala akraba evliliği yüzde 20-25 oranında oluyor ve akraba evliliği ile bazı hastalıklar özellikle de böbrek hastalıkları daha sık görülebiliyor. Anne baba sağlamken çocuklarda yüzde 25 oranında böyle ölümcül hastalıklar ortaya çıkabiliyor” dedi.
 
İleride Organ Bekleyen Hasta Sayısı Artacak
Anne karnındaki takiplerin iyi yapılması gerektiğine dikkat çeken Nayır, “Şöyle hatalar olabiliyor, çocukta hayati bir hastalık tespit ediliyor, bu aileye bildiriliyor ama aile bebeğini aldırmayı kabul etmiyor ve çocuk bu şekilde doğuyor. Ailede çok büyük bir yıkım ve toplumda çok büyük sorunlar oluşturuyor” diye konuştu.
 
Emanetimize İyi Bakalım
Nayır, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocuklarımız su içmiyor yanlış besleniyor ve iyi bir şekilde dinlenmiyorlar, spor yapmıyorlar. Bunlarda ileride böbrek hastalıklarını daha çok arttıracak. Çünkü ileri yaşlardaki böbrek hastalıklarında biliyoruz ki hipertansiyon, damar sertliği ve özellikle diyabet çok önemli. Biz bunlara toplumda dikkat etmezsek bu hastalıkların sayısı çok artacak ve ileride organ bekleyen hasta sayısı artacak. Türkiye için çok büyük bir sorun aynı zamanda hep söylenen biz öldükten sonra organlarımızı bağışlayalım. Bu çok doğru bir olay ama bağışladığımız bedeninde sağlam olması lazım. Yani biz emanetimize iyi bakalım ki, bunu iyi bir şekilde devam ettirelim. Biz organımızı bağışlıyoruz demenin çok anlamı yok bunu vasiyetimiz diye bildirmemiz lazım.”
 
 
“Nakilden önce haber, sonrasında da haberci oldum”
Henüz 2,5 yaşındayken böbrek hastalığına yakalanan Sabah Gazetesi Sağlık Editörü Didem Seymen, bu kampın hem en küçük, hem de en büyük çocuğu olduğunu söyledi.
Seymen, 15 yaşındayken böbreklerini kaybettiğini, 21’inde de nakil olarak ikinci hayatına başladığını belirterek, “O süre içinde eve diyaliz makinesi alındı. Her gece 14 saat diyalize bağlandıktan sonra sabah kalkıp okuluma gittim. Diyaliz makineme zor da olsa alıştım. Makineme sevgilim diyordum” dedi.
 
Türkiye’de binlerce organ bekleyen hastanın tek umudunun bağış olduğunu dile getiren Seyman, şunları söyledi: “Organ nakli olmasaydım, bugün karşınızda bu konuşmayı yapıyor olamayacaktım, muhtemelen hayatta olamayacaktım.  Şuan karşınızda annesinin ve doktorlarının tükenmeyen enerjileri ve çabalarıyla, Ayşe Annesinin ‘Oğlumun organlarını bağışlıyorum doktor bey’ kararıyla ikinci hayatına merhaba demiş, ve kendisini organ nakli ve bağışına adamış bir genç duruyor. Tesadüfe bakın ki o genç, eşiyle de Organ Nakilli Çocuklar Kampında tanışıyor. Biz hayatımızın sonuna kadar kendimizi organ bağışına adamış Işık dolu kocaman bir aileyiz.  Ben de organlarımı bağışladığımı sizlerin huzurunda bir kez daha buradan vasiyet ediyorum.”


Esra Öz’e Teşekkür Plaketi
AB Organ Bağışı projesindeki göreviyle bu alandaki farkındalık oluşturmayı hedefleyen Sağlık ve İnsan Dergisi Yayın Editörü Esra Öz,  konferansa moderatör olarak katıldı. Öz, konferansta konuşmacı olan başarılı cerrahların çalışmaları hakkında bilgi verdi.  Işık Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Sıddık Yarman tarafından kendisine organ bağışı konusunda yaptığı duyarlı çalışmalardan ötürü teşekkür plaketi takdim edildi.


İlk Organ Bağışı 63 Yaşındaki Başkan Ve Üyeden Geldi
Konferansın hemen ardından gerçekleştirilen Organ Bağışı Kampanyasının ilk organ bağışını FMV Işık Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Sıddık Yarman ve Mütevelli Heyeti Üyesi Cem Yurtbay organlarını bağışlayarak yaptı. Organ Bağışı Kampanyasına bir saat içerisinde yaklaşık 100 organ bağışçı katılarak yaklaşık 600 organ bağışı yapıldı.
 
 
Ünleler de Organ Nakline Destek Verdi
Bu projede görevli olan Işık Üniversitesi öğrencileri, ünlülere ulaşarak projeye destek mesajı vermelerini istedi. Duyarlı ünlüler de çektikleri videoları göndererek organ bağışı çağrısı yaptı. Bu çağrılardan oluşan video Organ Nakli Konferansına katılan yaklaşık 500 izleyici tarafından büyük alkış aldı.

Haluk Bilginer, İlhan Şeşen, Serra Yılmaz, Hüseyin Avni Danyal, Burhan Şeşen, Ata Demirer, Gürkan Uygun, Ayda Aksel, Ayşenil Şamlıoğlu, Serra Halis, Kemal Kuruçay, Ufuk Özkan, Serkan Çağrı, Resul Dindar, Yeliz Akkaya, Lemi Filozof, Abidin Yerebakan, Murat Okay, Gözde Okur, Ecem Üstündağ, Dr. Halit Yerebakan ve birçok ünlü isim organ bağışına destek verdi.
Continue Reading

ORGAN BAĞIŞINDA ULUSLARARASI İŞBİRLİKLERİ BAŞLIYOR

Uluslararası kapsamda organ bağışı işbirlikleri yapılması için hayata geçirilen Internaional Transplant Network for Developing Countries projesi kapsamında, yenilikler ve neler yapılacağı üzerine kararlar alınacak.

Bazı üniversite ve mesleki sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek oluşturulan platform, Türkiye Organ Nakli Vakfı öncülüğünde Internaional Transplant Network for Developing Countries projesini gerçekleştiriyor. Platform, Türk profesyonellerin sahip olduğu klinik deneyimi, sistem, organizasyon ve eğitim deneyimini International Transplant Network projesi çerçevesinde paydaşlarla paylaşmak ve uzun süreli sürdürülebilir bir işbirliği oluşturmak adına bu projeye ev sahipliği yapıyor.

International Transplant Network (ITN) toplantısı  11-13 Haziran tarihlerinde uluslararası katılımla İstanbul’da gerçekleştirildi. 11 farklı ülkeden organ nakli temsilcilerinin katıldığı toplantıda, organ nakli alanında yapılan çalışmalar anlatıldı. Yeni işbirlikleri ve çözüm önerilerinin de konuşulduğu toplantıda, kadavradan nakil yapmayan ülkeler Türkiye’nin çalışmaları hakkında örnek olan çalışmaları olduğu üzerinde durdu.

Organ nakli ve bağışı gibi bilimsel yönü kadar sosyal yönün de çok önemli bir konuda uluslararası alanda işbirliğini sağlamayı planladıklarını söyleyen ITN Proje Koordinatörü Dr. Ata Bozoklar, “Son dönemlerde organ yetmezliği nedeniyle hayata tutunmayı bekleyen 1 milyon civarındaki hasta için en iyi tedavi seçeneği olarak organ nakli, bilinen tüm tıp uygulamaları içinde zirvedeki yerini halen koruyor. Buna rağmen tüm dünyada organ kıtlığı sınırlayıcı bir faktör olarak organ naklinde önemli bir problem. Her yıl dünya genelinde yüz binden fazla hasta uygun bir organ bulunamadığı için veya organ nakli hizmetine erişemediği için hayatını kaybediyor. Gelişmekte olan ülkelerin, yasal düzenlemeler, ulusal organizasyonlar, eğitim aktiviteleri ve klinik transplantasyona ilişkin çeşitli seviyelerdeki teknik yardım ihtiyaçları olduğu bilinmektedir. Bu noktadan hareketle gelişmekte olan ülkelerde organ bağışı ve nakli hizmetlerini başlatmak, geliştirmek ve iyileştirmek için bir uluslararası transplant ağı oluşturmak ve sürdürülebilir bir teknik yardım programını uygulamak üzere bu proje hazırlandı. Yakın gelecekte projeye katılan ülkelerin önereceği kuruluşlar ile bu platform uluslararası temsil niteliğini alacak” dedi.
Katılımcı ülkelerin organ naklindeki uygulamalarını değerlendiren Türkiye Organ Nakli Vakfı Başkanı Eyüp Kahveci, şu bilgileri verdi: “Projenin birinci fazı olan çalıştayda birinci grubu ağırlıyoruz. Davet edilen 14 Kafkas ve Orta Asya ülkelerinden 11’i katıldı. Diğer ülkelerle ilgili bürokrat işlemler devam ediyor. Organ nakli konusunda bizden farklı seviyedeler, ancak gelişim için teknik yardım ve desteğe bizim gibi iş birliğine açık bir ülkenin mutlaka desteğine ihtiyaçları olduğunu gördük. Maalesef ülkelerin genel sağlık düzeyini göz önüne aldığımızda organ naklinin sınırlı olduğu ülkelerde çok fazla sayıda hastanın hayatını kaybettiğini gördük. Tüm ülkeler organ nakli işlemlerini geliştirmekte oldukça heyecanlı.”

Toplantıya katılan organ nakli temsilcilerinin anlattıklarından yönlendirici bir uygulama görmediklerini dile getiren Kahveci, bazı farklılıklar tespit ettiklerini ve bunların uygulanabilirliğini tartışacaklarını dile getirdi.

Organ kaçakçılığı ile ilgili oluşan yanlış algısının giderilmesi için yapılan uygulamalarda, ülkemizdeki mevzuatlarda her hangi bir eksiklik olmadığını belirten Kahveci, “Uluslararası bir konsensüs dökümanı olan İstanbul deklarasyonunun da ülkemizde yapılmış olması bizim bu konuda yeterli seviyede farkındalığımızın olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda yasal düzenlemelerimiz organ kaçakçılığı konusunda oldukça katı ve diğer ülkelerden de edindiğimiz izlenimde organ trafiğinin önlenmesi noktasında ciddi bir gayret içinde olmalarıdır” diye konuştu.

Bazı ülkelerde uygulanan nüfus cüzdanı üzerine işaret konması uygulaması hakkında Kahveci şu yorumda bulundu: “Nüfus cüzdanına işaret konmasından yana değilim. Bu biraz daha gönüllüyü deşifre edebiliyor. Açık alanlarda bu işaretin görünmesi insanları tedirgin edebilir. Sağlık Bakanlığının veri tabanına kaydedilmesi ve gerektiğinde kullanması daha faydalı olacaktır.”

İnsanların bağış yapması için teşvik etmenin faydalı olacağını düşündüğünü söyleyen Kahveci, ancak bunun kesinlikle maddi olmadan bir takım avantajlar sağlanarak yapılmasının önemli olduğunu kaydetti. 
 
 
Continue Reading

MEDYA TEMSİLCİLERİNDEN ORGAN BAĞIŞINA DESTEK SÖZÜ

Türkiye’nin yazılı ve görsel medya kuruluşlarının temsilcileri, organ bağışının artırılabilmesi için farkındalık yaratılması amacıyla haber destek sözü verirken, toplumda olumlu algının geliştirilmesinde işbirliğine “evet” dedi.

Sağlık Bakanlığı ve AB yetkilileri, organ bağışında farkındalığın artırılabilmesi için medya temsilcilerini ziyaret etti. Sağlık Bakanlığı ve AB’nin ortaklaşa yürüttüğü “Organ Bağışında Uyum İçin Teknik Yardım Projesi” çerçevesinde, yazılı ve görsel basın temsilcileri, haber müdürleri, istihbarat şefleri ile organ bağışı ve nakillerine ait bilgiler paylaşıldı.

Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Arif Kapuağası, organ bağışının artırılabilmesi için toplumsal farkındalığın mutlaka yükseltilmesi gerektiğini belirterek, bu algının oluşmasında medyaya büyük sorumluluk düştüğünü söyledi. Türkiye’nin canlıdan organ bağışında çok ileri düzeyde olduğunu, ancak kadavradan organ naklinde istenilen seviyenin yakalanamadığını vurgulayan Kapuağası, basında yer alacak her olumlu haberin, bağışların artmasına büyük katkı sağladığının altını çizdi.

Proje Koordinatörü ve Organ Nakli Birim Sorumlusu Mehmet Ali Aydın da “Yaşama şansı yakalayan ya da bunun için organa ihtiyacı olan bir kişinin duyguları, medya aracılığıyla birçok yerde duyulabilir. Bu yüzden medyanın desteğine ihtiyaç var” diye konuştu.


Medya temsilcilerinden tam destek
Show TV Genel Yayın Yönetmeni Ramazan Kurnaz, bu konuda medyanın üstüne düşeni yaptığını düşündüğünü belirterek, “Ancak haber bültenlerinde daha sık yer verilebilir. Bunun için de çeşitli insan hikayelerinin olması gerekiyor. Bakanlık ya da ilgili kişilerin, bürokratik engelleri kaldırması gerekiyor ki bunlar gazete ve televizyonlarda sıkça haber olsun” değerlendirmesinde bulundu.  Show TV Haber Müdürü Fırat Çatalbaş ve Sağlık Muhabiri Derya Bozdinç, organ bağışı konusunda haberler yaptıklarını, daha da hassas olacaklarını söylediler.


CNN Türk Haber Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav da medyanın kimi zaman bu konuda yanlış bilgi verebildiği eleştirisinde bulunarak, şunları kaydetti: “Dizilerde, filmlerde, haberlerde çok işleniyor. Dramatik bir konu. Buralarda yanlış bilgi ve izlenime aracı olmamaya çok dikkat etmek lazım.  Türkiye’de iyi çalışan bir sistem var. Bunun her aşamasında ne yapıldığı basın mensuplarının bilmesi ve o bilgi çerçevesinde hareket etmesi lazım. Sonu iyi biten öyküleri anlatmak lazım. Acı çeken birine ‘organ bağışında bulunur musunuz?’ demek çok zor. Onlara, bu tip örneklerle bunun yapılabildiğini ve sonucunun iyi olduğunu göstermek lazım.”
 
 
KANALD Yayın Yönetmeni Lale Eren, organ bağışı konusuna karşı duyarlı davrandıklarını ve bu konuda haber yapılması için Bakanlık ile sıkı irtibat içinde olmak istediklerini kaydetti.
 
 
NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri de organ bağışının topluma doğru anlatılması konusunda medyaya önemli sorumluluklar düştüğünün altını çizerek, “Her organ bağışının bir insanın hayatta kalması demek olduğunu iyi anlatabilmemiz lazım. Toplumda bu konudaki ön yargıların giderilmesi için medya öncü olabilir” dedi. Yurteri, şöyle devam etti: “Bir gün ‘sizin de organa ihtiyacınız olabilir’ tezi işlenebilir; organ bağışlayan ve toplumda saygı gören sanatçı, sporcu ve aydınlarla bu konuda röportajlar yapılmalı, organ bağışını engelleyen inanç ve geleneklerle ilgili çalışmalara yer verilmeli, saygı gören din adamlarının görüşleri haber ve belgesellerde değerlendirilmeli. Medyanın organ bağışı kampanyaları düzenlemesi ya da düzenlenen kampanyalara destek vermesi sağlanmalı. Organ bağışında öncülük eden ülkelerin başarı öyküleri gündeme getirilmeli.” NTV Editörü Fergün Atalay, bu konuda daha sık haber yapacaklarını söyledi.


