SAĞLIK İLETİŞİMİ AÇISINDAN “BLOGGER ANNE”LERİN KİŞİSEL BLOGLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME

Esra ÖZ

Milliyet
Gazetesi Pembe Nar Sağlık Köşe Yazarı
 Dünya Sağlık Ajansı Yayın Yönetmeni, Ankara
Araş.
Gör. Eda TURANCI
Gazi
Üniversitesi, Ankara
 İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım
Bölümü
edaturanci@hotmail.com
Esra
ÖZ
, Lisansını Eskişehir Osmangazi
Üniversitesi Biyoloji bölümünde tamamlayan yazar, 2014 yılında Anadolu
Üniversitesi Radyo-TV Programcılığı bölümünü tamamlamıştır. Yazar halen
Milliyet Gazetesi Pembe Nar Sağlık Köşe Yazarı, Dünya Sağlık Ajansı Yayın
Yönetmeni, Sağlık ve İnsan Dergisi Yayın Editörü ve Avrupa Birliği projesi olan
Rekabetçi Sektörler Projesi’nde Medya İletişim Koordinatörü olarak
çalışmaktadır. “Sağlık Haberlerine Farklı Bakış” ve “Kokuyla Keşfet” isimli iki
kitabı bulunan yazarın, sağlık haberciliği ile ilgili farklı projeleri devam
etmektedir.
Eda
TURANCI
, Lisansını Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji
bölümünde tamamlayan yazar, 2010 yılında Galatasaray Üniversitesi Stratejik
İletişim Yönetimi bölümünde de yüksek lisansını tamamlamıştır. Yazar halen Gazi
Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde doktora çalışmasına devam
etmektedir. Gazi Üniversitesi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi’nde editör
yardımcılığı görevini de yürüten yazarın, sağlık, risk ile sağlık iletişimi ve
risk iletişimi alanlarında çalışmaları devam etmektedir.
Özet
Günümüzde
sosyal medya araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması, her alanda olduğu gibi
sağlık iletişimi alanında da yeni iletişim ortamlarını tartışmaya açmıştır. Geleneksel
medyanın pasif ve gözlemci yapısının aksine, okuyucuya aktif ve katılımcı olma şansı
veren sosyal medya ağları, zamana ve mekâna bağlı olmaksızın, çevrimiçi
birlikteliklere imkân veren bir yapıya sahiptir. Bu ağlar arasında, en çok
dikkat çekenlerin başında “blog” (sanal ortam günlüğü) adı verilen ağlar
gelmektedir. Blog, kullanıcısının özel içerikler oluşturmasına ve bağımsız
enformasyon üretim-paylaşım sürecine imkân veren, kolay güncellenebilen web
siteleri olarak tanımlanmaktadır. Sağlık alanında bloglar incelendiğinde,
doktorlardan sağlık personeline, akademisyenlerden sağlık muhabirlerine ve kişisel
sağlık/hastalık deneyimlerini ve önerilerini paylaşmak isteyen bireylere kadar
pek çok kişinin blog tuttuğu görülmektedir. Ancak bu alanda bilginin doğruluğuna,
kaynağına veya sunumuna ilişkin bir denetim mekanizmasının olmaması ile sağlık
bilgisinin herkes tarafından oluşturulamayacak, bilimsel verilere dayanan bir alan
olması, farklı bir tartışmayı da gerektirmektedir. Bloglar özel olarak
incelendiğinde, son yıllarda “anne blogger”ların sayılarının giderek arttığı
dikkat çekmektedir. “Anne blogger” kavramı, annelik deneyimlerini, çocuk
yetiştirme pratiklerini, çocukları ile kurdukları ilişki biçimlerini kamusal alana
taşıyan ve blogları üzerinden okuyucularıyla paylaşan annelere işaret
etmektedir. Buna göre bloglarda, çocuk bakımı, çocuk sağlığı ve çocuk gelişimi gibi,
sağlığı ilgilendiren içeriklerin yer aldığı varsayılmaktadır. Bu varsayımdan
hareketle çalışma, anne bloglarının, sağlık iletişimi çerçevesinde
incelenmesini amaçlamaktadır. Bu amaçla çok takip edilen “anne blogger”lardan
üçü seçilerek, 2015 yılında yayınlanmış çocuk ve sağlık ile ilgili içerikler,
çalışmanın temel soruları çerçevesinde değerlendirilmiş ve “içeriklerde kaynak
kullanımı, ürün/marka adının yer alıp/almaması, yorum sayıları ve yönlendirici
link içerip/içermemeleri” yönünde analizler yapılmıştır. Araştırma, incelenen örneklemin
dar olması nedeniyle bir ön çalışma niteliğindedir. Ancak literatürde henüz
yeterince çalışılmamış bir konuyu gündeme taşıması, bundan sonra yapılacak
çalışmalara yol gösterici olması ve konu üzerinde bir sorunsal yaratması
açısından önemli görülmektedir.  
Anahtar Kelimeler:  “blog, blogger, kişisel blog, anne
blogger, sağlık iletişimi”
SAĞLIK İLETİŞİMİ AÇISINDAN “BLOGGER
ANNE”LERİN KİŞİSEL BLOGLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME
GİRİŞ
İletişim teknolojilerinde yaşanan
gelişimler ve dönüşümler ile internet ve mobil tabanlı uygulamaların yaygınlık
kazanması, sosyal medya araçlarını günümüzün vazgeçilmez unsurları haline
getirmektedir. Geleneksel medya araçlarının okuyucu sınırlayan, pasif ve
gözlemci yapısının aksine, bireylere aktif katılımlı bir alan sunan sosyal
medya araçları, karşılıklı ve çok yönlü iletişim ile etkileşime, kullanıcıya
özel içerik oluşturmaya, bağımsız enformasyon üretim ve dağıtım sürecine, zaman
ve mekân sınırlaması olmaksızın çevrimiçi birlikteliklere imkân veren bir
yapıya sahiptirler. Aynı zamanda sosyal medya araçları, kamuoyunda güçlü
etkileri olan ve enformasyonun çok hızlı bir biçimde yayılımını sağlayan araçlar
olarak da değerlendirilmektedirler. Günümüzde sosyal medya araçlarının
özellikle belirli yaş grupları için öncelikli bilgi kaynağı olması, genel kabul
olarak görülmektedir. Sosyal medyanın kamuoyu üzerindeki etkileri ile geniş
kitlelere erişim olanakları, pek çok alan açısından bu araçları önemli iletişim
mecraları haline getirmektedir.
Sosyal medya araçları incelendiğinde,
en çok dikkat çekenlerin başında “blog” adı verilen ve “sanal ortam günlüğü”
olarak da adlandırılabilen ağlar gelmektedir. Basit bir açıklama ile bloglar, kolaylıkla
güncellenebilen, içeriğin bağımsız olarak oluşturulup yayılmasına imkân veren
ve tarihsel olarak son girilen içeriğin en üstte yer aldığı tersten kronolojik
bir sisteme sahip web siteleri olarak tanımlanmaktadır. Bu açıdan içeriğini ve
konularını kullanıcının kendisinin belirlediği ve daha çok özel ilgi alanlarına
yönelik olarak oluşturulan bloglar, pek çok farklı alanda yaygın biçimde
kullanılmaktadır. Sağlık ise hem geleneksel medyada hem de sosyal medya da ilgi
çeken, gündeme gelen ve tartışılan konuların başında gelmektedir.
Sağlık söz konusu olduğunda, sosyal
medyada ve özellikle de bloglarda, sunulan bilginin niteliği ve kamusal
etkileri ise ayrı bir tartışma konusudur. Buna göre sağlık bilgisi gündelik
bilgiden farklı, bireylerin yaşamları ve özellikle sağlıkları üzerinde olumlu/olumsuz
etkileri olabilen, bilimsel ve doğru verilere dayandırılması gereken ve başta
sağlık okuryazarlığı olmak üzere belirli okuryazarlık düzeyini gerektiren bir
alandır. Medyadan edinilen bilgilerin yanlış yorumlanması ya da bireyin kendisine
uygun olmayan bir öneriyi uygulaması, istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir.
İçeriğini kullanıcının oluşturduğu bloglarda ise, sağlık bilgilerine sıklıkla
yer verildiği görülmektedir. Doktorlardan sağlık personeline, sağlığa ilişkin
çalışan akademisyenlerden, sağlık muhabirlerine ve kişisel sağlık/hastalık
deneyimlerini ve önerilerini paylaşmak isteyen bireylere kadar pek çok kişinin
kişisel blogları olduğu bilinmektedir. Ancak bloglarda yer alan bilgilere
ilişkin herhangi bir denetimin olmaması, sağlık gibi ciddi bir konu açısından tartışmalıdır.
Son yıllarda bloglar açısından dikkat çeken bir konu ise “anne blogger”ların
sayılarının her geçen gün artmasıdır. Anne bloggerlar öncelikle kendilerini
“anne” olmaları üzerinden tanımlayan ve annelik deneyimlerini, çocuk yetiştirme
pratiklerini ve çocukları ile kurdukları ilişkileri bloglarına taşıyan bloggerlar
olarak görülmektedir. Buna göre bloglarda çocuk bakımı, çocuk gelişimi ve çocuk
sağlığı ile çocuk ve sağlık ilişkisine ilişkin içeriklerin yer aldığı
düşünülmekle birlikte bu çalışma, sağlık iletişimi açısından bu içeriklerin
değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Çalışmada, bloglarda yer alan 2015 yılında
yayınlanmış çocuk ve sağlık ile ilgili içerikler, çalışmanın temel soruları
çerçevesinde değerlendirilecek ve “içeriklerde kaynak kullanımı, ürün/marka
adının yer alıp/almaması, yorum sayıları ve yönlendirici link
içerip/içermemeleri” yönünden analizler yapılacaktır.
Blog Kavramı Üzerine
İnternet ağlarının gelişmesi ve yeni
iletişim teknolojilerinin bireylerin yaşamlarında önemli yer kaplamaları
süreci, kişilerin kendilerini ifade etme alanlarının da genişlemesine neden
olmaktadır. Farklı mecralarda kendini ifade etme ihtiyacı, sosyal medyanın
doğası gereği aktif ve katılımcı yapısına dayanan ve bireyin içerik üretip
paylaşabileceği platformlarda ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan bloglar, yazarların
kendilerini ifade etme, seslerini duyurabilme ve paylaşımda bulunabilme
ihtiyaçlarını karşılayan, bağımsız ve kullanıcının kendisi tarafından yönetilen
web siteleri olarak, günümüz sosyal medya dünyasında önemli bir yer işgal
etmektedirler.
Blogları çok basit olarak, “tarihli
gönderilerden oluşan web siteleri” (Çevikel, 2010: 80) olarak tanımlanmak
mümkündür. “Blog” kavramının ilk defa John Barger tarafından, 1997 yılında
kullanıldığı belirtilmektedir. Kavram, “web” ve “log” kelimelerinden, yani web
üzerinden tutulan günlük anlamına gelecek şekilde “weblog” kelimesinden
kısaltılarak günümüzde kullanılmaya başlanmıştır (Blood, 2002: 3; Boyd, 2006: 3;
Çevikel, 2010: 81). Buna göre blog, en son tarihli kayıtların ilk görülecek biçimde
görüntülendiği, tersten kronolojik olarak sıralanmış gönderilerden oluşan, sık
güncellenen web sitesi (Walker, 2003) olarak da tanımlamaktadır. Bloglar aynı
zamanda, içerikle ilişkili bağlantılar içeren, konularını yazarın günlük
hayatının oluşturduğu, kısa günlüklere de benzetilmektedir (Blood, 2002: 6).
Buna göre bloglar “sanal ortam günlüğü” (Aydede, 2006) ya da “web günlükleri” olarak
da adlandırılmaktadır. Bu açıdan tipik olarak web günlükleri, bireyler
tarafından yayınlanan, kişisel ve gayri resmi (Walker, 2003) siteler olarak
değerlendirilmektedir.
Blogların temel özelliklerine
bakıldığında ise, Çevikel bu özellikleri; “sayfalardan değil gönderilerden
oluşmaktadırlar, kullanımı çok basit ve pratiktir, gönderiler ters kronolojik
olarak sıralanmaktadır, sık güncellenebilmektedir, bireyler tarafından
yaratılmaktadır; kişiseldir, okuyucusunu içerik üretimine dâhil etmektedir;
etkileşimlidir, dış bağlantılar merkezi önemdedir” (2010: 83-87) diyerek özetlemektedir.
Ancak genel olarak belirtilen özelliklere sahip blogları, özel olarak
sınıflandırmak da mümkündür. Buna göre her blog amacı ve içeriği doğrultusunda
belirli kategoriler altında sınıflandırılabilmektedir. Bacon blogları, “kişisel
bloglar, temasal bloglar, yayıncıların sponsor olduğu bloglar ve kurumsal
bloglar” (Bacon, 2005’den akt. Alikılıç, 2011: 25; Alikılıç ve Onat, 2007:
906-907) olarak sınıflandırırken, Yüksel daha çok konulara ilişkin bir
sınıflandırma önererek, “kişisel, topluluk, şirket, politik-seçim,
haber-gündem, yemek, edebiyat, tasarım, fotoğraf, video, moda, taraftar
blogları ile özel bloglar” (2014: 37-46) olarak sınıflandırmaktadır.
Bloglar, bireylerin kendilerini ifade
alanları olmalarının yanı sıra, Köse’nin de belirttiği gibi “oldukça geniş
alanlarda yankılanan çok sayıda güncel gelişme ve olayın yorumlanarak
belgelenmesi işini” de üstlenmektedirler (2008: 87). Bu açıdan bloglar aynı
zamanda haber kaynağı gibi de değerlendirilebilmektedir. İçeriğini kullanıcının
seçtiği haberler, okuyucuların da yorumuna açık bir biçimde aktarılmakta ve
kamuoyuna yayılmaktadır.
Sağlık İletişimi Açısından Bloglar
Sağlık, doğrudan ya da dolaylı olarak
herkesi ilgilendiren ve kamuoyunda ilgi çeken bir alan olduğundan, hem
geleneksel medyada hem de sosyal medyada yoğun bir biçimde ele alınan konular
arasındadır. Buna göre, herkesin kendi hayatına, sağlığına, hastalığına veya
bir yakınının yaşadıklarına dair söyleyecek sözü bulunmakla beraber sağlığın, bireylerin
üzerinde en çok fikir alışverişi yapma ihtiyacı duydukları konuların başında
geldiği varsayılmaktadır. Buradan hareketle Sezgin, son yıllarda medyada
hastalık ve sağlık konularına daha fazla yer verildiğini belirtmekte ve haber
bültenlerinde, televizyonda, gazetelerde sağlık programlarının ve sağlık
haberlerinin arttığını, sağlık dergilerinin yaygınlaştığını ve internette bile
sağlık temalı sayfalarda bir artış gözlemlendiğini (2012: 61) ifade etmektedir.
İnternet ve sosyal medya söz konusu
olduğunda, daha önce de belirtildiği gibi içerik oluşturma sürecindeki
denetimsizlik nedeniyle, farklı tartışmalar gündeme gelebilmektedir. Bu açıdan
bakıldığında internet ile bağlantılı olarak yeni iletişim teknolojilerinde
yaşanan gelişmelerin, sağlık iletişimi açısından da birçok önemli sonuçları
olmuştur (Rains ve Keating, 2011: 511) demek mümkündür. Bu sonuçlardan biri,
sosyal medyada var olan bilgi kirliliğine ilişkindir. Özellikle bloglar, bağımsız
alanlar olmalarından ötürü, yayılan bilginin içeriği açısından incelenmelidir.
Yılmaz blogların, bireysel olarak
internetin sağlık iletişiminde kullanılmasına örnek olarak verilebileceğini
söylemekte ve hekimlerin ya da sağlık sorunu yaşamış olan hastaların, bloglar
aracılığıyla edindikleri enformasyonları diğer kişilerle paylaşma çabasına
girdiklerini (2013: 103) açıklamaktadır. Bu durum çok fazla bilginin internette
dolaşmasına neden olabilmektedir. Bilgi kirliliği, var olan çok sayıda haber
arasında doğru ya da yanlış bilginin nasıl ayırt edileceğine, güvenilir doğru
bilgiye nasıl erişileceğine ve dayanağı olmayan bilgilere ilişkin bir tartışma olmakla
beraber, çok sayıda haber arasından doğruya erişebilme arayışı, farklı
sorunları beraberinde getirmektedir. Doğrudan insan hayatına etki edebilecek sağlık
gibi bir bilgi türü söz konusu olduğunda, bilginin niteliği özellikle dikkat
edilmesi gereken bir husus olarak görülmektedir. Rains ve Keating blogların,
bireylerin endişelerini, anlayışlarını ve yaşadıkları deneyimleri ile sağlıklarına
ilişkin başa çıktıkları durumları tartışabilecekleri bir sosyal aktivite alanı
olarak (2011: 512) değerlendirildiğini söylemektedirler. Bu açıdan bloglar, çok
sayıda bilginin dolaşıma girmesine sebep olduğundan bilgi kirliliğine yol
açarak doğru bilgiye erişim açısından yaşanan zorlukları arttırmaktadır. Bir
kişiye iyi gelen bir tedavinin, önerinin, ilacın, doktorun ya da uygulamanın
vs. bir başkası için iyi olması ihtimalinin garantisi yoktur. Buradan da
anlaşılabileceği gibi sağlık iletişimi açısından dikkat edilmesi gereken bir
diğer sonuç, doğru bilgiye erişim sürecinde yaşanabilecek sorunlara ilişkindir.
Sosyal medyadaki aldatma/aldanma
riskinden dolayı, güven ve şüphe ya da inanç ve kuşku dinamiklerinin, blog
dünyasında (blogosphere) mevcut olduğu belirtilmekte ve bu nedenle okuyucuların,
sunulan bilginin doğru ya da yanlış olduğunu saptamaları amacıyla, içerikleri
yorumlayıp, muhakeme ettikleri söylenmektedir (Whitehead, 2015: 122). Ancak
tıbbi bilgiye dayanan sağlık bilgisine ilişkin yorumlama yeteneği, sağlık okuryazarlığı
düzeyi ile de ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında edinilen bilginin sorgulanması
için, okuyucunun belirli bir farkındalık ve bilinç düzeyine sahip olması
gerektiği söylenebilir. 
Sağlık alanında pek çok farklı blog kullanıldığını
belirten Kayabalı günümüzde başhekimlerin, doktorların ve hastanelerin blogları
kullandığını ifade etmektedir. Ona göre, hekimlerin blogları keşfetmelerinin
ardından, hastalar da sağlık bloglarına büyük ilgi göstermeye başlamışlardır.
Özellikle vurguladığı gibi kamuoyu, ilaç firması tarafından yazılan bir blog yerine,
hekimler tarafından desteklenen bloglara daha çok inanmaktadır. Bu durum ilaç
firmalarını, sağlık blog yazarları ile iyi ilişkiler kurmaya yöneltmektedir
(2011: 17, 20). İlaç firmalarının bloglar üzerindeki etkisi ise, bir başka
sonuca gönderme yapmaktadır. İlaç firmaları ile blog yazarlarının ilişkisi,
bloglarda yer alan içeriklerin ve özellike sunulan önerilerin, ticari
amaçlarının sorgulanmasına neden olmaktadır. Buna göre bazı içeriklerin tanıtım
amaçlı olduğunu ve doğrudan ya da dolaylı yönlendirme içerebildiğini söylemek
mümkündür. Bu tür içeriklerde temel amacın, kamuoyunu bilgilendirmekten önce
kamuoyuna tanıtım yapmanın olduğu varsayılmaktadır.
Sağlık iletişimi açısından incelenmesi
gereken bir diğer sonuç ise, sosyal medyadan ya da daha özelde bloglardan edinilen
bilgilerin ya da önerilerin, bireyin kendisi için uygun olup olmadığını
bilmeden, deneme riskidir. Kayabalı “sağlıkla ilgili konularda tavsiye, oyunun
rengini değiştiriyor ve kullanıcılar tarafından eklenen içerikler tedavi
kararlarını etkiliyor” (2011: 17) diyerek özellikle içeriklerin ve bloglarda
yer alan önerilerin, okuyucu üzerinde ne gibi etkileri olabileceğine işaret
etmektedir. Sosyal medya ve internetin, pek çok alanda olduğu gibi sağlık
alanında da bilgiye kolay erişim imkânı sunduğu ve sağlık kuruluşlarına
başvurulmadan önce bilginin web sitelerinde, bloglarda, sosyal ağlarda,
forumlarda vb. gibi alanlarda arandığı (Yılmaz, 2013: 93) bilinmektedir. Yapılan
bir araştırma sağlık hizmetlerine ilişkin yorum/bilgi arama sürecinde, genç
tüketicilerin sosyal medyayı, yaşlı tüketicilerin ise hükümet kaynaklarını
tercih ettiklerini ortaya koymuştur. Buna göre 18-24 ile 25-44 yaş aralığında
yer alan grupların en çok blogları ve sosyal medya web sitelerini tercih
ettikleri görülmekte, 45-64 ile 65 yaş ve üstünde ise, tüketici yorumları ile
hükümet kaynaklarına daha çok başvurulduğu dikkati çekmektedir (PWC, 2013: 5). Bu
durumda sosyal medyada ya da bloglarda, tavsiye niteliğinde çeşitli önerilerin
yer alması, bu önerilerin uygulanması olasılığını da arttırmaktadır. Tüm
bunların ışığında denebilir ki sağlık açısından bloglar, doğru bilgiye erişim,
edinilen bilginin güvenilirliği, edinilen bilginin okuyucuya uygunluğu, bilginin
ticari amaçlara hizmet etmesi ile kaynağı belli olmayan bilginin uygulanmasının
taşıdığı potansiyel riskler vb. gibi tartışmaları beraberinde getirmektedir.
“Anne Blogger” Kavramı Üzerine
Son yıllarda özellikle sosyal medya ve
bloglar açısından dikkat çeken bir konu “anne blogger”ların sayılarının her
geçen gün artmasıdır. Çok basit olarak “anne blogger”lar annelik deneyimleri
üzerine blog tutan kişiler olarak tanımlanmaktadırlar. Ulusal literatürde
konuya ilişkin çok az çalışmaya rastlanmakla birlikte uluslararası literatürde
konuya, daha çok dikkat çekildiği görülmektedir.
Ulusal literatür incelendiğinde bazı
kaynaklarda “anne blogger” kavramı yerine “blogger anne” kavramının
kullanıldığı görülmektedir. Bu iki kullanım biçimi de aynı anlamı ifade etmekle
birlikte, uygun Türkçe kavram karşılığını bulmak için, uluslararası alandaki
kullanımın da önemli olduğu düşünülmektedir. Uluslararası literatüre
bakıldığında ise “mom bloggers”, “mom
blogs”
ve “mommy blogger[1]
gibi kavramlara rastlanmaktadır. Burada ilk vurgunun “anne” olgusuna yapıldığı
görülmektedir. Bu açıdan çalışmada, hem uluslararası literatürdeki kullanıma
daha uygun bir karşılık olması, hem de bloggerların öncelikli niteliklerinin
annelikleri olmasından dolayı, “anne blogger” kavramı tercih edilerek
kullanılmaktadır. Bloglar yazarlarının “anne” olmaları üzerinden kurgulanması
nedeniyle, kavramsallaştırma sırasında da ilk vurgunun “anne” kavramına
yapılması tercih edilmektedir.
Tüm bu kavramsallaştırma çabalarından
sonra kavramı tanımlamak da gerekmektedir. Buna göre, “anne blog”ları “annelik deneyimlerini belgelemek amacıyla kadınlar
tarafından yazılmış online günlükler” (Yelsalı Parmaksız, 2012: 127) olarak
tanımlanmaktadır. Bir başka çalışmada ise,
“anne blog”ları, annelik deneyimini, anneliğe dair hisleri, çocuk
yetiştirme biçimlerini  kuşaktan kuşağa
aktarmayı sağlamakta ve annelik deneyiminin ev içinden çıkarak sanal dünyada
görünürlüğüne imkan vermektedir (Teke, 2014: 35) denilmektedir. Buna göre anne
blogları, çocuk ile anne ilişkisinin ve bu ilişkiden ortaya çıkan deneyimlerin
aktarıldıkları sanal günlükler olarak değerlendirilmektedir. “Anne blogger” ise
bu günlükleri oluşturan kişiler, yazarlar olarak açıklanmaktadır.
Whitehead kavramı, öncelikle başka kadınlara ve annelere
yönelik olarak, yine anne olan bir kadın tarafından yazılan ve temelde
çocuğunun ya da çocuklarının günlük hayatlarının, aile yaşantılarının, bakıma
dair bilgilerin ve annelik üzerine deneyimlerin aktarıldığı (2015: 127) alanlar
olarak açıklamaktadır.
Annelerin blog tutma nedenlerine
bakıldığında ise Yelsalı Parmaksız, bebeğin online günlüğünü tutmak, uzaktaki
aile bireyleri ve arkadaşlar ile iletişim kurmak, izolasyon duygusunun
üstesinden gelmek ve annelik duygusunun sevincini paylaşmak gibi pek çok
nedenden bahsetmektedir. Ancak blogların, özellikle bebeğin günlüğünü tutmak ve
annelik deneyimlerini paylaşılmak olmak üzere, iki temel amaca hizmet ettiğini
(2012: 128) vurgulamaktadır. Sonuç olarak açıklamalardan da anlaşılacağı gibi
anne blogları, annelik deneyimleri ve anne-çocuk ile ilgili pek çok seyi
kapsayan bloglar olmakla birlikte “anne blogger”lar kişisel annelik deneyimleri
üzerinden, bu blogların yazarları olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
“Anne Blogger”Lar Üzerine Bir İnceleme
Önceden de belirtildiği gibi,
literatürde konuya ilişkin çok fazla çalışmaya rastlanmamakla birlikte
özellikle uluslararası literatürün konu açısından daha zengin olduğu dikkat
çekmektedir. Ancak ulusal literatürde de konuya ilişkin kimi örneklerle
karşılaşmak mümkündür.
Literatür taramasında kimi
çalışmaların, modern toplumlarda dönüşen ve özel alandan kamusal alana kayan annelik
biçimlerine odaklandığı görülmektedir. Örneğin, Yelsalı Parmaksız’ın (2012)
çalışmasının temel amacı, anneliğin Türkiye’de değişen ve dönüşen anlamlarını,
anne blogları üzerinden analiz etmektedir. Bunun yanı sıra Parmaksız, blogların
annelik kimliğinin oluşturulması sürecinde etkisini, annelere kişisel ifadeyi
mümkün kılan ve dayanışmacı bir topluluk kurmaya elverişli yapısını incelemeyi
de amaçlamaktadır. Teke (2014) netnografik yöntem ile anneliğin dönüşümünü,
günümüzde anneliğin nasıl algılandığını, internet kullanan annelerin anneliğe
bakışını ve annelik olgusunu nasıl anlamlandırdıkları açıklamak ve günümüzde
annelik olgusunun yorumlanış biçimini ortaya koymak açısından blogger anneler
tarafından oluşturulan blogları incelemiştir. Lopez (2009) ise araştırmasında,
anne bloggerların yaşadıkları zorlukları incelerken, annelik temsillerinin
yeniden yorumlanmasını analiz etmektedir. Aynı zamanda araştırmada, anne
blogları etrafında yürütülen tartışmalar değerlendirilmiş ve anne bloggerların,
bloglarının içerikleri de incelenmiştir.
İncelenen bazı çalışmaların ise özel ve
kamusal alan tartışmasına ağırlık verdiği dikkati çekmektedir. Whitehead
blogların, annelik deneyimine kamusal görünürlük sağladığını (2015: 129) söylemektedir.
Böylece özel alan olarak kabul edilen ev ile bağlantılı bir biçimde tanımlanan
annelik rolleri, sanal bir platformda da olsa, günümüzde kamusal alanda
paylaşılır hale gelmektedir. Bazı çalışmalarda ise blogger annelerin, diğer
annelerin sesi olduğuna işaret edilmektedir. Bu açıdan, mekân ve zaman
kısıtlaması olmadan anneleri bir araya getiren sosyal platformlar olarak
bloglar, annelerin kendi seslerini duyurabilme alanları olarak
değerlendirilmektedir. Örneğin, Whitehead bloglar sayesinde kadınların, günün
ya da gecenin her anında evlerinden çıkmak zorunda kalmadan ya da çocukları
için bakım ayarlamak zorunda olmadan, benzer mücadeleler ve sorunlarla karşı
karşıya kalan diğer kadınlarla bağlantı kurabildiklerini (2015: 128)
belirtmektedir. Aynı zamanda anne bloggerların, okuyucular üzerinde de etkili
olduğu vurgulanmaktadır. Buna göre, bloggerlar diğer annelerin temsili sesi
olduklarından dolayı, okuyucuları üzerinde de son derece etkili
olabilmektedirler (Horrall ve Canavagh, 2014: 1; Latvala, 2011’den akt.
Whitehead, 2015: 129) denilmektedir.
Blogların kendi izleyicileri için,
sofistike halkla ilişkiler stratejileri ile reklamcılık politikaları
(Whitehead, 2015: 128) geliştirilen alanlar olarak görülebildiği de söylenmektedir.
Buradan yola çıkılarak bazı çalışmalar, blogların dolaylı reklam ya da
pazarlama araçları olduklarına dikkat çekmekte ve bloglarda yer alan sponsorlu
yazılara odaklanmaktadırlar. Horrall ve Cavanagh (2014) çalışmalarında, anne
bloggerların sponsor içerikli yazılarını incelemekte ve bu içeriklerin
güvenilirliklerinin, yazarlar ve okuyucular tarafından nasıl yorumlandığını
analiz etmektedirler. Buna göre çalışmada, ticari faaliyetlerin anne
bloggerların içeriklerinde nasıl yer aldığı, okuyucuların bu içerikleri nasıl
algıladıkları ve değerlendirdikleri ile bloggerların bu içerikleri nasıl algıladıkları
ve değerlendirdikleri sorularına cevap aranmıştır. Fleming (2008) ise tez
çalışmasında, anne bloglarının neden tartışmalı bir konu olduğunu
sorgulamaktadır. Buna göre, anne bloggerların kim olduklarını ve neden blog
yazdıklarını, anne bloglarının ticarileşmesinde nasıl etkilerin olduğunu ile
ticarileşmenin annelerin inanırlığı üzerindeki etkilerini analiz etmekte ve
anne bloglarının diyalojik alanlar olup olmadığını incelemektedir.
Tüm bu örneklerden de anlaşıldığı gibi
anne bloggerlar, çok farklı açılardan incelenebilir bir konu olmakla birlikte,
araştırma kapsamı nedeniyle sadece bloglarda yer alan sağlık içeriklerine
odaklanılmaktadır. Bu açıdan çalışmada, anne bloglarında yer alan sağlık ve
çocuk ile ilgili içerikler, sağlık iletişimi kapsamında incelenmeye
çalışılmıştır.
MATERYAL VE YÖNTEM
Çalışma
evreni “blogger anneler” olarak belirlenmiş ancak her blogun incelenme şansı
olmadığından ötürü çalışmada belirli sınırlandırmaya gidilmiştir. Öncelikle en
çok okunduğu düşünülen anneler araştırılmış, “www.alexa.com” sistesinde yer
alan küresel ve Türkiye sıralamalarına dikkat edilerek annelerin seçimine
gidilmiştir. İkinci sınırlama bloglarda yer alan etiketler çerçevesinde
gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı da dikkate alınarak seçilecek bloglarda,
çocuk sağlığı ile ilgili etiketlerin olmasına dikkat edilmiş, amaçlı örneklem
seçimine gidilmiştir.
Çocuk
sağlığı “beslenme, gelişim, bakım, psikoloji, oyun, uyku, etkinlik, beceri
gelişimi” gibi pek çok alanı kapsadığından, bloglarda bu konularla ilişkili
etiketler aranmıştır. Son olarak ise araştırma kapsamına uygun üç blog seçilerek
analiz kapsamına alınmıştır. Bu bloglar, “blogcu
anne”, “hassas anne”
ve “marka anne” olarak
adlandırılmış bloglardır. Analiz edilecek bloglarda farklı yıllara ait çok
sayıda içerik olmasından ötürü, 2015 yılı içerikleri çalışmanın kapsamına
alınmış ve erişilebilen tüm içerikler analize dâhil edilmiştir.
Çalışma,
daha önceki bölümlerde tartışılan bir takım sorunlara da cevap aramaktadır.
Buna göre analiz kategorileri belirlenmeden önce çalışmanın amacıyla da
bağlantılı olarak belirli sorular oluşturulmuş, sonrasında ise analiz
kategorileri bu sorular ile ilişkili bir biçimde belirlenmiştir.
Araştırmanın
temel soruları;
“1.
İçeriklerde kaynak kullanılmış mıdır?
2.
İçeriklerde herhangi bir ticari ürün ya da markaya yönlendirme bulunmakta
mıdır?
3.
İçeriklere yapılan okuyucu yorumları ne orandadır?
4.
İçeriklerde farklı bloglara ya da sayfalara yönlendirme yapılmış mıdır?” olarak
belirlenmiştir.
İlk
olarak, kaynak kullanımı özellikle sağlık söz konusu olduğunda önemli bir
unsurdur. Haberlerin kişilerin kendi deneyimlerine mi yoksa bilimsel, kaynağı
belli haberlere göre mi yaptıkları sağlık açısından önemli bir sorudur. İkinci
olarak, literatür taramasında da belirtildiği gibi bloglar ticari açıdan reklam
ya da tanıtım aracı olarak da kullanıldıklarından, içeriklerde ürün ya da marka
adının geçmesi, bu duruma bir işaret olarak değerlendirilebilmektedir. Üçüncü
olarak okuyucu yorumları, içeriklerin ne kadar okunduğuna ve ilgi çektiğine
ilişkin dolaylı bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Son olarak ise farklı
bloglara ya da sayfalara yapılan yönlendirmelerin olması yine tanıtım
kapsamında değerlendirilebilmektedir.
ANALİZ VE BULGULAR
a) “Blogcu Anne” analizi
Blogcu Anne kullanıcı
adıyla kurulmuş olan blog sitesi incelendiğinde, çok farklı kategorileri
barındıran bir blog olduğu görülmektedir. Buna göre yazarın kendi oluşturduğu
kategorilerin “alışveriş, aşk-meşk, beş yıldızlı söyleşiler, çoluk çocuk, dinle
seyret, gez toz, hamilelik ve doğum, kadın halleri, kitaplık, konuk yazar, okul
eğitim, sağlık sıhhat, seyahat güvenliği, sohbet muhabbet, yedir içir” olarak
belirlendiği görülmüştür. Bu kategoriler içinde araştırmanın konusu ile ilgili
olduğu düşünülen “çoluk çocuk” ve “sağlık sıhhat” kategorileri seçilmiş ve bu
kategorilerde yer alan 2015 yılına ait toplamda 30 içerik incelenmiştir.
“Çoluk
çocuk” kategorisinde 2015 yılına ait toplam 24 içerik bulunmuştur. Bu içerikler
analiz edildiğinde kategoride yer alan içeriklerin doğrudan sağlık bilgisi içermediği
ancak çocuğun gelişimine ve büyümesine etki edecek, sağlığa ilişkin dolaylı
unsurları barındırdığı görülmektedir. “Sağlık sıhhat” kategorisinde ise 2015
yılına ait toplam 6 içerik bulunmuştur. Bu bölümde yer alan haberlerin ise doğrudan
sağlık haberi olarak değerlendirilmesi mümkündür.
1.
İçeriklerin kaynağına ilişkin analiz
: “Çoluk çocuk” kategorisinde
incelenen 24 içeriğin 5 tanesinde yazar Blogcu
Anne
’den farklı bir kişidir. Yazarlar, bloggerın okuyucusu olan kişiler
olmakla birlikte içerikler, isim belirtilerek yayınlanmaktadır. Buna göre “çoluk
çocuk” kategorisinde yer alan 19 içerik Blogcu
Anne
tarafından, 5 içerik ise blogger annenin okuyucuları tarafından
oluşturulmuş içeriklerdir. “Sağlık sıhhat” kategorisinde ise incelenen 6
içeriğin 3 tanesi bloggerın kendisi tarafından, 3 tanesi ise başka yazarlar
tarafından oluşturulmuş içeriklerdir. Bu kategoride yer alan 02.04.2015 tarihli
“Otizmliye Yer Aç” başlıklı içerik Otizm
Dostlar Derneği
başkanı İrem AFŞİN tarafından hazırlanan bir içeriktir. Buna
göre, analiz edilen toplamda 30 içeriğin 22 tanesinde yazar bloggerın kendisi
iken, 8 içerik başkaları tarafından oluşturulmuş ancak kaynak gösterilerek yayınlanmış
içeriklerdir. Fakat burada dikkat çeken unsur, özellikle sağlığa ilişkin
içeriklerde herhangi bir doktorun, hekimin ya da sağlık kuruluşunun kaynak
olarak kullanılmamasıdır.  
2.
İçeriklerde herhangi bir ticari ürünün ya da markanın adının geçip geçmediğine
ilişkin analiz:
İncelenen
içerikler arasında “çoluk çocuk” kategorisinde yer alan 24 içeriğin 12
tanesinde herhangi bir ürünün ya da markanın adına rastlanmamışken, 12 içerikte
ürün ya da marka adının kullandığı görülmektedir. “Sağlık sıhhat” bölümünde ise
6 içeriğin, 3 tanesinde marka ya da ürün adı kullanılmamışken, 3 tanesinde
ticari ürün ya da markanın isminin kullanılmış olduğu görülmektedir. Buna göre
incelenen içerikler arasında ürün ya da marka adının kullanım oranının, yarı
yarıya olduğu dikkati çekmektedir. Toplamda 30 içeriğin 15 tanesinde ürün/marka
adı bulunurken, 15 tanesinde herhangi bir ürün/marka adı bulunmamaktadır. Bu
açıdan okuyucuların her iki içerikten birinde bir ürünün ya da markanın ismiyle
karşılaşma olasılıklarının bulunduğunu söylemek mümkündür.
3.
İçeriklere yapılan yorum sayısına ilişkin analiz:
“Çoluk çocuk”
bölümünde yer alan okuyucu yorumlarında dikkat çeken en temel unsur, yorum
dağılımlarının orantılı olmadığıdır. Buna göre 24 içerik arasında her içeriğe yorum
yapılmıştır ancak en az 1 ve en çok 22 olmak üzere bir dağılım söz konusudur.
Buna göre 24 içerikte toplamda 211 okuyucu yorumu tespit edilmiştir. İçerik
başına yaklaşık 9 yorum olduğu düşünülürse, içeriklerin yorum dağılımlarının
birbirlerine oranlarının oldukça farklı olduğu söylenebilir. “Sağlık sıhhat”
kategorisinde ise okuyucu yorumlarının 0 ile 30 arasında değiştiği görülmektedir.
Buna göre hiç yorum almayan içerikler olduğu gibi, içeriklerden birinin 30
yorum aldığı tespit edilmiştir. Buna göre 6 içerikte toplamda 64 yoruma
rastlamak mümkündür. Her içeriğe ortalama 10 yorum düştüğü görülmekle birlikte,
bu bölümde de yorumların orantılı bir dağılım göstermediği söylenebilmektedir. Bu
açıklamalardan yola çıkarak, bazı içeriklerin daha çok dikkat çektiği,
bazılarının ise yeterince ilgi görmediği varsayımında bulunmak mümkün
olabilmektedir.
4.
İçeriklerin yönlendirici link içerip içermediğine ilişkin analiz:
“Çoluk çocuk”
kategorisinde incelenen 24 içeriğin 22 tanesinde yönlendirici link olduğu, 2
tanesinde ise herhangi bir yönlendirici link olmadığı görülmüştür. “Sağlık
sıhhat” kategorisinde ise, toplam 6 içeriğin hepsinde yönlendirici link olduğu
dikkat çekmektedir. Buna göre blog içerisinde genel olarak yönlendirici
linklere yer verildiğini söylemek mümkündür. Bu linkler, içerikle ilgili bir
takım farklı bilgilere, sayfalara ya da kaynaklara erişim açısından
kolaylaştırıcı rol oynamaktadır. Aynı zamanda incelenen içeriklerin genellikle
yazarın kendi diğer yazılarına yönlendirme yaptığı da dikkat çekmektedir. Buna
göre okuyucunun yazarın diğer yazılarına kolaylıkla erişimi sağlanmaya
çalışılmaktadır. .
b) “Hassas Anne” analizi
Hassas Anne kullanıcı
adıyla kurulmuş olan blog incelendiğinde, blog sitesinde belirli temel
başlıklar ve kategorilendirmeler dikkat çekmektedir. Buna göre yazar kişisel
blogunu “0-1 yaş, 2-3 yaş, sağlık, eğitim, hassas anne buluşmaları” ve “basında
hassas anne” gibi bölümler altında oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında ve
çalışmanın amacı doğrultusunda etiketler ve belirtilen başlıkların altında yer
alan alt içerikler de incelendiğinde, konuyla ilişkili olan “sağlık, konuk
doktorlar, çocuğum engelli, çocuğunuzun gelişimi, çocuklar için
etkinlikler”   kategorileri analiz için seçilmiş ve 2015
yılına ait tüm içerikler incelenmiştir. Buna göre, 2 içerik “çocuğum engelli”,
6 içerik “çocuğunuzun gelişimi”, 8 içerik “çocuklar için etkinlikler” ile 10
içerik sağlık ve 5 içerik “konuk doktorlar” kategorisinden elde edilmiş ve
toplamda 31 içerik analiz kapsamına alınmıştır.
Blog
genel olarak incelendiğinde ilk olarak şu uyarı dikkat çekmektedir;
“Bu sitede yayınlananlar sadece Ece
Kumkale’nin kişisel düşünceleridir. Doktor tavsiyelerinin yerini tutamaz,
teşhis ve tedavi niteliği taşımaz. Önce doktorunuzu dinleyin. Tavsiyelerimi
uyguladığınızda sorumluluk kabul etmiyorum”
[www.hassasanne.com, Erişim
Tarihi: 15.10.2015].
Bu
uyarı oldukça dikkat çekici ve analiz açısından yol göstericidir. Blogger
annenin, kendi yazdıklarının okuyucuları etkileyebileceği ve yönlendirebileceği
farkındalığından hareketle böyle bir uyarının yapıldığı varsayılmaktadır. Bu
uyarı blog içeriklerinin kişisel düşünceler ve öneriler olduğunu vurgulaması ve
bilgi kaynağı olarak, öncelikle doktora danışılması gerektiğine işaret etmesi nedeniyle
önemli görülmektedir.
1.
İçeriklerin kaynağına ilişkin analiz
: İncelenen içeriklerin kaynaklarına
bakıldığında, her kategoride yaklaşık yarı yarıya bir dağılım olduğu dikkat
çekmektedir. Buna göre 2 içeriğin olduğu “çocuğum engelli” kategorisinde 2
içerik de yazarın kendisi tarafından, 6 içeriğin olduğu “çocuğunuzun gelişimi”
kategorisinde 4 içerik yazarın kendisi, 2 içerik başkası tarafından, 8 içeriğin
olduğu “çocuklar için etkinlikler” kategorisinde 8 içerik de yazarın kendisi
tarafından, 10 içeriğin olduğu sağlık kategorisinde 6 içerik yazarın kendisi, 4
içerik ise bir başkası tarafından ve son olarak “konuk doktorlar” kategorisinde
yer alan 5 içeriğin tamamı başkaları tarafından oluşturulmuştur. İncelenen
toplam 31 içeriğin, 20 tanesinde kaynak yazarın kendisi iken, 11 tanesinde
başka kişiler kaynak olarak kullanılmaktadır. Burada dikkat çeken konu
özellikle sağlık içeriklerinde farklı kaynakların çok sayıda kullanılmasıdır.
Özellikle “konuk uzman”ların olduğu bölümde kaynaklar, tamamen konuya ilişkin
uzmanlar olmakla birlikte her kaynağın ismi açık bir biçimde belirtilmiştir.
2.
İçeriklerde herhangi bir ticari ürünün ya da markanın adının geçip geçmediğine
ilişkin analiz:
“Çocuğum
engelli”, “çocuğunuzun gelişimi” ve “çocuklar için etkinlikler” kategorilerinde
yer alan tüm içeriklerde ticari bir ürünün ya da markanın adının geçtiği
görülmektedir. Buna göre her üç kategoride yer alan toplam 16 içeriğin 16’sında
da ürün ya da markaların kullanıldığı dikkat çekmektedir. Analiz edilen sağlık
kategorisinde ise toplam 10 içeriğin 7’sinde ürün ya da marka ismine
rastlanmışken, 3 tanesinde herhangi bir ürün ismine rastlanmamıştır. Son olarak
ise “konuk doktorlar” kategorisinde, 5 içeriğin 4 tanesinde ürün/marka adı
dikkat çekerken, 1 tanesinde herhangi bir ürün/marka adına rastlanmamıştır.
Analiz edilen bu içeriklerde dikkat çeken bir unsur ise, sadece ürün ya da
markaların değil, çeşitli eğitim ya da etkinlik merkezlerinin ve hastanelerin
de isimlerinin sıkça kullanıldığıdır. Bu tür isimlere yer verildiği durumlarda
kodlama, “ürün ya da marka adı var” olarak yapılmıştır çünkü çeşitli
merkezlerin isimlerine yer verilmesi, aynı ürün ve marka isimlerinin
kullanılması gibi, dolaylı olarak tanıtım ve reklam sayılabilmektedir.
3.
İçeriklere yapılan yorum sayısına ilişkin analiz:
“Hassas Anne” blogunda, içeriklere yapılan
yorum sayılarına bakıldığında, incelenen tüm içeriklerde hiçbir yoruma
rastlanmamıştır. Buna göre toplamda analiz edilen 26 içeriğin hiçbirinde
okuyucu yorumu bulunmamaktadır. 
4.
İçeriklerin yönlendirici link içerip içermediğine ilişkin analiz:
“Çocuğum
engelli” kategorisinde 2 içeriğin ile “çocuğunuzun gelişimi” kategorisinde 6
içeriğin tamamında yönlendirici link bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, “çocuklar
için etkinlikler” kategorisinin 8 içeriğinin 6’sında, sağlık kategorisinin 10
içeriğinin 4’ünde yönlendirici linke rastlanmıştır. Ancak “konuk doktorlar”
kategorisinde yer alan 5 içeriğin hiçbirinde yönlendirici link
kullanılmamıştır. Buna göre toplamda 31 içeriğin 18 tanesinde yönlendirici link
bulunurken, 13 tanesinde yönlendiri link bulunmamaktadır. Burada da dikkat
çeken unsur, ürün ve marka adı analizinde olduğu gibi, bloglarda yer alan
eğitim ya da etkinlik merkezlerinin linklerine sıklıkla yönlendirme
yapıldığıdır.
c) “Marka
Anne”
analizi
“Marka Anne” kullanıcı
adıyla kurulmuş olan blog incelendiğinde diğer bloglarda olduğu gibi sistemli
bir içerik dağılımı olmadığı görülmektedir. Buna göre analizler, etiketler
üzerinden yapılmış ve toplamda 8 içerik analiz kapsamına alınmıştır. Ele alınan
içeriklerin 2 tanesi “çocuklu hayat”, 1 tanesi “anne baba olmak”, 1 tanesi
“uzman sözü”, 2 tanesi “çocuk ve ekran” ile 2 tanesi “sağlık” kategorisinden
elde edilmiştir. Diğer analizlerde olduğu gibi 2015 yılına ait kategorilerde
yer alan tüm içerikler analiz kapsamına alınmıştır.
“Marka Anne” blogunda da,
aynı “Hassas Anne” blogunda olduğu
gibi bir uyarı dikkat çekmektedir. Buna göre sitede,
“MarkaAnne’de yayınlanan yazılar,
tecrübe, öneri ve bilgilendirme amaçlı olup, özellikle uzman görüşleri, hekim
muayenesi sonucu sağlanan bilgi ile kıyaslanamaz. Verilen tedavi önerilerinden
ve her ne sebeple olursa olsun bu önerilerin 3. şahıslar tarafından
öğrenilmesinden, yazısıyla öneri veren hekim ve “yayıncı” sorumlu değildir. Her
türlü tıbbi tedavi için mutlaka hekiminize danışmalısınız”
uyarısı yer almaktadır [www.markaanne.com, Erişim
Tarihi: 15.10.2015].
Bu
uyarıda da uzman bilgisine başvurulması gerektiği vurgusu bulunmakta ve
önerilerin sadece bir paylaşım olduğu, bu önerilerin uzmana danışmadan
uygulanmaması gerektiği uyarısı yapılmaktadır. Bu uyarı da aynı şekilde oldukça
önemli görülmekte ve blogların okuyucular üzerinde nasıl etkili olabileceğine
işaret etmektedir.
1.
İçeriklerin kaynağına ilişkin analiz
: Analiz edilen içeriklerin bir tanesi
haricinde hepsinin, yazarın kendisi tarafından oluşturulduğu görülmektedir.
Buna göre “uzman sözü” bölümünden elde edilen içerik, kategorisine de uygun
olarak bir uzmanın görüşlerini içermektedir. Burada yer alan içeriğin nereden
alındığı, kaynağın kim ve hangi yayın olduğu açık bir biçimde vurgulanmaktadır.
21 Mayıs 2015 tarihine ait “Uzman Sözü:
Kutu süt mü? Çiğ süt mü?”
içerik, Onkolog Yavuz Dizdar’ın bir röportajının
aktarılması şeklindedir. Bunun haricinde incelenen tüm içeriklerin yazarın
kendisi tarafından oluşturulduğu ve herhangi bir başka kaynağa dayandırılmadığı
görülmüştür.  
2.
İçeriklerde herhangi bir ticari ürünün ya da markanın adının geçip geçmediğine
ilişkin analiz:
Analiz
edilen kategorilerden “çocuklu hayat” kategorisindeki 2 ve “anne baba olmak”
kategorisindeki 1 içerikte herhangi bir ürün ya da markanın adına
rastlanmamıştır. Ancak “uzman sözü” kategorisindeki 1 içerikte ürün/marka adı
kullanılırken, “çocuk ve ekran” ile “sağlık” kategorilerinde yer alan 2
içerikten 1 tanesinde ürün/marka adına rastlanmıştır. Buna göre toplam 8
içeriğin 5 tanesinde herhangi bir ürün/marka adı yer almazken, 3 tanesinde
ürün/marka isiminin kullanımı söz konusudur.
3.
İçeriklere yapılan yorum sayısına ilişkin analiz:
İçeriklere
yapılan okuyucu yorumlarına bakıldığında yorumların 0 ile 6 arasında olduğu
görülmektedir. Buna göre 5 içeriğe hiç yorum yapılmamışken, geri kalan üç
içeriğe toplam 12 yorum yapılmıştır. En çok yorum yapılan kategoriler ise, sağlık
içeriklerine ilişkindir. Bu kategoride yer alan bir içerik 5, diğer bir içerik
ise 6 yorum ile en çok yorum alan içeriklerdir. Buradan yola çıkılarak sağlık
konularının en çok dikkat çeken konuların başında geldiğini söylemek mümkündür.
4.
İçeriklerin yönlendirici link içerip içermediğine ilişkin analiz:
Analiz
kapsamında ele alınan içeriklerin bir tanesi hariç hepsinde, yönlendirici link
olduğu dikkat çekmektedir. Buna göre 8 içeriğin 1 tanesinde yönlendirici
herhangi bir linke rastlanmazken, geri kalan 7 içeriğin hepsinde yönlendirici
linkler bulunmaktadır. Yönlendirici linklere ilişkin dikkat çeken önemli bir
unsur ise, yönlendirici linklerin genel olarak yazarın diğer sayfalarına erişim
imkânı sunmasıdır. Buna göre linkler aracılığıyla yazarın konuyla ilişkili ya
da alakalı bir başka blog içeriğine kolayca erişim sunulmaktadır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Sosyal
medyanın önem kazanmasının yanı sıra günümüzde özellikle kendini ifade etmek
amacıyla kurulan blogların giderek çeşitlendiği görülmektedir. Özel ilgi
alanlarına göre oluşturulan bloglar, pek çok alanda kullanıldığı gibi, sağlık
alanında da yaygın biçimde kullanılmaktadır. Özellikle internetin, bilgiyi
aramak için ilk başvurulan kaynak olmasının yanı sıra blogların da ilgi çeken
mecralar olmaları, sağlık açısından bu alanların incelenmesini
gerektirmektedir. Kendi kişisel deneyimleri kadar, çevrelerinden edindikleri
bilgilerin ya da çeşitli kaynaklardan erişilen haberlerin paylaşılmasını
sağlayan bloglar, geniş bir enformasyon aktarma kapasitesine sahip araçlar
olarak da değerlendirilebilmektedir. Son yıllarda ise blog dünyasında, “anne
blogger”lar oldukça dikkat çekicidir. Sayıları giderek artan anne bloggerlar,
annelik deneyimlerinden çocuk yetiştirme biçimlerine, çocuk bakımından çocuk
sağlığına vb. kadar pek çok bilginin paylaşıma girdiği ağlar olarak
görülmektedir.
Çocuk
sağlığı denildiği zaman gelişim, oyun, uyku, beslenme, etkinlik gibi pek çok
unsur bu kapsamda ele alınabilmektedir. Bu açıdan çocuğa ilişkin ve dolayısıyla
da çocuk sağlığına ilişkin pek çok içeriğin yer aldığı anne blogları, ayrı bir
çalışma olarak görülmektedir. Bu çalışma, örneklemin d
ar olması nedeniyle bir ön çalışma niteliğinde olmakla
birlikte, literatürde henüz yeterince çalışılmamış bir konuyu gündeme taşıması,
bundan sonra yapılacak çalışmalara yol gösterici olması, alanda var olan
boşluklara ve inceleme konularına ışık tutması ve konu üzerinde bir sorunsal
yaratması açısından önemli görülmektedir. Bu nedenle çocuk sağlığına ilişkin
içeriklerin anne bloglarında nasıl yer aldığını inceleyen çalışma sonuçları,
öncelikli olarak bloglarda sistematik bir yapının var olmadığını, her bloggerın
kendisine uygun içerik ve etiketleme kullandığını göstermektedir. Buna göre
bloglarda çocuğa ilişkin çok sayıda enformasyonun yer aldığı ortaya konulmakla
birlikte, özellikle seçilen bloglarda varsayıldığı kadar sağlık bilgisine erişilememiştir.
Ancak doğrudan sağlık haberinden ziyade, başta çocuk bakımı olmak üzere,
etkinlik haberleri, çocuk aktiviteleri, beslenme önerileri gibi, dolaylı olarak
çocuk sağlığını etkileyecek içeriklerin yoğun bir biçimde paylaşıldığı ortaya
konulmuştur.
Sonuç olarak özetle, analiz edilen
blogların iki tanesinde okuyucuya yönelik uyarı metinlerinin bulunması,
blogların okuyucular üzerindeki potansiyel etkileri açısından oldukça dikkat
çekicidir. Bunların yanı sıra bloglarda, genel olarak içeriklerin blog yazarı
tarafından oluşturulduğu, ancak bazı durumlarda ya da özellikle sağlık ile
ilgili içeriklerde, uzman görüşlerine de yer verildiği tespit edilmiştir.
Bloglarda
sıklıkla ürün veya marka isimlerine yer verildiği bu durumun da, dolaylı olarak
tanıtım veya reklam kapsamına girdiği söylenebilmektedir. Ürün ve marka
isimlerinin yanı sıra bazı içeriklerde, eğitim ve etkinlik merkezlerinin ile
sağlık kuruluşlarının da isimlerinin kullanıldığına dikkat edilmiştir.  Blogların bir tanesi hariç hepsinde, okuyucu
yorumları dikkati çekerken, genel olarak okuyucu yorumlarının sağlık
içeriklerinde sayıca fazla olduğu görülmektedir. Bu durum ise sağlık
haberlerinin, daha çok ilgi çeken konular olduğu üzerinden
değerlendirilebilmektedir. Son olarak ise, bloglarda sıklıkla yönlendirici
linklerin kullanıldığı ve kullanılan linklerin hem yazarın kendi blogunda yer
alan diğer içeriklere hem de blogda bahsi geçen ürünlere ilişkin erişimler
sağladığı görülmüştür.  
KAYNAKÇA
KILIÇ, A., ÖZLEM, A. (2011). Halkla İlişkiler 2.0, Ankara:
Efil Yayınevi.
KILIÇ, A., ÖZLEM, A. & ONAT, F.
(2007). “Bir Halkla İlişkiler Aracı Olarak Kurumsal Bloglar”, Journal of Yaşar
University, 8(2): 899-927.
AYDEDE, C. (2006) Sanal Ortam Günlükleriyle Blog Çağı:
Pazarlama İletişiminde Yeni Düzen, İstanbul: Hayat.
BLOOD, R. (2002). The Weblog Handbook:
Practical Advice on Creating and Maintaining Your Blog, Cambridge: Perseus
Publishing.
BOYD, D. (2006). “A Blogger’s Blog:
Exploring the Definition of a Medium. Reconstruction, 6(4),
http://reconstruction.eserver.org/Issues/064/boyd.shtml, [Erişim Tarihi: 03.10.2015].
CHEN, GINA M. (2013). “Don’t Call Me
That: A Techno-Feminist Critique of the Term Mommy Blogger”, Mass Communication and Society, 16:4, 510-532.
ÇEVİKEL, T. (2010) “Web 2.0, Bloglar ve
Gazetecilik: Türkçe Politik Blogların Profesyonel Medya ve Gazetecilikle
İlişkisi” Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora
Tezi, İstanbul.
FLEMING, HEATHER, L. (2008).
“Works-in-Progress: An Analysis of Canadian Mommyblogs”, Yayınlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Simon Fraser University.
HORRALL, C. & CAYANAGH, M. (2014).
“Mothers of invention: A pilot study of commercial content on mother blogs and
perceptions of credibility”, 42nd Annual Conference of the Canadian Association
of Information Science & Inaugural Librarians’ Research Institue Symposium,
28-30 May, Ontario, 1-5.
http://www.cais-acsi.ca/ojs/index.php/cais/article/viewFile/890/810 [Erişim Tarihi: 15.10.2015].
KAYABALI, K.  (2011). “İnternet ve Sosyal Medya Evreninde
Sağlık” İyi Klinik Uygulamalar Dergisi, Sayı 25: 14-20.
KÖSE, H. (2008). “İnternette ‘Açık’ ve
Demokratik Yayıncılık: ‘Sanal Ortam Günlükleri’ ve Wiki’ler”. Marmara İletişim
Dergisi, Sayı 13: 83-94.
LOPEZ, LORI, K. (2009). “The radical
act of ‘mommy blogging’: redefining motherhood through the blogosphere”, New
Media & Society, Vol 11(5): 729-747. 
PWC (2013). “Scoring healthcare:
Navigating customer experince ratings”, Chart Pack-Consumer Experience Series
Health Research Institue, April,
http://www.pwc.com/us/en/health-industries/publications/assets/pwc-hri-scoing-healthcare-chart-pack.pdf [Erişim Tarihi: 05.11.2015].
RAINS, STEPHEN, A. & KEATING, DAVID
M. (2011). “The Social Dimension of Blogging about Health: Health Blogging,
Social Support, and Well-being”, Communication Monographs, Vol. 78, No. 4,
December: 511-534.
SEZGIN, D. (2012). “Medyada Sağlık
Sunumları”,
Uluslararası Sağlığın Geliştirilmesi ve İletişimi
Sempozyumu, 11-13 Nisan 2011, İstanbul, Bakanlık Yayın No. 883, Ankara: Erek
Ofset, 2012, 61-62.
TEKE, SELCAN, G. (2014) “Dönüşen
Anneliğe Yönelik Netnografik Bir Analiz: Blogger Anneler” Milli Folklor, Yıl 26, Sayı 103: 32-47.
WALKER, J. (2003). “Final Version of Weblog
Definition”,
http://jilltxt.net/archives/blog_theorising/final_version_of_weblog_definition.html [Erişim Tarihi: 15.10.2015]
WHITEHEAD, D. (2015). “The Evidence of Things
Unseen: Authenticity and Fraud in the Christian Mommy Blogosphere” Journal of
the American Academy of Religion, March, Vol. 83, No.1. ss. 120-150.
YELSALI, P., PINAR, M. (2012). “Digital
Opportunities for Social Transition: Blogosphere and Motherhood in Turkey” Fe Dergi, 4, Sayı 1: 123-134.
YILMAZ, E. (2013). “Türkiye’de
Hastaların İnternette Tıbbi Enformasyon Arama Davranışlarının Doktor-Hasta
İletişimine Etkisi”, Galatasaray Üniversitesi İleti-ş-im Dergisi, Sağlık
İletişimi Özel Sayı: 3: 93-108.
YÜKSEL, O. (2014). İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı, Ankara:
Sinemis.
http://blogcuanne.com/
http://www.hassasanne.com/
http://markaanne.com/


[1]
İngilizce “mom”; “anne” anlamına gelirken,
“mommy” kavramı konuşma dilinde “anneciğim” anlamını taşımaktadır. Uluslararası
literatürde “mommy” kavramına ilişkin feminist bakış açısından, bazı eleştiriler
olduğu görülmektedir. Buna göre
Chen (2013: 510, 511); “mother” (anne) kavramının karşısında
“mommy” kavramının kullanımının, anneliğin bakıp büyütme, yetiştirme durumuna
gönderme yaptığını ve kadının çocukluğundan beri öğrendiği ideal annelik
prototipine ilişkin olduğunu belirtmektedir. 
Continue Reading

KADIN DERGİLERİNDE SAĞLIKLI YAŞAM SUNUMLARI: “FORMSANTE” DERGİSİ ÖRNEĞİ

Araş. Gör. Eda TURANCI
Gazi
Üniversitesi, Ankara
 İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım
Bölümü
Esra ÖZ
Milliyet
Gazetesi, Ankara
Pembe Nar
Sağlık Köşe Yazarı
 Dünya Sağlık Ajansı Yayın Yönetmeni
fesraoz@gmail.com
Eda TURANCI, Lisansını Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji
bölümünde tamamlayan yazar, 2010 yılında Galatasaray Üniversitesi Stratejik
İletişim Yönetimi bölümünde de yüksek lisansını tamamlamıştır. Yazar halen Gazi
Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde doktora çalışmasına devam
etmektedir. Gazi Üniversitesi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi’nde editör
yardımcılığı görevini de yürüten yazarın, sağlık iletişimi, sağlık ve risk
iletişimi alanlarında çalışmaları devam etmektedir.
Esra ÖZ, Lisansını Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Biyoloji bölümünde tamamlayan yazar, 2014 yılında Anadolu Üniversitesi Radyo-TV
Programcılığı bölümünü tamamlamıştır. Yazar halen Milliyet Gazetesi Pembe Nar
Sağlık Köşe Yazarı, Dünya Sağlık Ajansı Yayın Yönetmeni, Sağlık ve İnsan
Dergisi Yayın Editörü ve Avrupa Birliği projesi olan Rekabetçi Sektörler
Projesi’nde Medya İletişim Koordinatörü olarak çalışmaktadır. “Sağlık
Haberlerine Farklı Bakış” ve “Kokuyla Keşfet” isimli iki kitabı bulunan
yazarın, sağlık haberciliği ile ilgili farklı projeleri devam etmektedir.
Özet
Sağlıklı yaşam temasının giderek önem
kazanması ile sağlığa ve sağlıklı yaşam tarzına yönelik önerilerin, medyada
yoğun bir biçimde konu edildiği görülmektedir. Medyanın alana olan ilgisi,
sağlığın kapsamı üzerinde de etkili olmakta, sağlığı tüketim kalıpları içine
sokmaktadır. Günümüzde sağlığı korumak kadar, yaşam kalitesini arttırmak da, temel
bir sorunsal haline gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında, doğrudan sağlığı tehdit
etmeyen pek çok öge, denetim altına alınması gereken unsurlar olarak ele alınmaktadır.
“Tıbbileştirme” kavramı ekseninde açıklanan süreç, doğal yaşam döngüsünün
parçası olan değişimlerin, tıbbi bir sorun olarak görülmesiyle bağlantılı
olarak açıklanmakta ve bu durum, sağlığın endüstrileşmesi tartışmalarını da
beraberinde getirmektedir. Sağlığın endüstrileşmesi, pek çok farklı açıdan
yürütülebilecek bir tartışma olmakla beraber, dönüşüm sürecinde medyanın ve popüler
kültürün bir parçası olarak değerlendirilebilecek dergilerin, oldukça etkili
olduğu düşünülmektedir. Popüler dergilere bakıldığında hedef kitlesi kadınlar
olan dergilerin ağırlıkta olduğu söylenebilir. Moda, güzellik, bakım,
alışveriş, bebek, dekorasyon vb. gibi konulara yer veren dergiler aynı zamanda,
sağlığa ve sağlıklı yaşama ilişkin pek çok içerik de sunmaktadırlar. Buna göre
çalışma, kendisini “sağlıklı yaşam dergisi” olarak tanımlayan Formsanté dergisinde,
sağlığın ve sağlıklı yaşam önerilerinin nasıl sunulduğunu incelemeyi
amaçlamaktadır. Bu amaçla Kasım 2014-Ekim 2015 tarihleri arasında, bir yıllık
süreyle toplam 12 dergi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada
derginin içeriğini hangi konuların oluşturduğu, sağlık konularına ne kadar yer
verildiği, sağlıklı yaşam önerilerine yönelik hangi içeriklerin aktarıldığı,
içeriklerde ne oranda kaynak kullanıldığı ve dergide yer alan reklamların kategorik
ve oransal dağılımları analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda, derginin sağlık
haberlerinden ziyade beslenme, diyet, estetik, güzellik, cinsellik, ilişki,
spor, fitness gibi konuları kapsayan “sağlıklı yaşam önerileri” haberlerine
daha çok yer verdiği ortaya konulmuştur. Buna göre çalışmada, kendini sağlıklı
yaşam dergisi olarak tanımlayan ve özellikle kadınları hedef kitle olarak alan
bir derginin yayın içeriklerine ilişkin kapsamlı bir analiz sunulmaya
çalışılmıştır.
Anahtar
Kelimeler:
“sağlık, sağlıklı yaşam tarzı önerileri, kadın dergileri,
sağlıklı yaşam dergisi, Formsanté”
KADIN DERGİLERİNDE SAĞLIKLI YAŞAM SUNUMLARI:
“FORMSANTE” DERGİSİ ÖRNEĞİ
GİRİŞ
Disiplinlerarası bir konu
olmasının yanı sıra sağlık, herkesi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren
ve bu nedenle de oldukça dikkat çeken konuların başında gelmektedir. Sağlığın
bu derece ilgi çeken bir başlık olması, medyanın da konuya ilgi duymasına ve
son yıllarda sağlığa ilişkin içeriklerin ve yayınların artmasına neden
olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, medyanın sağlık alanı üzerindeki etkileri
ile sağlığı sunumu, kapsamlı bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir.
Medyanın sağlık alanına duyduğu
ilgi, sağlığın kapsamında değişimlere, doğrudan tıbbi olmayan süreçlerin, tıbbı
bir sorunmuş gibi değerlendirilmesine neden olmaktadır. Sağlık disiplininin
farklı bir endüstrinin parçası haline gelmesi ve popüler kültürün tüketim
nesnesi olarak değerlendirilmesiyle de bağlantılı olarak açıklanan
tıbbileştirme süreci, hangi durumların tıp ve sağlık kapsamına girdiği
sorularını da ortaya çıkarmıştır.
Buna
göre “fiziksel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik” hali olarak tanımlanan
sağlığın kapsamı giderek genişlemekte ve beslenmeden diyete, spordan egzersize,
estetikten güzelliğe, cinsellikten kadın erkek ilişkilerine kadar pek çok alan,
sağlık kapsamında değerlendirilir ve tartışılır hale gelmektedir. Medya bu
tartışmaların odak noktasında bulunmakla beraber, sağlığın bireylere sunumu
kadar, sunulan içeriklerin belirlenmesinde de oldukça etkilidir. Buna göre
sadece görsel basında ya da sosyal medya araçlarında değil, yazılı basında da
yoğun bir biçimde sağlık temalı haberlere rastlamak mümkündür. Bu açıdan gazetelerin
olduğu kadar dergilerin de konuya yoğun bir ilgi gösterdiği düşünülmektedir.
Hedef
kitlesi belirli olan, düzenli periyodlarla yayınlanan ve sağlık ile sağlığa
ilişkin pek çok unsuru kapsayan dergilerin sayılarının her geçen gün arttığı ve
bu yayınların popüler dergi piyasasında önemli bir yer işgal ettiği
söylenebilir. Popüler kültürün inşasında da etkili olan bu dergilerin, sağlığın
endüstrileşmesi ve popülerleşmesi açısından da belirleyici olduğu
varsayılmaktadır.
Popüler
dergiler incelendiğinde ise, hedef kitlesi kadınlar olan ve modadan
dekorasyona, güzellikten bakıma, spordan estetiğe, alışverişten bebek/çocuk
bakımına kadar çok çeşitli konularda yayın yapan dergilerin ağırlıkta olduğu
görülmektedir.
Bunun yanı sıra kendilerini “sağlıklı
yaşam dergisi” olarak konumlandıran dergilerin de varlığı ayrıca dikkat
çekicidir. Sağlıklı yaşam temalı bu dergiler bireylere, sağlık bilgileri ile alternatif
sağlık önerileri, yaşam kalitesini arttırmaya yönelik tavsiyeler ve çeşitli
tüyolar vb. sunmaktadırlar. Dergilerde sunulan bilgiler ile dergilerin içerikleri,
sağlığın ve sağlıklı yaşam tarzının günümüzde nasıl tanımlandığına ilişkin ipuçları
sunmaktadır. Bu açıklamalardan hareketle çalışmanın amacı, popüler kadın
dergilerinden biri olan ve kendisini “sağlıklı yaşam dergisi” olarak tanımlayan
Formsanté dergisinde, sağlığın ve
sağlıklı yaşam önerilerinin nasıl sunulduğunun incelenmesidir. Çalışmada,
derginin içeriğini hangi konuların oluşturduğu, bu konulara sağlık ve sağlıklı
yaşam önerileri kavramsallaştırması bağlamında ne oranda yer verildiği, sağlık
ve sağlıklı yaşam önerilerine ilişkin haberlerde uzman görüşü ve kaynak
kullanım oranları ile dergide yer alan reklamların kategorik ve oransal dağılımlarının
nasıl olduğu incelenmektedir.
KAVRAMSAL ÇERÇEVE : “SAĞLIK” VE
“SAĞLIKLI YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ”
Sağlık kavramına ilişkin tanımlamalar
incelendiğinde, literatürde en çok Dünya Sağlık Örgütü’nün 1948 yılında yaptığı
tanıma rastlamak mümkündür. Buna göre sağlık, “yalnızca hastalık ya da
sakatlığın olmaması değil, aynı zamanda fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam
bir iyi olma hali” (WHO, 1998: 1; Okay, 2014: 1) olarak tanımlanmaktadır.
Sağlığın pek çok tanımı bulunmakla
beraber Çınarlı, sağlığın evrensel bir tanımını aramanın kimi zorlukları da
beraberinde getirdiğini (2008: 8) belirtmektedir. Bu açıdan bakıldığında,
sağlık ile ilişkili olarak toplumsal ve dönemsel olarak farklı unsurların
tartışıldığını ya da sağlığın kapsamının toplumsal ve tarihsel süreçlere göre
değişip, dönüşebildiğini söylemek mümkündür. Okay ise, bir ülkede sağlıklı
olarak değerlendirilen bir bireyin sağlığına ilişkin yargının, başka bir
ülkenin koşulları altında aynı olamayabileceğini açıklamakta ve bu nedenle sağlık
kavramının bir ülkenin değerleriyle ilişkili olduğunu vurgulamaktadır (2014: 1).
Buna göre Illich’in de belirttiği gibi, “kültür ve sağlık birbiriyle büyük ölçüde
uyum içindedir” (2011: 86) demek mümkündür.
Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımı
incelendiğinde sağlığın sadece bedensel bir unsur olmadığı anlaşılmaktadır.
Bunun yanı sıra sağlık, sadece tıp literatürünün konusu olarak ele alınmayacak
kadar geniş kapsamlı ve disiplinler arası niteliğe sahip bir konudur. Sağlığın
boyutlarına bakıldığında ise “fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal, ruhsal ve
cinsel” (Naidoo ve Wills, 2009: 4; Çınarlı, 2008: 15) boyutlarından söz
edebilmek mümkündür.  
Günümüz toplumları
incelendiğinde, temel yaşamsal pratikleri ve sağlığı tehdit etmeyen durumların,
giderek sağlık kapsamında tartışılır hale geldiği görülmektedir. Örneğin,
fiziksel bir bozukluktan, herhangi bir hastalığın yol açtığı deformasyondan ya
da kişinin sosyal ya da psikolojik olarak sorun haline getirdiği bir bedensel
durumdan kaynaklanan estetik uygulamalar ile kadınların göz çevrelerinde yer
alan kırışıklıkların giderilmesi vb. gibi çabalar, daha çok kozmetik amaçlı
olup, bu uygulamaların tıbbi estetik uygulamalardan farklı değerlendirilmesi
gerektiği düşünülmektedir. Bu açıdan günümüzde tıbbi boyutta tartışılan sağlık
kavramının yanı sıra “sağlıklı yaşam tarzı önerileri” altında sunulan
içeriklerden de söz etmek mümkündür. Bu durumda günümüz bireyleri için,
hastalık ya da rahatsızlıkların önlenmesinin yanı sıra, yaşam kalitesinin
arttırılması da önemli bir konu haline gelmektedir. Sezgin’in belirttiği gibi
“günümüz toplumlarında, hastalık kavramından çok, hastalıktan korunma, iyi
yaşam (wellnesss) kavramına doğru
kültürel bir geçiş yaşanmaktadır” (2011a: 34).
“Sağlıklı yaşam tarzı
önerileri” kavramsallaştırması, günlük yaşamın tıbbileştirilmesine bağlı olarak
açıklanmakta ve sağlığın ticari kaygılar ile ilişkili bir endüstri haline
gelmesi ile bağdaştırılmaktadır (Sezgin, 2011a). Conrad,
son elli yıl içerisinde tıbbi kavramların etkisinin oldukça
genişlediğini, tıp uzmanlarının daha önce duyulmamış hastalıklar ya da bozukluklar
belirlediğini ve bununla bağlantılı bir biçimde tıbbi olarak tanımlanan
sorunların sayısının muazzam bir şekilde arttığını vurgulamaktadır. Ona göre
tıbbileştirme kavramı, tıbbi olmayan problemlerin, hastalık ve bozukluk
yönünden tıbbi problemler olarak tanımlanmasına ve ele alınmasına ilişkindir
(2007: 3-4). Bu açılardan tıbbileştirme (medikalizasyon)
kavramı, “doğum, ölüm, menopoz ve yaşlılık” gibi tarihsel süreçte doğal olarak
kabul edilen değişimlerin ve bedenin, sağlık kapsamında denetim altına
alınmasına (Sezgin, 2011a: 21) işaret etmektedir. Zola ise bu durumu “düne
kadar tabiî gelişmeler olarak değerlendirilen değişiklikler, bugün tıbbın ilgi
alanına girmiş bulunmaktadır” diyerek ve yaşlanmaktan kaynaklanan görme, işitme
kayıpları ile şekilsel bozuklukların, derinin kırışmasının, diş ve saç kaybı
gibi durumların, hastalık gibi giderilmeye çalışıldığını vurgulayarak (1994:
56) açıklamaktadır. Böylece, hayatın doğal süreci olan ve sağlığa doğrudan zararı
olmayan değişimler günümüzde, sağlık sorunu haline getirilmekte ve bu sorunları
oradan kaldırma iddiasındaki ürünlerin pazarlanmasına yönelik de bir kapitalist
düzen (Gür, 2010: 301) ortaya çıkmaktadır.
Bu
kavramsal tartışmaların ışığında Demez’in de açıkladığı gibi, tıp, alternatif
tıp, kozmetik, güzellik sanayi ile estetik cerrahinin sorunsallaştığı bir
toplumsal yapıda, özellikle kadın bedeninin ve güzellik, diyet, cinsellik,
yaşlanma gibi konuların, sağlığa ilişkin haberlerde ve yayınlarda ön planda
tutulması, sağlığın tanımının bu alanlar üzerinden yapılmaya başlanmasına ve bu
imgeler ile sağlığın eş tutulduğu iddialarının gündeme gelmesine (2012: 514-515)
neden olmaktadır.
GÜNÜMÜZ TOPLUMLARINDA SAĞLIK VE SAĞLIKLI
YAŞAM ANLAYIŞI
Sağlığın
tanımının genişleyerek sağlıklı yaşam önerilerinin ön plana çıkması, günümüz
toplumlarında sağlığa ve sağlıklı yaşama yönelik algıların ve düşüncelerin
detaylı olarak analizini gerekli kılmaktadır. Buna göre günümüzün sağlıklı olma
anlayışı, modern bireyin, kendisine ve bedenine ilişkin çeşitli değerler
geliştirmesine neden olmaktadır. Genç kalmak ve genç görünmek, formda olmak,
diyet ve egzersizi yaşam biçimi olarak hayatın merkezine yerleştirmek, güzel ve
bakımlı olmak gibi çok sayıda inanış, günümüzün “sağlıklı bireyinin” temel
profilini oluşturmaktayken, bu durumla ilişkili olan yeni bir popüler sağlık
söylemi de geliştirilmektedir.
Sağlıklı
bedenin, estetik ve bakımlı beden anlamına geldiği (Demez, 2012: 517)
vurgulanmaktadır. Kaya ise günümüzde sağlığın “bir deneyimden çok bir ‘yaşam
tarzı’ olarak” (2011: 124) görüldüğünü söylemektedir. Ona göre günümüzde, hastalık
ile mücadele etmek yerine hastalığı ortaya çıkmadan önlemeye dayanan yeni bir
sağlık anlayışı kapsamında, hastalığa neden olabilmesi muhtemel riskler, yaşam
tarzları ile tüketim biçimleri tartışılmaktadır. Aynı zamanda sağlıklı yaşam
çerçevesinde bir strateji ya da inşa edilecek bir proje olarak ortaya çıkan
bedene karşı uygulanması gereken belirli davranış şekilllerinin gerekliliğine ilişkin
vurgular da sıklıkla yapılmaktadır (Kaya, 2011: 120-121). Bu açıdan beden,
sağlığın kamusal görünürlüğünü sağlayan, bu nedenle de belirli düzenlemelerden
geçmesi gereken görsel bir sunumdur. 
Sağlıklı yaşam aslında, sadece
bedene ilişkin bir unsur olmamakla birlikte günümüzde, bedenin görselliğine
ilişkin doğrudan pek çok vurgunun yapıldığı görülmektedir. Bedenin daha
sağlıklı görünmesi amacıyla yapılması gereken; beden sağlığına ve görüntüsüne
ilişkin daha çok tüketimde bulunmaktır. Buna göre bedenin sağlık ile kurulan
ilişkisi, sağlığın tüketimi ile de doğrudan ilişkili olarak değerlendirilebilir.
Bu ilişkiyi Demez, toplumsal değişimin odağında yer alan beden, toplumsallığın
somutlaşmış hali olarak görülmekte ve beden ile yeni tıp anlayışının temelinde,
kapitalist yaşama biçimi yer almaktadır (2012: 520) diyerek açıklamaktadır.
Böylece sağlıklı olmak, zinde ve zayıf olmak gibi sağlıkla ilgili kavramlar ile
sağlıkla ilgili ürünler, kapitalist sistemde yeni bir pazar yaratarak,
tüketimin yeni araçları olarak (Atilla ve İşler, 2012: 222) görülmektedirler.
Sağlık ile kapitalist tüketim arasında kurulan bu ilişki, sağlığın ticarileşmesi
anlayışı ile de paralellik göstermektedir. 
Cirhinlioğlu
(2012: 85) ise estetik, atletik, zayıf, ince ve bakımlı vücuda sahip olma
anlayışının, böylesi bir vücuda sahip olanlardan daha çok, kapitalist ekonomiyi
yönlendirenlerin istekleri olduğunu vurgulamakta ve modern beden anlayışının
aslında tüketim toplumlarının beden anlayışı olduğunu belirtmektedir. Ona göre
güzel ve atletik bir bedene sahip olmak, günümüz toplumlarında hâkim beden
anlayışı haline gelmişken (Cirhinlioğlu, 2012: 85) sağlığın içeriği de bu
doğrultuda şekillenmektedir. Bu açıdan, formda olmak ve sağlıklı beden için
özel diyetler ile bedenin işlevlerini denetlemeye yönelik pratikler, yeni
sağlık anlayışının bedeni nesneye dönüştürmesini açıkça göstermektedir (Kaya,
2011: 124). Baudrillard’ın da özellikle belirttiği gibi beden, diğer tüketim
nesnelerinden daha güzel, kıymetli, eşsiz ve daha fazla yan anlamlar ile yüklü
bir nesne (2008: 163) olarak tanımlanmaktadır.
Sağlığın endüstrileşmesi ve
ticarileşmesi süreci, popüler kültürden tüketim kültürüne, sağlık
politikalarından sağlığın içeriğinin sunumuna ilişkin geniş bir tartışma
ekseninden yürütülebilmektedir. Ancak konunun ve çalışmanın belirli
sınırlılıkları bulunmakla birlikte çalışma, medyanın bu süreçte ki etkisine
odaklanmaktadır. Demez’in de belirttiği gibi günümüzde sağlık ve hastalık gibi
kavramlar “sadece tıbbi bilgiye indirgenemez” (2012: 513) durumdadır.
MEDYADA
VE KADIN DERGİLERİNDE SAĞLIK VE SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ
Sağlığın ilgi çeken bir konu
olması ve doğrudan ya da dolaylı olarak kamuoyunda geniş kitleleri
ilgilendirmesi, medyanın konuya özel bir önem vermesine ve medyada sağlık ile
ilgili yayınların sayısının her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Buna göre
sağlık ve sağlıklı yaşama ilişkin ipuçlarının yer aldığı haberler, medyada
sıklıkla yer alan haberlerin başında gelmektedir.
Bunun yanı sıra medya, sağlığın
kapsamının belirlenmesi, kamuoyuna sunumu ve ticari bir meta ile tüketim
nesnesi haline gelmesinde oldukça etkili görülmektedir. Bu açıdan, güzellik,
sağlık, eğlence, alışveriş vb. gibi unsurlar, kapitalist ekonomik sistemin
ticarethaneleri olarak görülürken, modern bireyin ne yiyip, ne içeceği ile
bedeninin nasıl görünmesi gerektiği, kitle iletişim araçları ile
standartlaştırılmaya (Toruk, Güran ve Sine, 2013: 309) çalışılmaktadır. Gür ise
kapitalizmin, sosyal hak olan sağlığı ticari bir meta haline dönüştürdüğünü ve
bunda da medyanın rolü olduğunu (2010: 299, 301) belirtmektedir.
Medyanın kamuoyunu etkileme
gücü, farklı bakış açılarından farklı yorumlanmakla birlikte yine de medyanın
kamuoyu üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle sağlık söz konusu
olduğunda medyadan aktarılan bilgilerin ve önerilerin, okuyucu ya da izleyici
tarafından uygulanma olasılığının yüksek olduğu varsayılmaktadır. Buna göre,
medyanın kamuoyu için, sağlık bilgisinin aktarılmasında mesajları hızla ileten
güçlü bir araç ile birincil ve önemli bir kaynak olduğu
(Kreps ve Thorton, 1992: 144; Schwitzer vd., 2005: 577;
Brunner ve Huber, 2010: 84) söylenmektedir. Medya aynı zamanda, sağlıklı yaşam
vaatlerini bireyin hayatta kalma güdüsünü harekete geçirecek biçimde sunarak,
bireylerin bu sunumlar ardında yatan ticari kaygıları görmelerine engel
olmaktadır (Sezgin, 2012: 61). Sezgin’in açıkladığı gibi ticari kaygılar ile
karlılığın arttırılmasına dayanan sağlıklı yaşam tarzı önerilerinin ardında,
sağlık söylemi ile bedenleri denetim altına almaya çalışan “sağlıklı yaşam
endüstrisi” ile medya bulunmaktadır (2011b: 55).
Medya
söz konusu olduğunda çok sayıda araçtan bahsedilebilmekle birlikte özellikle
gazete ve dergileri kapsayan yazılı basının ayrı bir inceleme alanı olduğu
düşünülebilir. Bu açıdan Mayor vd., basılı popüler medyanın sağlık bilgilerinin
yaygınlaştırılmasında ve kamunun sağlığa ilişkin inançlarının ve muhtemel
davranış biçimlerinin şekillendirilmesinde önemli ve vazgeçilmez olduğunu
(1995: 147) belirtmektedirler. Özellikle hedef kitlesi ve ele alınan konu
başlıkları belirli olan popüler dergilerin, kamuoyunun sağlık anlayışının
belirlenmesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir.
Popüler
dergi piyasası incelendiğinde moda, güzellik, bakım, estetik, alışveriş, çocuk,
bebek, dekorasyon, gelinlik vb. gibi çok farklı konuyu ele alan kadın
dergilerinin olduğu dikkati çekmektedir. Büyükbaykal’ın da belirttiği gibi,
aylık popüler dergi piyasası içinde en büyük pay, kadınları tüketime
yönlendiren yazı ve reklamların olduğu kadın dergilerine ait olmakla birlikte,
bu dergilerde yoğun bir biçimde güzellik, cinsellik, makyaj, moda, beslenme ve
diyet gibi konular ele alınmaktadır (2007: 26).
Kadın
yıllar boyunca güzelliği, bedeni ve çekiciliği üzerinden tartışılmakla
birlikte, özellikle kadın bedeni, tıp tarafından denetim ve gözetim altına
alınmıştır (Kaya, 2011: 126-127, 131). Sezgin bu durumu “sağlıklı yaşam önerileriyle
beden denetim altına alınırken; özellikle kadın bedeninin bu denetimin önemli
nesnesi haline getirildiği görülmektedir” diyerek açıklamakta ve “medyadaki
sağlıklı yaşam önerilerinin daha çok kadınlara” yöneltildiğini (2011a: 53)
belirtmektedir. Buna göre kadın dergileri günümüzde, bedenin denetim altına
alınması amacına hizmet eden araçlar konumundadırlar.
Bu
açılardan bakıldığında popüler kültürün bir parçası olan ve “fikirlerin,
kelimelerin, imgelerin, göstergelerin” yeniden inşa edildiği (Olgundeniz ve
Çatalcalı, 20011: 175) kadın dergileri, kadınların nasıl görünmeleri
gerektiğine ve nasıl belirtilen şekillerde görünebileceklerine ilişkin
standartlar belirlemektedirler (Conlin ve Bissell, 2014: 2). Kean vd.’nin
aktardıkları gibi kadınlar dergileri, sağlığa ilişkin bilgileri edinmek için
kullanmakta ve bu dergiler de, sağlık konularının tartışma konusu haline gelmelerine
özellikle hizmet etmektedirler (2014: 3). Giet ise, “modern” dergilerin
tüketimi ve bireysel iyiliği ön plana çıkararak, kadın bedeni ile ilgili,
formda olmak ve bireysel mutluluk gibi temel değerler üzerinden yükselen bir
devrimin ipuçlarını sunduğunu (2006: 19) belirtmektedir.
Formsante
Dergisinde Sağlığın Sunumu
Sağlığı
konu edinen dergilerin arasında yer alan ve kendisini “sağlıklı yaşam dergisi”
olarak tanımlayan Formsanté, uzun
zamandır yayınlanan ve çok okunan kadın dergilerinin başında gelmektedir.
Sağlığı ya da sağlıklı yaşam önerilerini konu edinen başka kadın dergileri
bulunmakla birlikte derginin kendisini “sağlıklı yaşam dergisi” (Görsel 1.) olarak
özel bir noktaya konumlandırması, çalışmanın örnekleminin seçimi açısından
etkili olmuştur.
Görsel
1. Formsanté dergisi kapağından başlık görüntüsü

Formsanté dergisinin ismi de oldukça dikkat çekicidir. Buna göre “form” ve “santé” kavramlarından oluşan derginin ismi, hem formda olma hem de
sağlıklı olma anlamına gelen bir mesaj taşımaktadır. “Form” kavramı, formda olmak, fit olmak, sportif ve çekici bir
görünüme, bedene sahip olmak gibi anlam kodları taşırken, “santé” kelimesi Fransızca “sağlık” anlamına gelen bir kelimedir.
Bu nedenle çalışma, hem isminde sağlığa ve bedenin durumuna ilişkin mesajlar
taşıyan, hem de kendisini “sağlıklı yaşam dergisi” olarak tanımlayan bir kadın
dergisinde sağlığın nasıl sunulduğunu incelemektedir.
AMAÇ VE YÖNTEM
Çalışmanın
temel amacı, kendisini “sağlıklı yaşam dergisi” olarak konumlandıran bir kadın
dergisinde, sağlığın sunumunun incelenmesidir. Bu amaçla içerik analizi yöntemi
ile belirli kategoriler belirlenmiş ve bu kategoriler çerçevesinde dergide
sağlığın nasıl sunulduğuna, derginin içeriğini hangi konuların oluşturduğuna, bu
konuların oransal olarak hangi kategorilere dağıldığına, kullanılan haberlerde
kaynak kullanımına ve reklamlara ilişkin analizler gerçekleştirilmiştir.
Araştırmada
bir yıllık süreyle toplam 12 dergi inceleme kapsamına alınmıştır. Bir yıllık
sürenin alınmasındaki temel neden, dönemsel, mevsimsel ve yayın politikalarına
ilişkin farklılık gösterebilmesi muhtemel pek çok haberin, analiz kapsamında ve
örneklem içinde yer alma olasılığını arttırmaktır. Buna göre Kasım 2014
tarihinden Ekim 2015 tarihine kadar bir yıllık süreyle 12 dergiye ulaşılmış ve
bu dergilerin tamamı inceleme kapsamına alınmıştır.
Araştırmada
içerik analizi yöntem olarak kullanılmış ve analiz ile kodlamalar için belirli
kategoriler belirlenmiştir. Bu kategoriler belirlenirken çalışmanın kapsamı
kadar derginin içeriğinde yer alan bölümlendirmeler ile daha önce yapılmış bir
çalışmanın kategorileri (Sezgin, 2011a) yol gösterici olmuştur. Buna göre
içerik analizinde kullanılan kategoriler “derginin içindekiler kısmında yer
alan bölümler ile sayfa ve yüzde dağılımları, derginin sağlık ve sağlıklı yaşam
tarzı önerileri kapsamına giren haberlerin sayfa ve yüzde dağılımları, sağlık
ve sağlıklı yaşam tarzı önerilerine ilişkin haber sayıları ve haberlerde kaynak
kullanımı, dergide yer alan reklamların kategorik ve yüzde dağılımları” olarak
belirlenmiştir.
BULGULAR VE YORUM
a)
Dergilerin genel değerlendirilmesi
Araştırmada
incelenen dergilere ilişkin genel bir değerlendirme yapıldığında, bir yıllık
süre zarfında yer alan 12 derginin her sayısında toplam 116 sayfanın olduğu
görülmektedir. 116 sayfaya ön ve arka kapak da dâhil edilmekte ve ön kapak “1”
numaralı sayfa olarak kabul edilip, sonra diğer sayfaların numaralandırılmasına
geçilmektedir. 
Dergilerin
içerikleri incelendiğinde, genel akışın her dergide aynı olduğu
gözlemlenmektedir. Dergilerde ön kapaktan sonra editör sayfası, sonrasında ise içindekiler
kısmı yer almaktadır. İçindekiler kısmı, derginin kapsamının genel olarak
görülmesi açısından oldukça önemlidir. Buna göre öncelikli olarak içindekiler
sayfaları incelenmiş ve her sayıda içindekiler bölümlerinin birbirleri ile uyum
içinde olduğu görülmüştür. Derginin içindekiler bölümünde yer alan kategorilendirmelere
bakıldığında, “Fitness, Egzersiz, Beslenme, Diyet, Yaşam, Sağlık, Güzellik,
Estetik, Moda, Cinsellik, İlişki” ile “Bu Ay Kapakta” başlıklandırmalarının
olduğu görülmektedir. Ancak incelenen bazı sayılarda nadir olmakla birlikte, bebeklerin
özel olarak konu edildiği “Baby&Kids” bölümlerinin olduğu dikkati çekmiştir.
Bazı sayılarda ise “Psikoloji” ve “Diş Dosyası” adı altında bölümlerin olduğu görülmüştür.
Ancak bu bölümler sağlık kapsamına giren haberler içerdiğinden, burada yer alan
haberler sağlık bölümleri altında değerlendirilmekte ve kodlanmaktadır. 
İçindekiler
bölümleri incelendiğinde dikkat çeken bir diğer unsur ise, derginin her
sayısında “Her ay” başlığı altında bir bölümün olmasıdır. Bu bölümde “Ajanda,
Beslenme Raporu, Sağlık Raporu, Vitamin Raporu, Fitness Raporu, Yeniler, Bize
Sorun ve Kültür Sanat” bölümleri yer almaktadır. Bazı aylarda ise bu bölüm
kapsamında, Ebru Şallı’ya ayrılan bir bölümün olduğu da dikkat çekmektedir.
Tablo 1. Dergide
yer alan bölümlerin sayfa sayılarına göre dağılımı
SAĞLIK
FİTNESS / EGZERSİZ
BESLENME / DİYET
ESTETİK / GÜZELLİK
İLİŞKİ / CİNSELLİK
YAŞAM / MODA
REKLAM
DİĞERLERİ
TOPLAM
Kasım 2014
8
3
22
15
6
19
33
10
116
Aralık 2014
10
7
28
16
6
15
22
12
116
Ocak 2015
14
16
24
20
6
8
13
15
116
Şubat 2015
18
12
18
7
8
16
20
17
116
Mart 2015
12
12
19
18
4
12
25
14
116
Nisan 2015
16
13
20
11
3
11
28
14
116
Mayıs 2015
9
10
17
9
6
10
36
19
116
Haziran 2015
8
11
19
9
8
20
29
12
116
Temmuz 2015
18
10
21
13
8
16
15
15
116
Ağustos 2015
11
13
22
15
8
22
15
10
116
Eylül 2015
10
15
19
14
8
13
25
12
116
Ekim 2015
13
7
18
13
7
12
29
17
116
Toplam
147
129
247
160
78
174
290
167
1392
Dergilerin
genel değerlendirmesi yapıldığında, derginin içindekiler bölümünde yer alan
kategorilendirmeler de dikkate alınarak bir kodlamaya gidilmiş ve öncelikli
olarak konulara göre bölümlerin sayfa dağılımları analiz edilmiştir. Tablo 1.
konuların dağılımını, sayfa sayıları üzerinden göstermektedir. Kodlamalar
yapılırken benzer ya da yakın olduğu düşünülen konular, tek bir kategori
altında kodlanmıştır. Buna göre derginin içeriği, “sağlık, fitness/egzersiz,
beslenme/diyet, estetik/güzellik, ilişki/cinsellik, yaşam/moda ve reklam” genel
kategorilerine ayrılmış ve kodlamalar bu kategorilere uygun bir biçimde
yapılmıştır. Aynı zamanda her sayıda yer alan “Beslenme ve Vitamin Raporu”
bölümleri ilişkili oldukları beslenme/diyet, “Sağlık Raporu” sağlık, “Fitness
Raporu” fitness/egzersiz bölümleri altında kodlanmıştır. “Yeniler” bölümü ise,
piyasaya yeni çıkan güzellik ürünlerinin tanıtımına ilişkin bir bölüm
olduğundan dolayı “estetik/güzellik” kategorisi altında kodlanmıştır.
Kodlamada
yer alan diğer kategorisi ise editör sayfası ile içindekiler sayfaları da dâhil
olmak üzere, “Ajanda, Kültür Sanat, Bize Sorun, Haberler” ile varsa
“Baby&Kids” ile “Ebru Şallı” bölümlerini içermektedir. Aynı zamanda düzenli
bir biçimde dergide yer almayan ama bazı sayılarda ortaya çıkan çeşitli başlıklar
ise, konusu ve içeriği itibariyle, kodlayıcılarında hemfikir olma şartı da aranarak,
en uygun görünen kategori altında değerlendirilmiştir.
Bir
dergide yer alan konuların sayfalara göre dağılımı ile konulara dergide ayrılan
yerin genele göre oranı, o konuya verilen önem açısından önemli bir veri olabilmektedir.
Tablo 1. incelendiğinde, her ay düzenli olarak, her kategoriye ilişkin haber
yapıldığı görülmektedir. Ancak tüm konular arasında bir yıl üzerinden bir
inceleme yapıldığında dergide, en çok reklamlara yer verildiği dikkat çekmektedir.
Buna göre bir yıllık süre zarfında toplam 1392 sayfanın 290 sayfası reklama
ayrılmıştır. Konular  üzerinden
bakıldığında ise bir yıllık süreçte 247 sayfa ile en çok “beslenme/diyet”
haberlerine, 174 sayfa ile ikinci olarak “yaşam/moda” haberlerine ve 160 sayfa
ile üçüncü olarak “estetik/güzellik” haberlerine yer verildiği görülmektedir. “Sağlık”
haberlerine ise toplam 1392 sayfanın sadece 147 sayfasında yer verilmektedir.
Genel toplamda ise 78 sayfa ile en az sayfanın, “ilişki/cinsellik” kategorisine
ayrıldığı görülmektedir.
             Grafik 1. Dergide yer alan
bölümlerin bir yıllık zaman zarfında sayfa sayıları üzerinden yüzdelere göre
dağılımı

Grafik
1. ise dergide yer alan konuların yüzde dağılımlarını göstermektedir. Buna göre
% 21 ile reklamlar, dergide en çok yer alan kategori olmaktadır. Reklamların
ardından ise % 18 ile “beslenme/diyet”, % 12 ile “yaşam/moda”, % 11 ile “sağlık”
ile “estetik/güzellik” haberleri gelmektedir. Ancak diğer kategorisi altında
kodlanan haberler de, % 12’lik bir pay ile “yaşam/moda” haberleri ile aynı
oranda dergide yer bulmaktadır. Dergide en az yer alan haberlerin ise % 6 ile “ilişki/cinsellik”
haberleri olduğu görülmektedir.
b) Sağlık haberlerine ve sağlıklı yaşam tarzı önerilerine ilişkin değerlendirme
Çalışmanın
başında da açıklandığı gibi sağlık ile sağlıklı yaşam önerileri kavramları
birbirleriyle ilişkili ancak birbirinden farklı kavramlardır. Buna göre analiz
kapsamında sağlık haberleri ile sağlıklı yaşam tarzına ilişkin haberler, farklı
kategoriler olarak ele alınarak kodlanmıştır. Sağlık haberlerinin kapsamı net
iken, sağlıklı yaşam tarzına ilişkin haberler çeşitlilik göstermektedir.
Sağlıklı yaşam tarzına ilişkin kodlamalar yapılırken, önceden de belirtildiği
gibi, çalışmanın amacı ve derginin içindekiler bölümündeki sınıflandırmalar ile
Sezgin’in (2011a) kendi çalışmasındaki kodlamalar referans alınmıştır. Bu
açıdan bakıldığında sağlıklı yaşam tarzı önerileri altında “fitness ve
egzersiz, diyet ve beslenme, estetik ve güzellik ile ilişki ve cinsellik”
haberleri kodlanmıştır.
       

   Tablo 2. Bir yıllık süreçte dergide sağlık ve sağlıklı yaşam
tarzı önerileri bölümlerin sayfa dağılımı
SAĞLIK
SAĞLIKLI YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ
DİĞER SAYFALAR
Kasım 2014
8
46
62
Aralık 2014
10
57
49
Ocak 2015
14
66
36
Şubat 2015
18
45
53
Mart 2015
12
53
51
Nisan 2015
16
47
53
Mayıs 2015
9
42
65
Haziran 2015
8
47
61
Temmuz 2015
18
52
46
Ağustos 2015
11
58
47
Eylül 2015
10
56
50
Ekim 2015
13
45
58
TOPLAM
147
614
631
Tablo
2. bir yıllık süre zarfında, sağlık ve sağlıklı yaşam tarzı önerilerine ilişkin
bölümlerin sayfa dağılımlarını vermektedir. Buna göre sağlık kategorisinde 18
sayfa ile en fazla sayfaya, Şubat 2015 ile Temmuz 2015 aylarında rastlanmaktadır.
8 sayfa ile en az sayfaya ise, Kasım 2014 ile Haziran 2015 aylarında rastlanmıştır.
Bir yıllık sürede toplam 147 sayfa ayrılan sağlık haberlerinin aylık ortalamasının,
12 sayfaya denk geldiği söylenebilinir. Bu açıdan her aya ilişkin dağılımın,
yaklaşık olarak ortalamaya yakın seyrettiği düşünülmektedir.
Sağlıklı
yaşam tarzı önerilerine ilişkin haberlerin sayfa dağılımlarına bakıldığında
ise, 66 sayfa ile en çok Ocak 2015, 42 sayfa ile de en az Mayıs 2015 ayında
sağlıklı yaşam önerilerine yer verildiği görülmektedir. Bir yıllık sürede
toplam 614 sayfa ayrılan sağlıklı yaşam tarzı önerlerinin aylık ortalamasının,
51 sayfaya denk geldiği söylenebilir. Aynı şekilde aylık dağılımın, ortalamaya
yakın bir biçimde seyrettiği düşünülmektedir.  
Tablo 3. Bir yıllık süreçte dergide sağlık ve sağlıklı yaşam
tarzı önerileri bölümlerin sayfa sayılar üzerinden yüzde dağılımı
SAĞLIK
SAĞLIKLI YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ
Kasım 2014
% 6,89
% 39,65
Aralık 2014
% 8,62
% 49,13
Ocak 2015
% 12,06
% 56,89
Şubat 2015
% 15,51
% 38,79
Mart 2015
% 10,34
% 45,68
Nisan 2015
% 13,79
% 40,51
Mayıs 2015
% 7,75
% 36,2
Haziran 2015
% 6,89
% 40,51
Temmuz 2015
% 15,51
% 44,82
Ağustos 2015
% 9,48
% 50
Eylül 2015
% 8,62
% 48,27
Ekim 2015
% 11,2
% 38,79



Tablo
3. ise bir yıllık süre zarfında dergide yer alan sağlık ve sağlıklı yaşam tarzı
önerilerine ilişkin bölümlerin yüzdelik dağılımlarını vermektedir. Buna göre
%15,51 oran ile Şubat ile Temmuz 2015 ayları en çok, % 6,89 oran ile Kasım 2014
ile Haziran 2015 ayları en az  sağlık
konularına yer verilen aylar olmuşlardır. Sağlıklı yaşam tarzı önerilerine
bakıldığında ise, %56,89 ile en çok 2015 yılının Ocak ayında, %36,2 ile de en
az 2015 yılının Mayıs ayında bu bölümlere yer verildiği görülmektedir.  
Grafik
2. Dergide yer alan sağlık ve sağlıklı yaşam tarzı önerilerine ilişkin
haberlerin toplamının yüzdelere göre dağılımı




           
Grafik 2.de
ise görüldüğü gibi tüm sayfaların dağılımı içerisinde, sağlık sayfalarına %11
oranında yer verilirken, %44 oranında sağlıklı yaşam tarzı önerilerine yer
verilmektedir. Tüm bu kategoriler dışında kalan ve diğer kategorisi altında
toplanan sayfalar ise %45’lik bir orana denk gelmektedir. Bu açıdan
bakıldığında sağlık sayfalarının oransal açıdan oldukça düşük olduğu, sağlıklı
yaşam tarzı önerileri ile diğer sayfaların oranlarının ise neredeyse aynı
olduğu dikkati çekmektedir.  
c) Kaynak
kullanımına ilişkin analiz
Belirli
konular çerçevesinde haber yapmak, konuya ilişkin uzman görüşüne başvurmayı
gerekli kılmaktadır. Özellikle sağlığa ilişkin haberler, bilimsel ve tıbbi bir
bilginin parçası olarak uzmanların görüşlerine yer vermeyi gerektirmektedir. Bu
açıdan, sağlık söz konusu olduğunda uzman görüşünün göz ardı edilmemesine dikkat
edilmesi ve kaynak kullanımına ayrıca önem verilmesi gerekmektedir. Aynı
şekilde sağlıklı yaşam tarzı önerilerinin, belirli uzmanlara ve kaynağa
dayandırılarak yapılması da önemli görülmektedir. Bireylerin sağlığını etkileme
potansiyeli olabilecek her haberin kaynağının belirtilmesi, yayıncılık
açısından önemli bir etik unsur olarak görülebilir. Bu nedenle yapılan
haberlerde kaynak kullanımına ilişkin bir analize gidilmiş ve haberlerin kaçta
kaçının kaynak gösterilerek yapıldığı incelenmiştir. Tablo 4. bir yıllık süre
zarfında aylara ve kategorilere göre dağılımları, yapılan haber sayıları[1]
ve haberlerin kaçında kaynak kullanıldığı açısından sunmaktadır.



Tablo
4. Dergide yer alan haberlerde haber sayıları ve kaynak kullanımının aylara ve
kategorilere göre dağılımı
SAĞLIK
FİTNESS / EGZERSİZ
BESLENME / DİYET
ESTETİK / GÜZELLİK
İLİŞKİ / CİNSELLİK
Kasım 2014
7 haber
4 kaynak
6 haber
1 kaynak
14 haber
4 kaynak
11 haber
4 kaynak
2 haber
1 kaynak
Aralık 2014
9 haber
5 kaynak
7 haber
3 kaynak
14 haber
6 kaynak
9 haber
3 kaynak
2 haber
1 kaynak
Ocak 2015
9 haber
5 kaynak
9 haber
2 kaynak
15 haber
5 kaynak
10 haber
4 kaynak
2 haber
1 kaynak
Şubat 2015
9 haber
9 kaynak
7 haber
3 kaynak
13 haber
4 kaynak
6 haber
2 kaynak
2 haber
2 kaynak
Mart 2015
9 haber
6 kaynak
8 haber
2 kaynak
12 haber
6 kaynak
8 haber
2 kaynak
1 haber
1 kaynak
Nisan 2015
9 haber
9 kaynak
9 haber
3 kaynak
12 haber
7 kaynak
7 haber
5 kaynak
1 haber
1 kaynak
Mayıs 2015
6 haber
5 kaynak
9 haber
2 kaynak
12 haber
9 kaynak
7 haber
1 kaynak
2 haber
2 kaynak
Haziran 2015
6 haber
6 kaynak
9 haber
4 kaynak
14 haber
4 kaynak
5 haber
1 kaynak
2 haber
2 kaynak
Temmuz 2015
9 haber
6 kaynak
10 haber
2 kaynak
13 haber
6 kaynak
8 haber
3 kaynak
2 haber
2 kaynak
Ağustos 2015
7 haber
4 kaynak
9 haber
4 kaynak
14 haber
6 kaynak
7 haber
3 kaynak
2 haber
2 kaynak
Eylül 2015
6 haber
4 kaynak
10 haber
1 kaynak
14 haber
7 kaynak
6 haber
1 kaynak
2 haber
2 kaynak
Ekim 2015
10 haber
7 kaynak
6 haber
1 kaynak
14 haber
4 kaynak
7 haber
4 kaynak
2 haber
2 kaynak
TOPLAM
96 haber
70 kaynak
99 haber
28 kaynak
161 haber
68 kaynak
91 haber
33 kaynak
22 haber
19 kaynak
Tablo
4. de görülebileceği gibi “sağlık” kategorisi altında toplam 96 haber
yapılmakla birlikte bunların 70 tanesinde kaynak kullanılmıştır. Haber sayısına
göre kaynak kullanım oranının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Buna göre, neredeyse
her habere bir kaynak (0.72 oran ile) kullanıldığı söylenebilir. Bu durum
derginin, sağlık haberlerinde kaynak kullanımına özen gösterdiğini sonucuna varılmasına
neden olabilmektedir. Sağlık kategorisinde dikkat çeken bir unsur ise, bazı
aylarda her haberde kaynak kullanılmasıdır. Buna göre Şubat-Nisan-Haziran 2015
aylarında haber sayısı ile kaynak sayıları birbirine eşittir. Bu durum aynı
şekilde, sağlık haberi yaparken kaynak kullanımına dikkat edildiğinin diğer bir
göstergesi sayılabilmektedir.
Diğer
kategorilere bakıldığında ise 99 haberin yer aldığı “fitness/egzersiz”
kategorisinde 28, 161 haberin yer aldığı “beslenme/diyet” kategorisinde 68, 91
haberin yer aldığı “estetik/güzellik” kategorisinde 33, 22 haberin yer aldığı “ilişki/cinsellik”
kategorisinde ise 19 haberde kaynak kullandığı görülmektedir. Buna göre”
ilişki/cinsellik” kategorisi haricinde diğer kategorilerde, oldukça düşük
oranlarda kaynak kullanıldığı söylenmektedir. “İlişki/cinsellik” kategorisinde
neredeyse her haberin kaynağı bulunurken (0,86 oran ile) diğer kategorilerde bu
oranlar oldukça düşüktür. Bu açıdan bakıldığında “fitness/egzersiz”
kategorisinde yaklaşık 3,5 haberin birinde (0,28 oran ile), “beslenme/diyet”
kategorisinde 2,5 haberin birinde (0,42 oran ile), “estetik/güzellik”
kategorisinde ise 3 haberin birinde (0,36 oran ile) kaynak kullanıldığı
görülmektedir. 
Sağlıklı yaşam tarzı önerileri
kapsamında bakıldığında ise toplamda 373 haberin 148 tanesinde kaynak
kullanıldığı görülmektedir. Yaklaşık her 2,5 haberde bir kaynak
kullanılmaktadır ancak bu oran kaynak kullanımı açısından oldukça düşük bir
oran olarak değerlendirilebilir.
d)
Dergide yer alan reklamlara ilişkin analiz
Dergide
yer alan reklam bölümleri de ayrıca analiz edilmiş ve reklamlar belirli
kategorilere ayrılarak incelenmiştir. Buna göre çalışma kapsamında belirlenen
esas kategoriler ışığında, reklamlarda da bir kategorilendirme yapılmış ve
reklamlar “sağlığa ilişkin reklamlar, fitness ve egzersize ilişkin reklamlar,
beslenmeye ilişkin reklamlar” ile “güzellik ürünlerine ilişkin reklamlar”
olarak ayrılmıştır. Tüm bu reklam kategorileri dışında kalan reklamlar ise
“diğer” kategorisi altında kodlanmıştır.
Kodlamalara
çok genel olarak bakıldığında sağlığa ilişkin reklamlar kategorisinde hastaneler,
sağlık merkezleri, dernekler ya da vakıflar ile sağlık ürünleri kodlanmıştır.
Fitness ve egzersiz kategorisinde, her türlü spor malzemesi ile spor salonları
reklamları, sporcu takviyeleri ile spor etkinliklerine ilişkin duyuru
niteliğindeki reklamlar kodlanmıştır. Beslenmeye ilişkin reklamlarda ise
gıdalara yönelik her türlü reklam kodlanırken, güzellik ürünlerine ilişkin
reklamlarda, zayıflama ürünlerinden, kremlere, anti-aging (yaşlanma karşıtı)
ürünlerden saç ve cilt bakım ürünlerine, yağlara kadar çeşitli makyaj ve
güzellik ürünü reklamları kodlanmıştır.
Reklamlar
ile ilgili belirtilmesi gereken bir diğer unsur ise, bazı reklamların birden
fazla sayfada yer almasıdır. Örneğin bazı reklamlar iki tam sayfayı
kaplayabilmektedir. Buna göre reklamlar söz konusu olduğunda, reklam sayıları
ile reklama ayrılan sayfa sayıları farklılık gösterebilmektedir. Ancak analiz
kapsamında dikkate alınan reklam sayfa sayıları değil, reklam sayılarıdır.
Tablo 5.
Reklamların aylara ve reklam kategorilerine göre dağılımı
Sağlığa ilişkin reklam
Fitness ve egzersize ilişkin reklam
Beslenmeye ilişkin reklam
Güzellik ürünlerine ilişkin reklam
Diğerleri
AYLIK TOPLAM
Kasım 2014
6
4
5
8
10
33
Aralık 2014
2
1
3
7
8
21
Ocak 2015
1
2
4
1
5
13
Şubat 2015
2
3
3
5
7
20
Mart 2015
4
2
2
9
7
24
Nisan 2015
3
3
4
9
9
28
Mayıs 2015
2
5
1
12
13
33
Haziran 2015
2
4
2
6
10
24
Temmuz 2015
2
1
4
8
15
Ağustos 2015
1
1
6
8
16
Eylül 2015
1
6
2
8
7
24
Ekim 2015
3
5
3
6
11
28
KATEGORİK TOPLAM
26
38
31
81
103
279



Tablo
5. reklamların aylara ve kategorilere göre dağılımını vermektedir. Buna göre
toplamda en çok reklamın, 81 reklam ile güzellik ürünleri kategorisinde olduğu
görülmektedir. Sonrasında ise 38 reklam ile fitness ve egzersize yönelik
reklamlar, 31 reklam ile beslenmeye ilişkin reklamlar gelmektedir. Kategoriler
arasında en az reklama ise, 26 reklam ile sağlığa ilişkin reklam kategorisinde
rastlanmaktadır.
Reklam
sayılarının aylara göre dağılımına bakıldığında ise Temmuz ve Ağustos 2015
aylarında sağlık alanında hiç reklama rastlanmadığı görülmektedir. Bunun
dışında kalan diğer kategorilerde ise, her ay en az bir tane olmak koşulu ile
reklamlara yer verildiği dikkat çekmektedir. Bunların yanı sıra fitness ve
egzersiz ile beslenme ve güzellik ürünlerine ilişkin reklamlar, sağlıklı yaşam
tarzı önerileri reklamları olarak da ele alınmaktadır.
Grafik 3. Dergide yer alan sağlık ve sağlıklı yaşam tarzı
önerilerine ilişkine reklamların yüzde dağılımları




Grafik
3. reklam kategorilerinin yüzde dağılımlarını göstermektedir. Bu açıdan
bakıldığında % 54 oran ile en çok reklamın sağlıklı yaşam önerileri
reklamlarına ayrıldığı görülmekte, ikinci sırada ise diğer kategorisinde yer
alan reklamların geldiği dikkat çekmektedir. Bunların aksine sağlık
reklamlarının sadece % 9’luk bir dilimde yer aldığı ve bu oranın oldukça düşük
olduğu görülmektedir. 
e) Diğer bölümlere ilişkin analiz
Analiz kapsamında incelenen dergilerin diğer bölümlerinde
ise bazı noktalar dikkat çekmektedir. Buna göre öncelikli olarak okuyuculardan
gelen sorulara yer verilen “Bize Sorun” köşesi önemli görülmektedir. Yapılan
inceleme sonucunda bu bölümde yer alan tüm soruların uzmanına sorulduğu ve
uzmanın adı ile uzmanlık alanı açıkça belirtildikten sonra cevabın yayınlandığı
görülmektedir. Buna göre “Bize Sorun” bölümünde her soru, konuyla ilgili
uzmanına iletilmekte ve cevaplar açık kaynak belirtilerek yayınlanmaktadır.
İkinci
olarak Ebru Şallı’ya ayrılmış olan bölümler dikkat çekicidir. Kasım 2014-Ekim
2015 tarihleri arasında ve bir yıllık süre zarfında analiz edilen dergilerin
“Kasım-Aralık 2014” ile “Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz 2015”
sayılarında bu bölüme rastlanmış ancak “Ağustos-Eylül ve Ekim 2015” sayılarında
bölüme rastlanmamıştır. Buna göre analiz edilen 12 ayın 9 tanesinde Ebru Şallı
bölümü bulunurken, 3 tanesinde bu bölüm bulunmamaktadır. Ebru Şallı’ya ait olan
bu bölümler incelendiğinde ise, genel olarak bölümlerin 2 sayfada yer aldığı ve
egzersiz, bakım ile beslenme önerilerine sayfada yer verildiği görülmektedir.
Burada dikkat çeken bir başka unsur ise, yazarın kendi kişisel önerilerine yer
vermesi, herhangi bir başka kaynağa başvurmamasıdır. Buna göre bu bölüm,
mankenlikten gelerek spor ve beslenme gibi konulara ilgi göstermeye başlayan
yazarın, daha çok kendi kişisel deneyimlerini aktardığı bir bölümdür. Ancak
bölümün içeriği açısından bakıldığında doğrudan herhangi bir sağlık haberine
rastlanmamış ve konunun belirtilen çerçevelerin dışına çıkmadığı görülmüştür.
Bu açıdan Ebru Şallı’nın yazılarının daha çok sağlıklı yaşam tarzı önerilerine
ilişkin haberler içerdiğini söylemek mümkündür.
Son
olarak ise, nadir olmakla birlikte bazı sayılarda bebek bakım bölümlerinin
olduğu görülmüştür. Bu bölümlerde bebek sağlığı, bebek bakımı, bebek ürünleri
gibi konularda tavsiyeler verilmekte ve çeşitli bebek ürünlerinin reklamları
yapılmaktadır. Ancak çalışma kapsamına girmediğinden dolayı bu bölümler detaylı
olarak analiz edilmemiştir.
6. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Günümüz toplumlarında sağlık
önem kazanmakla birlikte, kaliteli bir yaşamın sırrı da ilgi çeken bir konu
olarak gündeme gelmektedir. Buna göre günümüzde sağlık, bedensel ve fiziksel, hastalık
ya da sakatlık olmamasının ötesinde daha çok beden üzerinden tasarlanan bir
yaşam biçimi formuna dönüşmüştür. Bu açıdan bakıldığında tarihsel süreçte doğal
kabul edilen pek çok yaşamsal döngü bugün, tıbbi birer sorun olarak
görülmektedir. Yaşamın tıbbileştirilmesine ve sağlığın endüstrileşmesine bağlı
olarak, sağlığın kapsamında yaşanan bu dönüşümler, medya aracılığıyla da açıkca
görülmektedir. Buna göre medya, bir yandan sağlığın kapsamında yaşanan dönüşümde
etkili bir rol oynamakta, bir yandan da bu dönüşümün kamuoyuna aktarılmasında aracı
bir görev üstlenmektedir. Sağlığın herkesi ilgilendiren bir konu olmasından
dolayı, medyanın sağlık konularına ilgisi yadsınamaz bir gerçektir. Günümüzde
televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde, sosyal medyada sağlığa ve sağlıklı
yaşam tarzına yönelik çok sayıda içeriğe rastlanmaktadır. Özellikle belirli hedef
kitlelere yönelik yayınlarda da, sağlığın ve yaşam kalitesini arttırmaya
yönelik sağlıklı yaşam tarzı önerilerinin sıklıkla yer aldığını söylemek
mümkündür. Bu yayınların başında ise, kadınlara yönelik dergiler gelmektedir.
Sağlığı ve sağlıklı yaşam önerlerini, popüler kültürün de bir parçası olan ve
bedensel bir iyilik hali için daha çok tüketime teşvik eden kadın dergileri
üzerinden incelemenin önemli olduğu düşünülmektedir.
Kadının bedeni, güzelliği,
estetik ve bakımlı olması, tüketim açısından önemli bir öğe olması gibi pek çok
tartışma da dikkate alındığında sağlık ile kadın bedeni üzerinde kurulan ilişki
daha da anlaşılır olmaktadır. Aynı zamanda, sağlığın kadın dergilerinde nasıl
sunulduğunun incelenmesi, medya ve sağlık arasındaki ilişkinin ortaya konulması
açısından da önemli görülmektedir. Bu nedenle sağlığın kadın dergilerinde nasıl
yer aldığını, kendisini “sağlıklı yaşam dergisi” olarak tanımlayan Formsanté dergisi üzerinden inceleyen bu
çalışma sonuçları, derginin sağlık haberinden daha çok sağlıklı yaşam önerisi
olarak kavramsallaştırılan fitness, spor, beslenme, diyet, güzellik, estetik,
bakım, cinsellik gibi konulara yer verdiğini ortaya koymaktadır. Buna göre
dergi, sağlıkla ilişkili olduğu düşünülen yaşam tarzı önerilerine yer vermekte
ve sağlık haberleri bu haberlere göre daha geri planda kalmaktadır. Sağlık
haberleri özelinde ise derginin uzman bilgisi aktarımına ve kaynak kullanıma
dikkat ettiği gözlemlenmektedir. Tıbbi bilimsel bilginin gündelik hayat bilgisi
gibi sunulmasının ve kaynak gösterilmemesinin, habercilik açısından önemli bir
sorun olduğu kabul edilmektedir. Buna göre derginin konulara uygun kaynaklara
gönderme yapması, önemli bir sonuç olarak değerlendirilebilir. Özellikle sağlık
haberlerinde kaynak kullanıma dikkat edildiği ortaya konulmuştur. Bunların yanı
sıra dergide yoğun bir biçimde reklamlara yer verildiği tespit edilmiş, dergide
yer alan reklamların ise, derginin içeriğini belirleyen kategoriler ile uyum
içinde olduğu dikkati çekmiştir. Buna göre beslenme, spor ve estetik gibi
konulara yer verilen dergide, reklamların konular ile uyumlu olduğu
görülmüştür. Dergide yer alan reklamların kategorik analizleri araştırma
kapsamında sunulmuştur.
Sonuç olarak, medyanın ve
özellikle de popüler yayınların önemli bir parçası olan kadın dergilerinin
sağlığın kapsamının belirlenmesinde ve yaşamın tıbbileştirilmesinde etkisi
önemli görülmektedir. Dergilerden aktarılan bilgiler, hedef kitlelerin konuya
bakış açısını ve algısını etkileyebilmektedir. Bu nedenle dergilerde, sağlık
haberlerinden ziyade sağlıkla ilişkili olarak sunulan yaşam tarzı önerileri ve
kaliteli yaşamın sırları, kamuoyunun sağlığa yönelik bakış açısı üzerinde de
belirleyici olabilmektedir. Bunların ışığında medya araçlarında sağlığın
sunumunun incelenmesinin, sağlığın ticarileşmesi ve tıbbileştirme süreçlerinin de
anlaşılması açısından yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
KAYNAKÇA
ATİLLA, G. & İŞLER, DİDAR, B.
(2012). “Tüketim Nesnesi Olarak Sağlıklı Olma Kültürü (Healthism) Üzerine Nitel
Bir Ön Çalışma” Dumlupınar Üniversitesi
Sosyal Bilimler Dergisi,
Sayı 34, Aralık, 221-230.
BaudrIllard, J. (2008). Tüketim
Toplumu
, (çev.) H.Deliceçaylı ve
F.Keskin, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
BRUNNER, BRIGITTA, R. & HUBER, LARISA,
 R .B. (2010). “101 ways to improve
health reporting: A comparison of the types and quality of health information
in men’s and women’s magazines”, Public
Relations Review,
36: 84-86.
BÜYÜKBAYKAL, C. I. (2007). “Medyada
Kadın Olgusu” İstanbul Üniversitesi
İletişim Fakültesi Dergisi,
Sayı 28: 19-30.
CİRHİNLİOĞLU, Z. (2012). Sağlık Sosyolojisi, Ankara, Nobel Yayın.
CONLIN, L. & BISSELL, K. (2014). “Beauty Ideals
in the Checkout Aisle: Health-Related Messages in Women’s Fashion and Fitness
Magazines” Journal of Magazine & New
Media Research,
Vol. 15, No. 2, Summer, 1-19.
CONRAD, P. (2007). The Medicalization of Society, Baltimore, Maryland: The Johns
Hopkins University Press.
ÇINARLI, İ. (2008). Sağlık İletişimi ve Medya, Ankara, Nobel Yayın.
DEMEZ, G. (2012). “Medyada Yeni Sağlık
Anlayışları ve Kadın Bedeninin Temsili”. Uluslararası
İnsan Bilimleri Dergisi,
Cilt: 9, Sayı: 1: 512-532.
GIET, S. (2006). Özgürleşin! Bu Bir Emirdir Kadın ve Erkek Dergilerinde Beden, İstanbul:
Dharma.
GÜR, GÜLTÜVİN, E. (2010)
“Dezenformasyona Uğratılan Bir Sosyal Hak Olarak Sağlık” II. Sosyal Haklar Ulusal Sempozyumu, Denizli, 4-6 Kasım, 299-315.
ILLICH, I. (2011). Sağlığın Gaspı, (çev. Süha Sertabiboğlu), İstanbul: Ayrıntı
Yayınları.
KAYA, Ş. Ş.  (2011). “Televizyonda Kadın, Sağlık ve
Hastalık”, Sosyoloji Araştırmaları
Dergisi,
Cilt. 14, Sayı. 2, Güz, 118-150.
KEAN, L., PRIVIDERA, L., HOWARD, J. W.,
GATES, D. (2014). “Health, Weight, and Fitness Messages in Ebony and Essencce: A
Framing Analysis of Articles in African American Women’s Magazines, Journal of Magazine & New Media
Research,
Vol. 15, No. 1, Spring, 1-25.
KREPS, GARY, L., THORNTON, B. C. (1992). Health Communication: Theory &
Practice,
Illinois, Waveland Press.  
MOYER, A., GREENER, S., BEAUVAIS, J.,
SALOVEY, P. (1995). “Accuracy of Health Research Reported in the Popular Press:
Breast Cancer and Mammography” Health
Communication,
7(2): 147-161.
NAIDOO, J. & WILLS, J. (2009). Foundations for Health Promotion, 3rd
Edition, Bailliere Tindall.
OKAY,
A. (2014). Sağlık İletişimi, İstanbul,
Derin Yayınları.
OLGUNDENİZ S. S. & ÇATALCALI, A.
(2011). “Dergi Kapaklarında Kullanılan Haber Başlıklarının Dili ve Söylemi:
Diyet ve Moda Haberleri Aracılığıyla Oluşturulan Kadın Kimlikleri”, Selçuk İletişim, 7, 1, 174-191.
SCHWITZER, G., MUDUR, G., HENRY, D.,
WILSON, A., GOOZNER, M., SIMBRA, M. vd. (2005). “What Are the Roles and
Responsibilities of the Media in Disseminating Health Information?” Plos Medicine, July, Volume 2, Issue 7,
576-582.
SEZGİN, D. (2011a). Tıbbileştirilen Yaşam Bireyselleştirilen
Sağlık,
İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
SEZGİN, D. (2011b). “Yaşam Tarzı
Önerileri Bağlamında Sağlık Haberlerinin Analizi” Ankyra: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2(2): 52-78.
SEZGİN, D. (2012). “Medyada Sağlık
Sunumları”,
Uluslararası Sağlığın Geliştirilmesi ve İletişimi Sempozyumu, 11-13 Nisan 2011, İstanbul, Bakanlık Yayın No. 883, Ankara: Erek Ofset,
2012, 61-62.
TORUK, İ., GÜRAN, S. & SİNE, R. (2013). “Boş
Zaman Aktivitelerinin Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Medyada Temsili” Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı
33: 301-324.
WORLD
HEALTH ORGANIZATION (1998) “Health Promotion Glossary”, WHO/HPR/HEP 98.1
http://www.who.int/healthpromotion/about/HPR%20Glossary%201998.pdf [Erişim
Tarihi: 01.10.2015].
WORLD
HEALTH ORGANIZATION (WHO), “WHO Definition of Health”,
http://www.who.int/about/definition/en/print.html [Erişim
Tarihi: 01.10.2015].
ZOLA, IRVING, K. (1994). “Sağlık ve Köreltici Tıp”,
Profesyoneller İktidarı, İstanbul,
Pınar Yayınları, 45-71.


[1]
Daha önceki analiz bölümlerinde sayfalar
üzerinden bir inceleme gerçekleştirilmiştir ancak bu bölümde, haber sayıları
üzerinden bir analiz yapılmaktadır. Haber ile sayfa sayıları farklılık
göstermektedir. Bunun ise en temel nedeni, bir haberin birden fazla sayfada yer
alabilmesidir. Bu konuda herhangi bir karışıklık yaşanmaması için haber
sayıları ile sayfa sayıları vurgularına dikkat edilmelidir.
Continue Reading