LİYAKATİN OLMADIĞI YERDE CEHALET CESARET KAZANIR!

Bir gazetecinin araştırmaları sonucunda gizemli olayların çözülmesini konu alan Secret City dizisinin birinci sezon 1. bölümünde, gerçeklerin peşine düşen bir gazetecinin tüm engellere rağmen puzzle’ın parçalarını tamamlamasını konu alıyor. Bu süreçte de ne kadar engellenmeye çalışsa da hedefine ulaşmak için araştırmaya devam ediyor. Medyadaki bu güç, sağlık alanında da olmalı.

İşte bu noktada sağlık konusundaki kafa karışıklıklarının gün geçtikçe arttığı, liyakat sahibi hekim ve bilim insanlarının cezalandırılır gibi muamele görüp, medyada sık sık boy gösteren bazı isimlerin halkı nasıl kandırdığına şahit oluyoruz. Kanıta dayalı tıp ışığında, liyakat sahibi hekimler ve bilim insanları sağlık sistemini örnek olacak seviyeye yükseltebilir.

Medya dördüncü güç olma özelliğini kazandıkça ve uzman gazetecilerin yetişmesi için çalışmalar yapıldıkça sağlıkta atılacak adımlar ülkenin daha ileri seviyeye gitmesini sağlar. Bunlar oldukça, sağlıklı bir toplum olmak için sağlık okuryazarlığı konusunda bilinç düzeyi de yükselir.

Son dönemlerde maalesef sağlık okuryazarlığı konusunda da kirlilik olmaya başladı. Sağlıktan anlamayanlar sağlık konusunda konuşuyor, bu cesareti bulmalarını sağlayan da yine medyadaki boşluk oluyor. Biz gazeteciler, insanların ne yaptığını sorgulayabilmeliyiz. İnsanların hayatlarının söz konusu olduğu bir alanda, medyanın çok güçlü olması gerekiyor. Tabii bilimden, sağlıktan ve teknolojiden anlamayanlar her ne kadar “uzman” kelimesini kullansa da bu kişilere karşı gerçek gazetecilerin sesi daha gür çıkmalı. Uzman olmayan medya mensupları, piyon gibi reytingin götürdüğü yöne doğru savruluyorlar. Uzman gazeteci, gerektiğinde sağlık sistemindeki yanlışları dile getirebilmeli ki, çözüm üretilebilsin.

Sağlık okuryazarlığında ilk olarak hekimlerle iletişim kurma teknikleri öğretilmeli

Sağlık okuryazarlığında hedef, insanları erken yaşta eğitmeyi içeriyor. Daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşmak için sağlık okuryazarlığı konusunda eğitim verilerek hem çocuklar hem de ebeveynler için programlara entegre edilmeli. Sağlık okuryazarlığında ilk olarak hekimlerle sağlıklı iletişim kurma yöntemleri öğretilmeli. Bireylerin sağlıklarına kavuşmaları için gidilen hekimle nasıl konuşacaklarını bilmeleri, sağlıkta şiddet gibi birçok sorunu da ortadan kaldırır. Sağlık çalışanlarına da aynı şekilde etkili iletişim teknikleri öğretilmeli.

Sağlık okuryazarlığı kapasitesine sahip olan bireyler, edindikleri bilgileri ve endişeleri hem anlamak hem de etkili bir şekilde iletmek için kullanırlar. Belli bir bilgi ve bilinç düzeyine ulaşan toplum, karar verme konusunda daha bilinçli adım atar. Sevk zinciri çalışmaya başlar. Bu beraberinde gereksiz acillere yığılma ya da üçüncü basamağa hemen başvurma oranlarını azaltır.

STK çöplüğünden kurtulmak şart!

Sivil Toplum Kuruluşu (STK) çöplüğüne dönen sistemde çözüm yine, liyakat sahibi olanların söz sahibi olmasıyla çözülebilir. Söz sahibi olmak için dernek, vakıf ya da platform kurulduğunda, kişiler uzman olmuyor. Nur topu gibi bir STK sahibi oluyorlar. Sistemdeki en büyük boşluklardan biri, her STK’yı ciddiye almak oluyor. Bu sorunu da çözmek gerekiyor.

Üniversiteler bilim üretilmesi için teşvik edilmeli

Üniversitelerde bilim üretilmeli. Akademik dünyada ilginç olaylar dönüyor. Geçtiğimiz günlerde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, akademik dünyada sıkça karşılaşılan para karşılığı yayın yapan “yağmacı, şaibeli” (predatory) dergilerin önlenmesi için çalışmalar başlattı. Dergilerin yanı sıra göstermelik kongreler için de benzer uygulamalar yapılacak. Gerçek bilimsel çalışma yapmak yerine, şark kurnazlığı peşine düşenleri, üniversitelerden temizlemek gerekiyor. Üniversiteler entrika çevirmek için ya da -mış gibi yayınlar yapmak için değil, gerçek bilim üretmek için var. Bir an önce bu konuda temizlik yapılmalı. Nitelikli bilimsel çalışma yapılması için teşvik edilmeli.

Bilmedikleri konularda konuşan sözde teknoloji uzmanlarından uzak durun

Teknoloji konusunda ülkemizde her alanda olduğu gibi kendini “uzman” ilan edenlerle karşılaşıyoruz. İşin en üzücü tarafı ise, bu kişileri üniversiteler, kamu kurumları ve birçok yer uzman olarak görüyor. Teknoloji üretenlerle konuştuğumda, hayal satan bu kişilerin insanları kandırdığını söylüyor. Yine aynı noktaya geliyoruz, gerçeklerin ortaya çıkması için uzman gazetecilere ihtiyaç var. Yanlışlar dile getirilmediğinde, doğrular gündeme gelemez. Doğruları daha çok dillendirmeliyiz ki, insanlar gerçek ile yalanların ayrımını yapabilsin.  

Hekimleri cezalandırmayın, ödüllendirin

Kimse gergin bir ortamda çalışmak istemez. Özellikle de kimse itibar görmediği işi yapmaz, bırakır. Cerrahi branşların tercih edilmekten kaçınıldığı bir ortamda, hekimlerin teşvik edilmesi gerekiyor. Bunun için daha geç olmadan adım atılması gerekiyor. T.C. Sağlık Bakanlığı yetkililerinin bu alandaki çalışmalarına yeni bir şekil vermesi gerekiyor. Yeni bir strateji belirleyerek, hekimlerin çalışma ortamları güvenli hale getirilmeli ve emeklerinin karşılığını alacakları şekilde yeniden düzenlenmeli. Liyakat sahibi olan ve tıp camiası tarafından bilinen hekimlerin gözetiminde, eğitim seferberliği başlatılmalı. Özellikle periferdeki hekimlerin, eğitimlerinin ve gelişimlerinin sağlanması şart. Etkili iletişim, dijital ve teknoloji alanında da hekimlerin ve sağlık çalışanlarının geliştirilmesi gerekiyor.

Tabii, işin uzmanı olan hekimler ve bilim insanları tarafından oluşturulacak kurulla, hasta bakma sayısı yerine tedavi başarı oranları gibi farklı kriterler de yeni düzenlemelerle getirilmeli.   

Eğitim seferberliği başlatılmalı

Hayatımızın ellerinde olduğu hekimlerin ve sağlık çalışanlarının eğitimi ve gelişimi hayati önem taşıyor. Cezalandırarak hiç kimseyi geliştiremezsiniz. Ancak, teşvik ederek gelişim ve üretim sağlayabilirsiniz. Önceki yıllarda cerrahi alanda büyük başarılara imza atan hekimler, hasta ile en az iletişim sağlayabilecekleri branşlara yöneliyorsa, bu durum acil şekilde revizyon yapılması gerektiğini gösteriyor.

Kimse saygı görmediği yerde olmak istemez. Özellikle de çalışmakla geçen tüm hayatlarını, başka insanların sağlığına kavuşması için emek veren değerli hekimlere bekledikleri değerin verilmesi şart. Daha sağlıklı bir toplum için, liyakat sahibi hekimlere ve kanıta dayalı tıbba ihtiyacımız var.

Uzman gazetecilere ihtiyaç var

Medyanın güçlü şekilde sesini çıkartması, aksaklıkları dile getirmesi ve çözüm önerilerinde bulunması şart. Bizler, her kesim ile sürekli iletişim halindeyiz. İnsanlar bize sorunlarını anlatıyorlar, çözüm olması için düşüncelerini iletiyorlar. Bizler bunları alıp, süzgeçten geçirdikten sonra dile getirdiğimizde halk sağlığını korumanın dışında sağlık ekonomisi açısından da büyük avantaj sağlanmasına destek oluyoruz.

Sağlık sisteminde ilerlemek için yapılması gerekenlerden bazıları:

  • Sözde uzmanlardan uzak durun
  • Liyakat sahibi hekimlerin eğitim vermesini sağlayın
  • Nitelikli eğitim, doğru teşhis ve tedavi için şart
  • Hekim-hasta iletişimini güçlendirin
  • Üniversitelerde daha iyi eğitim verilmesini destekleyin
  • Cerrahi branşlar başta olmak üzere hastayla iletişimde olan branşları teşvik edin
  • Güvenli çalışma ortamı, maddi tatmin sağlayın

Liyakat sahibi hekimlerin önderliğinde yeni stratejiler belirlenmeli. Bu nedenle hem medya hem toplum hem de sağlık camiası bu konuda en kısa zamanda somut adım atmak zorunda.  Sağlıklı nesiller için liyakat sahibi hekimlere ihtiyacımız var.

Continue Reading

SAĞLIK OKURYAZARLIĞI BİLİNCİ OLUŞTURMAK SAĞLIK EKONOMİSİNİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRECEK!

Dijital dünya tüm çalışma alanlarımızın içerisinde yerini aldı. Özellikle sağlıkla dijital içiçe geçerek, değişimi dönüşüme çeviriyor. Sağlıkla ilgili verilerin doğru anlaşılması ve hayata geçirilmesi için sağlık okuryazarlığı bilinci kazandırılması da gün geçtikçe önem kazanıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılı internet kullanım oranlarına göre; Türkiye’de internet kullanan bireylerin oranı yüzde 72,9’a ulaştı. Ipsos’un Türkiye dahil 28 ülkede gerçekleştirdiği geniş kapsamlı araştırma, hastalıklarla ilgili bireylerin hangi bilgi kaynaklarına başvurduklarını belirledi. Buna göre hastalık söz konusu olduğunda yüzde 58 oranında hekim veya diğer sağlık personeline danışmak her ne kadar ilk tercih olsa da yüzde 43 ile Google gibi online arama motorları kullanıldığı görülüyor.

Sağlık okuryazarlığı verilerine baktığımızda ise, bu alandaki bilinç düzeyinin ne kadar düşük olduğunu görüyoruz. 2014 yılında Türkiye’de erişkin nüfusun sağlık okuryazarlığı düzeyi ile yeterli ve mükemmel sağlık okuryazarlığı prevalansının belirlenmesi amacı ile yapılan bir çalışmada toplumumuzun yüzde 64,6’sının “yetersiz” veya “sorunlu” sağlık okuryazarlığı kategorilerinde olduğu saptandı.

Sağlık okuryazarlığı ile ilgili olarak 2011 yılında Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Hollanda, İrlanda, İspanya, Polonya ve Yunanistan olmak üzere sekiz Avrupa ülkesinde, 15 yaş ve üzerindeki 8 bin kişide yapılan çalışma sonucunda Hollanda’da katılımcıların yüzde 23,7’si, Bulgaristan’da yüzde 53,7’si yetersiz ve sorunlu grupta yer aldı.

Sağlık okuryazarlığı, bilgiye ulaşma, anlama ve kullanmayı içeriyor

Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre sağlık okuryazarlığı, bireylerin sağlığını korumak ve geliştirmek için bilgiye ulaşma, anlama, bu bilgiyi kullanma konusundaki bilişsel-sosyal beceriler ve motivasyon düzeyleridir. Sağlık okuryazarlığı, broşürleri okumak ve başarılı bir şekilde randevu almaktan daha fazlasını ifade ediyor. İnsanların sağlık bilgilerine erişimini ve bu bilgileri etkili bir şekilde kullanma kapasitelerini geliştirerek, sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.

Sağlıklı yaşam bilinci ve kalitesini artıran, sağlık profesyonelleri için iletişim ve klinik becerilerin kazanılmasını sağlıyor.  Ayrıca, sağlık hizmeti alanlar için karar mekanizmasına dâhil olmayı sağlayan sağlık okuryazarlığı, sağlığı geliştirme aktivitelerinin planlanmasında önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Sağlık okuryazarlığı temel sağlık bilgisi aktarmaktan ibaret değil

Dijitalin gün geçtikçe önem kazandığı günümüzde, bilgi yayılımının ötesine geçen ve etkileşim, katılım ve eleştirel analiz gerektiren yöntemler aracılığıyla bilinç oluşturulması gerekiyor. Bu noktada sağlık okuryazarlığının sadece temel sağlık bilgi aktarımından daha fazlasını gerektirdiğini kabul etmek şart. İnsanların sağlıklarını korumak için doğru ve güvenilir bilgiye ulaşması, sonrasında emin olduktan sonra hareket etme becerilerini, bilgilerini ve etkinliğini nasıl geliştirebileceklerinin yol haritasını sunmak gerekiyor.

Sade dil kullanmak için bunları yapın

Sağlık profesyonelleri kullandıkları terimleri, hiçbir şey bilmediğini düşündüğü hasta ve hasta yakının anlayacağı şekilde sadeleştirmeli. Bu sayede hekim, hasta ve hasta yakını arasındaki iletişim güçlenir.  Sade bir dil kullanmak için şunları yapabilirsiniz:

  • En önemli mesajları başta verin.
  • Karmaşık bilgileri anlaşılır şekilde olması için parçalara bölün.
  • Sade ve anlaşılır bir dil kullanın.
  • Konuların daha anlaşılır olması için liste ve tablo kullanın.
  • Metnin okunabilirliğini artırın.
  • Materyallerin kültürel uygunluğuna dikkat edin.
  • Görsellerin anlaşılır ve dikkat çekici olmasına özen gösterin.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH), hasta eğitim materyallerinin 6.-7. sınıf okuma seviyesinden daha yüksek yazılmış olmamasını öneriyor.

Bireyler sağlıklı yaşam bilinci geliştirmek için yeterli bilgi, beceri ve güvene sahip olduğunda sağlıklı kalabiliyor.   Ayrıca sağlık okuryazarlığı konusunda yeterli düzeyde olunmamasının nedenlerinden biri, güvenilir bilgi ve kaynakların ayrımını yapacak bilinç oluşmamasından kaynaklanıyor. Bu bilgi açığı, hem hastaların kendilerine sunulan bilgileri anlayamamalarından hem de hastanelerin bu okuryazarlık boşluklarını ele almak için yeterli çaba göstermemelerinden kaynaklanıyor.

Sağlık okuryazarlığı bilincini artırmak sağlık ekonomisini değiştiriyor

Sağlık okuryazarlığı alanındaki düşük bilinç düzeyi, sağlık hizmetlerine yapılan harcamaları da etkiliyor. Sağlık okuryazarlığı bilincine sahip olmayan bireylerin genel sağlığı iyi olamayacağından bu durum finansal süreci de olumsuz etkiler.  

Sağlık okuryazarlığı bilinci kazanmak neleri değiştiriyor?

  • Bilimsel kavramları, içeriği ve sağlık araştırmasını anlama becerisi kazandırıyor.
  • Sözlü, yazılı ve çevrimiçi iletişim becerilerini kullanmayı geliştiriyor.
  • Kitle iletişim araçlarındaki yayınlara eleştirel yorum yapabilmeyi sağlıyor.
  • Karmaşık sağlık bakımı ve yönetişim sistemleri hakkında bilgi sahibi olunuyor.
  • Sağlık kararlarında kültürel ve yerli bilgiyi kullanma yeteneği gelişiyor.  
  • Geniş bir beceri yelpazesi ve insanların bilinçli seçimler yapmasını sağlıyor.
  • Sağlık risklerini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak hedeflenir.

DSÖ tarafından, toplumlarda sağlık okuryazarlığı bilincinin geliştirilmesine yönelik şu yaklaşımlar öneriliyor:

1. Sağlık okuryazarlığı eğitimi erken çocukluk döneminden itibaren yapılmalı.

2. Sağlığın geliştirilmesi kavramı okul eğitimi sırasında geliştirilmeli.

3. Yetişkin dönemindeki eğitimde olası engellerle baş etme yolları geliştirilmeli.

4. Bireylerin özelliklerine ve kapasitelerine uygun çok yönlü programlar yapılmalı.

5. Katılımcı eğitim yöntemleri kullanılmalı.

6. Sağlıklı olmak ve iyilik hali için yeni yöntemler geliştirilmeli.

Kaynakça

Continue Reading

ROBOT HEMŞİRELER GELİYOR! HAZIR MISINIZ?

Robotlar gün geçtikçe hayatımızda yer ediniyorlar. Sağlık
sektöründe de çok farklı alanlarda robotlara iş düşüyor ve avantajlarıyla birlikte
30 yılı aşkın bir süredir medyada yer alıyor. Geçmişten günümüze kısa bir tur
yapmaya hazırsanız başlayalım.

İlk robotlardan biri, 1985 yılında PUMA 560 cerrahi robot
kolun nöroşirürjik biyopside kullanıldı. O zamandan bu yana, tıp robotları,
cerrahi robotlar, teletıp hayatımızı değiştiriyor. Sağlık sektöründeki
masrafların yüksek olması, zamandan ve bütçeden kısıtlama yapılması gerektiğini
gösteriyor.

Japonya ve Amerika’da hemşire ihtiyacı çok fazla ve
diplomalı hemşire olmadığı için yeterli bakımı robot hemşireler karşılamaya
başlayacak.

Japon Sağlık, Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı’nın Temmuz 2015
tarihli bir tahmini, nüfusun yaşlanmasının gelecek 10 yıl zarfında
hızlanmasıyla Japonya’nın hemşirelik alanında büyük bir açıkla karşılaşacağını
gösteriyor. 2025 yılı itibariyle ulus 2,53 milyon hemşireye ihtiyaç duyacak. Bu
hedefi karşılamak 2025 yılı itibariyle 800 bin ile 1 milyon hemşireye daha
ihtiyaç olacak. Ancak artışın şimdiki temposu hızlanmadığı sürece, hemşirelik
alanında çalışanların sayısı en az 380 bin açık vererek talebi
karşılayamayacak.

Yaşlı bakımında da
etkili olacaklar
Dünyadaki en yüksek yaşam beklentisiyle, Japonya bugün bu
sorundan başka herhangi bir ülkeden daha fazla acı çekiyor. Japonya nüfusunun
yaklaşık yüzde 30’u 65 yaşın üzerinde ve kadın başına yaklaşık 1.2 doğumla
birlikte, iş gücüne yetişmek için yeterli sayıda insan yok.

Japonya’nın nüfus piramidi daha uzun yaşam beklentisi ve
daha küçük doğum oranlarını yansıtacak şekilde eğiliyor.

1950’lerde doğal bir zirveye gelen nüfus piramidi, şimdi çok
daha ağırdır. Bu, sadece yaşlıların bakımı için yeterli insan olmadığı için
değil, aynı zamanda emeklilikteki nüfusun böylesine büyük bir kısmının ve
ekonomiyi boşalttığı için de sorun oluşturuyor. 65 yaş ve üstü nüfusun 2030
yılında 72 milyona ulaşması öngörülüyor.

Robot hemşirelerde
etik sorunsalı
Robotik hemşirelerin oluşturulmasındaki ana zorluk, bir
makineyi güvenilir ve etik programlama problemi olduğu belirtiliyor. Robot
hemşire günlük olarak hastaları ile ilgili karmaşık kararlar vermek zorunda
kalacak. Örneğin, bir robot hastalarını ilacı almasını hatırlatmak için
programlanmışsa, hasta reddederse ne yapması gerektiğini bilmesi gerekiyor. Bir
yandan ilacı reddetmek hastaya zarar verir. Öte yandan hasta, robotun farkında
olmadığı bazı meşru nedenleri reddediyor olabilir. Örneğin, ilacı kullandıktan
sonra hasta kendini hasta hissederse, o zaman ilacın uygulanmasında ısrar etmek
zararlı olabilir. Bir hatırlatmadan vazgeçmek ve herhangi bir cevabı göz ardı
etmek de pratik değil. Çünkü robot, hastanın uygun şekilde bakım aldığından
emin olmak için bir insan hemşirenin yerini alacak. Dahası, hasta ilacı almayı
kabul edip sonra unuttuysa? Robot ilaç alınana kadar hastayı takip edip
izlemeli mi, yoksa mahremiyet ihlali mi? Bir şey ters giderse robot ne zaman ve
nasıl doktoru bilgilendirmelidir?

Bu senaryo, insan hemşirelerin sık sık karşılaştığı bir
durum.  Bir karar vermek için yeterli
veri yoksa, insanlar daha fazla bilgi almak için hangi soruların sorulacağını
belirleyebilir. Robotlar böyle bir seviyede karar veremiyor.

Karar almada
güçlükler var
Robotlar karar vermeden önce, belirsiz koşulların üstesinden
gelebilmeleri gerekiyor. 
Bir hastaya ilacını almasını ve olumsuz bir cevap almasını
isteyen robot hemşire, olumsuz yanıtı kabul etmek veya yeni bir talepte
bulunmak için yeterli bilgi olmadığını tespit ederse, bir karar verebilir.
Örneğin, robot hastanın ateşinin yükseldiği bilgisini doktora iletirse, daha
iyi bir karar vereceğini bildirebilir.

İnsanlar belirsiz kararlarla karşı karşıya kaldıklarında,
bunu düşünebilir ve daha fazla bilgi ihtiyacını kabul edebilirler. Ancak
robotlar, önceden programlanmış protokollere dayanan koşullardan bağımsız
olarak karar verme eğilimindedir. 


Japon Hemşire
Robotları
Bugün itibariyle, robot hemşireler henüz bu gelişmişlik
seviyesine sahip değiller. Robot hemşireler için mevcut prototipler yardımcılar
olarak tasarlanmış ve tam olarak entegre otonom sistem yok.

Robot hemşire üretiminin şu anki lideri olan Japonya, tıbbi
topluluktaki farklı ihtiyaçları ele alan çeşitli robotlara sahip.

RIBA robot hemşire hasta taşıyor. Bu robota “Etkileşimli
Vücut Yardımı için Robot” anlamına gelen RIBA deniyor. RIBA, bir kişiyi yatar
pozisyonda ya da oturma pozisyonundan 60 kiloya kadar kaldırabiliyor ve başka
bir yere taşıyabiliyor. RIBA, kaymayı önleyen gelişmiş dokunsal sensörlere ve
güçlü kollara sahip. Ayrıca iki kamera ve iki mikrofon ile bir operatörden
ipuçlarını takip edebiliyor. RIBA hastaları yatıştırmak için kullanılan büyük
bir oyuncak ayı gibi görünüyor, ama aynı zamanda bazılarını rahatsız
edebiliyor.

Actroid-F DEMO
Japonya merkezli robot üreticisi Kokoro, Actroid-F ile
farklı bir araştırma alanına odaklandı. Bu robot, gözlerini, kaşlarını, ağzını,
başını ve boynunu hareket ettirebiliyor. Actroid-F, bir uzaktan operatör
tarafından kontrol edilebilen, ifadeleri ve konuşması çok doğru bir şekilde
taklit edebilen bir tele-robot. Bu robot aynı zamanda özerk değil, ama insan
olarak hastalarla bakarak ve etkileşim kurabiliyor. Actroid-F henüz otonom
olmadığı için, etik sorunları kendi başına kararlaştırmaya gerek duymayacak.
Ancak, operatörlerin gözetiminin gizlilik sınırlarının neresinden geçtiğine
karar vermek zorunda kalacaklar.


Pearl
ABD’de, Michigan Üniversitesi, Pittsburg Üniversitesi ve
Carnegie Mellon Üniversitesi’nden araştırmacılar, Pearl adında bir Nursebot
üzerinde çalışıyorlar. Pearl, Japon meslektaşları gibi bir asistan robotu ve
insanlara rutin faaliyetler hakkında hatırlatmaya ve yaşlılara rehberlik
ediyor. Pearl, sesli ve görüntülü girişin yanı sıra bir dokunmatik ekran
arayüzü ve yapabildiği çeşitli görevler için yazılımın navigasyon ve tanıma ile
yardımcı olan birçok sensöre sahip. Bilişsel ya da bedensel engelli bireylerin
günlük görevlerden geçmelerine yardımcı olmak için iyi bir teknolojik araç.
Pearl ayrıca çevresinin haritasını ve müşterinin ne kadar hızlı hareket
ettiğine bağlı olarak hızını değiştirmenin bir yolunu da hesaba katan sofistike
navigasyon algoritmalarına sahip.



Mabu
San Francisco merkezli dijital sağlık firması tarafından
üretilen Mabu, kişilik ve tedavi ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş günlük
konuşmalar yapıyor ve sağlık uzmanına sizin hakkınızda geri bildirim
gönderiyor. Size, hatırlatıyor ve sürecinizi takip ediyor. Yüz takip sistemi
ile de sizi takip edebiliyor ve bu sayede göz teması kurulduğunda iletişime
geçiyor.
Kaynaklar
https://twcroboticsurgery.weebly.com/past.html
https://www.bls.gov/news.release/archives/ecopro_12192013.pdf
https://www.bls.gov/opub/mlr/2013/article/occupational-employment-projections-to-2022.htm
https://www.japantimes.co.jp/opinion/2015/07/07/editorials/shortage-of-nursing-care-workers-2#.WrazUohuZPY
https://cs.stanford.edu/people/eroberts/cs201/projects/2010-11/ComputersMakingDecisions/robotic-nurses/index.html
https://www.youtube.com/watch?v=Ulw2Z1qZJOI
https://www.youtube.com/watch?v=7lLP5hGqKB8
https://mashable.com/2017/10/07/mabu-health-care-robot/#gW83kK682kqM
https://www.youtube.com/watch?v=bQak–i5U3A

Continue Reading

TIP EĞİTİMİNDE TEKNOLOJİ YENİ UFUKLAR AÇIYOR

Sağlık sektörü son dönemlerde farklı branşların gözünü sanal
gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklikle (AR) ilgili yeniliklere yönettiler.
Özellikle tıp alanında son dönemde kullanılmaya başlanan teknolojiler, doktorların
ve tıp öğrencilerinin işlerini oldukça kolaylaştırıyor.

Goldman Sachs’ın raporuna göre 2025 yılına gelindiğinde
sağlık alanında kullanılan sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik pazarı 5,1
milyar doları bulacak. 
Ameliyat simülasyonları tıp öğrencilerinin; kadavra, hayvan
ya da bir hasta olmadan ameliyat deneyimi edinmelerine yardımcı oluyor.
Kanadalı yazılım firması Conquer Mobile, tıp eğitiminde kullanılmak üzere bir
sanal gerçeklik uygulaması geliştirdi. Bu teknoloji kullanılarak cerrahlar sanal
bir hasta üzerinde pratik yaparak gerçekçi reaksiyonlar alabiliyor. 

Anatomide Sanal
Gerçeklik Uygulamaları
Ülkemizde de anatomi eğitimlerinde bu teknolojiler
kullanılıyor. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof.
Dr. Selçuk Tunalı ve ekibi, University of Hawaii ile işbirliği içerisinde pek
çok üç boyutlu rekonstrüksiyon çalışması gerçekleştirdi. WinSurf ve SurfViewer
gibi üç boyutlu rekonstrüksiyon oluşturma ve görüntüleme sistemlerini
geliştiren ekipte yer alana Tunalı, oluşturduğu üç boyutlu modellerde altı
dilde sesli etiketleme gerçekleştirdi. Rekonstrüksiyon çalışmalarının büyük bir
ekip çalışması gerektirmesi ve çok zaman alması nedeniyle bir süre ara veren
Tunalı, “Yaklaşık üç yıl önce zSpace sanal gerçeklik sistemiyle çalışmaya
başladım. zSpace ile içerik geliştirme konusunda işbirliğimizi geliştirerek
Aralık 2017’de ülkemizdeki ilk Sanal Gerçeklik Anatomi Laboratuvarını TOBB
ETÜ’de kurduk. Yaptığımız ilk akademik çalışmada, teorik eğitimden sonra sadece
maket ve diseksiyon çalışması ile bu eğitime sanal gerçeklik çalışmasının
eklenmesi durumundaki öğrenme düzeylerini karşılaştırdık; sanal gerçeklik
çalışmasının istatistiksel olarak çok güçlü bir ilişki ile öğrenme düzeyini
arttırdığını saptadık. Sanal gerçeklik sistemlerini yoğun olarak kullanan bir
anatomist olmama karşın, anatomi eğitimindeki en önemli ve kalıcı öğrenme
yönteminin kadavra diseksiyonu olduğuna inanıyorum. Ülkemizde tıp
fakültelerinin en önemli problemlerinden olan kadavra eksikliği konusunda
toplumumuzun bilinçlenmesine bir nebze olsun katkıda bulanabilmeyi de
amaçlayarak, anatomist olarak sürdürmekte olduğum anatomi kariyerime, ölümümden
sonra da kadavra olarak devam edeceğimi bildirmekten mutluluk duyuyorum.”
diyor.


Acil Hastalara Müdahalede Doğru Karar Vermeyi Sağlıyor
Sanal gerçeklik üzerine çalışmalar yapan Immersive Media
Initiative ekibinin geliştirdiği Acil departmanı simülasyonu ile başkalarının
işine engel olmadan acil durum vakalarını inceleyebiliyor.   Bu teknoloji için gerçek bir hastanede acil
durum sırasında 360 derecelik çekimler yapan ekip, gerçek hastaların bulunduğu
simülasyonun oldukça etkili olduğunu söylüyor. Basitçe bir filmin içinde
gezdiğiniz simülasyon, anlık olarak tüm gelişmelerden haberdar olmanız ve
gerçek tepkiler vermenizi sağlıyor. Böylece doktorların nasıl kararlar
verdiğini, müdahalenin nasıl yapıldığını, zamanın değerlendirilmesini
görebiliyorsunuz.


Facebook Tıp
Eğitiminde İyilik Peşinde
Facebook’un VR şirketi Oculus, yürüttüğü “İyilik için VR”
(VR for Good) inisiyatifi kapsamında tıp eğitiminde önemli bir devrimin ilk
adımlarının attı. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Los Angeles Çocuk
Hastanesi’yle işbirliği yapan şirket, tıp öğrencilerini ve personelini eğitmek
için,  yüksek riskli pediatrik
travmalarla ilgili bir VR simülasyonu geliştirdi. Geliştirilen simülasyon, VR
teknolojisinin kapsayıcı gücü sayesinde sağlık profesyoneli adaylarının eğitim
senaryolarını gerçek hayat yakınlığında deneyimleyerek karar verme yetkinliği
kazanmalarına yardım ediyor. Los Angeles Çocuk Hastanesi’nde karşılaşılmış
gerçek vakalar doğrultusunda geliştirilen sanal senaryolar, tıp öğrencilerinin
ve doktorların gerçekçi koşullarda tanı ve tedavi tecrübesi edinmesine yardımcı
oluyor. 


Dünyada Tüm Vücut
Plastinat Yapabilmede Sayılı Merkezden Biri
VR ve AR teknolojinin yanı sıra anatomi eğitiminde etkili
olan plastinasyonda da yenilikler var. 2004 yılında İspanya’da eğitim aldıktan
sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı’nda küçük
çaplı bir plastinasyon laboratuvarı kuran Prof. Dr. Selçuk Tunalı, şunları
söylüyor: “Hacettepe’deki laboratuvarımız, ülkemizde başka plastinasyon
laboratuvarlarının kurulmasında eğitim ve referans merkezi oldu. 2014 yılında
TOBB ETÜ Tıp Fakültesi’nde tüm vücut plastinasyon laboratuvarını kurdum. Bu
laboratuvar, dünyada tüm vücut plastinat yapabilme kapasitesindeki 7-8 laboratuvardan
biridir. Burada pek çok özel plastinasyon yöntemi deniyoruz. Ülkemizde ilk defa
polyester plastinasyonunu uyguladık. Yurt dışına bağımlılığımızı ortadan
kaldırmaya yönelik olarak yerli polyesterle yaptığımız çalışmalarda, yabancı
polyester ile olandan daha iyi sonuçlar aldık. Halen, insan beyin atlası
oluşturma çalışmalarımıza devam ediyoruz.” 
Kaynaklar:
https://www.facebook.com/oculusvr/
http://www.thepostathens.com/article/2017/01/virtual-reality-healthcare-ohio-university
https://www.dunyahalleri.com/sanal-gercekligin-sagliga-yansimalari/
http://www.goldmansachs.com/our-thinking/pages/virtual-and-augmented-reality-report.html
https://conquermobile.com/services/vr-simulation  
Continue Reading

ROBOTLAR İNSANLARIN YERİNİ ALABİLECEK Mİ?

Kaybettiğimiz insanların tüm kayıtlarının yüklendiği
robotların hayatımızda ne kadar yer doldurabileceğine dair Black Mirror (Kara
Ayna) dizisinin Be Right Back (Hemen Geliyorum) bölümünde çok farklı şekilde
robotlar ele alınıyor.

“Hemen döneceğim,”
diyerek şehre giden Ash, bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Sevgilisi
Ash’ın ani ölümünü kabullenemez.  Martha
’nın arkadaşı henüz deneme safhasında olan temsili bir programdan bahseder.
Ölen insanların her türlü anıyı, bilgiyi sanal bir ortama aktarıp, yapay bir
insan oluştururlar. Yazışmaların yetmediği Martha, bu kez eşinin aynısı olan
robot satın alır. Bir süre robot ile yaşayan Martha, gerçek hayattan koptuğunu
fark eder. Yani insansı robotların hayatımızı nasıl etkilediğini konu alan
dizi, gerçek insandan ayrılmasının ileride zor olacağını gösteriyor.

İnsansı robotların tasarımı çok farklı amaçlar için
tasarlanıyor.

Suudi Arabistan tarafından vatandaşlık verilen insansı robot
Sophia’nın, üretilme amacı, parktaki yaşlılara ve ziyaretçilere yardım
etmekti.  Göz teması kurabilmek ve
insanları tanıyabilmek için gözlerinde özel kamera ve yazılım var. Sesleri
rahatça algılayabiliyor ve bayağı sizin benim gibi konuşabiliyor. Oturup
saatlerce sohbet edebileceğiniz bir robot. Stylist Dergisine kapak oldu. Kapak
çekimleri için insan mankenler gibi makyajı, saçı, styling’i yapıldı. Backstage
görüntüleri de videoya kaydedilip, servis edildi.
Tabii Sophia’nın dışında da çok farklı robotlar var.
Futurism.com adresinde yer alan yazıya göre insana en yakın robotları
listelediler.

Kodomoroid ve
Otonaroid Robotlar
Japonya’da düzenlenen Android: What Is Human? adlı fuarda,
ana haber spikerleri olarak tanıtılan Kodomoroid ve Otonaroid adlı androidler
büyük ilgi gördü. Gerçek insandan ayırt etmenin zor olduğu iki robot, henüz
demo aşamasında. Ancak birkaç yıl içinde Japonya’da haberleri bu androidlerin
sunması bekleniyor. Kodomorid, canlı yayında bir deprem ve bir FBI operasyonu
hakkında verilen iki adet haberi anons etti.

BINA48
ABD’nin Vermont eyaletinde nanoteknoloji üzerine
araştırmalar yapan Martine Rothblatt Foundation şirketi 2010 yılında piyasaya
sürülen “duygusal” bir robot olan BINA48, bağımsız düşünme yeteneğine sahip.
İnsan mimiklerini saşırtıcı derecede başarıyla taklit edebiliyor. BINA48, New
York Times’a röportaj vermesinin yanı sıra, National Geographic programlarında
yer aldı ve dünyayı dolaştı.

Geminoid DK
Futurism’de yer alan habere göre; Geminoid DK, Hiroshi Ishiguro’nun
gözetiminde özel bir Japon firması ve Osaka Üniversitesi arasındaki
işbirliğiyle üretilen, ultra-gerçekçi, insansı robottur. Geminoid DK,
Danimarka’daki Aalborg Üniversitesi’nde Danimarkalı profesör Henrik Scharfe
tarafından modellendi. Geminoid DK’in özellikleri, mimikleri ve omuz silkme
biçimi dahi ilgi çekici.

Junko Chihira
Toshiba tarafından üretilen android robor Junko Chihira,
Tokyo’daki bir turizm enformasyon merkezinde tam zamanlı çalışıyor. Bussiness
Insider’da yer alan habere göre, müşterileri selamlıyor ve güncel olaylarla
ilgili ziyaretçileri bilgilendiriyor. Japonca, Çince, İngilizce, Almanca ve
hatta işaret dilinde konuşabiliyor.
Nadine
Nadine, Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi
tarafından üretildi. Nadine ile aklınıza gelebilecek her şey hakkında sohbet
etmekten mutluluk duyuyor. Onunla konuştuğunuz şeyleri ezberliyor ve onunla bir
daha görüştüğünüzde size anlatabiliyor.
Nadine, yaşlılar, çocuklar ya da özel yardıma ihtiyaç
duyanlar için tam bir yol arkadaşı olarak tasarlandı.
Kaynaklar
•             http://www.milliyet.com.tr/dunyanin-ilk-robot-vatandasi–sophia-mola-6949/
•             https://www.youtube.com/watch?v=Bg_tJvCA8zw
•             https://www.youtube.com/watch?v=Wyl72Re5110
•             https://www.youtube.com/watch?time_continue=4&v=mq89jFcG5EM
•          https://karnaval.com/yasam/kodomoroid-ve-otonaroid-ile-tanisin-19-18419-haber
•             https://www.youtube.com/watch?v=uvcQCJpZJH8
•             https://www.sabah.com.tr/dunya/2012/07/20/insansi-robot-saka-da-yapiyor
•             https://www.youtube.com/watch?v=eZlLNVmaPbM
•             http://www.businessinsider.com/toshibas-humanoid-robot-junko-chihira-speaks-three-languages-2015-11
•             https://www.youtube.com/watch?v=I_nAtssg-Dw
•             http://media.ntu.edu.sg/NewsReleases/Pages/newsdetail.aspx?news=fde9bfb6-ee3f-45f0-8c7b-f08bc1a9a179
•             https://www.youtube.com/watch?v=fTlBxUMJB2I

Continue Reading

SAĞLIĞA ROBOT ELİ DEĞECEK

Japonya merkezli Nagoya Üniversite Hastanesi’nde medikal
işler için Toyota tarafından geliştirilen robotları kullanmaya hazırlanıyor.


Kullanılmaya başlanacak olan dört robot gece vardiyasında
çalışacak. Şubat ayında işe başlayacak olan robotlar, bir yıl boyunca ilaçların
getirilip götürülmesi ve testlerin katlar arasında taşınması işinde
kullanılacak.

Hastane görevlileri ise tablet kullanarak robotları
çağırabilecek ve medikal taşıma işlemleri için robotları görevlendirebilecek.
Eğer denemelerde başarı elde edilirse hastane daha çok robot istihdam etmeyi
tercih edebilir.

Terleyen Robot
Ürettiler
Tokyo Üniversitesi JSK Laboratuvarı‘nda çalışanaraştırmacılar 1,7 metre uzunluğunda ve 56 kilogram ağırlığındaki insansı robot
Kengero’ya bir soğutma sistemi eklemenin yollarını arıyordu. Araştırmacılar,
Kengero’nun motorlarının etrafından su sızmasını sağlayarak suyun
buharlaşmasına imkan sağladı. Yani, Kengero’yu ‘terlettiler’.  Başını bir taraftan öteki tarafa kadar
çevirebilen Kengero 11 dakika boyunca motorları yanmadan mekik çekebiliyor.

Robot Cerrahinin
Başarısı
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar,
2003-2015 yılları arasında ABD’deki 416 hastaneden alınan verileri inceledi. The Journal of American Medicine’daki a
raştırmaya göre robot cerrahlar, üç boyutlu görüntü, daha geniş bir hareket
alanı ve doktorlar için daha iyi bir ortam sağlıyor. Sonuç olarak, robot
kullanılan böbrek ameliyatlarının yüzde 46,3’ünde ameliyat süresi dört saatten
fazla olarak belirlendi. Kalın bağırsak kanseri ameliyatında ise robotlar işin
içine girince ameliyat süresi 37,5 dakika uzarken maliyet bin 132 Dolar arttı.

DNA Nano-Robotu
Geliştirildi
Kaliforniya Teknoloji Üniversitesi’ndeki (Caltech) bilim
insanları, DNA nano-robotu geliştirdi. Robot, belirli molekülleri toplayıp
önceden belirlenmiş noktalara bırakıyor. Basit DNA araçlarının önemli görevleri
yerine getirmek için kullanılabilmesinin yanında, bir ilacı moleküler bir
fabrikada sentezlemek ya da ilacı sadece kan akışında belirli sinyaller
mevcutken teslim etmek yer alıyor.

Robotlarla Duygusal
Bağ Kuruluyor
BBC’nin haberine göre; Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne
bağlı multimedya ve teknoloji araştırma birimi Media Lab’de görevli Kate
Darling, düzenlediği bir atölye çalışmasında, katılımcılardan sevimli bir dinozor
olan Pleo adlı oyuncağa işkence yapmalarını istedi. Darling çalışmasındaki
deneyimlerini şöyle anlatıyor: “İnsanlar işkence yapmayı reddediyorlardı.
Eğer yapmazlarsa dinozorları yok edeceğimiz tehdidinde bulunmak zorunda
kaldık.”

Darling bir sadist değil. Atölye çalışması, insanların neden
makinelere olan bağımlılığının giderek arttığını anlamaya çalışmak için yapılan
bir deney. Geçen yıl da bu tip deneyler yapan Darling, laboratuvarda
katılımcılardan çekiçlerle robotlara vurmalarını istediğinde yine benzer bir
direnişle karşılaşmış.

BBC’ye konuşan Darling, “İnsan niteliklerini her şeye
atfetme (antropomorfizm) huyumuz var. Canlı gibi görünen hareketlerle
bütünleşiyoruz. Buna ve hareketlerimizi, sesimizi taklit eden sosyal robotlara
niyetimizi gösteriyor ve bilinçaltında duygularımızı ve hislerimizi
ilişkilendiriyoruz” diyor.
  
Continue Reading

GELECEĞİN MEDYASI ROBOT GAZETECİLERİN Mİ?

Teknoloji geliştikçe yeni bir devrin başlangıcı oluyor.
Endüstri 4.0 nesnelerin interneti ya da siber-fiziksel sistemlerolarak
tanımlanıyor.

Devrimleri şu şekilde sıralayabiliriz:
•             ENDÜSTRİ
1.0 : Su ve Buhar Enerjili Mekanik Üretim Tesisleri
•             ENDÜSTRİ
2.0 : İş Bölümüne Dayalı Elektrik Enerjili Kitlesel Üretim
•             ENDÜSTRİ
3.0  : İmalatın Otomasyonunu İleriye
Taşımayı Başaran Elektronik ve Bilgi Teknolojileri
•             ENDÜSTRİ
4.0 : Siber Sistemlere Dayalı Üretim

Medya da bu değişimden etkileniyor ve toplumda robot
gazetecilerin haber yapması şaşkınlıkla karşılanıyor. 

Robot gazetecilerin neler yaptığına bir bakalım.

Google DeepMind şirketi, Google’ın yapay zekâ ile ilgili çalışmalarını
yürüten bir alt şirketi. Burada, robotlara yeni anılar edinme ve bunları
hatırlayabilme özelliği kazandırıldı.  Ayrıca
robotların insan sesini taklit etme becerileri ve işbirliği yapma eğilimleri
üzerinde de çalışılıyor.

Google veri gazeteciliği ve haber teyit
projelerini fonlayacak
Google’dan fon alan projeler arasında, gazeteciler için
hazırlanmış, otomasyona dayalı bir  teyit
aracı olan FACTS (gerçekler) de var. FACTS, ilk tam otomatik teyit aracı
olacak.

“Habercilikte
fantastik adım”
Google tarafından finanse edilen ‘RADAR’ isimli projesinde
ise,  5 kişilik bir ekip ile gazeteci
robotun ayda 30 bin rutin haber üretmesi hedefleniyor.   Robot gazeteciler finans, gayrimenkul ve
spor haberleri gibi haberleri yazabiliyor.

Associated Press, New York Times ve Los Angeles Times gibi
gazeteler rutin haberler için robot kullanıyor. İnanması güç gibi gelse de
robot gazeteciler, son yıllarda bülten haberciliğe çevrilen medyaya yeni bir
soluk da getirebilir.

 İngiliz gazeteci Nick
Davies, “Flat Earth News” kitabında “churnalism” kavramını ortaya atıyor.
“Churn” İngilizce’de, “çalkalamak, köpürtmek” anlamına geliyor. Davies,
günümüzde PR ajansları ve reklam şirketleri tarafından hazırlanan “haber
görünümündeki” metinlerin, hiç müdahale edilmeden gazete sayfalarında yer
almasına gazeteciliğin prestij yitirmesinin nedenlerinden biri olarak görüyor.
Kısaca, bültenleri kopyalayıp yapıştırmak gazetecilik değildir! İşte robot
gazeteciler bu işi kolaylıkla yapabilir.

Robot gazeteciler, rutin haberleri ya da bültenleri sisteme
yüklerken, nitelikli gazeteciler araştırmacı gazetecilik yapabilir. Böylece
robot gazeteciler, medyada bir değişimi de başlatabilir. Yani gazetecilik
bitti, diyenlere inat nitelikli gazeteciler kalburüstünde kalacak.
Tabii yapay zekanın insanlık için en büyük tehlike olabileceğini
farklı platformlarda dile getiren girişimci Elon Musk’ı da burada hatırlamak
gerekiyor. Yapay zekayı insanların bilinçli şekilde kullanması için medya
okuryazarlığı düzeyinin artması hedeflenmeli.

Bu durumdan
okuyucular nasıl etkilenecek?
Toplumda medya okuryazarlığı seviyesinin artması, bilgiyi
daha iyi değerlendirmelerine ve işlemelerine yardımcı olacak. Problem çözme,
verileri kullanabilme, sorgulama,  ikna
etme ve eleştirel düşünme yetenekleri gelişen toplum, dijital okuryazarlık
bilinci de kazanacak. Gerçek ve sanal ortamdaki verilere istenilen amaçta doğru
bir şekilde erişebilmek ve onu doğru yöntemle verimli bir şekilde kullanmayı
sağlayacak.

Robot gazeteciler, yapay zeka ve değişen medya ile toplumda
da yenilikler olacak. Bu yenilikleri takip etmek adına da bültenler yerine,
dünyada neler olduğuna bakmak önem taşıyor. Gelişmeleri takip edip, bunları
üreten bir topluma dönüşmek için medyanın yönlendirmesi, değişimdeki
başlangıçları sağlayacak. Sonuç olarak gelişen medya, üreten toplumu oluşturacak.
       
Continue Reading

SAĞLIK İLETİŞİMİNİN OLMAZSA OLMAZI

Televizyonun babası olarak anılan İskoç mucit John Logie
Baird, 1926 yılında televizyonu icat ederek, hayatımıza görsel medyanın yer
almasını sağladı. Türkiye’de ilk televizyon yayını, 1952 yılında İstanbul
Teknik Üniversitesi stüdyolarından yapılır. Bu yayın sırasında ülkemizde sadece
10 evde televizyon vardır. TRT’nin yayın hayatına başladığı 1968’de televizyon
haberlerini sunan ilk kişi Zafer Cilasun olur. 
Türkiye’nin ilk özel kanalı ise, 1990 yılında hayatımıza girer.

Televizyon İzlemede
Dünya Rekoru Bizde
Medya takip kuruluşu Ajans Press tarafından, televizyon
izleme alışkanlıklarıyla ilgili yapılan araştırma sonuçlarına göre; Türkiye, dünya genelinde günlük televizyon
izleme oranlarında 330 dakika ile dünya rekoru kırdı.

Televizyonlar artık dijital dünyanın içine taşınmaya başladı.
Dizileri, filmleri, haberleri yeni medyadan takip ediyor ve geri bildirimde
bulunabiliyoruz. Youtube, videoları çekmek bir iş alanı olurken, yakında
Facebook TV ile bu girişimler farklı boyutlar kazanacak.

Sağlık ile ilgili programlara ve haberlere baktığımızda ise,
bilgi kirliliği ortalığı sarmış durumda. İşin uzmanı olanlar medyadan uzak durup,
korkarken; bunun önemini anlayanlar kanal kanal geziyor. Televizyondan beslenen
bir toplum olarak, basın mensupları ile iyi iletişim kurmanın ipuçlarını
öğrenmek bilim insanları için, akademik dergilerde yayınlanan makaleleri çok
daha geniş kitlelere ulaştırabilir.    

Medya dünyası çok bilinmeyenli denklem gibi, şifreleri her
an değişse de temeli hep aynı işliyor. Gazeteciliği bu anlamda bilim olarak
görmek yanlış olmaz. Çünkü temeli psikolojiye, nörobilime, felsefeye ve
iletişim kuramlarına dayanıyor.

Medya ile İlişkiniz
Ne Durumda?
Medyanın önemine değinmişken, Richard Hayes ve Daniel Grossman’ın
yazdığı Bilim İnsanının Medya Rehberi kitabından eğlenceli bir örnek vermek
istiyorum.

Evliliklerini kurtarmaya çalışan hayali bir çift, bir odada
tartışıyor olsun:
Adam: “Sana bir türlü ulaşamıyorum”
Kadın: “Deniyorum ama beni anlamıyor gibisin”
Adam: “Bir de anlaşılır bir dilde konuşsan”
Kadın: “Her şeyi en basite indirgememi bekliyorsun.”
Şimdi, zihninizde “adam”ı bir gazeteci,
“kadın”ı bir bilim insanı yapın.

“Gençler, biriyle çıkmaya başlamadan önce, nasıl flört
edileceğini öğrenmek gerektiğini bilirler. Aynı şekilde, gazetecilerle
konuşmadan önce de onların ilgisini nasıl çekeceğinizi bilmelisiniz” diyen
Richard Hayes ve Daniel Grossman, gazeteciler ve bilim insanlarının ilişkisinin
bundan farklı olmadığını söylüyor.

Bu noktada bilim insanlarından verimli ve akıcı bilim
haberleri almak isteyen biz gazetecilerin kullandığı yöntemlerin eğitimini
almak hayati önem taşıyor.

Sağlık Medya Lab
Neden Önemli?
Bilim insanları ile medya arasında köprü olan “Sağlık Medya
Lab”, mesajlarınızın farkındalık oluşturması ve güncel konular içerisinde
farklılık yaratmasını sağlıyor. Haber değeri taşıyan içeriklerle medyada doğru
zamanda doğru mecrada yer almak için, iletişim stratejisi oluşturmak gerekiyor.
 

Sadece yaptıklarınızın ya da görüşlerinizin medyada yer alma
olasılığını yükseltmekle kalmayıp, aynı zamanda bu haberlerin içerik ve verdiği
bilgiler açısından da doğru olmaları şansını artıracak kararlar almanız
önemlidir. Bilim insanlarının vermek istedikleri mesajları, topluma en yalın ve
daha da önemlisi en doğru nasıl aktarabileceklerini sade dille anlatmaları
gerekiyor.

Bilimsel Çalışmaları
Habere Dönüştürürken
Güçlü içerikle, etkili bir medya planı hazırlama süreçleri,
içeriğin doğru mecrada yer alması stratejik plan ile yapılabilir. Sağlıkla ilgili
bilgileri gazetecilere anlatırken, dikkat edilecek önemli noktalar:

  •        Medya kuruluşunun hedef kitlesini öğrenin.
  •       Düşüncelerinizi sıraya koyun
  •       Soruları sınıflandırın.
  •        Sorular için iki dakika zaman olduğunu düşünün.
  •       Konu hakkında ne bilmek istendiğini anlayın.
  •       Okuyucuları ilgilendiren konulara değinin.
  •       Önem sırasına göre bilgi verin.
  •       Okuyuculara neyi mutlaka iletmek istediğinizi
    iyi belirleyin.


Günümüzde televizyon kanallarında bilinçsizce işlenen sağlık
konuları ve konukları nedeniyle,  uzmanlara
duyulan güven azaldı. Eğitimi olmadığı halde sağlık programlarında yer alan
sözde uzmanlar yerine, sağlık habercileri ve gerçek uzmanlar olmalı. Çünkü sağlık
haberlerinde yapılan bir hata birçok hasta ve hasta yakınının hayatını
etkileyebilir.

Bir bilimsel çalışma ya da bir konu hakkında, gazetecinin
bilim insanlarından kısa, net ve anlaşılır bir dille öğrenmesi gerekir. Bunun
içinde bilim insanları ve uzmanlar, medyayı korkulu rüya olarak değil de,
toplumun ve bilimin faydasına bir araç olarak görmesi önemlidir. Sağlık
iletişiminin olmazsa olmazlarından en önemli yanı medyadır. 
Continue Reading

BİLİM HABERLERİ NEDEN ANLAŞILMIYOR?

Medyada, “bilim insanları tarafından yapılan araştırmalara göre” şeklinde gördüğünüz haber kalıplarına daha farklı bir gözle bakmak ister misiniz? Bilimsel araştırmaların yer aldığı haberlere güveniyor musunuz? Aslında nitelikli gazetecilerin yaptığı bilimsel haberler ufkumuzu açıp, geleceğe dair bakış açımızı geliştirir. Yani doğru ellerde yapılmış haberler insanları her anlamda geliştirirken, hatalı içeriklerle hazırlanmış boş haberler hem zaman kaybıdır hem de toplumu cahilleştirir. 


“Bu bilimsel çalışmalarda da ne dendiği belli olmuyor” düşüncesi içinde olan bazı gazetecilerin de olduğunu bilmenizi isterim. Oysa bu medya mensuplarının bile bilmediği bir nokta var, “bilimsel çalışmaların niteliklerini sorgulamak.” 


Bilim ve sağlık haberciliğinde uzmanlaşma desteklenmediği için, maalesef bilim dünyasının incelikleri bilinmiyor. Durum böyle olunca da, gazeteciler bilim insanlarının söylediklerini teyit etmeden habere çevirebiliyorlar. Değişen koşullar, zamanla yarışan gazeteciler, imkanların kısıtlanması ve uzmanlaşamayan medya, bilgi kirliliğini önleme görevi olan süzgeç vazifesini yerine getiremiyor. Bu nedenle şu anda üzerinde durulmayan ancak, güvenilir, nitelikli ve gerçek bilgilere ulaşmak ilerleyen yıllarda daha da kıymetli olacak. 
Günümüzde önemi anlaşılmayan bu durum, zamanı geldiğinde yerini nitelikli gazetecilere bırakacak. Çünkü, dünya bu yönde ilerliyor, zamanla Türkiye’de buna uyum sağlamak durumunda kalacak.  Haber sütunlarını laf salatasıyla geçiştirmeye çalışan laf cambazları, gerçek olsun ya da olmasın, yalnızca sansasyonel haber peşinde koşan hızlı muhabirlerin dönemi yakında bitecek. 


Son dönemlerde iki günlük, seminerlerle kendini uzman ilan eden kişilerin aslında medyada yer almaması gerektiğini hatta medya okuryazarlığı eğitimi olmayan gazetecilerin bu ince ayrımları yapmaları zorunlu hale gelecek. Çünkü, insanlar bilgi yoğunluğundan sıkılacak ve süzgeç görevi gören yayınları takip edecek. Çağımız, bilgi fazlalığı nedeniyle kaliteli içeriğe uğraşmadan ulaşmayı isteyen bir hale dönüşecek. Bu nedenle titizlikle yapılmış araştırmalar, yalın bir üslup ve toplumu aydınlatacak şekilde haberler hazırlanacak.    


Wolf Schneider ve Paul-Josef Raue’nin “Gazetecinin El Kitabı”ında söyledikleri şu sınıflandırma haberlerin ele alınışında gerçekten önem taşıyor: Gazeteci sıfatını hak etmiş olanlar arasında da kaygılanmamıza neden olan dört etkinlik türüne rastlamaktayız. 
1. Curcuna Haberciliği: Genelde  sayısal verilerin yayınlandığı, abartışı başlıklar, magazinleştirilmiş konular . 
2. Boş Habercilik:  Gereksiz bilgilerle, ümitsizlik içeren anketler ve infografiklerden elde edilen verilerin yayınlanması. 
3. Fosilleşmiş Habercilik: Dünden kalma bir yöntem olan ve zor zamanlar için bir kenara atılmış bayat haberler. 
4. Misyonerlik Haberciliği: Belli bir partinin görüşünü benimseyip bunu yayan haberler yapılması olarak tanımlanıyor. 


Halkın bilimsel içerikli haberleri doğru şekilde alabilmeleri, çok önem taşıyor. Bilim İletişimi alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Çiler Dursun’un verdiği bir örnek bu konuda gerçekten çok çarpıcı: “Halkın Bilimi Kavraması (PUS), konusundaki hükümet çalışmaları ve açıklamaları, popüler bilim denen olgunun gelişmesinde varılan bir başka önemli aşamayı temsil etmektedir. İngiltere’de Oxford Üniversitesi ile Londra Imperial College’da halkın bilimi anlaması konusuna ayrılmış iki kürsü açılmıştır.” 


Yani yurt dışında halkın bilimi anlaması için özel olarak kürsüler açılıyor. Bilim okuryazarlığı konusu resmiyet kazanıyor. Ülkemizde de böyle çalışmaların yapılmasını bekliyorum. Çünkü, anlaşılmayan konular insanları korkutup, kaçırır. Eğer anlarlarsa, sever ve ilgi gösterirler sonrasında da araştırmalar başlar ve üreten bir topluma dönüşürüz. 


Bilimsel çalışmaların medyada yer alırken özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de bilim insanlarıdır. Bu nedenle medyada gördüğümüz bilim insanlarının nasıl araştırmalar yaptığını anlamamız gerekir. Prof. Dr. Erhan Erkut’un dediği gibi; “Yayın sayısı bir akademisyenin akademik çıktısını ölçer, atıf sayısı ise bu çıktının akademik dünyada yarattığı etkiyi ölçer. ” 


İşte bu iki değeri en kapsamlı şekilde ölçen yönteme ise H-endeksi deniyor. “H‐endeksinin yüksek olabilmesi için, bir akademisyenin hem çok sayıda makale yayınlaması, hem de yayınlarına çok sayıda atıf alması gerekir” diyen Prof. Dr. Erhan Erkut, “Türkiye’deki öğretim üyesi sayısı 2012 yılında 55,965 iken, 2015 yılında yüzde 33 artarak 74,506’ya çıkmıştır.” diyor. 


 H-endeksi, Web of Science (Thomson Reuters), Scopus (Elsevier)  ve Google Scholar (Google) gibi veri tabanları tarafından hesaplanıyor. 


Yakında adını sıkça duyacağımız Altmetric ile bu sistemin değişeceğini söyleyen Prof. Dr. Metin Akgün ise şunları söylüyor:  “Altmetric’te yapılan çalışmaların gazetelerde, sosyal medyada ve özellikle profesyonel platformlarda Mendeley gibi ne kadar bahsedildiği, bloglarda yer verilip verilmediği gibi birçok faktör göz önüne alınarak değerlendiriliyor. Yayının eş zamanlı çıkan yayınlar arasındaki yeri, kendi alanındaki değeri ile ilgili etki değerleri hesaplanıyor.”


Bilim dünyasında olan gelişmeleri, nitelikli çalışmaların değer bulup haber yapılarak topluma taşınması çok önem taşıyor. Bu nedenle habercilik anlayışı, basın bültenlerinden oluşan, basma kalıp şekillerden çıkmalı. Gazetecilerin görevi ile ilgili Johannes Gross, şunları söylüyor: “Gazetecinin görevi, kanaatleri pazarlamak ya da inançlar uğruna kargaşa yaratmak değildir; onun görevi haberi formüle etmek ve araştırma yapmaktır. Gazetecilik etiki, bir hizmet ahlakıdır.” 


Toplumu geliştiren bilim haberlerinin artması için, gazetecilerin çalışma koşulları düzeltilmesi başta olmak üzere gelişmeleri için destek verilmelidir. Yani bilimsel içeriğin doğru şekilde halka aktarılması için öncelikle medyada uzmanlaşma desteklenmelidir. 


https://metinakgun.wordpress.com/2017/01/02/bilimsel-degerlendirme-olcutu-olarak-h-indeks/ 
http://erhanerkut.com/wp-content/uploads/2017/06/H-Endeksi-2017.pdf 

Continue Reading