DOKTORLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?


Sağlık sektörü sosyal medyada gün geçtikçe daha etkin rol
oynama başladı. Sosyal medyayı etkin kullanan doktorlardan, bu konudaki
görüşlerini aldık.

Sosyal medya gün geçtikçe
hayatımızın merkezine oturmaya başladı. Peki sağlık sektörü ve sağlık
haberciliği bundan nasıl etkilenecek? İlerleyen günlerde sağlık nasıl bir yöne gidecek? Sosyal medyayı aktif kullanmayanlar unutulup gidecek
mi? Daha bir çok soruyu sosyal medyayı aktif kullanan doktorlara yönelttik. Bakış
açıları ve çalışmalarını anlattılar.
“Sosyal Medya
Halkın Kendini Özgürce İfade Edebildiği Eşsiz Bir Platform”
İzmir
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları uzmanı ve Asistan Hekim
sitesi Kurucu-Editörü, Türkiye’de geçtiğimiz dönemde yaşanan asistan  hekim hareketinin öncü isimlerinden
Dr.
Özgür Niflioğlu: Sosyal medya halkın kendini özgürce ifade
edebildiği eşsiz bir platform ve “usülüne uygun” kullanılabilirse müthiş bir
“geri bildirim” aracı. Mesafelerin ortadan kalktığı, yönetenle yönetilenin,
sanatçılarla hayranlarının bir araya gelebildiği; diğer bir deyişle, günümüzün
teknolojik imkanları çerçevesinde beraber ağlanan ve beraber gülünen yeni nesil
medya.
Esasında bu maceranın başlangıcı 2004 yılına uzanıyor. Web
2.0 denilen ikinci nesil
internet hizmetlerinin
kullanılmaya başlanmasıyla, toplumsal iletişim sitelerini kurmak mümkün oldu.
İnternet tek yönlü bilgi aktarımından; eş zamanlı ve çift yönlü aktarımı mümkün
kılan bir sisteme dönüştü. Sosyal medya işte bu sistemin ürünü.
Türkiye’deki Genç
Hekim Hareketi ile Sosyal Medya
Sosyal medyada iki şey gerçekleştirebilirsiniz, ya sıkı bir
takipçi olursunuz ya da özgün içerik yaratarak, takip edilen olursunuz. Benim
sosyal medyayla tanışmam facebook’un ilk kurulduğu yıllara dayansa da; sosyal
medyayı, sosyal medya olarak kullanmam; Türkiye’deki genç hekim hareketinin
zamanlaması ile birebir örtüşüyor.
“Arap Baharı’nı”, dünyadaki sosyal ve siyasal gelişmeleri
yakından takip eden genç bir hekim olarak, özellikle Mısır’daki gençlerin,
Hüsnü Mübarek rejimine karşı tepkilerini, sosyal medya kullanarak, ortak bir
dille kamuoyuna yansıtmaları, beni oldukça etkiledi. Özellikle bu bağlamda;
nöbet ertesi izin, otuz üç saat aralıksız çalışma, sıfır döner sermaye,
sağlıkta şiddet gibi ortak sorunlarımızı ortak bir platforma dökerek gerçekte
genç hekimlerin ne düşündüğünü “yönetenlere” iletebilme ve çözüm bulabilme
ihtimali, beni bu alanda çalışmaya yöneltti. Geçen süreç içerisinde Türkiye’nin
hemen her yerinden birçok genç hekime bu şekilde ulaşarak gerçekleştirdiğimiz
çalışmalar; sorunlara çözüm bulmamızı sağladı.
“Olağanüstü
Gelişmelerin Paylaşılmasında Hekimler Oldukça Duyarlı”
Hekimler sosyal medyayı en etkin kullanan gruplardan biri.
Hekimler sosyal medyadaki içeriklere daha seçici davranıyorlar. Ancak herkes
gibi çok uzun metinleri, haberleri ve köşe yazılarını okumuyorlar. Görsel
içerikler herkes gibi hekimler tarafından da kolay ve hızlı bir şekilde
tüketiliyor. Olağanüstü durumlardaki olağanüstü gelişmelerin paylaşılmasında
ise hekimler oldukça duyarlı.

“Hastalar Sağlık
Sorunlarını “Daha Hızlı” Çözmek İçin, Sosyal Medyayı Daha Çok Kullanacak”
Sağlık alanının sosyal medyadan etkilenmesini iki çerçevede
değerlendirmek lazım. Birincisi sosyal medyanın hekimler üzerine etkisi,
ikincisi hekimlerin sosyal medya üzerine etkisi. Bugün sosyal medya sayesinde
hekimler birbirleri ile daha hızlı iletişim kurarak mesleki alanda yaşadıkları
sorunlara daha çabuk refleks yanıt oluşturabiliyor. Hekimlerin sosyal medya
üzerine etkisi ise daha uzun vadede göreceğimiz ve henüz hekimler tarafından
çok kullanılmayan bir iletişim yöntemi. Hastalar sağlık sorunlarını “daha
hızlı” çözmek için, sosyal medyayı ilerleyen yıllarda daha çok kullanacak. Bu
alanda doğru ulusal sağlık politikaları üretilirse halkın sağlık eğitimi
anlamında ciddi yol katedilebileceğini düşünüyorum.
“İki Üç Haftada Bir
Sosyal Medya Vasıtasıyla Gündeme Oturan Konular Basında İşleniyor”
Sağlık haberciliği sosyal medya değişimi konusunda, sadece
sağlık haberciliğinin değil, klasik medya uygulamalarının tümünün, sosyal
medyadan etkilendiğini düşünüyorum. Eskiden medya belirli bir grubun
elindeyken; şu anda durum biraz daha farklı. Medya gruplarından çok; bireyler,
köşe yazarları ve akil adamlar ön plana çıkmış durumda. Popüler kültür de zaman
zaman kendi mecrasını yaratıyor. Bu bağlamda düşünürsek, artık yaşadığınız
sıkıntıyı dile getirmek için bir medya kuruluşundan çok; çokça takip edilen ve
sözü geçen gruplara, sayfalara ya da twitter kullanıcılarına ulaşarak, bunu
gündeme taşımak daha akılcı ve etkili bir yaklaşım gibi duruyor. Dikkat
ederseniz, en az iki üç haftada bir sosyal medya vasıtasıyla gündeme oturan
konular basında işleniyor. Ciddi bir haksızlığa uğramış ya da olağanüstü bir şey
“yakalamışsanız” bunu kendi profilinizde paylaşmanız bile kitlesel bir devinim
yaratmanız için yeterli oluyor.
Tüm bu açılardan bakıldığında, sağlık haberciliğinin de
önümüzdeki yıllarda kurumdan çok kişi odaklı bir hal alacağını düşünüyorum. Ancak
burada dikkat edilmesi ve gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta; doğru
ve tarafsız haber yapanlarla; safsata, içi boş ve “yalan” haber yayanların
birbirinden ayrılabilmesi. Diğer bir deyişle, manasız hezeyan yaratmayacak kişi
ya da grupların ön plana çıkması. Kısacası önümüzdeki yıllarda “medyada güven”
daha da önemli bir kavram haline gelecek.”

“Artık İnsanlar
Önüne Koyulanı Değil, Kendi Seçtiklerini Okuyor”
Amerika Birleşik
Devletleri Mayo Klinik’te Psikiyatri Uzmanı ve USMLE Strateji Merkezi (USMER)’nin
kurucusu-yönetim kurulu başkanı Dr. Ulaş Mehmet Çamsarı: S
osyal medya, internetin televizyonu,
gazetesi, radyosu… Eskiden insanlar TV başına oturur ne gösterilirse
izlerler, kapılarına getirilen gazetede ne yazıyorsa okur, radyolarda ne yayın
yapılıyorsa onu dinlerlerdi. Bu çağdan, günümüze olan geçişi ben kısa hayatımda
tecrübe ettim. Artık insanlar önüne koyulanı değil, kendi seçtiklerini okuyor,
TV’de gösterileni değil, kendi seçtiklerini izliyor. Bu değişim, her bireyi bir
yayıncı haline getirdi. Eskiden yayın organları vardı, artık yayın organları
önemini yitiriyor, bireyler ön plana çıkıyor. Bilgisi olan bilgisini sunuyor,
sanatçı sanatını paylaşıyor, düşünen kişi düşüncesini tüm dünyanın hizmetine
sunabiliyor.  Neyi yayınlayıp, neyi yayınlamayacağına
karar veren medya organlarının can çekiştiği bir çağı yaşıyoruz, çağımızda
yayın içeriğine karar veren medya organı kavramından, bireylerin sunduğu
içeriği dünyaya en hızlı ve en özgün haliyle taşıyabilen medya organları
facebook, twitter ön plana çıkıyor.
Günümüzde
düşünen ve duyarlı bir bireyin sosyal medya organlarını kullanmaması mümkün
değil. Hekimim, dahası ruh sağlığı hekimiyim. Hem hekim olarak hem de ülkesini
seven duyarlı bir birey olarak düşüncelerimi paylaşmak, bildiklerimi aktarmak
görevlerim arasında diye düşünmekteyim.

“Hekimler Sosyal Medyada Seslerini Duyurdu”
Hekimler
sosyal medyada seslerini duyurdu, haklarını aradılar, toplumla “konuşmaya”
başladılar. Hekimler dünyanın her yerinde yöneten güçler tarafından gerek
stratejik gerek oy kazanma amaçları ile ne yazık ki istismar edilen bir meslek
grubudur. Çoğu zaman toplumla iletişimleri iktidardakilerin izin verdiği kadar
olur. Sosyal medya, neyin topluma sunulup neyin sunulmayacağına karar veren
güçleri de “by pass” ederek toplumla hekimler arasında direk bir iletişime
olanak sağlıyor. Bu anlamda tarihte söz edilecek çağları yaşadığımıza
inanıyorum. En çok ziyaret edilen ve okunan haberler, bilgiler, düşünceler,
mevcut yayın organlarının bugüne kadar izin vermedikleri içeriktir ve bu çok
çarpıcıdır. Bazılarının “facebook” ve “twitter” gibi sitelerden rahatsız olması
internet erişimine yasaklar koyma gayreti boşuna değil.

“Habercilik, Tarafsız Olduğu Zaman
Haberciliktir”
Sağlık
haberciliği, sosyal medyanın sansüre izin vermeyen özel yapısından
faydalanacaktır düşüncesindeyim. Habercilik, tarafsız olduğu zaman
haberciliktir. Gazetecilik günümüzde bu nedenle meslek etiğinden çok taviz
vermek durumunda kalmıştır. Bunun nedeni elbette gazeteciler değil, neyin
yayınlanıp neyin yayınlanmayacağına karar veren eski usül medya organları ve
bunları yöneten sahipleridir. Sosyal medya sunduğu olanaklarla tüm habercilik
sektörünün ve meslek etiğinin kendi kendisini düzeltmesine olanak vermektedir.”

“Medya Alanlarının Ürettiklerini Bizler Tüketirdik”
Mersin Üniversitesi
Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’nda yan dal yapan ve Facebook Medikal
Paylaşım sayfasının Editörü
Dr. Erdinç Nayır : “Sosyal
medya, günümüzde çok popüler bir kavramdır ve herkesin diline takılmış gidiyor.
Eskiden bildiğimiz bir medya vardı. Bu medyada sadece televizyon, radyo, gazete
ve dergiler vardı. O medya alanlarının ürettiklerini bizler tüketirdik. Sosyal
medya ise internetin tam kendisidir bence. Facebook, Twitter, Linkedin,
bloglar, sözlükler vs sayesinde birçok kişi üretebilip paylaşabiliyor ve
internet kullanan herkes bu üretilene katılabiliyor. Bu açıdan katılımın yüksek
olduğu bir alan sosyal medya.
“Bir Düşüncenin Ürünlerine Katılımın Olması, Benim İçin
Mutluluk Kaynağı”
Sosyal medyayı kullanma sebebim hem
gündemi daha hızlı takip etmeyi istemem, hem de ürettiklerimi, düşüncelerimi
çevremdeki meslektaşlarımla, arkadaşlarımla, dostlarımla ve hatta internet
kullanan herkesle paylaşmak. Bir düşüncenin ürünlerine katılımın olması, destek
görmesi ve paylaşılması benim için mutluluk kaynağı. Hem kendi sosyal medya
alanlarımda yaptıklarımla, hem de danışmanlığını yaptığım sosyal medya
platformları vasıtasıyla yıllardır bu mutluluğu yaşamaktayım.
“En Fazla Takip Edilen Sağlık Sistemiyle Alakalı Gelişmeler”
Tüm halkımızda olduğu gibi hekimlerinde
sosyal medyaya karşı ilgisi var, bu çok net bir şekilde görünüyor, fakat sosyal
medyada bir şeyler üretmek, bir sosyal medya alanında popülasyon oluşturmak
konusunda meslektaşlarım pek beklediğim konumda değil. Bu mesleğimizin de
getirdiği bir sonuç aslında. Çalıştığımız ortamlardaki yoğunluğumuzdan ve
tıptaki gelişmeleri takip etmek, bilgilerimizi sürekli güncel tutma çabamızdan
dolayı kendimize ve sevdiklerimize ayırdığımız zaman kısıtlı oluyor. Bu kısıtlı
zamanda sosyal medyada yeterli düzeyde yer almak da doğal olarak zorlaşıyor.
Sosyal medyada en fazla gündem ile
alakalı haberler takip ediliyor. Sağlık alanında en fazla takip edilen ise
özellikle sağlık sistemiyle alakalı gelişmelerin haberleri, sağlık çalışanlarının
yaşamlarıyla ilgili haberler ve ne yazık ki sağlıkta şiddet haberleri.
“Hekimler Artık Mobil Cihazlarla Sosyal Medyayı Yakından
Takip Ediyor”
Her alanda olduğu gibi sağlık alanı da
sosyal medya sayesinde pozitif etkileniyor. Birçok dernek sosyal medyada
kendini göstermeye başladı, bu aktivasyonların sayısı bence daha da artmalı.
Hekimler de artık mobil cihazlarla sosyal medyayı yakından takip ediyor. Sağlık
alanında her türlü gelişmeyi daha kolay takip ediyorlar. Dernekler, hekimler,
sağlık alanında yer alan tüm kurumlar sosyal medyada üretime ve katılıma ne
kadar önem verirse sosyal medyada sağlık alanını o kadar iyi etkiliyor. Çünkü
gelişimin en önemli ihtiyaçlarından biri iyi bir iletişim. İşte bu iyi iletişim
ağı, sosyal medya aracılığıyla olabiliyor.
“İnternette En Kısa Zamanda Ulaştığım Bir Bilgiyi, Saatler
Sonra Televizyonda Görebiliyorum”
Gündemi yakın takip eden biriyim ve
gündemi en hızlı şekilde sosyal medyadan takip edebiliyorum. İnternette en kısa
zamanda ulaştığım bir bilgiyi ancak saatler sonra televizyonda ve hatta bir gün
sonra gazetede görebiliyorum. Sağlık haberlerini de aynı hızda takip etmeye
çalışıyorum, sosyal medyada sağlık haberciliği yeterli konumda olmasa bile.”
“Sosyal Medyadaki Sağlık Bilgilerini
Verenlerin Kim Olduğuna Dikkat Edin”
Japonya
RIKEN Beyin Bilimleri Enstitüsü Doktora sonrası araştırmacı ve Açık Bilim
dergisi yazarı Dr.
Çağrı Yalgın: “Sosyal medya,
herkesçe olduğu kadar hekimlerce de dikkatle kullanılması gereken bir imkân.
Buradan sağlıkla ilgili duyurularını sorumlulukla yapanlar var. Ancak,
ciddiyetsiz kullanıcılarca, tıbbi ürün veya hizmet satışı yapanlarca, hattâ
şarlatanlarca ciddi bir bilgi kirliliği yaratıldığını göz önüne almak gerekli.
Bu nedenle sosyal medyadaki sağlık bilgilerini verenlerin kim olduğuna, verilen
bilgilerin hangi kaynaklara ya da araştırmalara dayandığına dikkat etmek gerektiğini
düşünüyorum.

“Bilim
Temelli Tıp”



Buna uygun olarak, verdiği bilgilerin kaynağını
belirten, özellikle birinci elden bilimsel kaynakları değerlendirerek bilgi
verenlerin sosyal ortamlardaki yazı ve duyurularını izliyorum. Özellikle
beğendiğim bir site 
www.sciencebasedmedicine.org adresindeki “Bilim Temelli Tıp”
adlı İngilizce site. Bu sitede tıbbi konular hem güncel araştırmalara hem de
işin bilimsel temeline göre hekimlerce değerlendiriliyor. Sitenin aramayı
kolaylaştıran bir dizini de var. Hepsi hekim olan birkaç yazarın düzenli katkı
yaptığı bu siteyi tavsiye ederim.



Bu gibi sitelerde yazılar bilimsel makalelere
dayandırılıyor ve yazının altına eklenen yorumlarla tartışma sağlanıyor. Bilimsel
dergilere ücretsiz erişim imkânlarının yaygınlaşmasıyla hekimler de bahsedilen
araştırmaların makalelerine daha kolaylıkla ulaşabiliyor. Yani güncel bilimsel
gelişmeleri ve tartışmaları izlemek sosyal medya sayesinde daha kolaylaştı. Bu
gibi imkânların Türkiye’de de artmasını temenni ederim.



“Hekimlerin Sosyal Medyadan Sağlık Tavsiyesi
Vermesi Sorunlar Yaratabilir”

Öte yandan, hekimlerin sosyal medyadan sağlık
tavsiyesi vermesi sorunlar yaratabilir. Ülkemizde hekime danışmayan,
rahatsızlığı için komşusuna verilmiş ilâcı kullanan insanlar var. Bu insanlar
internetteki sağlık bilgilerini de kendilerine ve çocuklarına bilinçsizce
uygulayabilir. Bu nedenle hekimin bizzat aldığı hikâye, bizzat yaptığı fizik
muayene ve tetkiklere göre önereceği tedavinin yerini hiçbir şeyin
tutmayacağının topluma anlatılması gerekiyor.



“Sorumsuzca Yapılan Duyuru ve Haberlerin
Zararları Nasıl Azaltılabilir?”

Sorumsuzca yapılan duyuru ve haberlerin
zararları nasıl azaltılabilir? Bunun için hemen harekete geçilmesi şart olduğundan,
uzmanların ve uzmanlık derneklerinin bu teknolojilerden haberdar olmasının ve
gerektiğinde sağlık habercileriyle işbirliği yaparak gerekli cevapları
yaymasının  toplum sağlığı açısından önemli olduğunu düşünüyorum.”




“Facebook En Sık Tıklanan”
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi ve SENATURK (Senoloji Akademisi) Başkanı Prof. Dr.
Bahadır Güllüoğlu: “Sosyal medya
insanların toplum içerisinde ihtiyaçları olan kişilerarası ilişkileri fiziksel
ortam ve uygun zaman şartı aramaksızın kurabilmeleri ve sürdürebilmeleri
için geçerli olan sanal ortamdır. Sosyal medyayı kullanma nedenim, kendilerini
görebilme şansım hiç olmayan ya da çok az olan eski ya da yeni
arkadaşlarım, meslektaşlarım ile temas sağlayabilmek ve ortam paylaşımlar
sağlayabilmek için.
Genç
meslektaşlar için vazgeçilmez, geç kuşaklar için ise merak edilen ve içine
girilince de büyük bir oranda benimsenen ancak sık başvurulmayan bir ortam.
Facebook en sık tıklanan. Anılar ve tecrübeler en sık okunanlar.

“Sağlık Alanında Kurumların ve
Devletin Nabız Tutma Zemini”
Sosyal
medya, hastalar ya da potansiyel hastalar açısından doktorlar için reklam
zemini.Her an güncellenen yapısı nedeni ile, herkese açık olması ve tek bir zümrenin
etkisi olmadan bağımsız ve demokratik bir haberleşme, fikir üretme, fikir
paylaşma, fikir test etme ortamı olmasından ötürü tüm değişimlere zemin
oluşturuyor. Sosyal medya sağlık alanında kurumların ve devletin nabız tutma
zemini olacak.“




“Sosyal Medyanın Benim İçin En Önemli Özelliği, Kaliteli
İçeriğe Prim Vermesi”
Social Touch Genel
Koordinatörü. Tek Doz Dijital Kurucu- Editörü Dr.
Sertaç Doğanay: “İnternet kullanıcılarının kendi içeriklerini
oluşturup paylaştıkları ve başkalarının içeriklerine yorum yapabildiği tüm
alanlar bana göre sosyal medyadır. Elbette buna, ihtiyaç duydukları içeriğe
erişmek için arama yaptıkları mecraları da katıyorum.  Sosyal medya benim hem işim, hem keyfim.  Sosyal medya sayesinde dünyanın her yerindeki
arkadaşlarımla anında haberleşebiliyorum, etkileşebiliyorum. Neredeyse tamamen
ücretsiz olarak bilgimi, üretimimi, tecrübemi paylaşıyorum. Sosyal medyanın
benim için en önemli özelliği, kaliteli içeriğe prim vermesi ve bu içeriği
logaritmik hızla yayması. Benim üretimim genel olarak dijital alanda olduğu için,
bunu paylaşmak ve gelir modeli oluşturmak için doğru yer de yine dijital alan
bana kalırsa.
An itibariyle dijital (sosyal) medya
haricinde bir başka yolla fikir, duygu ve üretiminizi bu kadar hızlı
paylaşamazsınız. Zaten bu soruları ancak bizim gibi X, bilemediniz Y kuşakları
oturup cevaplar. Sonraki kuşaklar için bu sorular “neden telefon
kullanıyorsunuz?” sorusu gibi algılanıyor. Çünkü onlar dijital yerli, biz ise
göçmeniz.

“A.B.D. ve Özellikle İngiltere’de
Hekimler Bu Alanı Çok Daha Aktif ve Verimli Kullanıyor”



Sosyal medya yönetimi ve danışmanlığı
hizmeti verdiğim müşteriler arasında hekimler de var. A.B.D. ve özellikle
İngiltere’de hekimler bu alanı çok daha aktif ve verimli kullanıyor. Henüz
Türkiye’de yolun başındayız. Sosyal medya iletişiminin bazı temel kuralları
var, bunları bir kenara bırakalım, bir de hekim-hasta iletişimi kuralları var.
Bu ikisini bir arada doğru uygulamadığınız zaman maalesef elinize yüzünüze
bulaştırıyorsunuz. Ben hastalarla iletişimde, belli sınırlar dahilinde sosyal medya
kanallarının kullanımını doğru buluyorum. Bu aslında biraz da kolay bir yol
olduğundan destekliyorum. Biz genelde büyük şehirlerdeki kişileri hesaba
katarak yorum yapıyoruz ama bir de şöyle düşünün: Türkiye’de kadın doğum uzmanı
olmayan binlerce köy, hatta ilçe var. Eğer siz doktorlar olarak ya da bir adım
öteye gideyim, sağlık hizmeti sağlayıcılar olarak, mobil ve dijital
teknolojileri de kullanıp en uzaktaki kişiye ulaşıp, onun bir derdine çözüm
bulabiliyorsanız işte o zaman bundan daha yararlı bir şey yok. Hekimlerin en
çok hangi sayfaları ziyaret ettiğine dair net bir bilgim olduğunu söyleyemem.
“İlaç, Doktor ve Hastanelerle İlgili İnternette Bilgi
Arayanların Oranı % 90”
Sağlık alanı, sosyal medyadan çok
etkileniyor. Eylül 2012’de kurucusu olduğum SocialTouch, doktorsitesi.com
kullanıcıları arasında bir anket düzenledi. Bin 289 kişiye 8 soru yöneltildi.
İlaç, doktor ve hastanelerle ilgili internette bilgi arayanların oranı %
90’larda. Yüksek oranda Google aramalarında en üstte çıkan linklere tıklanıyor,
bir ölçüde doktorlara soru sorabilecekleri platformlara giriyorlar. En çarpıcı
sonuç ise, % 40’ının şimdiye kadar en az bir defa, internette gördüğü bir bilgi
yüzünden hekimin reçete ettiği ilacı kullanmaktan vazgeçmiş olması. Dolayısıyla
sağlık hizmetleri sağlayan resmi ve özel kurumların, sivil toplum
kuruluşlarının, uzmanlık derneklerinin dijital alanda olup bitenden haberdar
olması gerekiyor.

“Sağlık Haberciliği Dijital Medyanın Kurallarına Ayak Uydurduğu Sürece Ayakta
Kalacak”



Sağlık haberciliği de diğerleri gibi
dijital medyanın kurallarına ayak uydurduğu sürece ayakta kalacak. Yazılı
basında bir haber yayınlıyorsanız, sadece elinde o kağıt parçasını tutan insana
ulaşabiliyorsunuz, bilemediniz yanındaki birkaç kişiye daha. Sosyal medya
sayesinde ise, hem o kişinin beğenisini görebiliyor, hem bu sayede binlerce
başka kişiye da görünür olabiliyor, düzeltme ve yorumlanma fırsatlarını
kullanıyorsunuz.”

Şunları da beğenebilirsiniz:

2 yorum

  1. Nefis bir yazi konusu olmus.esra hanim. Derinlemesine incelenmesi gereken bir konu. Sizden ricam daha genis web kaynaklarinin daha fazla oldugu bir yazi da hazirlamaniz. Tesekkur ediyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir