FİKİR NASIL BULUNUR?

Reklam dünyasında dolaşıp, farklı bakış açıları edinmek için bu tür kitaplar okumaya başladım. Bu nedenle de Jack Foster’ın “Fikir Nasıl Bulunur” kitabını, büyük umutlarla aldım.  

Fikrin tanımından yola çıkarak bazı basamaklardan söz ediliyor. Kitapta, çok şaşırtan bilgilerle karşılaşmayı beklemeyin. Tabii bazı örnekler akılda tutulduğunda ilham verebilir: 

“Gutenberg, bir metal para presi ile şarap presini bir arada kullandı ve ortaya matbaa çıkıverdi.

Dali, düşleriyle sanatı birleştirdi, ortaya gerçeküstücülük çıktı.

Newton, gel-git ile ağaçtan düşen elmayı bir araya getirdi, yerçekimini buldu.

Hutchins, zil ile saati birleştirdi; işte size çalar saat.

Lipman, kurşunkalem ile silgiyi bir araya getirdi, alın size silgili kurşun kalem.”

Bunların dışında genel olarak işe odaklanmak gerektiği vurgulanıyor. Tabii gazeteciler ve reklamcılar için bu durum biraz daha farklı. Çünkü, zaman sınırlaması var. 

“Bir reklam ajansının başkan yardımcısı “pireyi deve yapan adamdır”. Pireyi deve yapan bir adam, işe sabah 9’da gelip de masanın üzerinde bir pire bulan ve saat 17’ye kadar ondan deve yaratmaya çabalayan, sözde yoğun bir yöneticidir. Usta bir “pireyi deve yapısı” ise, daha öğlen tatili olmadan bunu başarandır.” 
Fred Allen 

Kısa sürede büyük işler başarmak zorunda olunca da kararlı olmanın önemi üzerinde duruluyor. 

“İster sanatçı, ister bilim insanı olsun” diyor J. Bronowski “doğanın çeşitlemelerinden yeni bir birliktelik çıkarsadığı anda insan yaratıcı olmaya başlar. Bunu da, benzerlikleri daha önce fark edilememiş şeyler arasındaki benzerliği bularak gerçekleştirir… Yaratıcı beyin, alışılmadık benzerlikleri görebilen beyindir.”


Beynimizi ve kendimizi geliştirmek için zaman ayırmalıyız. Hobimiz olmalı, işimizi severek ve eğlenceli şekilde yapmalıyız. Çok çalışmalıyız, vazgeçmemeliyiz yani kararlılık konusunda inatçı olmalıyız. O zaman ilham perileri etrafımızda dolaşacaklar, güzel fikirler aklımızda uçuşacak… 

Continue Reading

OLAĞANÜSTÜ TAVSİYELERDEN HANGİLERİNİ SEÇELİM?

Okuduğunuz her kitapta yazanları hiç tereddütsüz kabul eder misiniz? Yani size emir verildiğinde itiraz etmeden yapar mısınız? Geçtiğimiz günlerde ünlü reklamcı George Lois’in “Olağanüstü Tavsiyeler” kitabını okudum.  

Esquire’ dergisinin efsane kapaklarında Andy Warhol, Muhammed Ali ve Richard Nixon gibi isimlere farklı konseptlerde yer verdi. 

Daha önce yapılmamışı yapan, etrafındaki olmaz, diyenlere kulaklarını tıkayan bir reklamcının, başarısındaki kuralları sıralanıyor. 
Bu günlerde yeni fikirler  bulunma konusunda ufuk açan yöntemler aradığım için kitaptan bazı bölümlerden alıntılar yapacağım: 

  • İşe yarar bir fikriniz yoksa dünyadaki hiç bir donanım işinize yaramaz!
  • Prensipler ve iş ahlakı olmadan bir fikir üretmeninde bir anlamı yoktur.
  • “Kusura bakma, zamanım olmadığı için sana daha kısa bir mektup yazamadım.” Unutmayın: Asıl önemli olan ne kadar kısa yazdığınız değil, kısa yazarak ne kadar çok şey ifade ettiğinizdir.  
  • “Reklam zehirli bir gaz”dır. “Zehirli bir gazdır. Gözlerinizden yaş getiren, sinir sisteminizi çökertip sizi iki seksen yere seren bir gaz!”

  • Ekip çalışması, bina inşa edecekseniz işinize yarayabilir; ama asla büyük fikir inşa edemez. Herkes ekip ruhuna ve ekip yaratıcılığına inanır. Ancak ben inanmıyorum. Kendi huzursuz, şahsına münhasır yeteneğinize güvenin.
  • Yaratıcılık, yaratılan değil bulunan bir şeydir;  yaratıcılık bir keşfetme eylemidir.
  • Trendler herkes üzerinde baskı yaratıp yanıltıcı olabilir. Tek yön, yeni yöndür.
  • Bazen zor problemleri çözmenin yolu; şaşırtıcıdır ama sadece gerçeği söylemektir
  • Hataların üzerinde durmayın, ileriye bakın. 
  • Fikir bulma, tartışma aşamalarında odadaki ‘Şeytanın Avukatı’na defolup gitmesini söyleyin.

  • Sözünüzü sakınmadan yaşayın.
  • Gösterecek bir şeyiniz varsa, gösterin!
  • Eşinizi bulduğunuzda bırakmayın. 
  • Çığır açan bir insan mutlaka okumalı, araştırmalı, sorgulamalı ve değerlendirilmelidir. Tereciye tere satamazsınız. 
  • Büyük fikri üç aşamada sunun:

1. Ne göreceklerini onlara söyleyin.
2. Bunu onlara gösterin.
3. Gördükleri şeyleri onlara dramatik bir şekilde yeniden anlatın.


Her düşünceyi onaylamak gibi bir durumum yoktur. Bu nedenle beğendiğim maddeleri çantama atmayı ve gerektiğinde kullanmayı severim. O zaman eğlenerek çalışmaya ne dersiniz? 
Continue Reading

KİTAP ALMADAN ÖNCE AKLINIZDA OLMASI GEREKENLER

Kitap okumayı çok severim. Her kitap farklı dünyalara giden
yeni kapılar açar. Bu nedenle de uzun yıllardır, her kitabı okumaya değer
bulurdum. Ta ki, bir gün önerilen bir kitabın hayal kırıklığına neden olmasıyla bunun
böyle olmaması gerektiğini anladım.

Kitap önerilerine her zaman değer veririm. Ancak okuduğumuz
kitaplar bir şeyler kazandırmıyor hatta yanlış bilgi içeriyorsa her anlamada
kayıptır.

Bu nedenle kitap seçimlerinde bazı dikkat edilecek hususlar
belirledim.

Ne tür kitaplar
seviyorum?
Herkes çok farklı türde kitap okuyor. Aslında ihtiyaçlara
göre de kitap seçimleri değişiyor. Ben genellikle, bilim, sağlık, iletişim,
psikoloji, çizgi seriler ve tabii ki beyin ile ilgili kitapları tercih
ediyorum.

Beyin ile ilgili son yıllarda patlama derecesinde kitap
yayınlandı. Başlarda, etkilenerek aldığım kitaplar sonrasında hayal kırıklığına
neden oldu. Neden mi? İşte sonraki adıma geçiyoruz.

Yazarına bakın.
Kitap yazarının özgeçmişi bizlere, kitabın
içeriğinin bize faydası olup olmayacağının ön sinyallerini veriyor.  

Diyelim ki, beyin kitabı seçiyorum. İlgimi çekti, incelemeye
başladım. Yazarın adının önünde unvanlar var, kitap ile ilgili alanda çalışmalar
yapıyor. Bunlar tabii ki, güzel fikirler verecektir. Sonra hemen internetten bu kişinin bilimsel çalışmaları olup olmadığına bakıyorum.
Sırf o alanda çalışıyor diye, beyin ile ilgili her şeyde fikri olması sorgulanması
gereken bir noktadır.

Yurt dışında beyin ile ilgili kitapları, çoğunlukla
gazeteciler yazıyor. Ülkemizde bu çok alışılmış bir durum değil, ancak zamanla
bunlar değişecek. 

Unutmadan kitap dünyasında, hayalet yazarlar var. Yani
kalemi güçlü kişilerin yazdığı kitapları, satın alıp ismiyle yayınlayanlar var.
Bu nedenle “yazar bu kelimeleri ve fikirleri gerçekten yazabilir mi?” sorusu da hep aklınızda olsun.

Çok satması iyi
olduğunu göstermez!
“Daha dün çıkmış kitap, çok satanlar listesinde ilk
sıralarda. Nasıl oluyor?” diyorsanız, kitap yazmaya başlayınca onları da
öğrendim. “Her şeyde de bir oyun olmasın” diyecek kadar çok oyun dönüyor. O
nedenle çok satıyor diye hemen atlamayın, incelemeden karar vermeyin.

Köşe yazarları,
gazeteciler herkes bu kitabı yazıyor.
İşte medyanın gücü! Medyada gördüğünüz her şeye balıklama
atlamayın. Önce kendiniz karar verin. Çoğunluk beğeniyor, çok reklamı yapılıyor
diye kendi kendinizi beğendiğinize ikna etmeyin.

Kitaplarla ilgili
yorumlar ne diyor?
Son dönemlerde kitaplarla ilgili Youtube’dan booktuber yani kitap okuyup
bunları yorumlayanların sayfalarına bakıyorum.  

Okuduğum kitaplarla ilgili yorumlarımı soranlar için de bu
etiketi takip etmelerini öneririm: Okuduğum kitaplar
Bundan sonra daha sık okuduğum kitapları yazacağım. Çünkü, bilgi
paylaştıkça çoğalıyor.

Konusu açılmışken, sizler hangi kitapları önerirsiniz?

Continue Reading

BUGÜNLERDE NELER OKUDUM?

Kendi içimize döndükçe aslında kendimize daha çok odaklanıyoruz. Daha çok gelişiyoruz aynen Mevlana’nın dediği gibi “Kendinizi geliştirmek için öyle çaba harcayın ki, başkalarını tenkit etmeye zamanınız kalmasın!” 


Son dönemlerde çok fazla okuduğumu söyleyemem, elimdeki kitap beni biraz fazla oyaladı. Bu nedenle faydalı olacağını düşündüğüm ve daha önce okuduğum kitapları da ekledim. 

Bu arada her kitabı ayrıca ele almayı da planlıyorum. Yani önemli olan okumakla birlikte hayatımızda davranış değişikliklerini de sağlamak. 

Bugünlerde farklı kitaplar okuyorum. Kısaca bakacak olursak:

Medya Kaza Raporları 2 – Azime Acar, Ender Bölükbaşı
Haberleri eleştirel bir gözle ele alarak, özellikle yapılan kazalara dikkat çekiliyor. 
Haberler eleştirildikçe gelişir. Gazetecilerin okumasını tavsiye ederim. 


Haber Hakikat ve İktidar İlişkisi – Prof. Dr. Çiler Dursun
Haberler toplumu şekillendirir. Prof. Dr. Çiler Dursun’un “Haber Hakikat ve İktidar İlişkisi” isimli kitabında çok detaylı şekilde ele alınmış. Kitapta şu cümle çok önemli; “Haber denilen bilgi türü, toplumsal gerçekliği inşa eden bir bilgi türüdür.” 
Gazetecilere okumalarını öneririm. Kitaptan alıntılar yapmaya devam edeceğim.


Sherlock Holmes El Kitabı – Ransom Riggs
Benim gibi #sherlockholmes sevenler için harika bir kitap. 
Çıkarım bilimi ile ilgili detayları ele alıyor. 
Olaylara bakarken, hangi detaylarda durmamız gerektiğini anlatıyor. 
Üzerimdeki uyuşukluğu atarsam çok güzel haberler ve yazılar yazacağım, bu kitap gibi…. Dedektiflik maceralarını sevenler okuyabilir.



