PATOLOJİ GÜNLÜKLERİ

SAĞLIK
VE HOBİ

Yaşadığınız
her günün hatıra kalmasını istediği için yıllardır hobi olarak günlük tutan Tampere
Üniversitesi’nde hem hematopatolog olarak çalışıyorum hem de Yardımcı Profesör
Dr. Mine Eray, patoloji alanında yaptığı çalışmalarda ve başarında günlük
tutmanın çok büyük faydasının olduğunu söylüyor.

  
Sağlık alanında çalışanların hep farklı hobileri vardır. Tampere
Üniversitesi’nde hem hematopatolog hem de Yardımcı Profesör Dr. Mine Eray bu konuda
şunları söylüyor: “sağlıkçıların çok fazla sanat, edebiyat ya da müzik hobisi
olduğu biliniyor. Bende onlardan biriyim. İlkokul cağlarımdan beri önce müzik
ile uğraşmaya başladım. Sonra 10 yasından sonra her gün günlük yazma alışkanlığımı
edindim. 20’li yaslardan sonra ise görsel sanatlara olan ilgim arttı.”
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Hacettepe İngilizce Tıp Fakültesini 1989 yılında bitirdikten sonra ilk olarak
Helsinki Üniversitesi Tıp Fakültesinde İmmünoloji doktorası yaptım, daha sonra
patoloji ihtisasımı aynı fakültede bitirdim. Bu günlerde Finlandiya’nın ikinci büyük
tıp fakültesi olan Tampere Üniversitesi’nde hem hematopatolog hem de yardımcı
profesör olarak çalışıyorum.




Hobiniz nedir ve ne kadar süredir
yapıyorsunuz?


Günlük tutmak! 30 yılı aşkın zamandır hiç aksatmadan günlük tuttum. Sevgili
annem, ben 3 yaşındayken  kitapçılara
götürmeye başladı. Kitaplarımızı kendimiz seçtik. Sonra annem her gün sırayla
bir kardeşimin, birde benim kitabımdan bize bölümler okudu. Kitap sevgimin
temeli o olsa gerek. 10 yaş günümde halen çok yakın arkadaşlarımdan biri bana
bir günlük hediye etti. İlk gün heves içinde doğum günümü yazdım, sonra ailecek
gittiğimiz yaz tatillerini derken, günlük tutmanın bağımlısı haline geldim. Benim
için kitap okumak ve günlük tutmak içice iki dünya.
Hobinizin mesleğinize katkısı
oluyor mu?

Hobimin mesleğime katkısı çok büyük.  Benim
konuşma, kendimi ifade edebilme yeteneğimi geliştirdi. Her zaman kendi
talebelerime hatırlattığım bir konu var. Siz doktorsunuz. Her şeyden önce insan
ilişkilerinde iyi olmak zorundasınız diye. Haksız olduğumu düşünmüyorum. Kitap
okumak, ama baştan savma okumak değil. İyi olduğunu düşündüğünüz bir kitabın
her cümlesini düşünerek, acele etmeden okumak, notlar almak ve sonra kendi duygularını
ve yasadıklarını kağıda dökmek, insanın iç dünyasını, altıncı hissini ve her şeyden
önce kendisini dile getirmesini kolaylaştırıyor. Diğer insanlar ile kurulan köprüleri
sağlamlaştırıyor. Yani demek istediğim okuduğunuz ve yazdığınız satırlar, satır
aralarını da anlamanıza yardım ediyor.



Zaman
içinde kendime bir örnek kabul ettiğim bazı büyüklerimin de gunluk tuttuğunu öğrendim.
Büyük devlet adamlarının, iş adamlarının,  
sanatçıların otobiyografilerini okumaya başladım. Benim için kitap   okumak ve günlük tutmak içice iki dünya.



Neden bu hobiyi seçtiniz?

Tesadüf oldu.. Herkes kendi yapısına uygun hobiyi seçiyor herhalde. Benim için
insan ilişkileri çok önemli. Mesela yazdığım günlüklerde her zaman yeni
tanıştığım insanlara yer veriyorum. Sonra zaman içinde geçmişe dönüyorum ve buğun
hayatımın önemli bir parçası olan insanlar hakkındaki ilk izlenimlerimi
okuyorum.




Yaptığınız hobi size ne hissettiriyor?

Dün talebelerim ile paylaştığım gibi ´İnsan olduğumu. Duyma, hissetme ve
kendimi ifade etme özelliğime sahip olduğumu! Birde bazen gece yarısı bile
kendim ile baş başa olmak hakkını. İnsan gece saat 24’de tiyatro izlemeye
gidemez, sergi salonuna hiç gidemez ama günlük yazar, yatağında kitap okur.



Biliyorsunuz
ben vatanımdan, ailemden, çok sevgili arkadaşlarımdan binlerce kilometre uzakta
yasıyorum. Bu günlükler onlar ile kurduğum köprüler. Yaptığınız telefon konuşmaları,
yolladığınız e postalar yetmiyor. Daha çok paylaşmak istiyorsunuz. İste o zaman
kağıt kaleme sarılıyorsunuz.

Tavsiye edeceğiniz kitap, film ve
müzik nedir?
Türk meslektaşlarım ile paylaşacağım için, son yıllarda
okuduğum kitaplardan birkaç isim vereyim. Zülfü Livaneli Mutluluk ve aynı ismi taşıyan
film, Elif Şafak’ın Aşk, Can Dündar’ın “Benim gençliğim” kitapları…. “Babam
ve Oğlum” filmini parça parça seyrettim. Çok etkilendim. Gözyaşlarım filmin
tamamını seyretmemi engelledi. ´Issız adam´filmini izleyin ve  sakına duygularınızdan ve düşüncelerinizden
açık ve net şekilde konuşmaktan  
korkmayın. Müzik için ise, Türk Sanat Müziğini hatırlatmak istiyorum.
Bizim kültürümüzün hassas ve duygusal yönlerini yansıtan bir müzik turu. Bu müzik
turunun, bizim kültürümüzün ölmesine izin vermeyiniz. 1970’li yıllarda çekilmiş
Emel Sayın, Zeki Müren kliplerini seyrediniz. Pişman olmayacaksınız. 


Şunları da beğenebilirsiniz:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir