MEŞGUL OLAN DÜNYA MI, YOKSA BENİM ZİHNİM Mİ?

Hızına yetişemediğimiz zamanı, daha yavaş yaşamak için neler yapabiliriz?  Sakin kalıp tüm olanlara bakış açımızı değiştirdiğimizde, aslında hayat daha yaşanası hale gelebiliyor. “Yalnızca yavaşladığında görebileceğin şeyler” isimli kitabı okuduğumda, hayata bakış açım ve algılayış biçimimdeki bazı noktaları değiştirmemde yardımcı oldu.   

Kitap, hayata karşı farkındalık oluşturmak, daha huzurlu olmak, kendimize ayırdığımız zaman ve verdiğimiz değeri anlamamızla ilgili bir dostumuzun vereceği tavsiyelerde bulunuyor. Aslında yoğunluk içinde kaybolurken, kimi zaman gerçeklerin fark edilmediği için üzülmemizin boşa olduğunu hatırlıyoruz. Sakin kalıp, derin bir nefes alırken gerçeklerin ortaya çıktığını aklımızda bulundurmakta fayda olduğunu söylüyor.

Motive olmak istediğimizde elimize alıp, kısa cümlelerden oluşan öneriler  güzelliklerin farkına varmamızı, zamanın yavaşladığını ve içimizi rahatlattığını hissettiriyor. Kitaptan sevdiğim bazı cümleleri sizlerle de paylaşmak istedim. Hepimizin hayatı güzelleşsin, sakinleşsin.

Ev ya da piyano gibi uzun süre kullanacağım bir şey satın alırken şimdilik idare edecek olanı değil, imkânların dâhilinde en iyisini seç. Yeterince iyi olduğunu düşünebilirsin ama bir süre sonra pişman olursun.

Ne kadar çok şey bilirsen o kadar bilmediğini düşünürsün. Ne kadar az şey bilirsen o kadar bildiğini düşünürsün.

Nereye gidersen git sahiplenme ruhunu besle. Kütüphanede ya da parkta çöp görürsen onu yerden al. Sahiplendiğin zaman hayatın amaç kazanır ve insanlar teşkil ettiğin iyi örneği fark ederler.

Nefret ettiğin insan kalbinde her yere taşınmayı hak ediyor mu? Kalbinde sadece seni sevenleri barındır. Nefret ettiğin insanları da yanında taşıman sadece sıkıntıya ve depresyona neden olur.

Yedi ya da sekiz kişilik bir toplantıda bizden çok hoşlanan bir ya da iki kişinin ve bizden pek hoşlanmayan bir ya da iki kişinin olması mümkündür. Üstüne alınma, dünyanın işleyişi böyle.

Bir soru sorduğunda cevap alamıyorsan cevap budur.

Mutlu olmak mı istiyorsun, yoksa mutlu görünmek mi? Dünyanın mutlu olmak için yapmanı söylediklerini boş ver kendine karşı dürüst ol ve gerçekten ne istediğini keşfet.

Güçlü insanların çevresi genelde sadece her şeye evet diyen, patronlarının kendini önemli ve sıra dışı hissetmesine yardım eden insanlarla çevrilidir. Etrafındaki insanlar seninle sürekli aynı fikirdeyseler muhtemelen kendilerini o yola adamış insanlar değil, fırsatçılardır.

Bir çanın sesi sadece çana çok sert vurulduğu zaman çok uzaklardan duyulur. Çok çalışma fedakârlığını göstermezsen etkin çok uzaklara yayılamaz. Dünya çabanı, aklının alamayacağı kadar hızlı fark eder.

Dünya değişti diye yas tutma. İnsanlar değişti diye yas tutma. Şimdiki zamanı geçmişin anıları üzerinden değerlendirmek hüzne neden olabilir. Sen istesen de istemesen de değişim kaçınılmazdır. Bunu benimse ve kabullen.

Continue Reading

MUTLU OLMAK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?

Hayatın en güzel kısımlarını pek çok kez hatalar sayesinde görürüz. Bizi aklımıza bile gelmeyen noktalara götüren itici güç hatalarımız olabilir. Her çeşit hata; küçük, büyük, orta ve oturma odana dahi sığmayacak kadar devasa olanlar. Seni küçük bir çocuk gibi aldatan veya öfkeden delirten hatalar. Hata hayatımızın ritmini değiştirebilecek can sıkıcı ama gerekli hatalar. Bizi büyüten, dev gibi yapan, hatalardır. Bizi bayağı bayağı bilge yaparlar. Hatalarımızın bile mutluluk kaynağını olabileceğini hiç düşündünüz mü?

İşte hataların faydalarını “Sizi Mutluluk Denizinde Yüzdürecek Eğlenceli Şeyler” isimli kitapta yazıyor. Başarılardan çok hatalardan ders çıkardığımız söyleniyor. Hata yapmak gerçekten çok faydalı diye de ekleniyor.

Gerçekten, hata yapmak başına gelebilecek en büyük şey

Kitapta bu konuda şunlar ekleniyor:

·  Hata yaptığında hep şunu hatırla: yine yeni yeniden ayağa kalkmalısın, daima yukarıya.

·  Kendini aptal gibi hissetmemelisin.

·  Yeniden deneyecek güce sahip olduğunu bilmelisin.

·  Bu dünya hata yapmaktan korkmayan daha çok insana ihtiyaç duyuyor.

·  Sen cesur bir hatalısın.

·  Birkaç sene sonra aslında korktuğun için yapmadığın şeyleri hatırlayacaksın.

·  Hata yapmamak seni sıkıcı ve ruhsuz bir insan haline getirir.

·  Hata yapıyorsan ne mutlu sana, demek ki en azından denedim.

Kendi kendinden memnun ol

Mutlu olmanın başka bir yolunun da mükemmel olmadığını kabul etmekle başladığı hatırlatılıyor. Kitaptaki kendimiz olmanın güzellikleri üzerine öneriler kulağa küpe olacak şekilde anlatılıyor:

Farklılıkların değerini bil, seni benzersiz kılanlar onlar. Yalnızca tek bir hayat var ve başka bir sen yok. Seni sevenler, seni sen olduğun için seviyorlar, başkası olduğun için değil. Oscar Wild’ın dediği gibi “Kendin ol, diğer herhangi bir kişi zaten olunmuştur.” Seni gerçekten mutlu edenlere daha fazla zaman ayır.

Mutlu olmak için aile ile zaman geçirmenin faydalı olduğu söylenirken, kimi zaman kıpır kıpır bir müziğin eşlik etmesiyle bunun artıracağı hatırlatılıyor.

Hedef belirlemenin mutlulukla bir ilgisi olmalı, ona ulaşmaya çalışmak mutluluk verici. Zor olsa da sonu tatlı gidecektir.

Sizi Mutluluk Denizinde Yüzdürecek Eğlenceli Şeyler, aslında kitaptan öte bir gülücük, kendine tuttuğun bir ayna, bir hediye, bir defter, kesip saklayabileceğin tavsiyeler, ilham veren motive eden çıkartmalar, anın tadını çıkartmanı sağlayacak tavsiyeler kısaca kendini iyi hissetme rehberi diyebiliriz. İçten bir arkadaşının tüm samimiyetle sana öğütler verdiğini düşün.

Mutluluğa ulaşma kurallarının aslında resimli hali. Hata yapmanın güzel yanlarını görmemizi sağlarken cesaret derken saçma sapan adımlar atmamızı da engelliyor. Küçük anların tadını çıkartmamızı öğütlüyor yarın yokmuşçasına sevmenin güzelliklerini anlatıyor. Kendimizi mutlu etmek için aslında daha çok vakit ayırmamız gerektiğini söylüyor arada kendimizi gülümsetmek için bazen kuralları asabilmemizi hatırlatıyor.

Zor zamanlar üst üste gelse de içerisinden bir iyilik çıkartabilmemizi hatırlatıyor. Bir solukta okunup tekrar tekrar başucunda tutulacak tarzda bir kitap, aslında bir dost. Çıkartmaları görebileceğimiz yerlere yapıştırdığımızda günümüz zorlaştığında kendimizi üzgün hissettiğimizde ya da biraz cesarete ihtiyaç duyduğumuzda karşımızda durup bize öğüt verecek tek bir cümleyle hayatımızı güzelleştirecek bir kitap. Kendinize bir güzellik yapın yanında güzel bir kahveyle bu kitabın tadını çıkartın.

Continue Reading

YAŞAMADIĞIMIZ İÇİN YAŞLANMAKTAN KORKUYORUZ!

Mış gibi hayatlar yaşıyoruz. Seviyormuş gibi ilişkilerle,
gülüyormuş gibi neşeli görünüyoruz. Böyle olunca da sevmekten de yaşlanmaktan
da korkuyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz halde birbirimizle konuşmuyoruz,
iletişimi ekranlar aracılığıyla yapıp, sınırlarımızı çizemiyoruz. Çoğunluk ne
yaparsa düşünmeden sürünün bir parçası olmayı hemen kabul ediyoruz.

Kendimiz olmayı unuttuğumuz için biri ne yaparsa peşinden
koşturuyoruz. Aynısı olmayı, onun gibi giyinmeyi, onun gibi konuşmayı
istiyoruz. Oysa biz öyle düşünmüyorsak, neden kendimiz olmayı seçmiyoruz.

Eğer birileri çok başarılıysa hemen bacağından çekip aşağı
indiriyoruz. Nitelikli iş yapanları istemiyoruz. Önemli olan mış gibi iş
yapanlar olsun istiyoruz. Çünkü, nitelikli olursa bu kez eksikliklerimiz daha
çok ortaya çıkar diye korkuyoruz. Aslında her şeyden korkuyoruz.
İşte bu savaş meydanında fark etmeden her gün savaşıyoruz.
Savaşmaktan yaşayamıyoruz. Yaşayamadığımız için de her alınan yaş, her beyaz
tel saç, yüzdeki her çizgi hüzünlendiriyor. Sevgiyi yapay olarak elde etmeye
çalışıyoruz. Çünkü, sevmesini de sevilmesini de bilmiyoruz.

Eğer genç kalmazsak, sevgilimiz başkasına gider diye
korkuyoruz. Zaten kimi hedefsiz gençlerin derdi para olunca bu kez hiç tanımadığımız gençlerle
savaşıyoruz. Yorgun düştüğümüz hayatta güvenecek omuz ararken, her defasında
sırtımızdan darbe alıyoruz. En güvendiklerimizin aslında en çok kıskananlarımız
olduğunu fark etmiyoruz.

Kendimizle savaşıyoruz. Genç kalmak, her şeye yetmek, etrafa
sürekli olumlu görünmek için savaşıp duruyoruz.

Aslında hayat çok basit, biz zorlaştırıyoruz.
Yaşımızı sevmek için önce yaşadığımızı hissetmeliyiz.
Yaşadığımızı hissetmek için önce kendimizi sevmeliyiz.
Kendimizi sevmek için önce sevdiğimiz şeylere zaman
ayırmalıyız.
Sevdiğimiz şeylere zaman ayırmak için çevremizde temizlik
yapmalıyız.
Çevremizdeki temizliğe başlamak için önce kıskanç, iftiracı
ve kötü niyetlileri çıkartmalıyız.
Kötüleri çıkartmak için önce kendi maskemizden kurtulmalıyız.

Sonra her anımızı planlarken, günlük yürüyüşlerimiz,
kitaplarımızın arasında geçirdiğimiz süre, tuttuğumuz günlük, yarışarak değil
yaşayarak her anın tadını çıkartarak günlerimizi geçirmeliyiz.

İşte o zaman doğum günlerinin gerçekten anlamı olacak.
Bağımlılıklardan kurtulup, çevremizi saran sürünün parçası olmaktan kurtularak,
şu anda kendimiz için bir şeyler yapmalıyız. Kahve mi seviyoruz yoksa çay mı? Müziklerden
latin mi severiz pop mu caz mı? Filmlerin hangisi gerçekten bizim en sevdiğimiz?
Şımartalım kendimizi, o zaman dünya da yaşam da başka güzel gelecek. İşte o
zaman yaşayacağız. Korkularımızın üzerine gitmekten sakın korkmayalım. Çünkü
kazananı şimdiden belli, biz! 
Continue Reading

MEDYA MUTLULUĞUNUZU ÇALMASIN

Medyanın
mutluluğunuzda payı olduğunu hiç düşündünüz mü?


Medyadaki
haberler, programlar, filmler ve diziler hayatımıza yön veriyor. Bu nedenle de
medyanın kalitesi, yaşam şeklimizi hatta mutluluğumuzu bile etkiliyor.


Mutluluk
öğrenilebilir mi? Şan ve şöhrette mi saklı? Ünlü olmak mutlu ediyorsa, mutsuzluk
dehlizlerinde boğulan ünlülerin çok mutlu olması gerekmez mi?

Para
mutluluk getirir mi?
Ekonomist Richard Easterling
1970’lerde bu sorunun yanıtını ararken yaptığı araştırma sonucunda, tüketim
toplumunun insanları mutlu etmede başarısız olduğu tespit etti.
Paranın
mutluluk getirdiğini düşünenlerdenseniz, piyangodan çıkan paraların geldiği
gibi gitmesiyle hayatları alt üst olanları aklınızda tutun. 
Mutluluk
genetik mi?
İkizlerin mutluluk çalışması
olarak bilinen meşhur araştırmayı yapan
Minnesota
Üniversitesi’nden David Lykken
, mutluğun yaklaşık yüzde 50’sinin genler tarafından
belirlendiğini ortaya koydu.
California Üniversitesi’nden Sonja Lyubomirsky ve ekibinin
araştırmalarının sonuçlarına göre ise,  iş, aile ve sosyal hayat mutluluğu yüzde 10,
genetik özellikler yüzde 50 ve davranışlar ise yüzde 40 etkilediğini belirtti.
Mutlu
olmak isteyenler için kısa reçete
Hayatınızdan memnun değilseniz,
mutluluk konusunda size şu reçete verilecektir.
·        Aileniz ve arkadaşlarınızla daha çok ve kaliteli vakit
geçirin.

·        
Halinizden memnun olmayı öğrenin, mümkünse şükür günlüğü
tutun.

·        
Çevrenizdeki insanlara yardım edin, hediye alın ve onlara
değer verdiğinizi gösterin.

·        
Amaçlarınız ve hedefleriniz olsun, geleceğe umutla bakın.
·        
Yaşadığınızın anın tadını çıkartın ve hissedin.
·        
Sevdiklerimize küçük sürprizler yapmak.
·        
Spor yapın, mümkünse doğada yürüyün ya da koşun.
·        
Stres anlarında olumlu bakış açısını yakalamaya çalışın.
·        
Dua edin ya da meditasyon yapın.

Peki
söylenmeyen ne var?
Mutlulukla ilgili reçetede belirttiğim yöntemler her yerde
yinelenip duruyor. Medyada yer alan yayınlar sizin duygularınıza dokunacak
şekilde kurgulanıyor. Böylece de sorgulamadan etkisine kapılıyorsunuz.

Duygular da hatırları
oluşturuyor. Bu konuda Nobel ödüllü Davranış Ekonomi Bilimi kurucusu Daniel
Kahneman, “Deneyime karşı Anılar Bilmecesi” başlıklı TED konuşmasında da şunları
söyler: “İki ayrı doktora iki ayrı kolonoskopi yaptıran bir hastanız var ise ve
hangi doktoru seçeceğine karar verecekse seçilecek doktor hatıralarda daha az
kötü yer etmiş olan doktor olacaktır. Aslında deneyimler arasında bir seçim
yapmayız. Deneyimlere ait hatıralar arasında bir seçim yaparız.” 
Medyanın
mutluluk üzerine çok büyük etkisi olduğunu ünlü iletişim bilimci Marshall
McLuhan’ın “Medya Mesajı, Medya Masajıdır” adlı kitabında da, medyanın yani
iletişim araçlarının çevremizdeki alan üzerinde çok güçlü bir etkisi
bulunduğunu vurgular.

Medyanın hayatımıza etkisi mutluluğumuzu da değiştirir.
Medya okuryazarlığı bilinci ile mutluluğumuzu elimizde tutalım. Her sunulanı
kabul etmeyip, seçimlerimizi ve bakış açımızı şekillendirelim.  

Medyanın dilini bilmeyen, mesajları
okuyamaz
Medya
bilinci kazanmış kişiler, hayatını kendileri yönetir.  Medyada çıkan bir akımın hızla yayılması için
ünlü isimleri örnek olarak sunulur. Oysa medyanın sunduğu rol modellerin çizdiği
yollarda yürümek yerine, seçici olarak kendi yolunuzu ve mutluluğunuzu
şekillendirebilirsiniz. Mutluluk sizin avuçlarınızda ve seçimlerinizde saklı.

Continue Reading