Gazeteci oluyorum – Faruk Türkoğlu
Okuduğum en iyi gazetecilik kitaplarından bir tanesiydi. 
Dili anlaşılır, teorikle pratiğin gayet net harmanlandığı çok güzel bir kitap. 
Gazetecilerin okumasını tavsiye ederim.


Julia  5 – Maurizio Mantero,  Giancarlo Berardi
İlk bölümde alkol bağımlılığı, ikinci bölüm organ mafyası ve üçüncü bölümde kılık değiştirip soygun yapılması konu alınıyor. 
Bu seri bağımlılık yapıyor, her şeyden uzaklaşmamı sağlıyor. Ondan seviyorum, farklı hayatlar, farklı fikirler ve yeni vizyon kazandırıyor.


Logicomix – Apostolos Doksiadis, Hristos H. Papadimitriu
Bundan sonra okuduğum kitapları paylaşmaya karar verdim. Güzel ve okunmaya değer yapıtlar saklı kalmamalı, daha çok kişi tarafından okunmalı. 
Çizgi romanları sevdiğimi bilmeyen kalmadı, bu çizgi seride de matematikçilerin ilginç dünyasında geziyoruz. Hayatlarındaki inişler, çıkışlar ve keşifleri öğreniyoruz. Bakış açımızda değişimler sağlayan ve matematiği sadece formüllerden ibaret olarak görmememiz gerektiğinin farkına varmamızı sağlayan bir eser. Listenize ekleyin derim, bu güzel kitap kişisel her kütüphanede olmayı hak ediyor bence.


Virgina Wolf’tan Yazarlık Dersleri – Danell Jones
Bir yazar ile yazım tekniği hakkında konuşur gibi düşünüp, kitaplarından alıntılarda cevapları bulmak.
Kadın yazarların yaşadığı zorluklar ve yılmamak. 
Okumadan yazılmayacağını anlatan harika bir kitap. 
Detaylı incelemesini bloguma yazacağım. 
Okuduğum en güzel yazma tekniği geliştirme kitaplarındandı. Tavsiye ederim. 
Continue Reading

KİTAP SARRAFI: KOLOREKTAL HASTALIKLAR VE PROKTOLOJİ

İnsan vücudunda 100 trilyon civarında bakteri bulunmakta ve bunların yüzde 80’i ise bağırsakta yer alıyor. Bağırsakta ise 100 farklı türde bakteri yer alıyor. Bunlar ağırlıklı olarak oksijensiz (anaerob) ortamda yaşayan bakteriler. 


Beyin ile bağırsak arasında sinirler, hormonlar, bağışıklık sistemi ve metabolizma üzerinden yoğun bir ilişki bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Korhan Taviloğlu, “Bağırsakta yer alan sinir ağı bu nedenle kimi zaman ‘’ikinci beyin’’ olarak adlandırılır” dedi. 
Kolorektal Hastalıklar ve Proktoloji kitabı ile ilgili Prof. Dr. Korhan Taviloğlu ile konuştuk.

Kolorektal hastalıklar ve proktoloji nedir?  Kitabı yazmanızdaki etken nedir?
Genel cerrahinin, bağırsak cerrahisi ile ilgili bölümüne ‘’kolorektal cerrahi’’ ve makat hastalıkları tedavisi ile ilgili bölümüne ise ‘’proktoloji’’ adı verilir. ‘’Kolorektal Hastalıklar ve Proktoloji’’ kitabını bir proje olarak Aile hekimlerine yönelik kaleme aldım ve 6 bin meslektaşımıza ulaştı.

Bağırsak sorunu yaşayan bir hastaya yaklaşımda aile hekimleri öncelikle nelere dikkat etmeli?
Bağırsak sorunu yaşayan hastalarda aile hekimleri öncelikle sorunun detayını kavramalı ve sonra da gerekli tetkikler sonrasında tedavilerini başlamaları uygun olur. Tedaviye yanıt alınamaması durumunda, daha fazla ısrarcı olmadan hastayı bir iç hastalıkları uzmanı, gastroenteroloji uzmanı veya genel cerrahi uzmanına yönlendirmeleri yerinde olur. 

Aile hekimleri hastaları ne zaman ve hangi durumlarda cerraha yönlendirmeli?
Hastaların sorunlarına, yaşam değişiklikleri veya ilaç tedavileri ile yanıt alınamaması ve sorununun cerrahi tedavi gerektirdiği kanısı oluşunca hastayı bir genel cerrahi uzmanına yönlendirmeleri uygun olur.

Bağırsak detoksu diye bir şey var mı?
‘’Bağırsak detoksu’’ veya ‘’kolon hidroterapisi’’ kavramı ilk olarak eski Mısır uygarlığında ve antik Yunan medeniyetleri tarafından tanımlanmıştır. Özellikle, 20. yüzyılın başlarından beri ise bazı merkezlerde bir alternatif tıp yöntemi olarak uygulandığı biliniyor. Tedavinin temeli: müshil, lavman veya su ile yıkama yöntemlerinden birisi ile bağırsak içeriğini boşaltmak ve bu sayede bağırsağı ve dolayısı ile vücudu zararlı bakteri, mantar ve parazit gibi mikroplardan arındırma prensibine dayanmaktadır. 

Buna karşın; ağır egzersizler, yorucu sporların yapılması ve ‘’bağırsak detoksu’’ ile bağırsaktan geçirgenliği artırır ve SMS, VİP, GABA, serotonin gibi kimyasal maddeler yoğun bir şekilde açığa çıkar ve bu duruma ‘’sızıntılı bağırsak’’ (leaky gut) adı verilir. 

Sızıntılı bağırsak durumu; bakteri, mantar, parazit gibi mikroplar, vücut tarafından sindirilmemiş protein, yağ ve diğer atıklar kan dolaşımına karışıp, bağışıklık sisteminin aniden çökmesine neden olabilir. Bu durumda bağırsak mikropları artarak vücut için zararlı hale gelebilirler. Bu tür bağırsak hazırlıkları günümüzde tıp alanında sadece; bazı bağırsak ameliyatları, kolonoskopi, kapsül endoskopisi ve bağırsak filmleri öncesinde uygulanır.   



Bağırsak sorunlarında beslenme ve ilaçlarla ilgili de bilgiler vermişsiniz. Bu konuda genel olarak bağırsak sağlığı için önerileriniz nelerdir?
Beslenmede önemli olan kişinin kendisinde karın şişkinliği, sindirim zorluğu, karın ağrısı gibi huzursuzluklara neden olan gıdalardan kaçınmalıdır. 
Gıdaların tümünün tüketiminde aşırıya kaçılmamalıdır. 
Şekerli ve unlu gıdaların aşırı tüketimi ciddi sindirim sorunlarına neden olur. 
Lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, brokoli, yeşil sebze, elma, esmer pirinç, çilek gibi liften zengin gıdaların tüketimi yararlıdır. 
Karalahana, ıspanak, maydanoz gibi koyu yeşil renkli sebzelerin tüketimi yararlıdır. 
Probiyotik, kefir tüketimi çok yararlıdır. 

Bu önlemler alındığında, zaten doğal yöntemlerle ’huzurlu bağırsak’’ durumu sağlanmış olur. İlaçlar ise sadece hekim kontrolünde alınmalıdır. 

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu kimdir?
1986 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1991 yılında aynı fakültede uzman, 1996’da Doçent ve 2002 yılında Profesör oldu. 2002 ve 2009 yılları arasında kamu ve özel sektörde hizmet verdi. 2009 yılı itibari ile sadece özel sektörde hekimlik yapmakta. 2012 yılından itibaren Taviloğlu Proktoloji ekibi olarak sadece bağırsak ve makat hastalıklarının tedavisinin gerçekleştirmektedir. 2016 yılında hekimlere yönelik ‘’Kolorektal Hastalıklar ve Proktoloji: Güncel tanı ve tedavi’’ ve hastalara yönelik ise ‘’Huzurlu bağırsak’’ adlı kitapları yayınlandı. Bugüne dek, 8 adet kitap editörlüğü, 42 adet kitap bölüm yazarlığı ve 58’i uluslararası olmak üzere 150 civarında bilimsel makalesi bulunmaktadır. 

Continue Reading

SON DÖNEMLERDE NELER OKUDUM?

Kitap aksesuar değil, en iyi arkadaştır. Ne mutlu ki bu alışkanlığı edinip, yolunu bilgiyle aydınlatanlara. 

Hayatım boyunca kitaplar benim için gerçekten çok önemli olmuştur. Bu nedenle de artık okuduğum kitapları kendim için arşivlerken, sizlerle de paylaşacağım. 

Uyumadan önce okunan kitabın türü ve rüyalara etkisi diye bir araştırma var mı? Yoksa yapılmalı, sanki kitap türü rüyayı etkiliyor. Bu ara en çok çizgi roman okuduğumu fark ettim, uyumadan önce çizgi roman okuduğumda çok ilginç rüyalar görüyorum. Hadi başlayalım, neler okumuş bakmaya.
Çizgilerle ekonomi
Benim için terapi mekanı kitapçılardır. Sağlık dışında hiç
anlamadığım bir konuda #kitap almak istedim.#ekonomi hiç sevmediğim ve
anlamadığım bir alan olduğu halde sırf kafamı dağıtmak için aldım. Bir çırpıda
bitti. Benim gibi düşünüyorsanız, temel düzeyde de olsa bilgi sahibi olup daha
sıcak bakmanız için tavsiye ederim.


İki şehrin hikayesi
Charles Dickens’ın İki şehrin hikayesi #cizgiromanihayal
kırıklığı oldu. @ntvyayinlari genelde çok başarılıdır. Ancak bu kitap çok eksik
kalmış, konu bütünlüğü olmadığı için anlaşılmıyor.

Haberler
Eleştirel düşüncenin gelişmesi için her şeyi sorular
sorarak, merakla birlikte öğrenerek ve üreterek perçinlememiz gerekir.
İşte Alain de Botton, Haberler kitabında bunu yapıyor.
 🌟Haberleri,
dizileri, sosyal medyayı kısaca bilgi yağmuru içinde olduğumuz günümüzde
gerçekleri bulabilmek için süzgecimizin olması gerekiyor.
 🌟Birçok
konuda yaptığım yorumların temelinde de öğrenmek yer alıyor aslında. Daha
farklı pencereden hayata nasıl bakarım diye de sorgularım. Benim gibi
düşünenlerden biri Botton!
 🌟İşte
bu kitapta yazar, haberleri mercek altına alıyor ve yorumları ile bize vizyon
kazandırıyor.
 🌟Yorum
yapmak, soru sormak ve gözlemlemekle hayatımızı çok daha yaşanası bir hale
dönüştürebiliriz. Değişim renk katar  👌🏻 Deneyin.


Julia- Almanak 1
Yeni çizgi roman okumalarıma #julia ile devam ediyorum. Bir
kriminoloğun maceralarını anlatan karakterimiz Audrey Hepburn’ün gençlik
yıllarını simgeler şekilde çizilmiş. Eğlenirken, öğreten ve gerçekleri
araştıran Julia serisinin devamını okuyacağım. İlk kitap bir çırpıda bitti.
@cizgidusler yayınevini kutlarım ve yayınların devamını bekliyorum.
#sherlockholmes ‘ten sonra yeni kitabımı buldum. #cizgiroman
#kitapsarrafi#esraozilekitapsarrafi #kitap #dedektif #kriminolog#cizgiseri


Julia – Almanak2
#julia farklı maceralar yaşarken, kendisini de buluyor.
Yaşadıklarından çıkarttığı dersler çok vurucu. Bu da bitti. Serinin diğer
kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.


Koltuk
#koltuk özellikle psikologlar ve psikoloğa gitmeyi
düşünenler okusun. Çocukluk dönemi gerçekten çok önemli. Bu tip çizgi seriler
daha da çok olmalı. Bu harika #kitap @akilcelenkitaplar
yayınlarından.#kitapsarrafi #esraozilekitapsarrafi Kitap bir çırpıda bitiyor,
okuyun derim.


Steve Jobs gibi
düşünmek
Steve Jobs gibi düşünmek, tahmin ettiğimin ötesinde güzel
bir kitap çıktı. @ntvyayinlari ‘dan olan kitapta çok önemli noktalara
değiniliyor. Yanınızda sizin gibi düşünen harika insanlar varsa tüm projeler
gerçek olabilir. İşte bunu vurguluyor.


Çizgilerle Felsefe
Felsefe konusunda temel bilgileri öğrenmeye başladım.  🦋
Bilgi ve sevgi kelimelerinden oluşan felsefe, hayatı sorgulamak, anlamak ve
yorumlamak için gerekli.  😊
📚 💕 Eğlenirken öğrenmeyi
sağlayan bu kitabı beğendim. Tabii itiraf edeyim felsefe çok karışık.  🙄
@yordamkitap tarafından yayınlanacak başka öğretici serileri de bekliyorum.


Julia-2
#julia serisinin bu kitabında yine çok ilginç maceralara
eşlik ettim. Bu sene edindiğim güzel alışkanlıklarımdan biri #cizgiroman okumak
oldu. Kesinlikle tavsiye ederim. #kitapsarrafi#esraozilekitapsarrafi

Julia- 3
Julia okumaya devam … Aslında çizgi romanın ötesinde
bakış açısını geliştiriyor ve fark yaratmak için vizyon genişletmeyi sağlıyor
hem de terapi gibi… Tavsiye ederim.


Julia-4

Julia serisi gerçekten çok çok çok güzel. Kriminolog Julia
kötülerin oyunlarını bir bir çözüp, maskelerini indiriyor. Özellikle sorunları
çözerken yaklaşımı harika.  😊

Ghost World, okuduğum en kötü çizgi romandı. İçeriğinde ders veren bir şey olmadığı gibi, argolarla örülüydü. 


Continue Reading

İLETİŞİMİN GELECEĞİNİ TAHMİN ETTİ

“The medium is the message” yani, “Mesaj medyanın kendisidir” diyen Marshall McLuhan Kanadalı iletişim kuramcısı. İsmini daha önce “Global Köy” ve “Guthenberg Galaksisi” adlı kitapları ile duymuş olabilirsiniz. 

McLuhan disiplinlerarası bilimler konusunda, özellikle iletişim bilimleri üzerine araştırmalar yaparak, Kültür ve Teknoloji Merkezi açtı. 

1960’lı yılların sonuna doğru McLuhan, “Araç Mesajdır” (The Medium is the Message) adlı kitabını yayınlayarak bir anda üne kavuştu. Teknolojinin nasıl kullanıldığı ile ilgili medyadaki gerçek içeriğin kendisi olduğunu anlattı. McLuhan’a göre araç, insanın uzantısıdır. Verilmek istenen mesaj araç ile şekillenir. Bir hikayenin sözle anlatılması, sahnede oynanması, bir radyodan aktarılması veya televizyonda sergilenmesi o hikayenin ilettiği mesajı alan kişi tarafından farklı anlamlar kazanır.

İlk defa 1967 yılında yayımlanan ‘Medya Mesajı, Medya Masajıdır’ isimli kitabı ile geleceğin iletişim araçlarını ve yöntemlerini yıllar öncesinden öngörmüş. Bu kitap ile vermek istediği mesaj, medyanın ve iletişim araçlarının çevremizdeki alan üzerinde çok güçlü bir etkisi bulunduğudur. 

McLuhan, iletişim araçlarının sonuçlarına odaklanmak yerine onların iletişim araçlarının psikolojik organizasyonu ve düşünceyi etkileme biçimleri bağlamında değerlendirmesi geleceği yorumlamasını sağlıyor. Özellikle, iletişim araçlarının bireydeki, toplumdaki ya da sistemdeki rolüne yönelik oluşturduğu bakış açısı, bu bağlamda yaşananlar hakkında daha fazla düşünmeyi gerekli kılıyor. Medyayı kimlerin kullandığına, medya çalışanlarının içinde hareket ettikleri örgütsel yapılara ve medyanın hangi amaçlarla kullanıldığına bakmaksızın medyanın özgül niteliklerini tanımlayarak ve bu niteliklerin izini sürerek medyanın merkezciliğini savunuyor. 

İletişimin içeriğinin aldığı biçim kadar önemli olmadığını savunan McLuhan, bir iletişim aracının özgül içeriğiyle olduğu kadar biçim aracılığıyla da mesajlarını iletebilmesinin olası olduğunu savunuyor. 

‘Medya Mesajı, Medya Masajıdır’ isimli kitabı yeni öğrendim ve yayınevi dahil birçok yere sordum, tükenmiş. Bulabilmem için önerisi olan var mı? 

Hatta medya ve iletişim ile ilgili önereceğiniz kitaplar varsa duymaktan mutlu olurum. Sonra bulması zor oluyor. 



Kaynaklar:


Continue Reading

ÇİZGİ FİLMLER ÇOCUKLARIN KARAKTERİNİ Mİ ŞEKİLLENDİRİYOR?

Çocuklar çizgi film izleyerek büyüyor. Hatta eğer yaramazlık yapıyorsa, yemek yemiyorsa annelerin imdadına hemen çizgi filmler koşuyor. Peki filmlerin çocuklara nasıl bir etkisi oluyor? 

Çocuklar çizgi film izlerken, hipnoz olmuş gibi tüm dikkatlerini veriyor. Beyinlerine işleyen bu senaryolar ve kahramanlar zamanla davranışları oluyor ve karakterlerini de şekillendiriyor. “Çocuk Psikolojisi ve Çizgi Filmler” kitabının yazarı Uzm. Psikolog Tarık Solmuş ile ebeveynlerin çocuklara çizgi film seçerken nelere dikkat etmeleri gerektiği hakkında konuştuk.

Çocuklar çizgi filmleri ne zaman izlemeye başlamalı?
Belirli bir yaş sınırlaması getirmemize gerek yok elbette. Örneğin bebekler 4-5 aylıkken duyguları tanımaya, anlamaya başlarlar. Dolayısıyla bir bebeğe de çizgi film izlettirilebilir. Zihinsel kapasitesi henüz yeterince gelişmediği için anlayamayacaktır belki ama örneğin bir çizgi filmi renk tasarımı nedeniyle izlemekten çok hoşlanabilir. Önemli olan ne izlediğidir. Bütün kritik nokta buradadır. 

Çocukların gelişiminde çizgi filmlerin etkisi oluyor mu?
Hiç şüphesiz ki etkiliyor. Özellikle de suç, şiddet, saldırganlık temalı çizgi filmlerdeki ana kahramanlar erkek çocukları için bir rol modeli oluyor. Tabi şunun altını çizmek gerekir; çizgi film doğrudan bir çocuğu suç işlemeye yöneltmez. Böyle olsaydı eğer ben de dahil tüm erkek çocukları saldırgan davranışlarda bulunurduk. Daha ziyade eğer o çocukta örneğin kendisine ya da ailesine karşı içinde birikmiş bir öfkesi varsa bunu kusmasını sağlayabilir. 

Ne yazık ki özellikle bazı çok bilinen kahramanlar mesela şiddetle her şeyin çözülebileceği konusunda çocuklara bir rol modeli olurlar. Çocuk saldırganlığın işe yarayan bir davranış olduğunu öğrenir. Kendisini Superman zannedip evdeki masa örtüsünü kendince pelerin yapıp 3. kattan atlayıp hayatını kaybeden bir çocuk düşünün ya da Örümcek Adam gibi duvarlara tırmanmaya çalışan bir çocuk. Ne yazık ki sonu ölümle sonuçlanan gerçek olaylar bunlar. Mesela 3-4 yaşındaki çocuklar izledikleri her şeyin gerçek olduğuna inanabilirler ki bu nedenle de uygulamaya kalkışabilirler. 

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Biliyorsunuz ülkemizde her geçen gün biraz daha endişe verici bir saldırganlık, nefret suçları iklimi var. Sosyal medyada öfke patlamaları, saldırganca davranışlardan tutun da ailede, işyerinde şiddete kadar kontrolümüzü kaybettiğimiz bir dönem yaşadığımızı düşünüyorum. Tabi bu noktada da geleceğin yetişkinleri olan çocukların zaten yaptıkları gözlemlerle bu şiddeti öğrendiklerini düşünüyorum. Bir de bunun üzerine onların neredeyse hayatlarının merkezinde yer alan, sürekli iç içe oldukları çizgi filmlerin çok dikkatli seçilmesi gerektiğine inanıyorum. 

Öyle çizgi filmler var ki inanılır gibi değil. Farenin yenilebilecek bir canlı olduğunu aktaran mı dersiniz, yaşlı dedesini önce bastonuyla dövüp sonra da yamyam olduğu için onu yiyen mi dersiniz! Bir Ninja olup düşmanına tükürük fırlatanından tutun da dişi arı arkadaşına “Herkese oranı buranı gösteriyorsun” diyenine kadar. Mesela sonra biz “Bu çocuklar birbirlerine tükürmeyi nereden öğrendiler?” diyoruz!

Çizgi filmleri nasıl analiz ettiniz?
Önce Türkçe dublajı da olan 400’e yakın çizgi film belirledim, sonra doğru bir analiz olabilmesi için her birinin en az 5-6 bölümünü seyrettim. Bunların arasında halen TV’lerde gösterilmeyenler de var. Çünkü anne babalar belki internet üzerinden de izletmek isterler diye düşündüm. Sonra bu çizgi filmleri “Yararlı”, “Zararlı / Sakıncalı” ve “Ne Yararlı Ne Zararlı” olmak üzere 3 kategoriye ayırdım. Bunu yaparken de bir insanın temel gelişim alanları olan duygusal, sosyal, ahlaki, dil, cinsel kimlik ve vicdan gelişimi açısından inceledim. 

Buna uygun olarak da örneğin “Niloya” çocuklara sorun çözmeyi, empati kurmayı ve kuralların önemini aktarması, bu açıdan destekleyici olması nedeniyle “Yararlı” çizgi filmler kategorisinde yer aldı. Bence dünyanın en iyi, yararlı, çocuklar için en öğretici çizgi filmi olan “Şirinler” de yine bu kategoriye girdi. Çocukların gelişimi açısından herhangi bir yönde yani olumlu ya da olumsuz belirgin bir etkisi olmayan, diyelim ki “sadece renkli, eğlenceli, vakit geçirici bir çizgi film” olan filmler de “Ne Yararlı Ne Zararlı” kategorisinde yer aldı.  

Çizgi film seçiminde önereceğiniz kriterler nelerdir?
Bir çizgi film ya da çizgi animasyonun şu 4 temel özelliği olmalıdır. 

Öncelikle o film, çocukta zihinsel gelişimi destekleyici, besleyici ögeler taşımalıdır. Örneğin olaylar arasında bağ kurabilmesini, sorun çözebilmesini, yaratıcılığını geliştirebilmesini, mantıksal çıkarsamalar yapabilmesini sağlamalıdır. 

İkinci olarak, çocuğun duygusal, sosyal, ahlaki, dil ya da vicdan gelişimine katkıda bulunmalıdır. Örneğin ona yakınlık, başkalarının haklarına saygı, empati, kendine güven, arkadaş, akran dayanışması, yardımlaşma, sosyal destek ve olumlu değerlerin gelişmesi gibi noktalarda önemli birer rol modeli olmalıdır. 

Üçüncü olarak, çocuğun sağlıklı bir cinsel rol kimliği geliştirmesine destek olmalıdır. Örneğin onda bir erkek olarak karşı cinsinden üstünlük duygusu uyandırmamalı ya da onu aşağılama, yargılama, küçümseme, ötekileştirme gibi olumsuz tutumlara yol açmamalıdır. Ayrıca, kusursuzluk, süper güçlülük, mükemmellik, muhteşemlik gibi tamamen yanlış kişisel algılar yaratmamalıdır. 

Ve son olarak bir çizgi film, çocuğa herhangi bir zarar vermemelidir. Örneğin onda ister psikolojik ister fiziksel bir şiddet veya suç işleme davranışı doğurmamalı, onu buna özendirmemeli, bunun için ona bir rol modeli olmamalıdır.
Continue Reading

DİYET ÇILGINLIĞI NEREYE GİDİYOR?

Yaz ayları yaklaşırken her yerde farklı diyet önerileriyle karşılaşıyoruz. Medya da bu işe alet oluyor ya da algıyı bu şekilde yönetmek işlerine geliyor.   

Sağlıkla ilgili eğitimi olmadığı halde, diyet ve sağlıklı yaşam önerileri veren sözde uzmanlar gün geçtikçe artıyor. Bu konuda PR firmaları da hiç boş durmuyor.
Bu durumda da medyanın etik, güvenilir ve objektif habercilik anlayışının gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü ortalık bilgi kirliliği içerisinde kayboluyor. 

Unutulan önemli bir nokta ise, sağlığın kişiye özel olduğu ve genel geçer reçetelerin insan hayatını tehlikeye sokabildiği.  

Dünyadan Bir Örnek
Gazeteciliğe başladığım günden bu yana medya ile ilgili kitaplar okurum, gazetecilerle görüşür, röportajlar yaparım. Çünkü bu meslek tecrübelerle gelişiyor. 

Geçtiğimiz günlerde ABD televizyon tarihinin en çok izlenen talk show programlarından birisinin yapımcısı ve sunucusu olan Oprah Winfrey’in, “Artık Biliyorum” isimli kitabını okudum. Kitapta gazeteciliğe ilk başladığı günlerde yaşadığı zorluklardan, sağlıklı yaşam ile ilgili verilen önerilere kadar uzanan çok farklı anıları yer alıyor. Köşe yazılarından derlenen kitapta bazı cümlelerin altını çizmekten kendimi alamadım. 

Gazetecinin Ruhunda Var
Pırıltılı hayatların arkasındaki gizemli kapıların aralanmasını sağlayan bu kitap sayesinde bir gazetecinin neler başarabileceğini de görmüş oldum. Oprah, röportajlarında konuya nasıl bir bakış açısı ile yaklaştığını şu cümle ile anlatıyor: “Başkalarının hikayelerini anlatmaya, deneyimlerindeki doğruları bulup bunlardan başkalarını bilgilendirecek, onlara ilham verecek veya işlerine yarayacak bir ders çıkartmaya hep bir merak duymuşumdur.”


Dünyada Diyetlerle İlgili Merak Edilenler
Gazetecilerin sık sık düştüğü hatalara kendisinin de düştüğünü anlatan Oprah, özellikle diyetlerle ilgili uyarıda bulunuyor.  Sağlıklı yaşam adı altında moda diyetlerle ilgili söylediği şu cümleler ise çok önemli, “Diyet ordusuna yazıldım; Beverly Hills, Atkins, Scarsdale, kabak çorbası ve hatta muz, sosisli sandviç ve yumurta diyetlerini uyguladım. Bu diyetlerin her biriyle kaslarımı güçsüzleştirdiğimi, metabolizmamı yavaşlattığımı ve kendimi daha fazla kilo almaya yatkın hale getirdiğimi o zamanlar bilmiyordum.” 

Günümüz Dünyasının Dayatması
Diyetler medyanın her mevsim gözde konusudur. Çünkü insanlarda genç ve güzel kalmanın size biçilen değer ile aynı olduğu algısı yerleştirilir. Sağlıklı olmak için yapılacakların yerine genç kalmak için bilinmeyen yöntemler bile denenebilir. Bu konuda da Oprah, “Bize sürekli genç, canlı ve seksi değilsek önemsiz olduğumuzu söyleyen gençlik takıntılı bir kültürde yaşadığımız kesin. Ama ben bu kadar bozuk bir gerçeklik algısını kabul etmiyorum” diyor. 

Sağlık haberciliğinde uzmanlaşmanın önemini her zaman vurguladığımda farklı tepkilerle karşılaşırım. Çünkü, gazeteciliğin gün geçtikçe zorlaştığı, reklamlarla eşdeğer tutulan sağlık haberlerinin önüne geçilmeyeceğini söyleyenler oluyor. Onlara yine Oprah’ın bir cümlesi ile cevap vereceğim. 

“Engelleri oldukları gibi görürseniz, gitmek istediğiniz yere uzanan yolda inancınızı kaybetmezsiniz.” 
Continue Reading

KBB OLGULARI İLE HASTALIKLAR ANLATILDI


Örnekler ve görsellerle vakalar ele alınarak Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Klinik Şefi Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan’ın editörlüğünde, 43 doktor, 1 hemşire ve 1 odyoloğun katkısıyla hazırlanan “Olgularla Kulak Burun Boğaz Hastalıkları” kitabında, 81 hastalık başlığı altında, 88 olgu sunuldu.

Eğitimde örnekler ve görseller üzerinde olması daha kalıcı öğrenmeyi sağladığı bilinen bir gerçek. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Klinik Şefi Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, bilginin daha kolay ve kalıcı olması ve dikkat çekici olması için olgular üzerinden hastalıkları anlattıklarını söyledi. Kayhan, “Özellikli olguların resimleri, tetkik resimleri, görüntüleme resimleri öğrenmeyi ve hatırlamayı kolaylaştıracaktır. Komplikasyonlar da detaylı anlatıldı. Ayrıca tanı ve tedavi yöntemleri en güncel bilgilerle anlatıldı” dedi.

Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, “Olgularla Kulak Burun Boğaz Hastalıkları” kitabı ile ilgili soruları yanıtladı.

Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
Tıpta Türkçe yazılmış kitap sayısı son yıllarda artsa da genelde çeviri kitaplar çoğunlukta. Kulak burun Boğaz hastalıkları alanında yazılmış kitap ihtiyacı hep vardı. Bir ihtiyacı gidermek hep aklımdaydı. Kliniğimizde gördüğümüz ve tedavi ettiğimiz hastalarımızın özellikli olanları, uzmanlık eğitimi içinde, olgu sunumu şeklinde düzenli olarak asistan doktorlarımız tarafından hazırlanır ve tartışılır. Bu uzmanlık sonrası hekimlerinde bilgilerinin güncellenmesini sağlar. Böyle birikmiş geniş bir olgu serimiz vardı. Bu olgu serimizi bir kitapla değerlendirmek istedik.

Kitap kimlere hitap ediyor? 
Kitabın editörü olarak formatı belirlerken ihtiyaçları göz önünde tutmaya çalıştım. Hedef kitlemiz tıp fakültesi öğrencileri, aile hekimleri, KBB asistanları ve uzmanlarıdır. Özellikle tıp fakültesi öğrencilerine ve aile hekimlerine hitap eden KBB uzmanlarınca yazılmış kitap çok az. Aile hekimi arkadaşlarımızdan bu konuda çok talep alıyorduk. KBB da en sık görülen hastalıkları ele almaya çalıştık. 

Hekimlere nasıl bir fayda sağlayacak? 
Klasik kitaplarda bilgiler madde madde, literatür sonuçları eşliğinde sıralanır. Eğitimde örnekler ve görseller üzerinde olması daha kalıcı öğrenmeyi sağladığı bilinen bir gerçek. Biz bilginin daha kolay ve kalıcı olması ve dikkat çekici olmasını istedik. Olgulardan hastalıklara gitmek daha hatırda kalıcı oluyor. Özellikli olguların resimleri, tetkik resimleri, görüntüleme resimleri öğrenmeyi ve hatırlamayı kolaylaştıracaktır. Komplikasyonlar da detaylı anlatıldı. Ayrıca tanı ve tedavi yöntemleri en güncel bilgilerle anlatıldı.

Kitapta yer alan vakaları seçerken nelere dikkat ettiniz? 
Sık görülen özellikli, dramatik, hatta komplike olmuş olgular tüm semptomları ve bulguları içeren olgular seçildi. Bazı hastalıklarda birden fazla olgu sunularak tüm belirtilerin gösterilmesi sağlandı.

Kaç olguya yer verildi? 
81 hastalık başlığı altında, 88 olgu sunuldu.



KBB alanında yapılan hataların düşürülmesi konusunda faydalı olacak mı? 
Mutlaka yararlı olacaktır. Kitap KBB hastalıklarında tanı, komplikasyonlardan kaçınma ve komplikasyonların yönetilmesi, tıbbi tedavi ve cerrahi tedaviye yönlendirilmesi konularında en güncel bilgileri içeriyor. Fakat detaylı cerrahi teknik anlatımına girmedik. O nedenle pratisyen hekim ve tıp öğrencileri için de oldukça okunası oldu.

Kaç hekim ve sağlık profesyonelinin desteği ile hazırlandı? 
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim araştırma Hastanesinde yetişmiş, çalışmış ve çalışmakta olan 43 meslektaşımızın bir hemşire birde odyolog arkadaşımızın katkısıyla hazırlandı.

KBB hastalıkları ile karıştırılan hastalıklar var mı? 
Tabii hastalıkların ayırıcı tanısı tıp biliminin en önemli uğraşısı. Hekimlerinde tabii ki.
Bu kitapta da ayırıcı tanıya çok önem verdik. Her hastalığın ayırıcı tanısı ayrı bir başlık altında verildi. Örneğin sinüzit ile gözyaşı kanalı ve kesesinin iltihabı karışabilir. İltihabi bir yara, kanser ile karışabilir şeklinde yer verdik.

Kitabın başka özellikleri nelerdir?
Kliniğimiz çok yoğun bir klinik. Her zaman çok klasik hastalıkların çok klasik tedavileri yapılırken çok az görülen hastalıklar, çok yeni tekniklerle tedavi edilebiliyor. Kitabımızda kliniğimizi yansıtıyor. Çok klasik tedavilerin yanında Robotik cerrahi gibi çok yeni, dünyada ilk kez yapılan teknik ve ameliyatlarda anlatılıyor. Ülkemizdeki KBB’de robotik cerrahide en geniş deneyime sahip ülkedeki nadir ülkemizde tek kliniğiz. Bu deneyimlerimizi de paylaştık.

Kitabımızda birde unutmayacağımız bir arkadaşımız var. Kitap yazarlarından asistan doktorlarımda Dr. Melikşah Balta. Kitapta 8 bölümde yazarlık yapmıştı.  Geçtiğimiz Temmuzda onu uzman yapıp Doğu Beyazıt’a mecburi hizmete göndermiştik. Kendisini kitabımız basıldıktan sonra 6 Kasım 2014 gecesi elim bir trafik kazasında kaybettik. Çok üzüldük.  Ondan geriye kitaptaki yazıları, eserleri ve güzel anılarımız kaldı. Allah’tan rahmet diliyorum.
Continue Reading