TIPTA UZAKTAN EĞİTİM DAHA EĞLENCELİ HALE GELECEK

Tıp öğrencileri, asistanlar ve tıp uzmanları yani 7-70’e herkes yararlanabileceği uzaktan eğitim sistemleri, öğrenmede zaman, mekan ve yaş sınırını ortadan kaldırıyor. Tıp eğitiminde uzaktan eğitimle birlikte AR, VR ve hologram teknolojileri de yerini almaya başladı. Bu konuda Uzaktan eğitim uzmanı ve yazılım test uzmanı Aynur Akkol Özkan ile tıpta uzaktan eğitimde neler olduğunu konuştuk.

Tıpta uzaktan eğitimin neden önemli?

Bilim ve teknolojinin hızlı gelişimi, bireylerin yaşadığı topluma uyum sağlayabilmeleri için daha fazla bilgi edinmesi zorunluluğunu ortaya çıkarıyor. Bireylerin bu gelişime ayak uydurabilmeleri için okullarda kazandıkları bilgileri sürekli yenilemeleri gerekiyor.  Bu durum eğitimin yaşam boyu sürekliliğini zorunlu hale getiriyor. Aynı durum tıp alanı için de geçerli. Doktorların mesleki yaşantılarında daha başarılı olabilmeleri için alanları ile ilgili güncel bilgileri takip edip bu bilgileri mesleki yaşantılarına aktarabilmeleri gerekiyor. Nitelikli bir tıp eğitimi alabilmek, nitelikli bir çalışan olmak için öğrenmenin belirli bir süre ile sınırlandırılmadan yaşam boyunca devam ettirilmesi önemli.

Uzaktan eğitim, insanı her yönüyle geliştiren ve hayatını bütünleyen sınırsız öğrenme etkinlikleri sunuyor. Uzaktan eğitim ortamları ve içerikleri ile tıp alanındaki yeni teknolojilerin takip edilmesi ve yenilenen tıp içeriklerine adapte olmak kolaylaşır. Uzaktan eğitim ortamları, tıp alanında çalışan uzmanlar için zamandan ve mekandan bağımsız bir çalışma, öğrenme ve bilgi paylaşımı ortamı sunar. Tıp alanında özelleşmiş ve uluslararası tıp camiasında geçerliliği olan çevrim içi öğrenme ortamlarının ve çevrim içi kaynakların artması ile birlikte doğru ve güncel bilgiye ulaşım kolaylaşıyor. 

Sınıf eğitimi ile uzaktan eğitimi karşılaştırırsanız hangisi etkili?

Aslında bu sorunun tek bir doğru yanıtı yok. Hem sınıf eğitiminin hem de uzaktan eğitimin belirli avantaj ve dezavantajları var. Bu konuyu birden fazla boyutta ele almak daha doğru olur.

Sınıf eğitimlerinde kişiler bilgiye doğrudan ulaşır. Yani öğretici ve bilgiyi aktaran ile yüz yüze temas ve iletişim halinde olmak öğrenme etkinliğini kolaylaştırıyor. Bunun yanında kişinin sınıf eğitimi için daha fazla zaman ayırması ve daha büyük bir bütçeyi gözden çıkarması gerekiyor. Uzaktan eğitim ortamları ise kişileri zaman, mekan ve bütçe konusunda sınırlamaz. Günümüzde dinamik web teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde etkileşimin sınıf etkileşimi kadar aktif olduğu öğrenme yönetim sistemleri (LMS), Webinar, Webcast ve çevrim içi seminer gibi uzaktan öğrenme ortamları bulunuyor. 

Tıp fakültelerinde, tıp eğitimi programının yapılandırılması sürecinde hem sınıf eğitimi hem de uzaktan eğitimin harmanlanması öğrenmenin yaşamının bütününe dağılması ve yaşam boyu mesleki öğrenme kavramını desteklemesi adına yararlı olur. Sınıf eğitimini destekleyen çevrim içi öğrenme ortamlarının tasarlanması, uluslararası öğrenme ağlarının kurulması bilgiye ulaşımı kolaylaştıracak ve bilginin daha geniş ölçüde, daha hızlı ve daha etkin kullanılmasını sağlayacak.  

Sürekli mesleki eğitimde sınıf eğitimi mi yoksa uzaktan eğitimin mi seçilmesi gerektiği kişisel bir tercihe bırakılabilir. Bu noktada kişi, seçimini kendi öğrenme özellikleri ve sahip olduğu olanakları göz önüne alarak yapmalı. Bilgiye ulaşabilirlik durumu, ilgili konu için ayırdığı zaman, mekan, ücret gibi faktörleri değerlendirip kendi seçimini yapması daha doğru olur.  Ancak günümüz şartlarında uzaktan eğitim ortamlarının sunduğu zaman ve mekan bağımsızlığı, bilgiye hızla ulaşım, geniş kitlelerle her an iletişim halinde olabilme gibi faktörler uzaktan eğitimi adeta hayatımızın bir parçası haline getiriyor.  

Uzaktan eğitimin geleceği nasıl olacak?

Uzaktan eğitimin kökleri dünya üzerinde yaklaşık 300 sene önce atıldı. 1700’lerde mektupla başlayan uzaktan eğitim serüveni 1900’lerde radyo ve TV aracılığı ile yapılmaya başlanmış, 1990’larda ise internetin yayılması ile birlikte internet dünyasına taşındı.

Türkiye’de ise uzaktan eğitim serüveni 1923 senesinde kavramsal bir konu olarak tartışılmaya başlanmış, 1970’li yıllardan sonra farklı girişimlerle orta eğitim düzeyinde denemeler yapıldı. 1980 ve 1990’lı yıllarda uzaktan eğitim ilk, orta ve yükseköğretim düzeyinde olgunlaşmış ve büyük öğrenci kitlelerini bünyesinde barından bir sistem haline geldi. İnternet ile birlikte bilgiye ulaşım kolaylaştı. Türkiye istatistik Kurumunun (TUİK) bilgi toplu istatistiklerinden derlediği verilere göre 2013-2017 yılları arasında hanelerdeki internet erişim oranı yüzde 48,9’dan yüzde 66,8’e çıktı.

 We are social ve Hootsuit tarafından her yıl hazırlanan İnternet ve sosyal medya istatikleri “Digital 2019 in Turkey” isimli çalışmalarında ise 82,4 milyonluk nüfusumuzun yüzde 72’sini oluşturan 59.36 milyon internet kullanıcısının olduğu ortaya çıktı. Bir önceki yıla göre internet kullanım istatistiklerinde kullanıcı bazında yüzde 9 oranında bir artış olduğunu yani internet kullanıcı sayısının bir senede 5 milyon kişilik bir artış yaşadığını görüyoruz. Yine aynı araştırmada insanların internette günde ortalama 7 saat geçirdikleri bilgisi yer alıyor.

Tüm bu veriler ışığında bireylerin internete ulaşım oranlarını bilgiye erişim ve ulaşılabilirlik bazında ele aldığımızda bireylerin bilgiye ulaşımının artık daha kolay. Aynı araştırmada ortaya çıkan bir başka bulgu da giyilebilir teknoloji ürünleri kullanım oranının yüzde 9 olması.

Gelecek senelerde giyilebilir teknoloji ürünleri kullanımının artacağını düşünürsek internete ulaşım oranlarında ciddi bir artışın da olacağını ön görebiliriz. Bilgiye ulaşımın gün geçtikçe kolaylaşması, teknolojinin getirdiği yenilikleri daha hızlı takip eden ve daha kolay hayatlarına aktaran bir neslin yetişmesi bu bireylerin öğrenme ihtiyaçlarının sadece geleneksel eğitim yöntemleri ile karşılanamayacağı, alternatif teknoloji ve yöntemlerin gün geçtikçe popülerleşeceği ve yayınlaşacağı aşikar. Uzaktan eğitim ortamlarının da teknolojik gelişmeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda biçimleneceğini düşünebiliriz. Çevrimiçi öğrenmenin VR, AR, MR ve XR gibi teknolojilere öncülük etmesi ile gelecekte uzaktan eğitim için heyecan verici gelişmeler olacağını bize müjdeliyor. 

AR, VR, MR ve XR gibi uygulamalar uzaktan eğitiminde kullanılabilir mi?

Günümüzde bu teknolojilerin en çok kullanıldığı alanlardan biri eğitim alanı. Arttırılmış Gerçeklik (AR) eğitim uygulamalarındaki ders içeriklerinin klasik eğitim metotlarına göre çok daha başarılı sonuçlar verdiği çeşitli araştırmalara konu oldu. Karmaşık yapıların öğrenmesinde, kavramlar arasındaki neden sonuç ilişkisinin daha kolay kavranmasında Arttırılmış Gerçeklik uygulamalarının çok başarılı olduğu görülüyor. Eğitim için Sanal, Arttırılmış ve Karma Gerçekliği keşfetmeyen kurumların rekabet konusunda rakiplerinden geride kalacağı gerçeği yadsınamaz. Bu teknolojiler Second Life, OpenSim, Amazon Sumerian gibi 3 boyutlu çevrim içi öğrenme ortamlarında kullanılıyor. 

Stanford Üniversitesi Lucile Packard Çocuk Hastanesi’nde çalışan pediatrik kardiyologlar, öğretilmesi ve anlaşılması en zor koşullardan bazıları olan karmaşık doğumsal kalp kusurlarını açıklamak için sürükleyici sanal gerçeklik (VR) teknolojisini kullanıyor. Stanford Sanal Kalp deneyimi, hem  ailelerin çocuklarının kalp durumunu anlamalarına yardımcı olurken hem de tıp stajyerleri için, etkilenen kalbi incelemelerini ve manipüle etmelerini, kanın nasıl aktığını görmelerini sağlamak için etrafta dolaşmalarını sağlayarak en yaygın ve karmaşık konjenital kalp anomalilerinin 20’sinden fazlasını öğrenmek için sürükleyici ve ilgi çekici yeni bir yol sağlıyor.

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, doğumsal kalp defektler hakkında bilgi edinmek ve pediatrik kalp cerrahlarının bu koşulları düzeltmek için Stanford Sanal Kalp’i kullanıyor. [1]

Hologram teknolojisi uzaktan eğitimde nasıl etki yapar?

Hologram, iki ayrı lazer ışınının bir araya gelerek oluşturduğu üç boyutlu bir fotoğraf. İnsan beyninin görüntüleri üç boyutlu (3D) kavramsallaştırılması işleminin beynin birçok bölgesinin rol aldığı kapsamlı ve zor bir işlem olduğunu biliyoruz. Hologram teknolojisi ile beynin oluşturduğu 3 boyutlu (3D) görüntü algısı bire bir elde ediliyor. Tıp eğitiminde hologram kullanımı ile ilgili Case Western Reserve Üniversitesinde yapılan çalışmada hologram teknolojisinin tıp eğitiminde kullanılması üzerine güzel bir örnek. Microsoft ile yaptıkları iş birliği neticesinde, anatomi dersinde VR destekli hologram teknolojisi kullanarak insan anatomisinde doğal olan karmaşık yapıların 3 boyutlu doğal görselleri ile anlatımı ve anatominin bu şekilde incelenmesinin öğrencilerin daha aktif, özgün ve kişiselleştirilmiş çok boyutlu öğrenmeye dahil eden akıllara durgunluk veren bir deneyim yaşadıklarını belirtmişler. Kalp gibi hayati bir sistemin yapısının ve çalışma sisteminin hologram teknolojisi ile daha kolay anlaşıldığı, öğrencilerin kendi pratiklerini yapabilmeleri açısından daha faydalı olduğu belirtilmiş. [2]

Royal College of Surgeons’da 2 yıl öncesine dayanan bir çalışmada kadavra bazlı eğitim yerine geçmesi için 3D hologram teknolojisinden yararlanmaya başladıkları, cerrahların tıp eğitimini dönüştürmek için en son artırılmış, sanal ve karma gerçekliği kullanmayı benimsedikleri belirtilmiş. Bu çalışmaların 2020 senesi için okulun yeniden inşa edilmesine öncülük edeceği, yeni sınıf eğitimlerinde kadavralara yer kalmayacağı vaka temelli bir anatomi olacağı ve HoloLens ve sanal gerçeklik kullanarak anatominin öğretileceği ve öğrenileceği söyleniyor. 

Türkiye’de de İstanbul Üniversitesi bünyesinde 2017 senesinde Medikal Hologram laboratuvarı kuruldu. 2018-2019 eğitim öğretim dönemlerinde adapte edilen bu sistem ile tıp fakültesi öğrencilerine teorik eğitimleri pratik alanda uygulayarak ve kullanarak mesleğe hazırlık sürecinde geleneksel tıp eğitiminin modern eğitim yöntemleri ile harmanlanması ve derinlik kazandırılması sağlandı. 21.yüzyılda tıp eğitimde tüm öğrencilere yeteri kadar pratik yaptırma imkanı sunan bu teknolojilerin uzaktan eğitim ile entegre edilmesi heyecan verici bir gelişme olacak. 

Şu anda App Store ve Google Play platformlarında yayınlanmakta olan bazı mobil uygulamaların Arttırılmış Gerçeklik olarak kullanıcılara insan anatomisinin tüm detaylarını 3 boyutlu olarak gösteren örnekler olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde hologram teknolojisinin kullanımı hala gelişim aşamasında olsa da şu anki yüksek maliyet çıtası aşılması halinde uzaktan eğitime dahil edilme süreci de hız kazanacak. Hali hazırda Second Life, OpenSim, Amazon Sumerian gibi 3 boyutlu çevrim içi öğrenme ortamlarına bu gibi teknolojilerin dahil edilmesi kaçınılmaz olacak. Örneğin cerrahları yeni bir cerrahi malzeme, yeni bir cerrahi yöntem konusunda bilgilendirmek ya da eğitmek amacıyla bu ortamlarda oluşturulan simülasyonlara dahil edildiğini düşünelim. Etkileşimin üst düzeyde olduğu sınıf eğitimine katılımın mekan bağımsız gerçekleştiğini düşünün. Üstelik sınıf eğitiminde deneyimleyemeyeceği sınırsız deneme yapma hakkına sahip olunacağı ve aynı anda çok geniş kitlelerle bu deneyimin beraber yaşanacağını düşünün. Muazzam bir bilgi paylaşımı ve öğrenme deneyimi yaşatacak.


[1] https://www.stanfordchildrens.org/en/innovation/virtual-reality/stanford-virtual-heart

[2]https://virtuallyinspired.org/portfolio/case-western-reserve-university-and-cleveland-clinic/

Şunları da beğenebilirsiniz:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir