TEKNOLOJİ BEYNİN DÜŞMANI MI?

Teknolojinin insan hayatının günlük rutini içerisinde yer almasıyla birlikte, davranış bilimleri ve psikiyatride bir araştırma odağı haline de geldi. Akıllı telefon bağımlılığı, internet bağımlılığı gibi kavramların  bağımlılık psikiyatrisi akademik ve klinik alanlarında yer almaya başladığını belirten Mayo Clinic Bağımlılık Psikiyatrisi Bölümü Öğretim üyelerinden Dr. Ulaş Mehmet Çamsarı, teknolojinin gelişmesiyle birlikte iş ve özel hayatın dijitale doğru yönelmesinin, insanları zamana yetişme kaygısıyla baş başa bıraktığını söylüyor.

Her şeye yetişmeye çalışanlar birçok işi aynı anda yapmaya çalışıyor.  Peki bu durum yaptığımız işleri ve beynimizi nasıl etkiliyor? İnternet, bilgisayar, akıllı telefon ve dijital aygıtların kullanımı ile ilgili yeni bağımlılık davranışlarının tarif edilmeye başladığını kaydeden Mayo Clinic Bağımlılık Psikiyatrisi Bölümü Öğretim üyelerinden Dr. Ulaş Mehmet Çamsarı, bağımlılık ve beyin ilişkisiyle ilgili sorularımı yanıtladı.

Bağımlılık nedir?

Davranış bilimlerinde bağımlılık, tekrarlama isteği uyandıran, kontrol edilemeyen, giderek artan miktarda zaman ve efor gerektiren, azaldığında ya da kısıtlandığında huzursuzluk yaratan bireyin günlük hayatını ciddi şekilde etkileyen bir davranış sendromudur. Bağımlılık tarihsel olarak hep maddelerle ilişkili olarak tarif edilmiştir, halen de psikiyatride tarif edilen bağımlılık sendromlarının büyük bir kısmı madde bağımlılıklarıdır. Ancak altı çizilmesi gereken önemli nokta bağımlılık bozukluklarının aslında davranışlarda tarif edilen sorunlar olduğu ve bu tip davranışların dışardan bir madde alımına bağlı olmadan da ortaya çıkabileceği gerçeğidir. Teknolojinin verdiği imkanlarla, günümüzdeki bağımlılık sorunları giderek değişkenlik göstermeye başladı, örneğin, siberseksüel bağımlılık, siberilişki bağımlılığı video oyun bağımlılığı, internet kumar bağımlılığı gibi birçok aslında farklı gibi görünen ama çok benzer problemleri artan miktarlarda görmekteyiz.

İnternetin world wide web (www) adı altında 1996’dan itibaren yaygınlaşmasıyla, geçtiğimiz 20 yılda internet ortamının ve akıllı telefonların insan hayatına hızlı girişi ve yayılışı, bu ortamlarda sunulan materyallerin kaçınılmaz olarak toplumsal yaşamın bir parçası haline gelmesine yol açtığını söyleyebiliriz.  Burada teknolojik aygıtları çok genellemek doğru bir yaklaşım olmaz, bu teknolojik aygıtın tam olarak hangi şekilde kullanıldığını ve kişiye ne sağladığına odaklanmak gerekir, patolojik ya da normal ayrımı da bu noktadan itibaren değerlendirilmeye başlar.

Teknoloji kullanımı ve Bağımlılık

Bu yazı yazıldığı andaki güncel verilere göre dünya nüfüsunun % 55.1’i, Kuzey Amerika’nın % 95’i, Avrupa’nın % 85.2’si internet erişimine sahiptir[1]. Konuyla ilgili 2005 öncesi ilk dönem araştırmalar daha çok internet kavramını esas almışken, internetin giderek hayatın içine değişik şekillerde girmesiyle geçtiğimiz on yılda konunun problemli olarak tarif edilen internetin genel kullanımın yarattığı sorunlardan özele inerek onun ne için kullanıldığı çerçevesine yerleşti[2]. Burada en kritik iki başlangıç noktası önce ihtiyaç kavramının sonra da bu ihtiyacın nasıl giderildiği kavramlarının tespit edilmesi konulardır. Öncelikle aygıtlara odaklanarak başlayalım. Bazen “ekran bağımlılığı” diye bahsedildiğini görmekteyiz ama bunların hepsine “ekran” demek de yeterli bir sınıflama olmaz. Ne yaptıklarına bakmak gerekir. Akıllı telefonlar şu noktada telefon olmanın ötesinde bireylerin bilişsel becerilerini daha etkin kullanmasını sağlayan bir yapay zeka çerçevesi sunma noktasına gelmiştir. Bu aygıtlar sayesinde bir insanin yapamayacağı şeyler yapılabilir hale geldi. Bu yapay zekanın beyne daha da fazla entegrasyonu ile devam edecek. İşe bu açıdan bakarsanız, insandan beklentiler arttı. Çok değil birkaç sene öncesine kadar lüks olarak kabul edilen bazı tip teknoloji kullanımı rutine girmiş ve neredeyse toplumun genelinden bu teknolojilere sahip olmak bir beklenti haline geldi. Hal böyleyken patolojik kullanımın tespiti gayet tabii kolay değildir. Yalnız, biz bağımlılık kliniğinde, bağımlılık davranışlarını değerlendirirken ortak birtakım biçimlere bakarız. Akıllı telefonları örnek vererek şu şekilde özetleyelim:

  • Telefonun günlük kullanım süresi
  • Telefonun kullanım süresinin, neyin yerine geçiyor olduğu, diğer ifadeyle, hangi diğer günlük aktivitelerden vazgeçilerek kullanıldığı, örneğin, çocuklarınızla eşinize, arkadaşlarınızla vakit geçirmek yerine telefonunuzla vakit geçirmek ve bunu onlarla ilişkilerinizi bozma pahasına yapmaya devam etmek, ya da giderek sosyal ortamlardan uzaklaşacak derecede ilişkileri elektronik ortama taşımak
  • Telefon ile kişinin ilişkisinin boyutunun takıntılı ve giderek artan bir biçime gelmesi engellenmek istenmesine rağmen durdurulamaması
  • Telefonun yokluğunda ortaya çıkan huzursuzluk, adaptasyon zorluğu ve bunun ve bu huzursuzluğun düzeyinin algılanabilir duruma gelmesi
  • Telefonun kullanımının bireyin yakınındaki kişilerin huzursuzluğuna ve hoşnutsuzluğuna neden olması
  • Bireyin genel sosyal işlevlerinde kendisinin de istemediği sonuçlara yol açıp açması

Bağımlılık tıbben nasıl açıklanır?

Bağımlılık davranışlarının beyinde hangi nörobiyolojik işleyişlerin sonucunda ortaya çıktığı halen tam olarak bilinmiyor ancak beyinde ödül devresi olarak adlandırılan nöral devrelerin bağımlılık sendromlarında etkinleştiği düşüncesi bilimsel olarak gösterildi. Bağımlılık devreleri, haz ve keyif duyumlarının düzenlenmesinden sorumludur. Nucleus accumbens ve ventral tegmental alan olarak isimlendirilen çekirdek gruplarında depolanan dopamin keyifle ilişkilendirilen bir nörokimyasal ve halk arasında mutluluk hormonu olarak da bilinir.  Ödül merkezlerinde dopamin salınması normal şartlarda yemek yemek, seks yapmak, aşık olmak gibi doğal işlevlerin pekiştirilmesinde kullanılırken, madde bağımlılıkları, video oyun bağımlılıkları, akıllı telefon kullanım bağımlılıkları gibi davranışlarının pekiştirilmesinde rol oynar.  Bu tip davranışlar, kişinin tekrar eden eylemler ile ödül merkezini aktive etmeyi öğrenmesi ve pekiştirmesi ile ortaya çıkarken, bağımlılık yapıcı maddeler dışardan etkileyerek bu dopamin depolarından dopamin salınımına yol açarlar. Kişi buna alışır, bu aktiviteleri öğrenir, pekiştirir ve bunların tıbbi anlamda bağımlısı olur.

Resmi olarak tanınan bağımlılıklar hangileridir?

Psikiyatri’de yaygınca kullanılan iki alan kılavuzu vardır, biri Amerikan Psikiyatri Birliği’nin kılavuzu DSM, diğeri Dünya Sağlık Örgütü’nün kılavuzu ICD’dir. Bu kılavuzlarda, bütün madde bağımlılıkları yani alkol, kokain, stimülan, narkotik, inhalan vb gibi tarif edilmiştir, ayrıca kumar oynama bozukluğu gibi bazı davranış bağımlılıkları da da resmen tanınmıştır. DSM 2013’de yayınlanan son sürümünde “İnternet Oyun Bozukluğu” kavramını da kılavuzunda tarif etti [3]. Bunun dışında yapılan başka önemli bir değişiklik kumar oynama bozukluğu gibi diğer bağımlılık sendromları da bir başlık altında toplandı, madde bağımlılıklarının uzun süredir ayrı tutulması durumu sona erdi. Özetlemek gerekirse, DSM tarafından bağımlılık kavramının maddenin ötesinde bir sınıflandırılma altında genişletilmesi çağımıza ayak uydurmak içindir. Çünkü biz bağımlılığı doktorlar açısından konunun ne olduğundan çok ortaya çıkan davranışlar önemlidir ve konunun ötesinde, alkol olsun, kumar olsun ya da akıllı telefon olsun biz sorunun davranışlarda tarif eder, tedavide de davranışlara odaklanırız.

Akıllı telefon ya da benzeri bir teknolojik aygıt bağımlılığı ile ilgili resmi olarak kabul edilen bir psikiyatrik teşhis var mı?

İnternet Oyun Bozukluğu dışında hayır ama bu sorun yaşadığınızda bunu tarif edemeyeceğimiz ve müdadele etmeyeceğimiz anlamına gelmez çünkü bağımlılık sorununun kavramsal tarifi değişmez. Klinik kılavuzlarda adı geçmese de internet ve bilgisayar bağımlılığı kavramları bağımlılık kitaplarına girmiştir ve halen devam eden araştırma konularıdır. Bu konuyla ilgili dünyada önde gelen bağımlılık “textbook” larından birinde yer alan konuyla ilk kitap bölümünü Türkiye’de Bülent Ecevit Üniversitesi’nden akademisyen arkadaşlarımla beraber yazdık [4]. Bu tip patolojide, klinik tarifin ötesine geçtiğiniz zaman bozulmuş güdü kontrolü (impulse control) ve yürütücü eylem becerileri (executive task management) gibi bağımlılığın ötesinde de açıklamalar devreye girebilir.

Tedavide ne yapılıyor?

Bağımlılık tedavisi esasen davranış değiştirmeye yöneliktir. Kanıta dayalı psikoterapiler kullanırız, bunlar bilişsel-davranışçı tedavi, motivasyon yükseltme tedavisi gibi tedavilerdir, bunların tamamına rehabilitasyon diyoruz. İlaç da kullanırız, ama bağımlılıkta ilaç tedavileri halen ikincildir, ana tedavi davranışa ve beceri artırmaya yöneliktir.

İnternet bağımlılığı için ne önlem alınabilir?

Burada bir tıbbi öneri verilecekse internetin ve teknolojinin sunduğu olanakların yaşam rutinine hızlı bir şekilde sokulmasına ve sosyal aktivitelerin yerini almasına belli bir temkinle yaklaşmak olabilir. İnsan beyninin, ödül mekanizmalarından toplumsal normlara kadar çok fazla rutini değiştirmeye yeltenen teknolojik devrimin etkilerine nasıl bir cevap vermeye hazırlandığı ise henüz bilinmiyor. Şunu unutmayalım, insan beyni evrimi çok yavaştır, on bin yıllık bir sistemin bir kaç on yıllık bir süreçteki çok hızlı bir değişime hemen adapte olacağını düşünmek gerçekçi olmayabilir. Burada bazı orta ve uzun dönem sonuçlar ne olacak bilmiyoruz. Olumlu ve olumsuz sonuçlar olabilir. Sadece bilinmezlik var. Örneğin, insanlar sanal ilişki kurmaya programlı değiller evrimsel olarak, bu insan beyninin bildiği bir yöntem değil, yeni öğreniyor, ama sadece 15 yıldır diyelim. Burada şunu unutmamak gerekir ki, insan beyninin yapısı ve çalışma sistemi on yıllarla ya da yüz yıllarla değişim göstermez, evrimsel gelişme ve adaptasyon çerçevesinde on bin yıllardan bahsederiz, böyle bir sistemde çok hızlı çevresel değişimlerde bireysel olarak adaptasyon mümkün olsa bile toplum açısından sonuçlar travmatik olabilir. Bu bir bakış açısıdır. Diğer yandan, insan beyni algı becerilerinin uyarılması ve bir üst noktaya taşınması açısından tarihsel bir dönem yaşıyor ve mutlaka olumlu sonuçları olacaktır. Belki de teknolojik imkanları benimsemek ve hayata geçirmek konusunda tavşan gibi tez canlı değil de biraz kaplumbağa gibi ağır ve temkinli davranmakta yarar var.

1.            Internet World Stats : Usage and Population Statistics.  [cited 2018 November 20]; Available from: http://www.internetlivestats.com/internet-users/.

2.            Mihajlov, M. and L. Vejmelka, Internet Addiction: A Review of the First Twenty Years. Psychiatr Danub, 2017. 29(3): p. 260-272.

3.            Association, A.P., Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. 5th ed. 2013, Washington, DC.

4.            SevimKarakaş-Çelik, T.E., Ömer Şenormanci, Ulaş M.Çamsari, The Neuropathology of Internet Addiction, in Neuropathology of Drug Addictions and Substance Misuse, V. Preedy, Editor. 2016, Elsevier. p. 962-971.

Şunları da beğenebilirsiniz:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir