İNSANLARI İKNA ETMENİN 50 YOLU

Dilini yönetebilen insan, hayatını yönetir. Aynı televizyondan telefon satış reklamlarının metin yazarı Colleen Szot’ın dediği gibi; çok tanıdık olan “Operatörlerimiz sizi, aramanız için bekliyor” cümlesini “Operatörlerimiz meşgulse, sonra tekrar deneyin” şeklinde değiştirdi. Yenilenen cümlenin ürünün ve hizmetin popülerliği hakkındaki anlayışı nasıl değiştirdiğini bir düşünün. İkna Etmenin Bilimsel Olarak Kanıtlanmış 50 Yolu kitabında, anlatıldığı gibi eğer güzellik salonları zinciri sahibine bilgisayar yazılımı satıyorsanız ona elektronik bir şirketin değil de diğer güzellik merkezi sahiplerinin yazılımınızdan ne kadar memnun olduklarını anlatmanız daha yerinde olur.   Kitapta, insanları ikna ederken belli bir strateji uygulamanın önemi üzerinde duruluyor. Mesela, yönetici olduğunuz bir yerde aylık toplantıya […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

HİÇ HAYALLERİNİZİ ÇALDILAR MI?

Hayal kurmak ne kadar güzeldir, sınırsızdır, sonsuzdur. Hayallerde çoğunlukla huzur vardır, kimi zaman da kendi kavgalarımızı hayallerimizde sürdürürüz, galibi biz oluruz her defasında. Hayal kurarken, mutlu oluruz. Hani gerçekleştiğinde sanki dünya dururmuş gibi düşünürüz. Bu düşüncelerle de her şey güzel olur. Etrafınız sevdiklerinizle doludur, başarıdan başarıya koşarsınız, elini tuttuğunuz sevdiceğiniz her daim yanınızdadır. İçiniz huzurlu, hayalleriniz bir bir gerçekleşir, rüyalarınızda… Peki sizin hiç hayalleriniz çalındı mı? “Şu konuda kitap yazacağım” diye heyecanla hayallerinizi paylaştığınız arkadaşınız, aylar sonra sizin hayallerinizi kendisinin gibi kullandığını gördünüz mü? Birçok kişinin bunu yaşadığından eminim. Çünkü, tüm iyi niyetinizle anlattıklarınız, karşınızda  kendinden emin bir şekilde “bu […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

YAŞAMADIĞIMIZ İÇİN YAŞLANMAKTAN KORKUYORUZ!

Mış gibi hayatlar yaşıyoruz. Seviyormuş gibi ilişkilerle, gülüyormuş gibi neşeli görünüyoruz. Böyle olunca da sevmekten de yaşlanmaktan da korkuyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz halde birbirimizle konuşmuyoruz, iletişimi ekranlar aracılığıyla yapıp, sınırlarımızı çizemiyoruz. Çoğunluk ne yaparsa düşünmeden sürünün bir parçası olmayı hemen kabul ediyoruz. Kendimiz olmayı unuttuğumuz için biri ne yaparsa peşinden koşturuyoruz. Aynısı olmayı, onun gibi giyinmeyi, onun gibi konuşmayı istiyoruz. Oysa biz öyle düşünmüyorsak, neden kendimiz olmayı seçmiyoruz. Eğer birileri çok başarılıysa hemen bacağından çekip aşağı indiriyoruz. Nitelikli iş yapanları istemiyoruz. Önemli olan mış gibi iş yapanlar olsun istiyoruz. Çünkü, nitelikli olursa bu kez eksikliklerimiz daha çok ortaya çıkar diye korkuyoruz. […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

ALKIŞLARLA DEĞİL LİKE’LARLA YAŞIYORUZ

Sosyal medya hayatımıza girdiğinden bu yana görsellik ön plana çıktı. İnsanlar, gerçek ve sanal kimlikleri arasında gelgitler yaşasa da, bu ayrımı sadece en yakınları bilebiliyor. Aynen televizyona çıkıp, konuşan uzmanların verdikleri akılların gerçekte kendilerinin ne kadar uyguladığını biz gazetecilerin bildiği gibi…  İnsanlar sanal kimlikleri ile, daha zengin, daha başarılı, daha zayıf kısaca, çok mutlu olduğunun ispatını yapmaya çalışıyorlar. 1985 yılında kullanılmaya başlanan ve İngilizce, “kendi aralarında bağlantılı ağlar” anlamına gelen Interconnected Networks teriminin kısaltması olan Internet, yaklaşık 25 yıldır hayatımızda gelişerek ve değişerek yer alıyor. Ancak asıl sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile medyanın ve iletişimin tanımı neredeyse baştan yazıldı. Kişilerarası iletişimden […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

SAĞLIK İLETİŞİMİNİN OLMAZSA OLMAZI

Televizyonun babası olarak anılan İskoç mucit John Logie Baird, 1926 yılında televizyonu icat ederek, hayatımıza görsel medyanın yer almasını sağladı. Türkiye’de ilk televizyon yayını, 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi stüdyolarından yapılır. Bu yayın sırasında ülkemizde sadece 10 evde televizyon vardır. TRT’nin yayın hayatına başladığı 1968’de televizyon haberlerini sunan ilk kişi Zafer Cilasun olur.  Türkiye’nin ilk özel kanalı ise, 1990 yılında hayatımıza girer. Televizyon İzlemede Dünya Rekoru Bizde Medya takip kuruluşu Ajans Press tarafından, televizyon izleme alışkanlıklarıyla ilgili yapılan araştırma sonuçlarına göre; Türkiye, dünya genelinde günlük televizyon izleme oranlarında 330 dakika ile dünya rekoru kırdı. Televizyonlar artık dijital dünyanın içine taşınmaya […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

ŞİDDETSİZ İLETİŞİMİN 5 YOLU

Yazıyı okumaya başlamadan önce şu müziğin eşlik etmesi için linki tıklayabilirsiniz.  Yeni bir kasabaya gelen genç bir kadın ve kızı çikolata dükkanı açarlar. Kasaba halkı, çikolatayı daha önce bilmediği için temkinli ve tepkili yaklaşır. Zamanla kasaba halkının bir kısmı, eğlencenin, neşenin, umudun ve çikolatanın olduğu yeni bir hayat ile tanışır. Bu yenilikten memnun olmayanların tepkisi ise, bir süre sonra sözlü ve sözsüz iletişim şiddetine dönüşür. Nefis çikolataların kokusu ve mutluluk veren lezzeti ile kadın, kasabalılara sevgiyle yaklaşarak iletişim engelini aşar. Sonunda çikolatanın kokusu tüm kasabayı sarar. Çikolata filminde izlediğimiz şiddet örneklerine benzer sorunlarla, günlük hayatımızda da karşılaşabiliyoruz. “Şiddetle hedefine ulaşılan […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖNCE BUNLARI YAPIN!

Mutlu hayatın peşinde konuşuyoruz, bu süreçte de sosyal medyadan sürekli paylaşımlar yapıyoruz. Bu paylaşımları bir amaç için yapsanız hayatınız nasıl değişir? Hiç düşündünüz mü? Her gün bir amaç için uyanmak, insanı hedefine kitlenmiş şekilde mutlu olarak güne başlama nedenlerinden biridir. Bu hedef içinizi heyecanlandıracak bir şey olmalı. Hedefinizi düşününce bile mutlu olabilmelisiniz.  Son dönemlerde, “Yapılacak her şey yapılmış, bize ne kaldı?” diyenlere 1931 yılında Gazeteci Lincoln Steffens’ın bir yazısıyla yanıt veriyorum:  “Hiçbir şey yapılmadı. Dünyada var olan ne varsa yapılıyor ya da yapılacak. En güzel resim henüz yapılmadı, en büyük oyun yazılmadı, en görkemli şiir okunmadı. Yeryüzünde ne mükemmel bir […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

GÜZELLİK Mİ GÜÇ MÜ?

Masallarda “Ayna ayna söyle bana benden daha güzeli var mı bu dünyada?” cümlelerini okuyarak büyüdük, Türk filmlerinde kendine güvenini yükseltmek isteyen kadınlar için ise, “Ben dünyanın en güzel kadınıyım” cümlesini motto edinmek gerektiği anlatıldı. Kadınlar kendilerine güvenlerini güzellikleri ile edinmeye çalışıp, yama yaparken kişiliklerine; erkekler dünyanın en güçlü kahramanı olduklarına inandırıldı. Yani kadınlar güzellikleriyle, erkekler ise güçleriyle yer buluyordu dünyada.  Gereksiz şekilde kendini beğenme serüveni kitaplarda kişisel gelişim ile devam etti. İstesem her şeyi yaparım, istesem yeter. Sadece istemeyle olmayacağını anlatmadı kitaplar, bir plan, program yapıp çalışmak gerektiği gerçeğini sakladı, isteyerek uyuyakaldı insanlar. Uyandıklarında ise, hayatlarında değişen tek şey istemekle […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

OLAĞANÜSTÜ TAVSİYELERDEN HANGİLERİNİ SEÇELİM?

Okuduğunuz her kitapta yazanları hiç tereddütsüz kabul eder misiniz? Yani size emir verildiğinde itiraz etmeden yapar mısınız? Geçtiğimiz günlerde ünlü reklamcı George Lois’in “Olağanüstü Tavsiyeler” kitabını okudum.   Esquire’ dergisinin efsane kapaklarında Andy Warhol, Muhammed Ali ve Richard Nixon gibi isimlere farklı konseptlerde yer verdi.  Daha önce yapılmamışı yapan, etrafındaki olmaz, diyenlere kulaklarını tıkayan bir reklamcının, başarısındaki kuralları sıralanıyor.  Bu günlerde yeni fikirler  bulunma konusunda ufuk açan yöntemler aradığım için kitaptan bazı bölümlerden alıntılar yapacağım:  İşe yarar bir fikriniz yoksa dünyadaki hiç bir donanım işinize yaramaz! Prensipler ve iş ahlakı olmadan bir fikir üretmeninde bir anlamı yoktur. “Kusura bakma, zamanım […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

SANAL DÜNYANIN OLMAYAN İLİŞKİLERİ

Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevemez. Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şeyden anlamaz. Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir. Oysa anlayan biri, hem sever hem fark eder hem de görür… Bir şeyde ne kadar bilgi varsa, o kadar büyük sevgi vardır… Bütün meyvelerin çileklerle aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri, üzümleri hiç tanımıyor demektir.  Paracelsus  Sevgi günümüzde yozlaşan bir kavram oldu. İnsanlar yüzeysel sevginin, olmayan insanlığın peşinde koşuyor. Her şey göstermelik hallerde, sosyal medya paylaşımı kadar değer veriliyor. Ederi olmayan sevgiler, menfaat çatısı altında kuruluyor ilişkiler. Sohbetlerin içine serpiştirilecek, güzel düşünceler, bilgi paylaşımları, nitelikli zamanın değerini bilenler çok az. İşi olduğu için değil […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz: