DİJİTAL DÜNYA VERİLERİN VAHŞİ BATISI MI?

Sabahları uyanır uyanmaz elinize aldığınız, yatmadan önce son bir kez gezindiğiniz dijital dünyanın tehlikelerinin farkında mısınız? Dijital ortamda olsam ne olacak diyenler, bir kadın gazetecinin ortaya çıkardığı Hollywood görünümlü vahşi batının gerçek yüzünün hikayesini dinlemeye hazır mısınız? Hem de bu olanlar birkaç yıl öncesine dayanıyor.

Sizin dijital ortamda paylaştığınız her bilgi bir veri olarak kaydediliyor. Bu veriler  sizin aleyhinize  kullanılmak üzere biriktiriliyor. Tam da bu konuları derinlemesine işleyen “The Great Hack” adındaki belgeselde, veri analiz şirketi Cambridge Analytica’nın sizin verilerinizin manipüle edildiği ele alınıyor. Bu belgeselin bence kahramanı , Facebook-Cambridge Analytica veri skandalını ortaya çıkaran Gazeteci Carole Cadwalladr oluyor.  Tüm dünyayı etkisi altına alan dijital verilerin manipülasyon için kullanılarak, seçimlerde karar değişikliğinin sağladığının ortaya çıkması büyük yankı uyandırmıştı.

Şimdi gelin 2016 yılı ABD Başkanlık seçimlerinin Donald Trump’ın kazanması ve Brexit oylamasında İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararının alınmasıyla insanların şaşkına döndüğü günlere bakalım. Olay patlak verdiğinde Facebook’un 50 milyon civarındaki kullanıcısının bilgilerini Cambridge Analytica’ya sattığı ortaya çıkmıştı.

Guardian & Observer’de yazan Gazeteci  Carole Cadwalladr, aylarca Facebook ile Cambridge Analytica arasında neler yaşandığını araştırmış ve sonunda da ipuçlarını birleştirip olayı çözmüş. Belgeselde bu olayda ismi geçen birçok kişiye söz hakkı verilmiş ve sanki olaylarla eş zamanlı çekilmiş gibi bir havanın verilmesi de izlerken o günlere götürüyor bizleri.

Elimizden düşürmediğimiz telefonun kamerasıyla izleniyor, mikrofonu ile dinleniyoruz. Arkadaşımızla konuştuğumuz konunun reklamları kısa sürede karşımıza çıkıyor. Belgesel dönecek olursak, işte tam bu noktada veri analiz şirketi olan Cambridge Analytica’nın yaptığı işler mercek altına alınıyor. Gündeme gelen skandallar sonrasında Medya Tasarım Profesörü David Carroll, bu şirkete “Benim hangi verilerime sahipsiniz” sorusunu sorarak, kişisel veri hakları üzerinden dava açıp kazanıyor.

Dijital ortamda “ücretsiz” diye kullandığınız uygulamaların, sizden sadece telefon rehberinize ya da arkadaş listenize ulaşmak istediğinde bu durum sizin için önemsiz olabilir. Hatta daha da ilginç tarafı arkadaşlarınızın telefonlarına indirdiği ücretsiz uygulamalar bile sizi etkiliyor. Mesela, dijital platformdan görüştüğünüz bir kişi arkadaş listesini paylaşmaya izni verdiyse sizin hiç haberiniz olmadan bütün bilgilerinize bu uygulamayı yapanlar erişebiliyor. Böylece dijital platform şirketleri toplumun psikolojisi ile rahatlıkla oynayabiliyor. 

“Bu verileri nereden aldılar?” diye soracak olursanız hemen Cambridge Analytica’nın eski çalışanlarından Brittany Kaiser’in söylediklerini dinleyelim: “Dünyanın en zengin şirketleri teknoloji işi yapan şirketler. Google, Amazon, Facebook, Tesla… Bu şirketlerin dünyanın en güçlü şirketleri olmasının nedeni, veri değerinin petrol değerini aşmış olması. Dünyanın en değerli serveti günümüzde büyük veri!”

Seçim süreçlerinde  ikna edilebilir kişilerin, olayları Cambridge Analytica yetkililerinin göstermek istediği şekilde gördüklerini Kaiser, şu sözleriyle anlatıyor:  “ABD’deki tüm seçmenlerin kişilik modellerini belirlemek için Facebook testlerini kullanıyorduk. Kaynaklarımızın çoğunu fikrini değiştirebileceğimizi düşündüklerimize yönelttik. Onlara “ikna edilebilirler” diyorduk. Onlar her yerdeydiler ama asıl önemli olan, hangi partinin kazanacağı belli olmayan eyaletlerdeki ikna edilebilirlerdi. Bu eyaletlerin hepsi seçim bölgelerine ayrılmıştı. Yani şu seçim bölgesinde 22 bin ikna edilebilir var derdik ve doğru seçim bölgelerinde yeterince ikna edilebiliri hedeflersek o eyalette Demokratlar değil Cumhuriyetçiler kazanabilirdi. Yaratıcı ekibimiz, bu kişileri tetikleyecek kişiye özel içerikler hazırladılar. Onları bloglar, makaleler, videolar ve reklamlarla bombardımana tuttuk. Aklınıza gelebilecek her platformda. Ta ki dünyayı bizim istediğimiz şekilde görmelerini sağlayana dek. Ta ki bizim istediğimiz adaya oy verene dek. Bumerang gibi. Verileri yolluyorsun, analiz ediliyor ve davranışlarını değiştirme amacı taşıyan hedefli bir mesaj olarak sana geri dönüyor. Bu nedenle de içerikler öyle tasarlandı ve istedikleri kişiye oy vermemiz sağlandı.”

Psikografiklerin silah olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken Brittany Kaiser, silahla eş değer bir teknoloji olduğunu ifade ediyor.

Dijital Dünyada Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil

Belgeseli hazırlayanlar Cambridge Analytica’nın eski çalışanlarının hepsine ulaşmaya çalışmış, onlardan biri de Cristopher Wylie! Bu çalışanın anlattıkları gerçekten dijitalde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını gözler önüne seriyor. Wylie, şunları anlatıyor: “Veri toplamanın bir yolunu bulmamız gerekiyordu. Öncelikle Cambridge Üniversitesi’nin profesörlerine gidip, görüşlerini aldık. Burada görüştüğüm akademisyenler bize özel izinleri olan Facebook uygulamaları teklif etti. Bunlar, sadece uygulamayı kullanan kişilerin verilerini toplamakla kalmıyor, bu kişilerin tüm arkadaş ağlarına girerek arkadaşlarının da verilerini topluyordu. Uygulamayı kullanan biriyle arkadaşsanız, sizin verilerinizi topladığımızdan haberiniz bile olmuyordu. Durum güncellemelerini, beğenileri, bazen de özel mesajları topladık. Sizi seçmen olarak değil, bir kişilik olarak hedefliyorduk. Sadece birkaç yüz bin kişiyle tüm ABD seçmenlerinin psikolojik profilini çıkarabiliyorduk. Hiç kimsenin verilerinin bu şekilde toplandığından ve işlendiğinden haberi yoktu.”

Medyanın gücünü hep dile getiriyorum, bu kez dijital medya için daha büyük ifadeler kullanmak gerekiyor. Çünkü bir kitleye karşı manipülasyon yapan geleneksel medyaya karşın, dijital ortamlar kişiye özel manipülasyon imkanı sunuyor.

İnsanların ücretsiz diye kendi kişisel verilerini kullanılmasına izin verdiğinde, kendisine kullanılmak üzere hazırlanan silahın parçalarını kendi isteğiyle teslim ediyor. Bu ortamlara yüklediğiniz her fotoğraf, her beğeni, her yorum, etiketleriniz, arkadaşlarınız ve onların hareketleri inceleniyor ve işleniyor.

Veri skandalını ortaya çıkartan Gazeteci Carole Cadwalladr, belgeselin sonunda şunları söylüyor: “Bizi bir araya getirmek için kurulmuş bu platformlar, silaha dönüşmüş durumda. Neyin ne olduğunu bilmek, artık imkânsız. Çünkü her şey, arkadaşlarımızla görüştüğümüz ve bebek fotoğrafları koyduğumuz platformda gerçekleşiyor. Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Veri akışına sınırlama getirin, verilerinizin yaşamınızı nasıl etkilediğini anlamanız gerekiyor. Bireyler olarak itibarınız tehlikede.”  

Dijital medya okuryazarlığı çalışmalarının hız kazanması şart! Bu sistemde verilen ücretsiz hizmet karşılığında, insanlar gönüllü olarak bilgilerini paylaşıyor. Eğer önlem alınmazsa bilmediğimiz ve belki başka bir skandalla adını öğreneceğimiz veri analiz şirketinin kurbanlarından biri biz olabiliriz. Geç olmadan, bilinçlenmek şart!

Continue Reading

DİJİTAL DÜNYANIN TEHLİKELERİNDEN NASIL KORUNMALI?

Son dönemlerde yine Mavi Balina gibi oyunların tehlikesi gündeme geliyor. Farklı iddialarla bu gibi oyunların 50 günlük bir süre sonunda intihara neden olabiliyor. Bu tür tehlikelerden korunmak için en önemli korunma yöntemi bilinçlenmek için dijital medya okuryazarlığı.

Dijital dünyada yaşadığımız için farklı tehlikelerle de karşı karşıya kalıyoruz. İşte bu noktada Bankalararası Kart Merkezi, Demet Evgar ile gerçekleştirdiği farklı kampanyalarla dolandırıcılara karşı uyarıyor.  “Palavra” ve “Sana ne” şarkılarıyla dikkatli olunması gereken noktalara dikkat çekiyor. Zorlu süreç yaşamamak için kredi kartınızın numarasını vermeyin. Özellikle online alışverişler konusunda çok dikkatli olun.

Proofpoint’in 2019 İnsan Faktörü raporuna göre; 2018’deki en etkili kimlik avı tuzağı, diyet ve zihin geliştirme aldatmacalarından “Brainfood” oltalaması. Bu oltalama yöntemiyle kredi kartı bilgileri toplanmış.  Mesaj başına 1.6 tıklamadan fazla tıklama oranına sahip olan ve saldırganların aynı zamanda insan güvensizliğinden yararlandığı gösteriliyor.

Dijital medya okuryazarlığı önemli

Dijital medya okuryazarlığı, medya okuryazarlığının bir parçası ve bilgileri etkin bir şekilde bulma, tanımlama, değerlendirme ve kullanma yeteneği.  Dijital medya okuryazarı olmak için, dijital ortamda eleştirel bakış açısı ve muhakeme özelliği kazanmak önemli. Dijital okur yazarlık, dijital vatandaşlığın dokuz temel öğesinden biri. Dijital vatandaşlığın 9 boyutu Dr. Mike Ribble tarafından şu şekilde belirlenmiş :

  • Dijital Erişim
  • Dijital Ticaret
  • Dijital İletişim
  • Dijital Okuryazarlık
  • Dijital Etik
  • Dijital Güvenlik
  • Dijital Haklar ve Sorumluluklar
  • Dijital Sağlık
  • Dijital Hukuk  

Amerika’da yeni moda dijital detoksu

Amerika’da uzun saatler dijital kullanımının oluşturduğu beyindeki beğenilme hissinin alışkanlıktan bağımlılığa geçmesinin önüne geçmek için bir çeşit dijital detoks başladı. Sosyal medya yerine kitap okuma alışkanlığının kazanılması, sürekli uyarılan beyin için de faydalı olacağı konuşuluyor. Dijital dünyaya karşı daha temkinli yaklaşmak ve beynin dinlenmesi için dijital oruç da denilen bu yöntem, gittikçe yayılacağa benziyor.

Kaynaklar

https://www.proofpoint.com/us/newsroom/press-releases/proofpoints-annual-human-factor-report-details-top-cybercriminal-trends-more
Continue Reading

KAHVE SİZİN İÇİN NE ANLAM İFADE EDER?

Güne bir fincan Türk kahvesi ile başlayanlardan mısınız? Kokusuyla günümüzü güzelleştiren kahve, zihnimizi de açıyor.

Kahve kokusu geçtiğimiz günlerde Ankara’yı sardı.  Ankara Coffee Festivali’nde insanların merakla farklı kahve türlerini tatmasındaki keşfe müziğin eşlik edişini gözlemledim. Kahve kokusu bizi güne hazırlar, kendimizi daha iyi hissederiz.

Kokusunun etkisinin yanında kahveye güzel bir sohbet eşlik ederse tadı başka güzel hale gelir. Festivale sevdikleriyle gelenler çünkü kahve bile yanında sohbetinden keyif aldığımız insanlarla anlam kazanıyor. Yalnız olduğumuzda ise kitabımızın yanında da iyi gider ya da deniz kenarında efkar içerisinde de….

Türk kahvesinin verdiği huzuru hiçbir şeyde bulamıyorum. Çünkü, annemle kahve saatlerimiz olurdu. “Hadi bir kahve yap, sohbetimize eşlik etsin” derdi annem. Yaşadığımızda ne kadar kıymetli olduğunu bilmediğimiz anlarımız, ilerleyen yıllarda hatıralarımız oluyor.

Aynı Bob Dylan’ın dediği gibi “Bir fincandaki kahve gibidir hayat. Bazen tatlı, bazen değildir. Önemli olan kahvenin tadı değil zaten, onu kiminle içtiğinizdir.”

Kahvemizi alır, günün değerlendirmesini yapardık annemle. Sohbet kadar koyu olurdu sade kahvenin tadı. Yıllar geçip, kalp ameliyatı geçirdikten sonra annem, hayatından kahveyi çıkarttı. Sohbetlerimiz yine doyumsuzdu, kahveyi onun yanında içmez olmuştum.

Şimdilerde her kahve içtiğimde yüreğimde buruk bir acı oluyor, sade kahvenin acısı değil canımı yakan, annemin yokluğu… Çünkü onun yokluğunu hiçbir şey doldurmuyor.

İşte kahve festivalinde insanları gözlemlerken aklımda hep anılar vardı. Herkes için kahve farklı bir anlam ifade edebilir. Kimi zaman zorlu günlerin sonunda rahatlamak için içilen bir içecek, kimi anlar güne dinç başlamanın anahtarı olabilir. Türk kahvesi vazgeçilmezdir…

Continue Reading

DIJITAL DÜNYADA NASIL BIR EBEVEYN OLMALISINIZ?

Dijital vatandaş olarak, dijital sokaklarda çocukların güven içinde olması çok büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz aylarda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, öğrencilerin internette rahatsız oldukları konuların başında yüzde 34,8 ile siber zorbalık olduğunu açıklamıştı. Bu bağlamda aileler çok dikkatli olmalı.

Dijital ortamda aileler çocuklarının ne gibi içeriklere maruz kaldığı konusunda endişe duyuyor. Bunun yanı sıra bilmediği kişilerle konuşan çocuklar, birçok tehlikeyle karşı karşıya kalabiliyor. Bu noktada, dijital platformlar bu tür durumlara karşı önlem almak için çalışmalarını hızlandırdı.

Google ‘Be Internet Awesome’ adında çocuklara özel medya okuryazarlığı uygulamasına yeni etkinlikler ekledi.  Oyunlarla çocukları dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelere karşı bilinçlendirirken, kaynakların güvenilir olup olmadığını sorgulama alışkanlığı da kazandırıyor.

Siteden birkaç örnek vereceğim. Dijital vatandaşlık ve güvenliğin beş temel konusu şu şekilde sıralanıyor:

• Düşünerek Paylaş
• Gerçek Olduğundan Emin Ol
• Sırların Sende Kalsın
• İyi Ol, Özel Ol
• Bir Sorun Olduğunda Konuş

Ebeveynlerin siteyi incelikten sonra çocuklarının öğrenmesi isteniyor

Dijital güvenlik ve vatandaşlık konusunda bilginin doğruluğunu farklı kaynaklardan teyit etmesi üzerine kurgulanan program sayesinde çocuklar yalan haberleri ve sahte içerikleri ayırt edebilecek.

Site adreslerinde nelere dikkat etmeli?
Güvenilir internet sitelerini ve kaynaklarını belirlemeyi çocuklara öğretmemiz gerekiyor. Bir siteye girerken adresinin uzantısına bakmak önem taşıyor. Site adresinin sonundaki uzantının hangi kategoriye girdiğini gösterir.
• .org: Kar amacı gütmeyen bir kuruluş sitesi.
• .edu: Yüksek öğrenim kurumuna bağlı bir site.
• .gov: Resmi daireler, devlet kurumları ve kuruluşlarının sitesi.

Öncelikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin medya okuryazarlığı konusunda bilinç düzeylerini geliştirmeleri gerekiyor. Dijital dünyada, güvenli şekilde seyahat etmenin kurallarını bilmek hayatınızı kolaylaştıracak. İşte medya okuryazarlığı konusunda şunlar aklınızda olsun:

  • Medya kurgudan oluşur.
  • Kendinize içeriğin kaynağını sorun.
  • Dijital dünyada ziyaret ettiğiniz adreslerin künyelerini inceleyin.
  • Kötü amaçlı web siteleri bilgilerinizi çalabilir.
  • Gerçek olmayacak kadar iyi fırsat sunuluyorsa, muhtemelen öyledir.
  • Güvendiğiniz sitelerden alışveriş yapın.
  • Sanal kredi kartı kullanın ve limitini alışverişinize göre belirleyin.

Kaynaklar

‘Be Internet Awesome’  adresini incelemek isterseniz: https://beinternetawesome.withgoogle.com/tr_all

Continue Reading

BT TARAMALARINA YAPAY ZEKA DOKUNUŞU GELİYOR

Vücuttaki anatomik değişikliklerin belirlenmesini sağlayan Bilgisayarlı Tomografi (BT)  çekimlerinde görüntülerden net şekilde sonuç elde etmek için teknisyenlerin üst üste birden fazla çekim yapması gerekiyordu.  Alınan görüntülerin anlamlı şekilde yorumlanması konusunda radyologlara çok büyük iş düşüyordu.

Yeni oluşturulan bir platform olan SOMATOM go. tarayıcıları yapay zekayı Bilgisayarlı Tomografi (BT)  işlemlerine taşıyor. Bu platformda uygulanan teknolojinin adına ALPHA  (İnsan Anatomisinde Otomatik Yer İşareti İnceleme) deniyor. Bu teknoloji sayesinde, elde edilen görüntülerdeki anatomik yer işaretlerini otomatik olarak tanıyan sistem, farklı eklemler ve vücut bölgeleri için okunmaya hazır standartlaştırılmış şablonlar oluşturuyor.

Zamandan tasarruf sağlıyor

Yapay zeka destekli ALPHA, başından sonuna kadar tüm çekim süresince teknisyene yardım ediyor. Böylece, oluşabilecek önemli gecikmeleri ve hataları önlüyor. Örneğin, algoritma omurganın anatomisini algılarken, daha sonra omur gövdelerini etiketliyor. Araştırmalar, şu anki sistem ile yapay zeka algoritması ile yapılan uygulamalarda zamandan yüzde 78’e kadar tasarruf sağlanabileceğini gösteriyor. Bu da hasta ile hekim iletişimi için daha fazla süre kalacağını ve sonuçların güvenilirliğinde daha iyi sonuç elde edileceğini gösteriyor.

Yapay zekanın sağladığı diğer avantajlardan biri de radyoloğun, tarayıcıyı sadece kablosuz bir tablet ile çalıştırmasına olanak sağlıyor. Bu da hasta deneyimi ve memnuniyetini yüzde 15-29 oranında olumlu şekilde etkiliyor.

Yapay zeka radyologların önemini azaltacak mı?

Yapay zekanın radyologların önemini azaltacağı söyleniyor. Uzun yıllardır yapay zeka üzerine çalışmalar yürüten İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ertürk, radyologların önemini azaltmayacağını ancak yapay zekayı kullanmayan radyologların yarışta geride kalacağını belirtiyor. Yapay zeka ile yapılan bu işlemlerin iş akışını hızlandırdığını söyleyen Ertürk, çekim planlamasını da kolaylaştırdığına dikkat çekiyor.

Kaynaklar

1) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26849859

2) https://www.dieurope.com/site/wp-content/uploads/2019/03/CT-Mobile-Workflow-Wetzl-May-FebMarch2019.pdf

3) Vigo, İspanya Povisa Hospital’in yardımıyla. SOMATOM go.Up. ile yapılan bir çalışmanın ön sonuçları

Continue Reading

DİJİTAL DÜNYADA NEDEN İNSANLAR ÖZGÜN VE GERÇEK BİLGİNİN PEŞİNE DÜŞTÜ?

Sağlık konusunda dijital dünyadaki içerikler özgün değil tartışmaları sürerken, Google algoritmasını güncelledi. Artık, arama sonuçlarında özgün içerikler üst sıralarda yer alacak.

Kopyala yapıştır içeriklerle sayfa açanların, özgün içerik hazırlayanların emeklerini sömürmemesi için yeni algoritmalar hazırlanıyor. Artık özgün içerik sahibi siteler ilk sıralarda yer alacak.

Google’ın Arama Kalitesi Değerlendirme Rehberi’ne göre, orijinal içerikler yüksek kaliteli olarak daha değerli hale gelecek. 

Özgün içeriklerin önemi kadar doğruluğu da diğer tartışılan konular arasında yer alıyor. Özellikle de sağlık alanında yapılan bazı paylaşımlar çok tepki çekebiliyor. Geçtiğimiz günlerde bir hekimin paylaşımı etik ve deontolojik kuralların ihlali yapıldığı iddiasıyla çok fazla eleştirildi.

Bu duruma Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği  üyeleri sosyal medya adresinden tepkilerini dile getirdiler: “Branşı ne olursa olsun; sağlık sektörü için herhangi bir işleme özendiren, talep oluşturmaya yönelten, hekim olarak haksız rekabete yol açabilecek içeriklerde tanıtım yapmak yasalara ve tıp etiğine aykırıdır. Bu bağlamda, gerek alanımızda gerçekleşen birçok ameliyatın, sağlık için mecburi olmayan, seçimsel işlemler olması, gerekse plastik cerrahi uzmanı olmayan hekimler tarafından yapılan ve alan ihlali olarak değerlendirilebilecek estetik cerrahi ameliyatları nedeniyle bilhassa biz plastik cerrahların çok daha özenli, akılcı ve dikkatli olması gerekiyor.”

Dijital dünyada yanlış ve yanıltıcı bilgilerin yayılımının önüne geçmek için, toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor. 

“Yapılan bir araştırma” cümlesinden uzak durun!

Kaynağı belirsiz olan ve “yapılan bir araştırma” cümlesi ile belirsizliği tescillenen içeriklerin dijital ortamda yayılımı çok hızlı oluyor. Söz edilen araştırmanın gerçekten yapılıp yapılmadığı, güvenilir olup olmadığına bakılmaksızın, sonucuna inanan insanlar sağlıklarından olabiliyor. Bu tür içeriklere güvenmeyin, araştırmanın kimin tarafından, ne zaman, hangi koşullarda, ne için ve nasıl yapıldığının mutlaka belirtilmesi gerekiyor. Araştırmanın kaynağının belirtilmesi ise, ayrıca önem taşıyor. Dijital ortamda kaynaksız içerik paylşmak çok kolayken, bilim dünyasında kaynak göstermediğiniz hiçbir içeriğin önemi yoktur ve ciddiye alınmaz. Aynı mantık içerikler ve haberler için de geçerli olmalı. 

Önümüzdeki yıllarda bilimsel, gerçek, etik ve güvenilir içerikler dijital dünya için çok değerli birer hazine haline dönüşecek.  Kaynağı belirsiz, güvenilmeyen ve yanlış yönlendiren içerikler ise, suç özelliği taşıyacak. Günümüzde yanlı, yanlış, uydurma, sahte ve asılsız haberler insanların sağlığını kaybetmesine neden oluyor.

Şimdiden bu sorunların üstesinden gelmek için başta medya okuryazarlığı olmak üzere, sağlık okuryazarlığı, dijital okuryazarlık ve bilimsel okuryazarlık bakış açısı topluma kazandırılmalı.

Mucize, iksir, şifalı, doğal, bitkisel, güvenilir gibi kelimeler sağlıklı demek değildir. Dijital dünyadaki kötü niyetli kişiler, bu kelimeleri kullanırken bazen de uydurulan uzmanlıklarla insanlara zarar verebiliyorlar.

Sahte içeriklerden nasıl korunmalıyız?

Öncelikle medya okuryazarlığını alışkanlık haline getirmeliyiz. Bunun için kısaca önerileri şöyle sıralayabilirim:

•          Her içerik bir amaç için kurgulanır. Kurgusuna dikkat edin.

•          Herkes kendi doğrusunu anlatır. Gerçek başka olabilir.

•          İçeriklerin kaynaklarına bakın. Doğruluğunu kontrol edin.

•          İsimsiz hiçbir içeriğe güvenmeyin.

•          Marketten alışveriş yaparken yaptığınız gibi tarihinin ne olduğuna bakın.

•          Konu hakkında yazan kişinin eğitimini inceleyin ve teyit edin.

Kaynaklar

Good stuff first: Google moves to prioritize original reporting in search

https://www.blog.google/products/search/original-reporting/

Continue Reading

DİJİTAL BAĞIMLILIKTAN KURTULMAK İÇİN ÇÖZÜM NE?

Türkiye’de insanlar günlük ortalama 7 saat 15 dakikalarını internette geçiriyor. Japonya’da günlük ortalama 3 saat 45 dakika ile günlük internette en az zaman geçiren ülke iken, en fazla zaman geçiren ülke 10 saat 2 dakika ile Filipinler oluyor. Dünya ortalamasına bakacak olursak 6 saat 42 dakika görülüyor.  Dünyada önde olduğumuz durumlardan biriyle karşı karşıyayız. Peki bu durum iyi bir şey mi?

We Are Social ve HootSuite tarafından yayınlanan “Dijital Türkiye 2019” raporuna göre,  Türkiye dünya üzerinde internette en fazla zaman harcayan 14. ülke olarak yerini alıyor.  Ülkemizde yetişkinlerin yüzde 98’i cep telefonu kullanıyor.

Amacım sizleri rakamlara boğmak değil, bu kadar dijital içerisinde zaman kaybederken, bilgi kirliliğinde de üst sıralarda yer aldığımızı hatırlatırım. Özellikle “zaman” kelimesinin altını çizip, tırnak içerisine alıyorum. Hayatımızda bir daha geri dönüşü olmayan, en değerli şeyi sanal dünya için harcıyoruz.  Zamanımızı!

Zamanımızı burada boşa mı harcıyoruz?

Bu konu,Black Mirror dizisinin 5. sezon “Smithereens” adıyla ikinci bölümünde derinlemesine işleniyor. Bir adamın, trafikte arabasını kullanırken bir sosyal medya uygulaması olan Smithereens’ten gelen bildirime bakarken kaza yaparak nişanlısını kaybetmesiyle hikaye başlıyor.

O anda dikkatini yola verseydi, bu kazanın olmayacağını düşünen adam, zamanla sosyal medya uygulamasının sahibi olan Billy Bauer’e hesap sormak, kızmak ve içinden geçenleri anlatmak ister.

Bir gün grup terapisine gittiğinde bir kadınla tanışır ve kadının kızının intihar ettiğini öğrenir. Sonrasında ise, kadının 18 ay önce intihar eden kızının sosyal medya adresinin şifresini bulmaya çalıştığını fark eder. Kızının neden intihar ettiğini öğrenmek için sürekli şifre denediğine şahit olur. Yani “sosyal medya, bizi annemizden daha iyi tanıyor” mesajı verilir.

Adam sosyal medya binasının önünde patronu kaçırmak için uğraşırken, iş işten geçtikten sonra stajyeri kaçırdığını anlar. Ancak yine de sessizlik terapisi için 10 günlüğüne kendisini kapatan Billy Bauer ile görüşmeye çalışmaya devam eder.

Bu sırada adamın peşine İngiliz polisi ve FBI düşer. Ancak her iki kurum da bilgi toplamaya çalışsa da en ayrıntılı bilgiye en hızlı şekilde yine sosyal medya şirketinin çalışanları ulaşır. Adamın sosyal medya profilinden hakkındaki her şeyi öğrenirler. Dizide vurgulanan bu nokta ise, sosyal medyadan bizimle ilgili her türlü bilgi, bu şirketlerin eline teslim edilmiş şekilde duruyor. Sanki hep orada duracak diye düşünsek de bu veriler bazen çalınıyor, bazen siliniyor, sonunda da “yanlışlıkla oldu” açıklaması yapılabiliyor.

Her şeyimizi bir tık ötelerine dijital şirketlere kendi onayımızla teslim ettiğimizi öyle güzel ele alıyor ki dizi, telefonlarımız sayesinde nerede olduğumuzu da tespit edebiliyorlar. İstedikleri zaman telefonumuzu dinleyip, kameramızı açabiliyorlar. Çektiğimiz her fotoğrafın detay bilgilerine ulaşabiliyorlar.

Dijital medya bağımlılığı sahte sigara mı?

Diziye geri dönecek olursak adam, Billy Bauer’i bu uygulamayı bağımlılık yapacak şekilde tasarlamakla suçluyor. “Sahte sigara” diye dizide geçen bir replikte olduğu gibi teknoloji ve dijital medya gerçekten de beynimizde mutluluk kaynağı olan dopamini harekete geçiriyor ve bağımlılık yapmayı başarıyor. Dizide öyle güzel ele alınmış sahneler var ki, izlediyseniz bile tekrar izlemenizi öneririm.

Dikkatinizi neye veriyorsunuz?

Zamanımız çok değerli ve hayatımızın kontrolü kendi ellerimizde olmalı. Hayatınızı boş tıklar için harcamayın, başınızı kaldırın ve gökyüzüne bakın! Sosyal medyada konular ve gündeme düşen meseleler çok hızlı şekilde tüketiliyor ve önemsizleşiyor. Ölümlere tepkiler saman alevi gibi oluyor, hatta insanlar çevrelerinde yaşanan olayları kaydetmeye o kadar alışmış durumda ki, müdahale etmek yerine video çekmeye çalışıyor. Ölümler rakamlardan, sevgiler beğenilerden ve değeriniz takipçi sayınızdan ölçülür hale gelebiliyor.

  • Dijital medya ve teknolojiyi siz kullanın, o sizi kullanmasın!
  • Dikkatinizi istediğiniz yere verin, yeri geldiğinde bildirimleri kapatın.
  • Trafikte telefonunuzla oynamayın ve bakmayın.
  •  Zamanınızın geri gelmeyeceğinin aklınızda bulundurun.
Continue Reading

DİJİTAL MEDYA OKURYAZARLIĞINDA BAKANLIKLAR BİLİNÇLENDİRME ÇALIŞMALARINDA NASIL BİR YOL İZLEMELİ?

Dijital medya bağımlılığı konusunda Sağlık Bakanlığı da düğmeye bastı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Davranışsal Bağımlılık ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hakkında açıklamalarda bulundu. Eylem planı kapsamında gençlerin internette araştırma ve bilgi edinmeye ayırdığı zamanın yüzde 10 artmasını, sosyal medyadaki sürenin ise yüzde 8 azaltılması hedefleniyor.

TÜİK 2018 yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri (BT) Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de 16-74 yaş arası internet kullanan bireylerin oranı yüzde 72,9 ve her 10 hanenin sekizi internet erişimine sahip. Yani internet kullanımı çok yaygın ki, bu rakamların bu sene daha da yüksek olduğunu düşünüyorum.

Bakanlığın daha önce Dijital Oyun Bağımlılığı Çalıştayı raporunda, stres ve olumsuz duygulardan uzaklaşma isteği bağımlılığın başlıca nedeni olarak gösteriliyor.  Bağımlılığın ayrıca başta obezite olmak üzere ortopedik rahatsızlıklar, yeme bozuklukları, göz ve görme sorunlarına neden olduğu üzerinde duruluyor.

Milli Eğitim Bakanlığından Sosyal Medya Okuryazarlığı Dersi Geliyor

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk da Twitter hesabından şöyle bir mesaj paylaştı: “Sosyal medya okuryazarlığı dersini okullarımıza ilaveten Halk Eğitim Merkezlerinin programına da aldık. Siber zorbalık, siber bağımlılık, kişisel bilgilerin korunması, sosyal medyada nezaket dili, doğru ve sınırlı kullanım konularında verilecek derslere katılım ücretsiz olacak.”

Daha önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Mahremiyet eğitimi’ raporunda da dijital okuryazarlık konusunda ailelerin bilinçlendirilmesi üzerinde durulmuş ve izlemeleri gereken adımlar anlatılmıştı. Bu çalışmaların yapılması sevindirici bir durum.

Peki başka neler yapılmalı?

Sağlık Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarının kurulumunda danışmanlık yaptığım dönemlerde, bu konuda somut adımlar atılması için çalışmaya başlamıştım. O dönemler dijital dünyada zaman geçirmek amacıyla, içerikler bu kadar çok ve çeşitli değildi. Planladığım projeler hayata geçirilmiş olsaydı, bugün bu konuşulan adımların ötesine geçilecekti. Belki de dünyaya örnek olacak çalışmalara imza atmış olacaktık.

Yıllar önce dijital medya eğitimlerimde hekimlere, televizyon ve yazılı basının nostaljik bir havası olacağını söylediğimde bunun gerçek olmayacağını dile getiriyorlardı. Bu sene dijital itibar yönetimi eğitimlerimde anlattıklarım sonrasında hekimler, daha farklı bakış açıları kazandı. Çünkü, dünya bambaşka bir yöne doğru gidiyor.

Bu projelerdeki adımlar temel düzeyde ve daha vizyoner adımlar atılması gerekiyor. Önce temelde kurumların yapması gereken bazı projeler hayata geçirilmeli, halka sadece dijitali anlatarak bir gelişme beklenmemeli. Artık daha da farklı bir yol haritası izlenmeli.

Continue Reading

BİLİM HABERLERİNE GÜVENMEDEN ÖNCE NEDEN BİLİMSEL OKURYAZARLIĞI ÖĞRENMELİSİNİZ?

Medyada sık sık karşımıza çıkan bilim haberlerine güveniyor musunuz? Bu konuda sorun yaşayanların, bilimsel okuryazarlık alışkanlığı kazanmaları hayatlarını kolaylaştıracak. Neil deGrasse Tyson’ın dediği gibi, “Bilimsel okuryazar olmak, başkası palavracı olduğunda bunu bilmektir.”

Bilim durağan olmamasının yanında sürekli değişen ve gelişen bir özelliğe sahip. İşte bu noktada bilimsel gelişmelere bakışımızı bilimsel okuryazarlık çerçevesinde ele almalıyız. Bu çerçeveden baktığımızda bilim, sağlık ve teknoloji alanındaki gelişmeleri anlama, yorumlama ve bilimsel süreç becerilerine sahip olmak kolaylaşıyor.

Bilim haberleri ilgi çekmesi için daha popüler olacak hale dönüştürülüyor. Bu nedenle de haberler magazinsel, abartılı, şaşırtıcı ve mucize gibi sunulabiliyor. Bu haberleri sorgulamadan doğru kabul edenlerin yanı sıra hangisinin gerçek olduğunu sorgulayanlar da oluyor.  Haberlere güvenmeden önce şüphe süzgecinizden geçirmekte fayda var. Bilimsel içerikli haberlerle karşılaştığınızda, bilimsel okuryazarlık bilinciyle hareket etmek hayatınızı kolaylaştıracak.

İyi bir bilimsel okuryazar olmak için şunları yapın:

  • Uzmanların, konu ile ilgili bilgisi olup olmadığını araştırın.
  • Kişisel değil kanıtlara dayalı karar vermeye çalışın.
  • Rasyonel karar vermek önemli olacak.
  • Konuya merak duygusuyla ve sorularla yaklaşın.
  • Kesinlikten öte değişen ve gelişen bir bakış açısı kazanmaya çalışın.
  • Bir problemi çözmede ve bir eylemi gerçekleştirmede bilimsel bilgileri kullanın.
  • Bilimi, sözde bilimden ayırt edebilmek için dikkatli olun.
  • Öznel değil nesnel bir bakış açısı kazanmaya çalışın.
  • Kanıtları propagandadan, olguları kurgulardan ayırın.   
  • Merak ettiklerinizi sorun, araştırın ve bunların cevaplarını bulmaya çalışın.
  • Medyada yayınlanan bilimsel haberlerin,  gerçeklik ve güvenirliklerini değerlendirin.
  • Bilimsel bilgilerin kaynağını ve bu bilgilerin elde edilmesinde kullanılan metotları inceleyin.
Continue Reading

TEKNOLOJİDE “SIFIRDAN BİRE” ÇIKMAK İÇİN YENİ VE DENENMEMİŞİ YAPIN

Stanford Mezunu, Paypal’ın kurucularından, Palantir’in kurucusu Peter Thiel’in yazdığı “Sıfırdan Bire” isimli kitapta “Startuplar Üzerine Notlar ya da Geleceği İnşa Etmenin Yolları”nı anlatıyor.

Yeni bir girişimin nasıl olması ve nasıl olmaması gerekenleri anlatıyor. Taklit etmenin insanları nasıl bir çıkmaza soktuğunu da çok güzel dile getiriyor:

“İş dünyasında her an, yalnızca bir kez yaşanır. Bir sonraki Bill Gates bir işletim sistemi kurmayacak. Bir sonraki Larry Page ya da Sergey Brin bir arama motoru geliştirmeyecek. Bir sonraki Mark Zuckerberg ise bir sosyal ağ oluşturmayacak. Eğer bu isimleri taklit ediyorsanız, onlardan bir şey öğrenmiyorsunuzdur.”

 Taklit etmenin başarıdan çok insanları rahatsız eden bir durum oluşturduğunu ortaya koyuyor. Çünkü taklit eden kişi yeni bir şey ortaya koymuyor.

 Yeni bir şey ürettiğinizde sıfırdan bire yükseliyorsunuz. Bunu yapmanın en iyi yolu ise, denenmemişi demekten geçiyor. Başarılı insanları diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri, yeni şeyleri deneme cesaretlerinin olmasından geçiyor.     

Thiel bu noktada çok güzel bir benzetme yapıyor;

“Eğer bir daktilo alır ve 100 tane üretirseniz, yatay bir ilerleme kat etmiş olursunuz. Eğer bir daktilonuz varsa ve bir kelime işlemci yaparsanız, dikey bir ilerleme gerçekleştirirsiniz.”

İlerlemenin iki yolu var:

Küreselleşme: Bir yerde çalışan, tutmuş şeyleri alıp onların her yerde işleyebilmesini sağlamak. (1’den N’e, yatay ilerleme)  Çinliler doğrudan gelişmiş dünyada çalışan her şeyi taklit ederler.

Teknoloji: Sıfırdan Bire, dikey ilerleme. Dikey, sıfırdan biri gelişim için kullanılan kelime teknolojidir.

Temel olarak teknolojik bir şeyleri gerçekleştirmenin yeni ve daha iyi bir yollarını bulmamız gerekiyor. Dünyanın geleceğini küreselleşme değil, teknolojinin belirleyeceğini söyleyen Thiel, “Dünyaya eski yöntemleri yaymak zenginler değil, yıkım yaratacak. Kısıtlı kaynaklara sahip olduğumuz dünyada, yeni teknoloji olmadan küreselleşme sürdürülebilir değildir.” diyor.

Teknoloji ile iletişimdeki büyük değişim aslında dünyanın geleceğinin şekillenmesinde büyük önem taşıyor. Teknolojinin gelişmesi, değişmesi ve dönüşmesi ile birlikte insanların iletişim şekilleri de aynı evrelerden geçiyor.


Yeni bir şirketin en önemli kozu yeni düşünce tarzıdır. Yeni şeyler yapma işinde başarılı olmak için sormanız ve cevaplamamız gereken sorular önemli.

Bir startup’ın yapması gereken budur: Kabul edilmiş fikirleri sorgulamak ve işi sıfırdan yeniden düşünmek.

Continue Reading