Fox TV İstanbul Haber Müdürü Orkun Öz, organ ihtiyacının bir gün herkesin başına gelebileceğinin altını çizerek, “Bizim arkadaşlarımız, bir cinayet haberine gittiğinde, öncelikle onların yakınlarına ulaşabilirsek onların aklına düşürmeye çalıyoruz. Bizim bir yönlendirmemiz söz konusu olamaz, kendi kararlarıdır ama bir farkındalık yaratabilirsek, o acının içinde başka hayatların kurtarılabilmesini sağlayabilirsek, bir kişi bir kişidir” diye konuştu.

Fox TV Haber Operasyon Müdürü Onur Kumbaracıbaşı ise yetkililerin, bağışçıların ve nakil yapılan kişilerin iyi dileklerini, doğru bir şekilde izleyiciye aktarmaya çalıştıklarını belirtti.
“Organ bağışına özendirilmeli”
 
 

TGRT Haber Müdürü Hasan Köseoğlu, medyanın sadece haber vermekle değil aynı zamanda toplumu bilinçlendirmekle de yükümlü olduğunu ifade ederek, “Bunu yaparken, daha çok mağdur kişilere destek olunmak amacıyla haber yapılması, organ bağışına özendirilmesi de medya kuruluşunun asli vazifelerinden birisi olmalıdır” dedi.

Köseoğlu, TGRT Haber olarak, organ nakillerini özendirici ve nakil gerçekleştirilen kişilerin hikayelerine yer verdiklerinin altını çizdi.


Kanal 24 Haber Müdürü Mehmet Yeşilkaya da organ bağışı konusunda çok duyarlı bir yayın kuruluşu olduklarını belirterek, böyle bir istihbarat geldiğinde mutlaka değerlendirdiklerini söyledi. Bu tür hikayelere ulaşılabilmesi için medya kuruluşlarında görev alan gazetecilerle ilgili kurumlar sıkı bir işbirliği içinde olmaları gerektiğini vurgulayan Yeşilkaya, “Sağlıklı, hızlı bir iletişim kurulmalı. Bilgiye anında ulaşmamız gerekiyor. Bu sağlandığında daha sağlıklı haber yapılabilir” diye konuştu.
 
 

“Vatandaşın dini açıdan kafasında soru işareti kalmaması lazım”
Hürriyet Gazetesi Yayın Koordinatörü Emre Oral, kendi gazetelerinin bu konuda farkındalık yaratmaya yönelik çaba harcadıklarını dile getirerek, Bakanlık yetkilerinin yaptıkları ziyaret sonrasında çok daha fazla bilgi edindiklerini bildirdi. Hayat hikayelerinin verilerden çok daha etkili olduğuna işaret eden Oral, organ mafyasına ilişkin şehir efsanelerinin bulunduğunu, bunların mutlaka ilgili yerlerden teyit edilmeden habere yansımaması gerektiğini vurgulayarak, bu konuda her olumsuzluğun algıda değişikliğe yol açabileceğine dikkati çekti.  Sağlık Editörü Mesude Erşan ile yapılan görüşmede, konunun önemi üzerinde durarak bu konuda farkındalık oluşturmak için haber serileri yaptığını söyledi.
 
 
Star Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, yaklaşık 25 yıldır gazeteci olduğunu ve ilk kez yetkilerin, organ bağışı ile ilgili ziyarette bulunarak bilgi aktardığını söyledi. Medyada çıkan olumsuz haberlerin, vatandaşları koruma içgüdüsüyle yapıldığı değerlendirmesinde bulunan Koç, şöyle devam etti: “Gelen bir duyum karşısında, gazeteci doğal bir refleks geliştiriyor, hem duyulsun hem de savcılığa ihbar yerine geçsin, mağduriyet varsa giderilsin. Doğru bilgilendirme yapıldığında, medyanın da katkısıyla vatandaşların bakışının değişeceğine inanıyorum. Bu sadece basına düşmez. Vatandaşın dini açıdan vatandaşın kafasında soru işareti kalmaması lazım. Bu konunun, sıkça konuşulması ve işlenmesi lazım.”


Türkiye Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Bilim de bu konuyu çok önemsediklerini ve her zaman destek olmaya hazır olduklarını söyledi. Türkiye Gazetesi Sağlık Editörü Ziyneti Kocabıyık, organ bağışına önem vererek bu alanda haber çalıştıklarını ve Bakanlığın bu konuda desteğini istediler.

Akşam Gazetesi Haber Müdürü Özkan Tamirak da organ bağışında farkındalığın artması haber desteği verdiklerini, bunu artırarak devam ettireceklerini bildirdi.  Akşam Gazetesi Sağlık Editörü Berda Özdiktaş, organ bağışında insanların verdiği tepkilere ve beyin ölümünün iyi anlatılması gerektiğini söyledi.
 

Star TV Program Müdürü Recep Balcı,  organ bağışı ile ilgili yapılan haberlerde özellikle aklına takılanları Bakanlık yetkilisine iletti ve konuda daha çok önem vereceklerini dile getirdi.
 
“Organ Bağışında Uyum İçin Teknik Yardım Projesi”  Kıdemli İletişim Uzmanı olarak bilgilendirme amacıyla bu içerik paylaşılmıştır. 
 
Continue Reading

“ORGAN NAKLİNİ ANKARA’DA DA YAPMAK İSTİYORUM”

Organ bağışının önemini vurgulayan Memorial Sağlık Grubu CEO’su Uğur Genç, “Türkiye’de maalesef çok az bağış olduğu için organ nakli Türkiye’nin yarasıdır. Bizim de önümüzün açılması lazım. Bu işi Diyarbakır’da, Antalya’da ve Ankara’da yapmak istiyorum” dedi.
 
Ankara’nın en büyük özel hastanelerinden biri olan Memorial Ankara Hastanesi, 1’inci yaşını basın mensupları ile birlikte kutladı. Hilton Otel’de düzenlenen kahvaltıda basın mensupları ile bir araya gelen Memorial Sağlık Grubu CEO’su Uğur Genç ve Memorial Ankara Hastanesi Direktörü Dr. Levent Atay, 1 yıl içerisinde gerçekleştirilen çalışmaları ve yeni yatırımları paylaştı.

Memorial sağlık grubu olarak ülke genelinde 10 hastane, 3 tıp merkezi ile hizmet verdiklerini belirten Memorial Sağlık Grubu CEO’su Uğur Genç, “Geçen yıl 2 milyona yakın insana ayaktan sağlık hizmeti verdik. Yaklaşık 155 bin yatan hastamız oldu. Ankara’da birinci yılımızı doldurduk. İlk yıl sağlık kuruluşlarında zordur. Biz Memorial Ankara hastanesinin birinci yılından çok memnunuz beklediğimizden daha iyi bir ilgi ile karşılaştık.” dedi.

Etik hizmet anlayışı ve kaliteli hekim kadrosuna sahip olduklarını ifade eden Genç, “Memorial bir dünya markası. Dünyanın farklı ülkelerinden tercih ediliyoruz. Geçen yıl 92 farklı ülkeden 28 bin yabancıya hizmet verdik.”

“Organ Naklini Diyarbakır’da, Antalya’da ve Ankara’da Yapmak İstiyorum”
Organ bağışının önemine dikkat çeken Genç, “Türkiye’de önderlik ettiğimiz bazı alanlar var, karaciğer nakli, böbrek nakli, kemik iliği nakli ve tüp bebek konusunda Türkiye’de çok önemli sayılara sahibiz. Türkiye’de maalesef çok az bağış olduğu için organ nakli Türkiye’nin yarasıdır. Bizim de önümüzün açılması lazım. Karaciğer naklini hemen yapmazsanız o insanları ya hemen ya da belirli bir süre sonra kaybediyorsunuz. Bu iş çok ciddi emek istiyor. Büyük bir ekiple bu işi yapıyoruz. Ben bu işi Diyarbakır’da, Antalya’da ve Ankara’da yapmak istiyorum. Organ nakli ile ilgili 26 merkezde nakil yapılabiliyor. Bunların 6’sı yıllık 20’nin üzerinde nakil yaparken kalan 20’si yirminin altında nakil yapıyor bazılarının yaptığı nakil sayısı 1-2’dir. Bu bir yaradır. Devlet kendi üniversite ve devlet hastanelerinde nakil gelişsin istiyor. Ama bizim özel sektörün bu konuda önünün açılması gerekiyor. Böbrek ve karaciğer naklinde yeni ruhsat alamıyoruz. Başarılı olanların önü açılmalı. Örneğin 26 merkezden başarılı olan 6’sının önü açılsın, diğerleri ile ilgili farklı karar verebilirsiniz.” diye konuştu.
 
“1 Yılda 53 Bin Ayakta, 9 Bin 200 Yatan Hastaya Sağlık Hizmeti Sunuldu”
Ankara hastanesini 3 Şubat 2014 tarihinde açıldığını, 43 bin metrekarelik alanı ile başkentin en büyük özel hastanesi olduğunu belirten Memorial Ankara Hastanesi Direktörü Dr. Levent Atay, “25 katlı binamızda 230 yatak kapasitemiz var. 11 çok modern ameliyathanemiz bulunuyor. Otopark sorununu 250 kapalı otopark sorunuyla aştık. 40 branşta hizmet veriyoruz. Önümüzdeki 1-2 ay içinde 3 branş daha açarak 43 branşta hizmet vereceğiz. 17’si profesör, 17’si doçent ve 30’u uzman, pratisyen olmak üzere 64 hekimimiz görev yapıyor. Bu yıl sonuna kadar bu sayının 75’e çıkarılması hedefleniyor.” şeklinde konuştu.
 
Memorial Ankara Hastanesi Direktörü Dr. Levent Atay, 1 yılda 53 bin ayakta, 9 bin 200 yatan hastaya sağlık hizmeti sunulduğu, 2 bin 50 ameliyat ve bin anjiyo işlemi gerçekleştirdiklerini belirterek, 2014 yılında Tüp Bebek Merkezi, Kemik İliği Nakli, Lazer Lipoliz, Karbondioksit Lazer ve Kardiyolojik Elektro Fizyolojik sistemlerinin hayata geçirildiğini kaydetti. Atay, Memorial Ankara Hastanesi olarak 2014 yılında 17 milyon TL yatırım yapıldığını söyleyerek, 2015 yılında yapılacak yatırımları şöyle sıraladı: “2015 yılı yatırımları 20 milyon TL civarında olacak. Kemik iliğini nakil ünitesini medikal alt yapısını yapıyoruz. Bir ay içerisinde açmayı planlıyoruz. Radyasyon Onkoloji alanı var. Dermatolojik lazer alt yapısını devam ettireceğiz. Toplam yatırım tutarımız açılışımızdan itibaren 65 milyon dolarlık bir yatırım olacak.”

“Ankara Sağlık Turizminde Bir Marka Olmaya Çalışıyor”
Açıklamaların ardından Genç ve Atay basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, “Yabancı hastalarınız genellikle hangi ülkelerden geliyor?” sorusuna Genç, “Ankara sağlık turizminde bir marka olmaya çalışıyor. İstanbul bir marka sağlık turizminde de bir marka. İnsanlar ülkeyi tanımadıkları için ülkenin en büyük şehrini tercih ediyor. Ağırlıklı olarak hastalarımız Irak’tan geliyor. Ardından Azerbaycan, Libya ve Rusya’dan geliyor hastalar. İlk 4 sırada bu ülkeler var. 75 kişilik bir ekibimiz var bu işle uğraşan. 20 tercümanımızla 15 dil konuşuyoruz.” cevabını verdi.
Continue Reading