42

Efsanevi beyzbol oyuncusu Jackie Robinson’un etkileyici hikayesi konu alınıyor. 
🔹Robinson Brooklyn Dodgers’a katıldıktan sonra Amerikan Beyzbol Ligi’nin renk engelini aştı.

🔹Büyük liglerdeki renk engelini aşan ilk siyahi adam.

🔹Öfkeni kontrol et ve işinde en iyisi ol! 
🔹Farklı olmak, iyi iş yapmaya engel değildir.
🔹Engeller aşılmak için vardır.
🔹Sevdiklerimizin yanında olursak, aşamayacakları engel kalmaz.
🔹Gazetecileri bu kadar irrite edici kurgulamasalar süper olur. Nitelikli ve işini aşkla yapan gazeteciler gösterilmeli. 
🔹Hedefine ulaşmak için her türlü engelle mücadele etmenin ve tarih yazmanın gerçek hikayesini izlemek için bu film kaçmaz!

Continue Reading

HENRY’NİN KİTABI İYİLİĞİ YAYACAK



The Book of Henry, Gregg Hurwitz’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan filmde Henry karakteri üstün zekalı bir çocuğun etrafını nasıl etkilediğini konu alıyor. Henry, sadece zeki değil, aynı zamanda çok düşünceli. 

Filmin bazı sahnelerinde ağlamaktan duramayacağınız için, rahat olacağınız kişilerle izleyin. Çünkü, çok ağlayacaksınız. 

Çocukların, etraflarında olan kötü olaylara karşı tepki verdiğini ancak yetişkinlerin görmezden geldiğini işliyor. Henry, annesinin parasını yönetmekten kardeşinin ihtiyacı olanları planlıyor. Komşu kızının yaşadıklarını değiştirmek  için çaba sarf ediyor. 


Yazdığı bir kitap annesinin yolunu belirliyor. 

Bu filmi mutlaka izleyin. 
Continue Reading

MUCİZE İNSANLARI OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEKTİR

Hayatımızda mucizeler olsun isteriz. Bu süreçte de çevremizdeki sevdiklerimizin bize birer mucize olduğunu hemen anlamayız. 


Dünyaya gelirken, herkesin farklı zorlukları olur. Kimi fiziksel kimi psikolojik kimi farklı şekilde zorluklar yaşar. İşte bu sorunları aklımıza takıp, insanlardan uzaklaşmak yerine daha çok insanla tanışmalıyız. 

2012’de R. J. Palacio’nun yazdığı romandan uyarlanan Mucize filminde fiziksel sorunlarla dünyaya gelen August Pullman’ın hikayesi anlatılıyor. Yıllarca geçirdiği ameliyatlar ve bu süreçte insanlardan uzak bir hayat yaşamasına neden olur. Beşinci sınıfa başladığında, yüz farklılıkları nedeniyle arkadaşları tarafından dışlanmasının ve bu zorlu süreci atlatmasını konu alır. 

Çocuklara, farklılıklar ya da hastalıklar nedeniyle kimseye kötü davranılmaması gerektiği öğretilmeli. Bu nedenle de bu filmi çocuklar mutlaka izlemeli. 

Auggie’nin, sessiz ve içe kapanık halleri insanın içini burkuyor. Böyle tepkilerle karşılaşan insanların nasıl bir ruh halinde olduğunu gösteriyor. Empati kurabilen her bireyin karşısındakini anlamaya çalışması gerekir. 

Ders niteliğindeki diyaloglar ve öğrenmek için nasıl gayret ettiğini izleyeceğiniz film, insanları olduğu gibi kabul etmenin güzelliğini anlatıyor. 

Çocuklarınızın hayallerini onları olduğu gibi kabul ederek ve cesaret vererek destekleyebilirsiniz. 
Continue Reading

THE POST FİLMİ GAZETECİLİĞİN KURALLARINI HATIRLATIYOR

Günümüz gazeteciliği gün geçtikçe yara alıyor. Gerek yeni medya ile herkesin kendini gazeteci sanması,  gerek uzman gazetecilerin kadrolarının azalması da buna tuz biber ekiyor. Ancak, bu süreç The New York Times gazetesinin yeni girişimleriyle değişmeye başladı. 

Geçmişte de gazetelerin ve gazetecilerin yaşadıkları hiç kolay olmadı. The Post filminde 1971’de Pentagon belgeleri etrafında dönen yasal süreç işleniyor. Film, Washington Post editörü Ben Bradlee  ve gazetenin sahibi Katharine Graham, ordu analisti Daniel Ellsberg tarafından yazılan ve sızdırılan Pentagon belgelerinin yayınlanmasındaki sancılı süreci konu alıyor. 


Belgeleri ilk yayınlayan The New York Times oluyor, o süreçte gazeteye yayın yasağı geliyor. Bu sırada belgeler Post ekibine de ulaşıyor, sonrasında yeni belgelerin ellerine geçmesiyle Post ekibi ikilemde kalıyor. 


Tabii gazetenin sahibinin kadın olması da erkeklerin hüküm sürdüğü bir alanda göze batıyor. 

Maddi zorluklar yaşayan gazetenin, bu süreçte destekleyicilerinin olmayacağı düşünülüyor. Gazetecilerin hapse girme riski gündeme geliyor.  Gazetecilerin gerçekleri söylemesi, en dikkat çeken hususlardan biri oluyor. Filmde gerçekler ve dürüstlük örneklerini sık sık görüyorsunuz. Korkularına yenik düşmeyen gazeteciler, halka gerçekleri yazmayı savunuyorlar. 

Sonunda haber yayınlanıyor. 

Sonraki süreçte de belgelerin yayınlanabilmesi ve özgür basının korunabilmesi için gazete ile hükumet arasında büyük bir hukuk mücadelesi başlıyor. 



Yargıç Black şu kararı veriyor:   

Amerika’nın kurucuları özgür basına, demokrasimizdeki asıl görevlerini yerine getirmeleri için gereken korumayı sağlamıştır. Basının görevi halka hizmet etmektir, halkı yönetenlere değil. 

Medya rekabeti bu olayla dayanışmaya dönüşüyor. 

Filmin sonundaki söz de kulaklara küpe oluyor: 

Haberler tarihin ilk taslağıdır. 

Şimdi günümüze dönelim ve Channel 4 kanalının Cambridge Analytica’nın maskesini düşüren araştırmacı gazetecilik örneğini hatırlayalım. Facebook üzerinden insanların korkuları ve umutları öğrenildi. Sonra bu bilgiler de başkalarının kullanması ve insanları yönetmesi için satıldı. 


İşte bu noktada, siz bilinçli medya okuryazarı ve dijital medya okuryazarı olursanız bu sistematik sömürüden kurtulabilirsiniz. Medyayı da desteklemeyi unutmayın! 


Nitelikli gazeteci, gelişen toplum demektir. 

Continue Reading

STEPHEN HAWKİNG NASIL BAŞARILI OLDU?

Her Şeyin Teorisi (The Theory of Everything), fizikçi Stephen Hawking’in hayatı işleniyor. 


🌀Gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir film. İzlerken sürekli ağladım, süper bir film süper!



🌀Dahi bir bilim insanının hayatının perde arkası konu alınıyor. 



🌀Eşinin aşkıyla ve desteğiyle neler yapılacağını izliyorsunuz. 


🌀Tüm zorluklara rağmen yaşamının sonuna kadar çalıştı.



🌀ALS hastalığı teşhisi konduğunda 2 yıl biçilen ömrü geçtiğimiz günlerde 76 yaşında son buldu.



Konuşma yeteneğini kaybettikten sonra kitap yazdı.

Stephen Hawking, kadar eşinin yaptıkları da takdire şayan.
Continue Reading

MARİE CURİE NASIL BAŞARILI OLDU?


⚗️Bilim dünyasında gezmek ister misiniz? Curie çiftinin yanında Einstein da var. 

⚗️Marie Curie, eşi öldüğünde tek başına erkeklerin egemen olduğu bilim camiasında çok çalışarak neler başarmış.

⚗️Soğuk demişler, ruhsuz demişler, işkolik demişler! Hiçbirine kulak asmamış. Sadece çalışmış. 

⚗️Özel hayatıyla ilgili çalkantılı durum dışında kadın olmasının zorlukları da filmde işlenen konulardan.

🔬İkinci Nobel ödülünü almadan önceki konuşmasında; 
İnsanları tanımak için daha az, düşüncelerini bilmek için ise daha meraklı olmalıyız. Bilginin reddi ve yaratıcı düşünme korkusu kayıp toplumlara yol açar. İnsan hayatta hiçbir şeyden korkmamalıdır ancak anlamak için gayret göstermelidir. Meraklı bir zihnimiz olmadan kim olurduk? Ben, bilimi güzelliğin bir ifadesi olarak gören kişilerden biriyim. Hayatımı evrenin gizemini keşfetmeye adayabildiğim için mutluyum. 


⚗️Radyumun bulunuşunun 25. yılında yaptığı konuşmada;
“Daha fazlasını yapamasak da, belki herbirimiz bir parça bilgi parıltısı yakalayabilirsek, insanlığın gerçek hakkındaki rüyası hakkındaki rüyasına mütevazi ve yetersiz olan birşeyler katabiliriz. Karanlığımız içinde görünen evreni şekillendiren büyük planın belirsiz ışıkları, bize parça parça gösterilen, bu küçük mumlar sayesinde olacaktır. Bilimin öyle güzelliklere sahip olduğuna ve ruhani bir gücünün, bir gün dünyayı, şeytanlardan, cahilliğikten, fakirlikten, hastalıklardan, savaşlardan ve ızdıraplardan kurtaracağını düşünenlerdenim. Gerçeğin belirgin ışığını arayın, belirgin yeni yollar arayın, insanlığın görüş alanı çok uzak olmasa bile. İlahi adalet bizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayacak. Her çağın kendi rüyası vardır. O halde dünün rüyalarını bir kenara bırakın. Bilginin meşalesini alın, geleceğin sarayını inşa edin.” 

⚗️Kızı İrene’de annesinden sonra Nobel ödülü alan ikinci kadın bilim insanı oldu. 

⚗️Filmin çekim kalitesi, mekanlar, ışık kesinlikle harika. Mutlaka izleyin!
Continue Reading

ŞİDDETSİZ İLETİŞİMİN 5 YOLU

Yazıyı okumaya
başlamadan önce şu müziğin eşlik etmesi için linki tıklayabilirsiniz. 

Yeni bir kasabaya gelen genç bir kadın ve kızı çikolata
dükkanı açarlar. Kasaba halkı, çikolatayı daha önce bilmediği için temkinli ve
tepkili yaklaşır. Zamanla kasaba halkının bir kısmı, eğlencenin, neşenin, umudun ve çikolatanın olduğu yeni bir
hayat ile tanışır. Bu yenilikten memnun olmayanların tepkisi ise, bir süre sonra sözlü
ve sözsüz iletişim şiddetine dönüşür. Nefis çikolataların kokusu ve mutluluk
veren lezzeti ile kadın, kasabalılara sevgiyle yaklaşarak iletişim engelini aşar. Sonunda
çikolatanın kokusu tüm kasabayı sarar. Çikolata filminde izlediğimiz
şiddet örneklerine benzer sorunlarla, günlük hayatımızda da karşılaşabiliyoruz.


“Şiddetle hedefine ulaşılan zafer
anlık olduğu için yenilgiye eşittir.”
M Gandhi

Şiddet gün geçtikçe hayatımızın merkezine yerleşiyor. Medyada
şiddet ile ilgili haberlerin sayısı artıyor. Hatta şiddetin dozu da
yükselirken, dehşet içerisinde haberleri izliyoruz.
İnsanlar öfkeli şekilde hareket ediyor.  Şiddete meyil etmeden, sesler yükselmeden,
kaşlar çatılmadan ve yumruklar sıkılmadan önce durup, sakin ve derin bir nefes
almanın önemini hatırlamak gerekiyor.

Şiddetsiz iletişim denildiğinde akla gelen ilk isim Psikolog
Marshall B. Rosenberg, “Ortayı bulma peşinde değiliz. Anlaşmazlığı herkesin tam
anlamıyla tatmin olacağı biçimde çözme arayışındayız.” diyor.

Şiddetsiz iletişim için 4 temel davranış öneriyor:  Gözlem, duygu, ihtiyaç, istek.

Gözlem
Sevgilinize mesaj attınız. Gördüğü halde yanıt vermedi.
Hemen ters bir tepki göstermeyin. Çok zor bir durum olduğunu biliyorum. Marshall
B. Rosenberg, bu tip durumlarda “yalancı gözlemler” yaşanabildiğini söylüyor.  Sevgilinizin mesajınıza yanıt vermemesi, size
saygı duymadığı düşüncesine kapılmanıza neden olabiliyor.

“Yanıt vermemesi neden beni bu kadar rahatsız ediyor?” sorusunu
kendinize sorup, sakin ve açık bir şekilde sevgilinizle konuşmalısınız. Karşınızdakini
suçlamadan ya da rencide etmeden, iletişime geçmelisiniz.

Yargılamadan gözlem yaptığınızda, etkiye tepkiniz farklılık
gösterir.  Tepkiniz, iç sesinizde şu
sinyalleri içermemeli:

•             “Haddini
bildirmem lazım.”
•             “Beni
dışladı.”
•             “Eyvah
çok yetersizim!”
Duygular
Öncelikle kendinizi tanıyın. Mesaja yanıt gelmediğinde
öfkelendiğinizde “Kendimle ilgili neyi geliştirmek istiyorum?” sorusunu sorun. Thomas
d’Ansembourg’un dediği gibi, “Kendinin farkında olmak, karşındakini tanımanın
ilk adımıdır.”

Duygularınızı dile getirin, “Mesajlarıma yanıt vermediğinde üzülüyorum.”
alacağınız yanıt belki de, “Telefon etmeye bile zaman bulamıyorum.” olabilir.

İhtiyaçlarınız karşılanırsa mutlu olurken, karşılanmazsa
alttan alta öfke oluşuyor.  Şunlara karşı
dikkat edin:

•             Yarış,
rekabet
•             Doğru/yanlış
•             Ceza/ödül
•             Yetersizlik
düşüncesi
•             Kültürel
koşullanmalar
•             Çatışma
•             Dahil
olamamanız
•             Ötekileştirme
•             Bencillik
İhtiyaçlar
İsteklerinizi ve beklentilerinizi ortaya koyun. Böylece karşınızdakinin
ihtiyaçlarını da görmeye başlarsınız. Korkularınızın ve gerçek ihtiyaçlarınızın
ayrımını belirleyin. İhtiyaçlarınızın farkına vardığınızda, duygularınızı
yönetmeniz kolaylaşacaktır. 

İstek
İsteklerinizin olması için ne yapmanız gerektiğini
düşünün.  Karşınızdakinden olumlu
cümleler kurarak, somut şeyler isteyin. Sorunu birlikte çözmek için neler
yapabileceğinizi ele alın.  Buna göre bir
dil geliştirin.

Bu dört aşama sırasında dinleme etkisini karşınızdakini
düşman olarak değil, dost olarak görmeniz gerektiğini ve “biz”  düşüncesini unutmayın. Ayrıca şu cümle
kalıplarından uzak durun:

  • ·        
    Galiba kendimi iyi ifade edemedim.
  • ·        
    İzin verin tekrar açıklayayım.
  • ·        
    Ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum.
  • ·        
    Benim söylediklerimden ne anladığını dile
    getirmen çok hoş bir davranış.


Davranışlarınızı Etkisi
Altına Alan Medyayı Unutmayın
Hep unutulan medya etkisini de ekliyorum. Medya sizin şiddet
konusunda tepkilerinizi şekillendirir. Nasıl mı?

Filmler ve dizilerde izlediğiniz rol modelleri örnek alarak
tepkileriniz değişebilir. Reklamlarda gördüğünüz, haberlerde özellikle
vurgulananlar bakış açınızı etkiler. Haberleri izledikten sonra , “Of içim şişti
resmen” dediğiniz oldu mu? İşte şiddet haberlerini sürekli izlerseniz, sizin
için normalleşir ve bu da olaylara karşı sevgi dolu ve empati kurarak değil de,
öfke ve nefret dolu tepkiler vermenize neden olabilir. Hatta entrika eken
medya, felaket haberleri biçecektir.

“Haklı çıkmak mı yoksa hayatı daha güzel kılmak mı? Hangi
oyunu oynamayı tercih edersiniz?” diyen Marshall B. Rosenberg gibi,  önemli olan hayatı daha yaşanabilir ve güzel
kılmak. Medyanın etkisi, dört etkinin yönlendirilmesinde ve şekillenmesinde çok
büyük role sahip. Bu nedenle medya okuryazarlığı bilinci oluştukça, daha mutlu
ve huzurlu bir topluma dönüşeceğiz.

Continue Reading

HUYSUZ İNSANLARIN SORUNU ÇOCUKLUĞUNDA MI SAKLI?

Uzmanlar hep çocukluk döneminin çok önemli olduğunu
söyler. Bu nedenle de annelerin en az iki yaşına kadar çocuklarına bakmaları
tavsiye edilir. Çocukluk dö
neminde yaşanan travmalar tüm hayatlarını etkilediği
için, bu dönemde oluşan yaralar insanların geleceğini karartabilir.


Filmlerde özellikle de korku ve gerilim filmlerinde seri
katiller bulunduğunda hep karşımıza çocukluk döneminde yaşanan 
travma nedeniyle,
yetişkin olduğunda bunun intikamını alan karakterler çıkar. Yaşadığı
acıların, dönümüşü intikam olur. 



Tabii her travma sonrası böyle korku
filmlerine konu olan türden
 durumlar yaşanmaz, bu acılar başarı hikayelerinin doğmasına da yol açar. Mesela,
büyük başarılara imza atmış bilim insanları ve doktorlar,
genellikle çocukluk dönemlerinde yakınlarının 
yaşadığı sağlık sorunu sonrasında bu mesleği
seçip onlara yardım etmeye karar vermiş olduklarını anlatırlar. Yani kişilerin de travmayı karşılama ve tepki verme şekilleri farklı oluyor. Kısaca ç
ocukluk dönemi, bireyin hayatının rotasını belirliyor. 

Çocukken yaşadıklarını yetişkin olduğunda hala sindiremeyen ve hayatına yansıtan bir kişiden söz edeceğim: Mary Poppins kitaplarının yazarı  P. L. Travers. 


Walt Disney iki kızına  Mary Poppins kitaplarını beyaz perdeye taşımak için söz verir ve bunun için Travers’dan  izin almanın
peşindedir. 20 yıl süren bu mücadele Saved Mr. Banks filmine konu olur.

Travers, o kadar huysuzdur ki, insanları sürekli azarlar,
baskı yapar ve ezer hatta canlarından bıktırır. Çocukluğunda yaşadığı sancılı
süreci yazılarında anlatır, karakterlerine yaşatır ve filme çevri
lecek olan
kitabının karakterlerinden özellikle annesi ve babasına saygı duyulmasını
ister. Ancak çevresindekiler, onun içinde yaşadığı savaştan bihaberdir.  




Mary Poppins adında sihirli güçlere sahip bir dadının, Banks
ailesinin küçük çocuklarına bakma görevini üstlenmesiyle birlikte onlara
bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamasını konu alan kitabın senaryolaştırma süreci tam bir eziyete dönüşür. 


Filmin sonunda bu masalda anlatılanların Travers’ın hayatı
olduğunu anlayan 
Walt Disney, yanına gider ve çocukluğu ile hesaplaşıp, affetmesi
gerektiğini söyler. Yaşadığı 
olayları kendi hayatından örnekler vererek affettiğinde
hayatının güzelleşeceğini anlatır. Sonrasında gerçekten de affeden Travers,
küstüğü hayata yeni kitaplar yazarak sarılır.



Huysuz çocuk gibi davranan
yetişkin olmak yerine, hayatı anlamaya çalışan ve içindeki çocuğa da kulak veren bir yetişkine dönüşmek en güzelidir. Hayat gümüş tepsi ile fırsatları sunmuyor, tırmalamak ve tırmanmak 
gerekiyor. Özellikle de birçok filme konu olan ve haber yaparken konuştuğum uzmanların da söylediği gibi, çocukluk döneminde yaşanan sorunları çözemeyenler için tam bir kabusa dönüşüyor. Mutlu çocuklar yetiştirmek için, bilinçli ebeveynlere ihtiyaç var. Tabii ki, nitelikli uzmanların yardımıyla… 



Continue Reading

SINIRLARI AŞAN KADIN MATEMATİKÇİ

Matematiğin Nobel’i kabul edilen Fields Ödülü’nü alan ilk kadın matematikçi Maryam Mirzakhani, hayatını kaybetti. 40 yaşında meme kanseri nedeniyle hayatını kaybeden Meryem Mirzakhani’nin hastalık kemiklerine kadar yayıldığı belirtildi. (*)


Hiperbolik geometri, ergodik teori, simplektik geometri ve Teichmüller teorisi üzerinde çalışan Mirzakhani, çalışmalarında özellikle “Riemann yüzeyi” olarak adlandırılan şekilleri temel alıyordu. (*)


Matematiğin erkeklere özgü bir alan olduğu kanısını değiştiren Meryem Mirzakhani, sınırları aşarak imkansızlıklar içerisinde başarılara imza atmış.  



Meryem Mirzakhani’nin hayatı matematik alanında birçok başarıya imza atıp,32 yaşında hayatını kaybeden başka bir matematikçiyi aklıma getirdi. Sonsuzluk Teorisi (The Man Who Knew Infinity ) isimli filmde hayatı konu alınan Srinivasa Aiyangar Ramanujan’un matematik alanında ispat edilmemiş birçok formülün altına imza atar. Aynı Mirzakhani gibi genç yaşında yakalandığı verem hastalığı sebebiyle 18 ayını bir sanatoryumda geçirmek zorunda kalır. Hindistan’a döndükten bir sene sonra da hayatını kaybeder. Bu filmi izlemediyseniz mutlaka izleyin.


 

 




Matematik ve felsefe konularına bakışınızı değiştirecek olan Logıcomix çizgi serisini aklınızda tutun. Çocukluğundan itibaren hayatı konu alınan Prof. Bertrand Russell, kitapta mantık bilimini kullanarak birçok soruyu yanıtlamaya çalışıyor. Mantık insanlığın ebedi sorunlarına çare olabilir mi? Çocuklara nasıl bir eğitim vermeliyiz? Evlilik, âşık olmak nedir? Bizi doğrudan ilgilendirmeyen bir savaşa katılmalı mıyız? 



Kitap, ünlü İngiliz filozof Bertrand Russell’in hayat hikayesinin üzerinden felsefe, mantık, matematik ve ünlü filozofların ispatları ve paradoksları üzerine kurgulanıyor. Eğer okumadıysanız, kesinlikle okumanız gereken kitaplar listesine ekleyin. 

Dilerim yakın zamanda Meryem Mirzakhani’nin hayatını hem filmlerde hem de kitaplarda görürüz. Keşke yaşarken yapılsaydı da kendisi de görebilseydi, matematiğin kadın öncüsü…


Continue Reading

İLHAM VEREN FİLMLER

Hayata bakışınız nasıldır? 

Ben bir süredir yeni bir bakış açısı geliştirmeye çalışıyorum. Daha olumlu, daha umutlu ve daha mutlu bir pencereden dünyaya bakıyorum. Her an sakin kalmanın ne demek olduğunu deneyimliyorum. Minik adımlar atıyorum değişim için, aynen bilim yazarı Loren Eiseley ‘e ait Deniz Yıldızı hikayesinde olduğu gibi… 

“Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir
adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
– Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
– Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler. 
Yazar sorar;
– Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var. Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
– Onun için fark etti ama… 🌟 “

 Bazen tek ihtiyacımız inanmak olabilir, Annette Simmons’un dediği gibi: 

“İnsanlar daha fazla bilgi istemiyor. Gırtlaklarına kadar bilgiye boğulmuş durumdalar. İnanç istiyorlar; Size inanç duymak, amaçlarınıza, başarınıza, anlattığınız hikayeye.”

Bugün bilgi değil, içinizi umutla dolduracak filmler paylaşacağım. Bu filmlerde entrika yok, kötüler kaybediyor ve hayatı değiştireceğinize inanmanız için adım atmanın önemi konu alınıyor. 



🌟İyilik yap iyilik bul 🌟
Dünyayı değiştirebileceğinizi hiç düşündünüz mü? Karşılık beklemeden iyilik yaparak belki de bir zincir oluşturabilirsiniz.

Bir sosyal bilimler öğretmeni öğrencilerine ödev veriyor. Dünyayı değiştirmek için bir şeyler yapmalarını istiyor. İnsan olmamızın en temel özelliğini hatırlatan harika bir film.


🌟Hata yapabiliriz, önemli olan düzeltmek. 
🌟Kızdığımız, kırıldığımız ve canımızı acıtan herkesi affedelim. 
🌟Affetmek ve iyilik yapmakta cesur olalım.
🌟Değişmek elimizde, daha güzel günler için buna değer. 
🌟İyilik ve gülümseme bulaşıcıdır, herkese bulaşsın. 
🌟Bir insanı mutlu edince hayat daha huzurlu oluyor, yaşadığımızı anlayalım. 
🌟Çocuklarınızın birey olduğunu unutmayın. 
🌟Gazetecileri sevin, işlerine aşıktırlar. 
🌟Dünya berbat değil, güzelleşmesi elimizde. 
🌟Bir insanı da onarabilirsiniz.



🌟Erin Brokovich,🌟
Eğitimi olmayan bir anne. Hayatı zorluklarla dolu olsa da üç çocuğu ile iş ararken kaza geçirir ve açtığı davayı boynundan hasar görmesine rağmen kaybeder. İş ararken çalmadık kapı bırakmaz. Son umut olarak avukatının yanında biraz zorla işe başlar. İş yerinde dışlanır, ancak çalışmaktan yılmaz. Bir gün iş yerinde emlak dosyasını incelerken gariplikler fark eder. Olayı inceledikçe halk sağlığını tehdit eden suya krom karıştırılmasıyla ilgili ipuçlarının izini sürer ve mücadelesi başlar. Bunlar olurken Erin, hayatının aşkını bulur. Gerçekler asla saklı kalmıyor, zorlu günler geçiyor. 



🌟Freedom Writers🌟
Hayata sıra dışı bakmayı başarırsanız en zor olanı bile başarabilirsiniz.

🌟Kitap okumak herkesin kalbine ve beynine dokunur. Çok okuyalım, kaliteli kitaplar yazalım. 
🌟Ölümsüz eserler yazmak sonraki nesillere de ışık tutar. 
🌟Yolunuza taş koyanlara takılmayın, yanlarından sessizce geçip gidin. 
🌟İşlerimize kapılıp kalmamalıyız ve sevdiklerimize mutlaka zaman ayırmalıyız 💕
🌟Yaratıcı öğretmenler olmalı, kapasitesiz öğretmenler çalışmamalı. 

Continue Reading