GÖRGÜ TANIKLARININ ANLATTIKLARI YA SAHTE ANI İSE!

Geçmişte yaşadığınız olayların gerçek olduğundan emin misiniz? Ya anılarınız sahte ise, kararlarınız gerçekten doğru diye düşünür müsünüz?

Sahte anıları ele alan Black Mirror dizisinin birinci sezon 3. bölümünde, teknolojinin gelişmesiyle birlikte anıların kaydedilmesi ve mahremiyet ihlallerinin nasıl işlediği konu alınıyor. İnsanların boynuna takılan çiplerle, anıların kaydedilip istenildiği zaman izlenebilmesi ise, geçmişte sürekli dolaşan ve şimdiyi yaşayamayan insanların hapsoluşuna da örnek oluyor. Geçmişe gidip her detayı incelerken, anılar yeniden biçimlenip yorumlanabiliyor.

İnsanların olayları, olmalarından farklı bir şekilde hatırladıkları veya hiç yaşanmamış olayları hatırladıkları duruma sahte anı deniyor. Bu alanda uzun yıllardır çalışan ve en tanınan isimlerden biri Elizabeth Loftus.

1974 yılında Elizabeth Loftus ve John Palmer, araba kazası deneyi (Reconstruction of automobile destruction) olarak bilinen ilginç bir deney düzenlerler.

Washington Üniversitesi’nden rastgele seçilen öğrencilere bir araba kazası videosu seyrettirilir. Beş gruba ayrılan öğrencilere aynı soru kalıbında sadece cümledeki fiili değiştirerek sorulur.

Soru şu şekilde olur: “Arabalar birbirine …. hangi hızla gidiyorlardı?” 

Boşluğa şu kelimeler yerleştirilir:

  • parçalanma
  • çarpışma
  • toslama
  • vurma
  • dokunma

Arabaların birbirlerine vurduklarında hangi hızla gitmekte oldukları sorulduğunda yapılan tahminler, arabaların çarpıştıklarında hangi hızla gitmekte olduklarını sorulduğunda yapılan tahminlerden farklıydı. “Çarpışma” sözcüğü kullanıldığında denekler, arabaların daha hızlı gittiklerini sanıyorlardı. Loftus, gizli imalar taşıyan soruların hafızayı bulandırabileceği sonucunu buldu.

Başka bir çalışmada ise, çok dikkat çekmeyecek şekilde, “Cam kırığı gördünüz mü?” sorusu sorulduğunda, deneye katılanların yüzde 14’ü olmayan kırıkları gördüğünü söyledi.

Aslında sorunun soruluş şekli, olayları hatırlama biçimimizi etkiler. Yönlendirici sorular sorduğunuzda kaydedilen bilgileri etkileyebilir.

Hadi bir oyun oynayalım!

Sahte anı, özellikle görgü tanıklarının olayları yanlış hatırlayabildiğini Prof. Franz von Liszt, dersinde oynadığı bir oyun ile öğrencilerine yaşattı. Dersinde iki öğrencinin tartışmasının sonucunda kendisinin vurulmasını kurguladı. Tabii öğrenciler panik halindeyken Liszt, bunun bir oyun olduğunu ve öğrencilerinin gördükleri olayı yazmasını istedi. Öğrencilerin yanıtlarında ise, hiç söylenmeyen sözlerin söylendiği dikkatini çekti. Ayrıca, kendine daha çok güvenenin anlattıklarında hata payının o kadar yüksek olduğu sonucunu çıkardı.  

Görgü tanıklarına göre yapılan haberler, ne kadar güvenilir?

Medyada yayınlanan ve görgü tanıklarının beyanlarına dayanarak yapılan haberlerin gerçekten doğru olup olmadığı sorusu akla geliyor.  Haberler çoğu zaman görgü tanıklarının yorumlarını alarak yapılır:

  • Olay yerinden geçenler
  • Olayı yaşayanlar
  • İkinci bir kaynaktan duyanlar

Görgü tanığı ya da kaynak olayı yanlış hatırlıyorsa, ne olur?

İletişim konusunda çalışanlar ellerindeki gücün farkında olduğu için bu toplumun yararına kullanmayı ister.  Ünlü reklamcı George Lois’in “Olağanüstü Tavsiyeler” kitabında, bir ilan ile suçsuz yere mahkum edilen siyahi boksör Rubin Hurricane Carter’ın yaşadıklarını anlatır.

Carter, yeterli delil olmamasına rağmen 1966’da New Jersey’de üç kişinin ölümünden sorumlu tutularak ömür boyu hapis cezasına çarptırılır.

Cezanın adaletsiz olduğunu düşünen George Lois, onu hapisten çıkartmak için New York Times’ın 2. sayfasına ilan verir. İlanda şöyle der:


“Bugünü de sayarsak, işlemediğim bir cinayetten ötürü 3135 gündür cezaevindeyim. Yeniden yargılanmazsam geçirecek 280 yılım daha var. Altı ay önce içinde 3 kişinin öldürüldüğü bir bardan çıktığım hakkında ifade veren “görgü tanıkları”, yalancı şahitlik yaptıklarını itiraf ettiler. Buna rağmen beni mahkum eden yargıç yeniden yargılanmama müsaade etmiyor. Sizce neden?”

Bu ilanı sonra tekrar yayınlatır ve önemli isimlerle görüşmeye başlar. Ömrünün 19 yılını cezaevinde geçiren Carter, daha sonra suçsuz olduğu kanıtlanarak 1985’te özgürlüğüne kavuşur

George Lois, bu başarısından sonra olayı şöyle yorumlar: Biz yaratıcı iletişimcilerin, neler başarabileceği, küçük bir ilanla masum bir adamı hapisten kurtarmak gibi gerçekten şaşırtıcı olabilir. Her zaman doğru olan şeyi yapın ki, öleceğiniz güne dek kendinizle gurur duyabilin.

Haberlerde görgü tanıklarının dışında somut kanıtlar olmalı

Medyada çıkan birçok haber görgü tanıklarının ifadelerine dayanarak, net ve açık bir şekilde ortaya koymuş gibi görünse de olayın perde arkası bambaşka olabilir. Bu nedenle bilgi kirliliğinin artmaması için, somut kanıtlara dayanarak objektif verilerin kullanılmaya çalışılması büyük önem taşıyor. Habercilerin, gerçeğin ortaya çıkması için kanıtları bulmak ve görgü tanıklarının söylediklerine şüphe ile yaklaşması gerekiyor. Akılda tutulması gereken bir nokta ise, olay çok net ve sorunsuzsa işte orada bir gizem var demektir.

Kaynaklar:

http://www.holah.karoo.net/loftusstudy.htm

http://en.wikipedia.org/wiki/Franz_von_Liszt

Şunları da beğenebilirsiniz:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir