NASIL DİJİTAL VATANDAŞ OLDUĞUNUZ NEDEN ÖNEM KAZANIYOR?

Dijital vatandaşlık gün geçtikçe önem kazanıyor. Sahte hesapların azaltılması için sosyal medya platformları da çalışmalarını bu yönde geliştiriyor. Son dönemlerde Facebook hesapları sıkı denetime alıp, sahte olabilecek hesapları inceledikten sonra iptal ediyor. Artık gerçek kişilere ait olmadıkça hesap açmak mümkün olmadığı gibi, eski hesapları da silmeye başladı.

Alınan tedbirlerle sosyal medyada uygulanan siber zorbalık ve sahtekarlıklar gibi kötü durumların önüne geçmeye çalışılıyor. Bu önemler sayesinde sosyal medyada klavye şövalyeliği de son bulabilir.

İyi bir dijital vatandaş olmanız artık birçok ülke için de önem kazanmaya başladı. Artık ABD’ye vize başvurusunda sosyal medya hesaplarının bildirilmesi isteniyor. ABD vizesi başvuru formunda bildirmesi gereken bazı sosyal medya platformları şöyle sıralanıyor:

  • Facebook
  • Flickr
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Pinterest
  • Tumblr
  • Twitter
  • Vine
  • YouTube

Sosyal medyada kimleri takip ettiğiniz, ne gibi paylaşımlarda bulunduğunuz ve neler söylediğiniz önem taşıyor. Çünkü bu gibi detaylar sizin nasıl bir insan olduğunuzla ilgili ipuçları veriyor.

Yaşlıların sosyal medyaya ilgisi artıyor

Tabii hep gençlerin ilgisini çektiği düşünülen sosyal medyanın artık yaşlıların yaşama sarılmasını sağladığı ortaya çıktı. Türkiye İstatistik Kurum(TÜİK)’nun ‘İstatistiklerle Yaşlılar’ çalışmasına göre, Türkiye’de yaşlı nüfusun internet kullanımı 3.4 kat arttı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre ise, 60 yaş üstü global nüfusun 2017’de 962 milyon olduğu, bu rakamın 2050’de 2.1 milyarı bulacağı öngörülüyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşegül Toker ve Eda Sena Şenceylan’ın yaptıkları araştırmaya göre, yaşlı bireyler için sosyal medyanın anlamı “hayatı yakalamak, hayatın dışında kalmamak’’ gibi motivasyonlar sağlıyor.

Araştırma sonucuna göre; yaşlıların sosyal medya kullanım nedenleri arasında bilgi edinme, sosyal etkileşim, eğlence, çevre etkisi ve gözetleme motivasyonları yer alıyor. Böylece, “Yaşlı birey sosyal medyaya hayatının önemli bir parçası olarak yer veriyorsa, atıl olma hissinden de o denli uzaklaşıyor” sonucuna ulaşılıyor.

Dijital medya okuryazarlığı neden önemli?

Bu verilerin ışığında artık dijital dünyanın sanal olmaktan öte gerçek dünyada herkesi bağladığı gerçeği daha net anlaşılıyor. Sosyal medyadaki paylaşımlarınız, takip ettiğiniz kişiler, yorumlarınız kısaca her şeyiniz kaydediliyor. Bu konuda nasıl bir yol izleyeceğiniz ise, dijital medya okuryazarlığı bilinciyle hareket etmek oluyor. Bu sayede hata yapma oranı azalıyor. Görgü kurallarının sanal dünyaya gelmesi güzel biri durum olurken, bilmeden verdiğiniz mesajlar sosyal medya adreslerinin sizi ailenizden daha iyi tanımasını sağlıyor. Tabii bunlar ilerleyen yıllarda ne gibi durumlarla karşılaşılmasına neden olacak hep birlikte göreceğiz.

Kaynak :

https://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/yaslilar-sosyal-medya-ile-yasama-sariliyor
Continue Reading

DİJİTAL BAĞIMLILIKTAN KURTULMAK İÇİN ÇÖZÜM NE?

Türkiye’de insanlar günlük ortalama 7 saat 15 dakikalarını internette geçiriyor. Japonya’da günlük ortalama 3 saat 45 dakika ile günlük internette en az zaman geçiren ülke iken, en fazla zaman geçiren ülke 10 saat 2 dakika ile Filipinler oluyor. Dünya ortalamasına bakacak olursak 6 saat 42 dakika görülüyor.  Dünyada önde olduğumuz durumlardan biriyle karşı karşıyayız. Peki bu durum iyi bir şey mi?

We Are Social ve HootSuite tarafından yayınlanan “Dijital Türkiye 2019” raporuna göre,  Türkiye dünya üzerinde internette en fazla zaman harcayan 14. ülke olarak yerini alıyor.  Ülkemizde yetişkinlerin yüzde 98’i cep telefonu kullanıyor.

Amacım sizleri rakamlara boğmak değil, bu kadar dijital içerisinde zaman kaybederken, bilgi kirliliğinde de üst sıralarda yer aldığımızı hatırlatırım. Özellikle “zaman” kelimesinin altını çizip, tırnak içerisine alıyorum. Hayatımızda bir daha geri dönüşü olmayan, en değerli şeyi sanal dünya için harcıyoruz.  Zamanımızı!

Zamanımızı burada boşa mı harcıyoruz?

Bu konu,Black Mirror dizisinin 5. sezon “Smithereens” adıyla ikinci bölümünde derinlemesine işleniyor. Bir adamın, trafikte arabasını kullanırken bir sosyal medya uygulaması olan Smithereens’ten gelen bildirime bakarken kaza yaparak nişanlısını kaybetmesiyle hikaye başlıyor.

O anda dikkatini yola verseydi, bu kazanın olmayacağını düşünen adam, zamanla sosyal medya uygulamasının sahibi olan Billy Bauer’e hesap sormak, kızmak ve içinden geçenleri anlatmak ister.

Bir gün grup terapisine gittiğinde bir kadınla tanışır ve kadının kızının intihar ettiğini öğrenir. Sonrasında ise, kadının 18 ay önce intihar eden kızının sosyal medya adresinin şifresini bulmaya çalıştığını fark eder. Kızının neden intihar ettiğini öğrenmek için sürekli şifre denediğine şahit olur. Yani “sosyal medya, bizi annemizden daha iyi tanıyor” mesajı verilir.

Adam sosyal medya binasının önünde patronu kaçırmak için uğraşırken, iş işten geçtikten sonra stajyeri kaçırdığını anlar. Ancak yine de sessizlik terapisi için 10 günlüğüne kendisini kapatan Billy Bauer ile görüşmeye çalışmaya devam eder.

Bu sırada adamın peşine İngiliz polisi ve FBI düşer. Ancak her iki kurum da bilgi toplamaya çalışsa da en ayrıntılı bilgiye en hızlı şekilde yine sosyal medya şirketinin çalışanları ulaşır. Adamın sosyal medya profilinden hakkındaki her şeyi öğrenirler. Dizide vurgulanan bu nokta ise, sosyal medyadan bizimle ilgili her türlü bilgi, bu şirketlerin eline teslim edilmiş şekilde duruyor. Sanki hep orada duracak diye düşünsek de bu veriler bazen çalınıyor, bazen siliniyor, sonunda da “yanlışlıkla oldu” açıklaması yapılabiliyor.

Her şeyimizi bir tık ötelerine dijital şirketlere kendi onayımızla teslim ettiğimizi öyle güzel ele alıyor ki dizi, telefonlarımız sayesinde nerede olduğumuzu da tespit edebiliyorlar. İstedikleri zaman telefonumuzu dinleyip, kameramızı açabiliyorlar. Çektiğimiz her fotoğrafın detay bilgilerine ulaşabiliyorlar.

Dijital medya bağımlılığı sahte sigara mı?

Diziye geri dönecek olursak adam, Billy Bauer’i bu uygulamayı bağımlılık yapacak şekilde tasarlamakla suçluyor. “Sahte sigara” diye dizide geçen bir replikte olduğu gibi teknoloji ve dijital medya gerçekten de beynimizde mutluluk kaynağı olan dopamini harekete geçiriyor ve bağımlılık yapmayı başarıyor. Dizide öyle güzel ele alınmış sahneler var ki, izlediyseniz bile tekrar izlemenizi öneririm.

Dikkatinizi neye veriyorsunuz?

Zamanımız çok değerli ve hayatımızın kontrolü kendi ellerimizde olmalı. Hayatınızı boş tıklar için harcamayın, başınızı kaldırın ve gökyüzüne bakın! Sosyal medyada konular ve gündeme düşen meseleler çok hızlı şekilde tüketiliyor ve önemsizleşiyor. Ölümlere tepkiler saman alevi gibi oluyor, hatta insanlar çevrelerinde yaşanan olayları kaydetmeye o kadar alışmış durumda ki, müdahale etmek yerine video çekmeye çalışıyor. Ölümler rakamlardan, sevgiler beğenilerden ve değeriniz takipçi sayınızdan ölçülür hale gelebiliyor.

  • Dijital medya ve teknolojiyi siz kullanın, o sizi kullanmasın!
  • Dikkatinizi istediğiniz yere verin, yeri geldiğinde bildirimleri kapatın.
  • Trafikte telefonunuzla oynamayın ve bakmayın.
  •  Zamanınızın geri gelmeyeceğinin aklınızda bulundurun.
Continue Reading

DİJİTAL MEDYA OKURYAZARLIĞINDA BAKANLIKLAR BİLİNÇLENDİRME ÇALIŞMALARINDA NASIL BİR YOL İZLEMELİ?

Dijital medya bağımlılığı konusunda Sağlık Bakanlığı da düğmeye bastı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Davranışsal Bağımlılık ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hakkında açıklamalarda bulundu. Eylem planı kapsamında gençlerin internette araştırma ve bilgi edinmeye ayırdığı zamanın yüzde 10 artmasını, sosyal medyadaki sürenin ise yüzde 8 azaltılması hedefleniyor.

TÜİK 2018 yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri (BT) Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de 16-74 yaş arası internet kullanan bireylerin oranı yüzde 72,9 ve her 10 hanenin sekizi internet erişimine sahip. Yani internet kullanımı çok yaygın ki, bu rakamların bu sene daha da yüksek olduğunu düşünüyorum.

Bakanlığın daha önce Dijital Oyun Bağımlılığı Çalıştayı raporunda, stres ve olumsuz duygulardan uzaklaşma isteği bağımlılığın başlıca nedeni olarak gösteriliyor.  Bağımlılığın ayrıca başta obezite olmak üzere ortopedik rahatsızlıklar, yeme bozuklukları, göz ve görme sorunlarına neden olduğu üzerinde duruluyor.

Milli Eğitim Bakanlığından Sosyal Medya Okuryazarlığı Dersi Geliyor

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk da Twitter hesabından şöyle bir mesaj paylaştı: “Sosyal medya okuryazarlığı dersini okullarımıza ilaveten Halk Eğitim Merkezlerinin programına da aldık. Siber zorbalık, siber bağımlılık, kişisel bilgilerin korunması, sosyal medyada nezaket dili, doğru ve sınırlı kullanım konularında verilecek derslere katılım ücretsiz olacak.”

Daha önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Mahremiyet eğitimi’ raporunda da dijital okuryazarlık konusunda ailelerin bilinçlendirilmesi üzerinde durulmuş ve izlemeleri gereken adımlar anlatılmıştı. Bu çalışmaların yapılması sevindirici bir durum.

Peki başka neler yapılmalı?

Sağlık Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarının kurulumunda danışmanlık yaptığım dönemlerde, bu konuda somut adımlar atılması için çalışmaya başlamıştım. O dönemler dijital dünyada zaman geçirmek amacıyla, içerikler bu kadar çok ve çeşitli değildi. Planladığım projeler hayata geçirilmiş olsaydı, bugün bu konuşulan adımların ötesine geçilecekti. Belki de dünyaya örnek olacak çalışmalara imza atmış olacaktık.

Yıllar önce dijital medya eğitimlerimde hekimlere, televizyon ve yazılı basının nostaljik bir havası olacağını söylediğimde bunun gerçek olmayacağını dile getiriyorlardı. Bu sene dijital itibar yönetimi eğitimlerimde anlattıklarım sonrasında hekimler, daha farklı bakış açıları kazandı. Çünkü, dünya bambaşka bir yöne doğru gidiyor.

Bu projelerdeki adımlar temel düzeyde ve daha vizyoner adımlar atılması gerekiyor. Önce temelde kurumların yapması gereken bazı projeler hayata geçirilmeli, halka sadece dijitali anlatarak bir gelişme beklenmemeli. Artık daha da farklı bir yol haritası izlenmeli.

Continue Reading