OLUMSUZLUKLAR OLUMLUYA NASIL DÖNÜŞÜR?

Son dönemlerde toplum olarak moral ve motivasyona ihtiyacımız var. Olumsuz olayları nasıl olumlu hale dönüştürüleceğini anlatan Rod Judkins’ın Yaratıcı Düşünme Sanatı’nda, gelecekte doktorların bile kitaplarda yer almayan hastalıklarla karşılaşıp yeni tedavi yöntemleri bulmaları gerekeceğini söylüyor. 

Kitabında toplumun her kesiminden tarihe adını altın harflerle yazdırmayı başarmış yaratıcı isimler hakkında bilgiler paylaşan Rod Judkins,  “Ödün vermemekte inatçı olun. Çocuksu olacak kadar olgun olun. Kendinizle daha fazla çelişin” diyor.  

İleri yaş engelleyici bir faktör olmadığını Rod Judkins, örneklerle anlatıyor.  Alfred Hitchcock kendine özgü olan gerilim duygusunu ancak 50 yaşından sonra geliştirdi. Jane Austen ilk romanını 37 yaşından sonra yayımladı. Yaratıcılık söz konusu olduğunda olgunluk avantajdır. Ne kadar hayat tecrübesi edinirsiniz çıkarılacak malzeme de o kadar artar. Yaş size kim olduğunuz ve sınırlarınız konusunda bir anlayış kazandırır. Yaratıcılık söyleyecek bir şeyinizin olmasıyla ilgilidir.

Kazalar Yeni Perspektifler Kazandırıyor

“Başarısızlık korkusu büyük bir motivasyon kaynağıdır ve yaratıcı egoyu kontrol altında tutar” diyor Rod ve ekliyor: “Olumsuz duygular bile yararlı bir şeye yönlendirilebilir. Kendini yetersiz hissetmek ya da başaramamak da iyidir. Yaratıcı zihniyete girmek için, çok sayıda sonuçsuz girişimin, hatta felaketlerin olacağını kabul etmelisiniz. Neyin işe yarayıp neyin işe yaramayacağını bilmenin bir yolu yoktur, ancak başarısız olan her deney size yeni bir şey öğretecektir.”

Édouard Bénédictus, rafta duran cam deney şişesini kazayla devirir. Şişe kırılır. Şaşırtıcı ve şok edici bir şekilde tuzla buz olmak yerine birkaç büyük parçaya ayrılır. Bir besteci, yazar ve ressam olmasının yanı sıra kazalara karşı algısı doğuştan açık olan Bénédictus kırıkları inceler. Şişenin içindeki selüloz nitratın cam kırıklarını bir arada tuttuğunu keşfeder. Kırılan ama parçalanmayan camın potansiyelini hızla fark eder ve onun ilk kırılmaz camı önce Birinci Dünya Savaşı sırasında gaz maskelerinde, daha sonra da arabaların ön camlarında kullanılır ve kırılmaz cam kullanımı kısa süre içinde yaygınlaşır.  Bénédictus, yanlışlıkla bir cam beher düşürdüğünde selüloz nitratın özelliklerini keşfetti ve güvenlik camı icadına yol açan olağandışı bir kırılma deseni fark etti. Kazalar, yeni perspektif kazandırabilir.

George Orwell’ın dediği gibi, “İnsan olmanın özü, kusursuzluk peşine düşmemektir.”  Kahve zinciri Starbucks kusurluluğu benimsemiştir. Yeni kavramları vakit kaybetmeden sunarlar. İster buzlu karamel macchiato ya da yeni bir mağaza tasarımı olsun, bu konseptler kusursuz hale getirilmeden ortaya sürülür ve daha sonra iyileştirir.

Bildiğinizi Paylaşmaktan Korkmayın

Margaret Fuller’ın dediği gibi, “Bilginiz varsa, başkalarının mumlarını sizin bilginizle yakmasına izin verin.” Bill Gates, şirket çalışanlarının bilgiyi paylaşma ve birbirlerinin fikirleri üstüne bir şeyler inşa edebilme becerisine “Kurumsal IQ” adını verdi. “Güç saklanan bilgiden değil paylaşılan bilgiden gelir” diyor Gates.  

İnsanı büyüleyen, heyecanlandıran ya da harekete geçiren bir şeyle dikkat çekmek çoğu zaman yeterlidir. Gördüklerinizden ya da tecrübe ettiklerinizden olabildiğince faydalanın. Sizi büyülediyse muhtemelen başkalarını da büyüleyecektir. Yaratıcılık başka kimsenin fark etmediği inanılmaz bir şeye dikkat çekmek kadar basit olabilir. Ne kadar küçük olursa olsun, sizi hayrete düşüren her şeyi not edin. Ne zaman kullanabileceğinizi asla bilemezsiniz. Sizde bir etki yarattıysa başkaları üstünde de yaratacaktır.

İşte bu kitap bize birçok kez başarısız olmuş, yaptığı kimse tarafından onaylanmamış, popüler olmak için çabalamamış örnekler sunuyor. Kendimiz gibi olmayı ve başarısızlıklara karşı yılmamamız gerektiğini anlatıyor. Moral bozukluğuna, motivasyon düşüklüğüne karşı ilaç gibi gelecek…

Şunları da beğenebilirsiniz:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir