ÇOCUKLAR DİJİTAL MEDYADA HİPNOTİZE Mİ OLUYOR?

 Dijital medya gün geçtikçe hayatımızın merkezine yerleşiyor. Geçtiğimiz günlerde açıklanan “Çocukların Yeni Medya Kullanımı ve Siber Zorbalık Araştırması” sonuçları da öğrencilerin günlük ortalama internet kullanım süresinin 2 saat 13 dakika olduğunu gösteriyor. Hipnotize olmuş gibi, ekranların karşısından kalkamayan çocuklar, zamanla birçok sağlık sorunu yaşayabiliyor. Unutmamalı ki, aşırı sosyal medya kullanımının depresyon, kaygı bozukluğu ve başka sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğu bildiriliyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından Türkiye genelinde 26 ilde, 99 ortaokulda ve 3 bin 29 öğrenci arasında yapılan araştırmaya göre; yüzde 63.3’ünün cep telefonu bulunuyor ve bunların  yüzde 90.7’si akıllı cihazlarından internete bağlanabiliyor. Ortaokul öğrencilerinin yüzde 48,6’sının her […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

HENRY’NİN KİTABI İYİLİĞİ YAYACAK

The Book of Henry, Gregg Hurwitz’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan filmde Henry karakteri üstün zekalı bir çocuğun etrafını nasıl etkilediğini konu alıyor. Henry, sadece zeki değil, aynı zamanda çok düşünceli.  Filmin bazı sahnelerinde ağlamaktan duramayacağınız için, rahat olacağınız kişilerle izleyin. Çünkü, çok ağlayacaksınız.  Çocukların, etraflarında olan kötü olaylara karşı tepki verdiğini ancak yetişkinlerin görmezden geldiğini işliyor. Henry, annesinin parasını yönetmekten kardeşinin ihtiyacı olanları planlıyor. Komşu kızının yaşadıklarını değiştirmek  için çaba sarf ediyor.  Yazdığı bir kitap annesinin yolunu belirliyor.  Bu filmi mutlaka izleyin. 

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

MUCİZE İNSANLARI OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEKTİR

Hayatımızda mucizeler olsun isteriz. Bu süreçte de çevremizdeki sevdiklerimizin bize birer mucize olduğunu hemen anlamayız.  Dünyaya gelirken, herkesin farklı zorlukları olur. Kimi fiziksel kimi psikolojik kimi farklı şekilde zorluklar yaşar. İşte bu sorunları aklımıza takıp, insanlardan uzaklaşmak yerine daha çok insanla tanışmalıyız.  2012’de R. J. Palacio’nun yazdığı romandan uyarlanan Mucize filminde fiziksel sorunlarla dünyaya gelen August Pullman’ın hikayesi anlatılıyor. Yıllarca geçirdiği ameliyatlar ve bu süreçte insanlardan uzak bir hayat yaşamasına neden olur. Beşinci sınıfa başladığında, yüz farklılıkları nedeniyle arkadaşları tarafından dışlanmasının ve bu zorlu süreci atlatmasını konu alır.  Çocuklara, farklılıklar ya da hastalıklar nedeniyle kimseye kötü davranılmaması gerektiği öğretilmeli. Bu […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

GECEYİ AYDINLATAN MUCİT THOMAS EDİSON

Edison denince akla ilk Ampul gelir.  Thomas Alva Edison 11 Şubat 1847 de Amerika Birleşik Devletleri’nde Ohio’nun Milan kentinde doğdu. Yedi kardeşten, en küçüğüydü. İlkokula başlayan Edison, disleksi hastası olduğu için algı sorunları yaşıyordu bu yüzden okul yönetimi okuldan uzaklaştırma kararı aldı. Kanada’da öğretmenlik yapmış olan annesi Edison’un eğitimine evde devam etti. Edison 10 yaşına geldiğinde fizik ve kimya kitaplarını okuyordu. Bu dönemde evinin bodrum katında küçük bir kimya laboratuvar kuran Edison, özelliklede volta kaplarından elektrik akımı elde etme üzerinde araştırmalar yapıyordu. Bu çalışmaları sırasında Edison, mors alfabesini öğrendi ve kendisi bir telgraf yaptı. O günlerde ağır bir ateşli hastalık […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

MEDYA OKURYAZARLIĞI EĞİTİMİ ALAN ÇOCUKLAR DAHA SEÇİCİ

Medya okuryazarlığı konusunda yıllardır haberler yapıyorum. Bu konunun önemin dikkat çekmek için uzmanların uyarılarını gündeme getiriyorum.  Medya okuryazarlığı alanındaki çalışmaları incelediğimde bir şeyi fark ettim. Medyanın içinde çalışan gazetecilere hiç söz hakkı verilmiyor. Sadece tek taraflı yapılan araştırmaların etkisinin olmayacağını, teorik ile pratik arasında kopukluk olacağını kimse sorgulamıyor. Yani iş, teorikte anlatıldığı gibi olmayabiliyor. Öyle örnekler çıkıyor ki, medya okuryazarlığı için uygulanacak adımlara uyuyor ancak bir noktada aslında hatalar gözden kaçabiliyor. Bu nedenle teorik ile pratik bir arada olmadıktan sonra yapılan çalışmaların anlamı yok.  Medyadan uzak medya okuryazarlığı çalışmalarının işler olması mümkün değil. Bu işlerin düzenlenmesi için, gazetecilerin özlük haklarının […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

MEDYA İLE İLGİLİ ÖĞRENDİĞİNİZDE HAYATINIZI DEĞİŞTİRECEK GERÇEKLER

Haberleri okurken ya da izlerken, “Söylenenler gerçek mi yoksa yalan mı?” diye düşünür müsünüz? Yalan olma ihtimalini düşünmeden hemen inanır mısınız? Hayatımızın merkezinde olan ve yöneten medya hakkında belkide farkında olmadığınız bazı gerçekler var. Medyayı anladığınızı düşünürken bardağın boş tarafına bakmayı öneriyorum. Çünkü, bildiğimizi düşünmek, öğrenmemizi engelleyecektir. Belli bir noktaya kadar bilebiliriz, belli noktayı yukarı çıkartmak için bilgi eklemeye devam etmemiz gerekir.  Kriptololji yani gizli şifreleri çözmek gibi, kelimelerin arkasında yatan gizli mesajı çözmektir medya okuryazarlığı. Gizli mesajı çözerek, medyanın bizi yönlendirmeye çalıştığı şeyi anlamış olacağız.          Medya Okuryazarlığı nedir? Medya okuryazarlığının çok farklı tanımları var. Bir […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

HUYSUZ İNSANLARIN SORUNU ÇOCUKLUĞUNDA MI SAKLI?

Uzmanlar hep çocukluk döneminin çok önemli olduğunu söyler. Bu nedenle de annelerin en az iki yaşına kadar çocuklarına bakmaları tavsiye edilir. Çocukluk döneminde yaşanan travmalar tüm hayatlarını etkilediği için, bu dönemde oluşan yaralar insanların geleceğini karartabilir. Filmlerde özellikle de korku ve gerilim filmlerinde seri katiller bulunduğunda hep karşımıza çocukluk döneminde yaşanan travma nedeniyle, yetişkin olduğunda bunun intikamını alan karakterler çıkar. Yaşadığı acıların, dönümüşü intikam olur.  Tabii her travma sonrası böyle korku filmlerine konu olan türden durumlar yaşanmaz, bu acılar başarı hikayelerinin doğmasına da yol açar. Mesela, büyük başarılara imza atmış bilim insanları ve doktorlar, genellikle çocukluk dönemlerinde yakınlarının yaşadığı sağlık sorunu sonrasında bu mesleği […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

GÜZELLİK Mİ GÜÇ MÜ?

Masallarda “Ayna ayna söyle bana benden daha güzeli var mı bu dünyada?” cümlelerini okuyarak büyüdük, Türk filmlerinde kendine güvenini yükseltmek isteyen kadınlar için ise, “Ben dünyanın en güzel kadınıyım” cümlesini motto edinmek gerektiği anlatıldı. Kadınlar kendilerine güvenlerini güzellikleri ile edinmeye çalışıp, yama yaparken kişiliklerine; erkekler dünyanın en güçlü kahramanı olduklarına inandırıldı. Yani kadınlar güzellikleriyle, erkekler ise güçleriyle yer buluyordu dünyada.  Gereksiz şekilde kendini beğenme serüveni kitaplarda kişisel gelişim ile devam etti. İstesem her şeyi yaparım, istesem yeter. Sadece istemeyle olmayacağını anlatmadı kitaplar, bir plan, program yapıp çalışmak gerektiği gerçeğini sakladı, isteyerek uyuyakaldı insanlar. Uyandıklarında ise, hayatlarında değişen tek şey istemekle […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

ÇOCUKLARA KAN BAĞIŞINI ÇİZGİ FİLMLERLE ÖĞRETELİM!

Kan bağışının önemi her geçen gün artıyor. Bağışlanan her kan bir hayata dokunuyor. Bunun bilincini de çocukluk çağından itibaren başlatmak için çizgi filmlerle anlatmak mümkün. Türk Kızılayı da bu nedenle çizgi film serileri hazırlamış. Animasyon çizgi filmler içerisinde  ‘Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’, ‘Keloğlan’, ‘Deli Dumrul’, ‘Alaaddin’in Sihirli Lambası’ var. Tabii senaryoları daha farklı olabilirdi. Çünkü, çizgi filmlerde çocuklara şiddet içerikli öğelerin sunulması kısmı olmamış. Özellikle ‘Deli Dumrul’ masalı, her işini şiddetle çözen bir kahramanın sunulması yerine, daha farklı hazırlanabilirdi. Görsel Medyanın Çocuk Sağlığına Etkileri başlıklı makalede de değinildiği gibi: “Amerika’da 1937-1999 arasında yapılmış çizgi filmlerin tümünde şiddet öğesine yer […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz:

SADELİK AKIMINDAN NELERİ HAYATIMIZA KATMALIYIZ?

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım aradı ve bir kitap tavsiye etti. “Bu kitabı okumalısın, inanılmaz rahatladım ben” dedi. Ne olduğunu sorduğumda ise, sade yaşam felsefesini anlatan Fransız Blogger Francine Jay’ın  Azla Mutlu Olmak – Sade Yaşam Rehberi isimli kitap olduğunu söyledi.  Bu kitabı henüz okumasam da arkadaşım uzun uzun överek kitaptan söz edince, bende sade yaşam felsefesi ile ilgili biraz araştırma yaptım. Gördüklerim, kısaca alışveriş kolik olup, mutluluğu eşyalarda aramak yerine kendi içimizde bulmaya dayandığını anladım.  Sade bir hayat, az eşya, minimum alışveriş, huzurlu bir ortam ve dengeli bir ruh halinden söz ediyor. Hayatım boyunca kredi kartı kullanmaktan kaçmış, kullanmayacağım kıyafetleri […]

Continue Reading

Şunları da beğenebilirsiniz: