SAĞLIK HUKUKU AÇISINDAN AŞILAR NASIL ELE ALINDI?

Ankara Barosu Sağlık Hukuku Kurulunca iki yılda bir düzenlenen Ankara Barosu Sağlık Hukuku Kurultayında bu sene aşı, kanser, tıpta yapay zeka ve robotik cerrahi konuları ele alındı.  Ankara Barosu Sağlık Hukuku Kurul Başkanı Av. Berna Özpınar Gümrükçüoğlu’nun önderliğinde düzenlenen toplantı sonunda bildiri yayınlandı.        

Bildirideki çarpıcı başlıklara kısaca değinmek istiyorum.

Aşı Hayat Kurtarır

Aşılar bulaşıcı hastalıklara karşı hem ucuz ve güvenilir hem de en etkili koruma yöntemlerinin başında geliyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de milyonlarca çocuğun yaşamı aşılar sayesinde kurtarılıyor.İstatiksel olarak bakıldığında, başta çiçek virüsü olmak üzere büyük salgınlara ve ölümlere sebep olan bulaşıcı pek çok virüs artık dünyada aşı sayesinde bulunmuyor.  Aşıların sadece aşı olan bireyi değil o bireyin yaşadığı toplumu da bulaşıcı hastalıklardan koruduğu bilimsel bir gerçek.

Sağlık hukuku alanından uzun yıllardır çalışan Av. Berna Özpınar Gümrükçüoğlu, bu konuda şunlara dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor: “Ülkemizde Anayasa Mahkemesi’nin 24.12.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kararı sonrası bilimsel dayanağı olmayan aşı karşıtlığı hızla yüksek sayılara ulaşıyor ve yayılıyor. Bu durum ise sadece aşı olmayan bireyin sağlığını değil tüm halk sağlığını tehdit ediyor. Oysa, Anayasa Mahkemesi’nin kararı, aşı karşıtlığının hukuksal dayanağı olarak yorumlanamaz. Kararın içeriği aşının yararlı ve gerekli olduğunu yadsımamakta olup bu karar, sadece aşıları zorunlu kılan yasal düzenleme olmayışına dikkat çekiyor. Bu görüş sağlık hukuku mevzuatının çok dar bir yorumu niteliğinde olup Anayasa Mahkemesinin hukuksal dayanaklarına bütünüyle katılmak mümkün değil.”

Yasal Boşlukları Dolduracak Düzenlemelere İhtiyaç Var

Aşı kişinin vücut bütünlüğüne yönelen bir tıbbi müdahale olduğunu hatırlatan Av. Berna Özpınar Gümrükçüoğlu, “Her tıbbi müdahale gibi bireyin hukuka uygun rızasının olması halinde uygulanabilir.  Çocuklar hukuken kendi rızalarını vermeye ehil değillerdir, çocuklar için aşı yapılmasına anne ve babanın hukuka uygun rızası gerekir. Ancak çocuğun yararlarının her durumda ebeveynin öngördüğü yararlar ile uyuşmayabileceği dikkate alınarak kanun koyucunun konuyu, çocuğun üstün yararı ve toplum yararı çerçevesinde düzenlemesi gereklidir. Ankara Barosu 8. Sağlık Hukuku Kurultayımızda “aşı” konusuna tüm tarafların dikkatini çekmeye ve ülkemizdeki aşı karşıtlığındaki artış da dikkate alınarak gerekli tedbirlerin daha fazla gecikmeden alınması, hukuken yaptırımlarda içeren şekilde yasal düzenlemelerin yapılması ihtiyacını vurgulamaya çalıştık.” dedi.

Kanserde Tedaviye Erişim Hakkı

“Kirli bir çevrede yaşıyoruz” diyen Gümrükçüoğlu. şöyle devam etti: “Temiz hava, temiz su, güvenli gıda kaynakları her geçen gün azalıyor. Bir de aşı olmayan bireylerin sebep olduğu tehditlerle karşı karşıyayız. Oysa bilim insanları kanserin ilk sebebinin sigara ve çevre kirliliği kaynaklı olduğunu vurguluyorlar. Tıbbi olarak bir hastalığın önlenmesi, o hastalığa yakalandıktan sonra tedavi edilmesinden daha düşük maliyetli, bu sebeple de önleyici sağlık politikalarının hayata geçirilmesi gerekli. Kanser, tedavisi zor ve maliyeti yüksek bir hastalık. Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi kanser hastalığına ilişkin öncelikle önleyici, koruyucu, tarayıcı ve hastalık vuku bulduğunda tüm tedavinin karşılanacağı imkanları sağlanmasını gerektiriyor.”

Hukukta Halihazırda Yapay Zekanın Konumlandırıldığı Bir Yer Bulunmuyor

Günümüzde tüm dünyada tıpta yapay zeka ve robotik cerrahi kullanımı hızla arttı ve çeşitlendi. Yapay zeka ve robotların hukuksal durumları, hak ve yetkileri gibi hususlar  etik ve hukuki sorunları da beraberinde getiriyor.  Yapay zeka robottan farklı olarak fiziksel bir yapıya sahip değil. Öğrenme, muhakeme ve problem çözmede kullanılan bir yazılım olarak tarif etmemiz mümkün. Günümüzde bu konuda en çok tartışılan, yapay zeka kullanımından doğan zararlarda hukuki sorumluluğun kime atfedilebileceği ve sorumluluğun türü oluyor. Uygulamada hastayı karşılayan, ona hemşirelik hizmeti sunan, akıl yürüten ve öğrenen yapay zekadan bahsederken, yapay zekanın hukuki statüsünün, hak ve yetkilerinin de konuşulması gerekiyor. Gümrükçüoğlu. “Hukukumuzda halihazırda gerçek kişiler ve tüzel kişiler dışında bir kişilik türü yok, yapay zekanın bunlar arasında konumlandırıldığı bir yerde bulunmuyor. Tamamen gelişmelerle sorunlar oluştukça çözümlenir gibi bir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Çünkü, yarım yüzyıl önce ancak hayal edebildiğimiz şeyler günümüz bilimsel gelişmeleri karşısında artık birkaç saate hayatımıza girebiliyor. Bu sebeple de uzak bir gelecekten değil bugünden bahsediyoruz, konunun etik ve hukuksal yönlerinin tartışılması kesinlikle gerekli” dedi.  

Hekimlerin Yerini Robot Hekimler Almayacak

Tıpta yapay zeka ve robotik uygulamalar artıyor ve çeşitleniyor. Bu durum hasta hekim arasındaki ilişkisi yönünden de irdelenmesi gerekiyor. Bu makineler hekimin yerine mi geçecek, artık hekimin yaptığı her şeyi makineler mi yapacak? Gümrükçüoğlu, bu soruya şöyle yanıt verdi: “Kurultayımıza katılan çok değerli hocalarımız, yapay zeka uygulamalarının, insanın yerini alacak uygulamalar olmayıp, hekim hasta ilişkisinin özel niteliği gereği daha iyi sağlık hizmeti için sadece bir araç olduğunu vurguladılar. Gerçekten de hasta hekim ilişkisi, robotun ameliyatı yapması örneğindeki gibi salt bir aşamaya indirgenemeyecek, insan olgusunun kurucu ve yönlendirici olduğu özel bir ilişkidir. Bu sebeple de gelecekte hekimlerin yerini robot hekimlerin alacağı öngörüsü her ne kadar korku yaratsa da bu gerçeklikten uzak.”

İki tam gün süren kurultayda her konuşmacı konusunda çalışmaları sebebiyle tercih edildi. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık hukuku, konusu insan yaşamı olması sebebiyle çok önemli. Sağlığın değmediği bir konu olmadığından “Sağlık hukuku” konularının çoklu disiplinlerce ele alınması bu alanda bilimsel bilginin oluşmasında önemli ve gerekli kılıyor.

Şunları da beğenebilirsiniz:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir