DİJİTAL DÜNYANIN TEHLİKELERİNDEN NASIL KORUNMALI?

Son dönemlerde yine Mavi Balina gibi oyunların tehlikesi gündeme geliyor. Farklı iddialarla bu gibi oyunların 50 günlük bir süre sonunda intihara neden olabiliyor. Bu tür tehlikelerden korunmak için en önemli korunma yöntemi bilinçlenmek için dijital medya okuryazarlığı.

Dijital dünyada yaşadığımız için farklı tehlikelerle de karşı karşıya kalıyoruz. İşte bu noktada Bankalararası Kart Merkezi, Demet Evgar ile gerçekleştirdiği farklı kampanyalarla dolandırıcılara karşı uyarıyor.  “Palavra” ve “Sana ne” şarkılarıyla dikkatli olunması gereken noktalara dikkat çekiyor. Zorlu süreç yaşamamak için kredi kartınızın numarasını vermeyin. Özellikle online alışverişler konusunda çok dikkatli olun.

Proofpoint’in 2019 İnsan Faktörü raporuna göre; 2018’deki en etkili kimlik avı tuzağı, diyet ve zihin geliştirme aldatmacalarından “Brainfood” oltalaması. Bu oltalama yöntemiyle kredi kartı bilgileri toplanmış.  Mesaj başına 1.6 tıklamadan fazla tıklama oranına sahip olan ve saldırganların aynı zamanda insan güvensizliğinden yararlandığı gösteriliyor.

Dijital medya okuryazarlığı önemli

Dijital medya okuryazarlığı, medya okuryazarlığının bir parçası ve bilgileri etkin bir şekilde bulma, tanımlama, değerlendirme ve kullanma yeteneği.  Dijital medya okuryazarı olmak için, dijital ortamda eleştirel bakış açısı ve muhakeme özelliği kazanmak önemli. Dijital okur yazarlık, dijital vatandaşlığın dokuz temel öğesinden biri. Dijital vatandaşlığın 9 boyutu Dr. Mike Ribble tarafından şu şekilde belirlenmiş :

  • Dijital Erişim
  • Dijital Ticaret
  • Dijital İletişim
  • Dijital Okuryazarlık
  • Dijital Etik
  • Dijital Güvenlik
  • Dijital Haklar ve Sorumluluklar
  • Dijital Sağlık
  • Dijital Hukuk  

Amerika’da yeni moda dijital detoksu

Amerika’da uzun saatler dijital kullanımının oluşturduğu beyindeki beğenilme hissinin alışkanlıktan bağımlılığa geçmesinin önüne geçmek için bir çeşit dijital detoks başladı. Sosyal medya yerine kitap okuma alışkanlığının kazanılması, sürekli uyarılan beyin için de faydalı olacağı konuşuluyor. Dijital dünyaya karşı daha temkinli yaklaşmak ve beynin dinlenmesi için dijital oruç da denilen bu yöntem, gittikçe yayılacağa benziyor.

Kaynaklar

https://www.proofpoint.com/us/newsroom/press-releases/proofpoints-annual-human-factor-report-details-top-cybercriminal-trends-more
Continue Reading

KAHVE SİZİN İÇİN NE ANLAM İFADE EDER?

Güne bir fincan Türk kahvesi ile başlayanlardan mısınız? Kokusuyla günümüzü güzelleştiren kahve, zihnimizi de açıyor.

Kahve kokusu geçtiğimiz günlerde Ankara’yı sardı.  Ankara Coffee Festivali’nde insanların merakla farklı kahve türlerini tatmasındaki keşfe müziğin eşlik edişini gözlemledim. Kahve kokusu bizi güne hazırlar, kendimizi daha iyi hissederiz.

Kokusunun etkisinin yanında kahveye güzel bir sohbet eşlik ederse tadı başka güzel hale gelir. Festivale sevdikleriyle gelenler çünkü kahve bile yanında sohbetinden keyif aldığımız insanlarla anlam kazanıyor. Yalnız olduğumuzda ise kitabımızın yanında da iyi gider ya da deniz kenarında efkar içerisinde de….

Türk kahvesinin verdiği huzuru hiçbir şeyde bulamıyorum. Çünkü, annemle kahve saatlerimiz olurdu. “Hadi bir kahve yap, sohbetimize eşlik etsin” derdi annem. Yaşadığımızda ne kadar kıymetli olduğunu bilmediğimiz anlarımız, ilerleyen yıllarda hatıralarımız oluyor.

Aynı Bob Dylan’ın dediği gibi “Bir fincandaki kahve gibidir hayat. Bazen tatlı, bazen değildir. Önemli olan kahvenin tadı değil zaten, onu kiminle içtiğinizdir.”

Kahvemizi alır, günün değerlendirmesini yapardık annemle. Sohbet kadar koyu olurdu sade kahvenin tadı. Yıllar geçip, kalp ameliyatı geçirdikten sonra annem, hayatından kahveyi çıkarttı. Sohbetlerimiz yine doyumsuzdu, kahveyi onun yanında içmez olmuştum.

Şimdilerde her kahve içtiğimde yüreğimde buruk bir acı oluyor, sade kahvenin acısı değil canımı yakan, annemin yokluğu… Çünkü onun yokluğunu hiçbir şey doldurmuyor.

İşte kahve festivalinde insanları gözlemlerken aklımda hep anılar vardı. Herkes için kahve farklı bir anlam ifade edebilir. Kimi zaman zorlu günlerin sonunda rahatlamak için içilen bir içecek, kimi anlar güne dinç başlamanın anahtarı olabilir. Türk kahvesi vazgeçilmezdir…

Continue Reading

NİÇİN UYURUZ?

Son günlerde kiminle konuşsam uyku sorunu yaşadığını söylüyor. Uykusunu alamayan insanların hem ruh halleri hem de fiziksel sağlıkları etkileniyor. Peki, uykusuzluk salgını nereden çıktı?

Uyku ile ilgili 20 yıldır araştırmalar yapan Matthew Walker’ın “Niçin Uyuruz?” kitabından öğrendiklerimin bir kısmını hemen paylaşmak istiyorum. Günümüzde uyumamak marifet gibi algılansa da aslında 8 saat uyumanın ne kadar önemli olduğunu da anladım.  Charlotte Brontë’nin dediği gibi “Dağınık bir zihin, huzursuz bir yastıktır” Bakın kitapta neler anlatıyor Matthew Walker neler…

Gelişmiş ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, önerilen 8 saatlik gece uykusunu bir şekilde alamıyor. Rutin olarak her gece 6 ya da 7 saatten az uyumak bağışıklık sisteminizi mahvediyor ve kanser riskinizi ikiye katlıyor.

Yetersiz uyku, Alzheimer hastalığına yakalanıp yakalanmayacağınızı belirleyen kilit yaşam tarzı faktörlerinden biri.

Uyku süresinde sadece bir hafta süren makul aksamalar bile kan şekeri düzeyinizi sizi “diyabet öncesi” olarak adlandırılan sınıfa sokacak kadar etkiliyor.

Uyku kalbinizi korur mu?

Kısa süreli uyku, koroner damarlarınızın tıkanması ve sertleşmesi ihtimalini artırıyor. Sizi kardiyovasküler hastalıklara, felce ve konjestif kalp yetersizliğine bir adım daha yaklaştırıyor.

Uyku bozukluğu depresyon, anksiyete ve intihara meyilli ruh haline sokmak gibi önemli psikiyatrik rahatsızlıklara da ortam hazırlıyor.

Uykunun yemekle ne ilgisi var?

Yorgun olduğunuz zaman daha fazla yemek yeme isteği duyduğunuzu da fark etmişsinizdir. Bu bir tesadüf değil. Az uyku, aç hissetmenize neden olan hormonun yoğunluğunu artırırken, tokluğu bildiren bir başka hormonu baskılar. Tok olmanıza rağmen daha fazla yeme isteği duyarsınız. Bu, uyku bozukluğu çeken yetişkinlerde ve çocuklarda kilo artışının kanıtlanmış faktörlerinden biri.

Daha kötüsü, diyet yapmaya çalışırken yeterince uyumuyorsanız boşa kürek çekiyorsunuz demektir. Çünkü kilo kaybınızın büyük bir kısmı yağlardan değil, yağ dışı vücut kütlesinden oluyor.

İnsan kendini bilerek uykusuz bırakan tek canlı türü

Ne kadar az uyursanız ömrünüz o kadar kısalır. Bu açıdan şu eski “Ölünce zaten uyuyacağım” fikri kötü bir fikirdir. Bu zihniyeti benimserseniz daha erken ölürsünüz ve o daha kısa ömrün kalitesi de daha düşük olur. Uykusuzluğu lastik bandı gibi düşünseniz de ancak bir yere kadar esneyecek, sonunda mutlaka kopacak. Ne yazık ki insan kendini mantıklı bir getirisi olmadan, bilerek uykusuz bırakan tek canlı türü!

Sağlığın bütün ögeleri, hem insan açısından hem finansal açıdan büyük olan uyku ihmalimizle yıpratılıyor. Bu sorun Dünya Sağlık Örgütü’nün uykusuzluğun sanayileşmiş ülkelerde salgına dönüştüğünü ilan etmesine neden olacak boyuta geldi.

Geçtiğimiz yüzyılda uyku süresinin çarpıcı bir şekilde azaldığı ABD, İngiltere, Japonya, Güney Kore ve Batı Avrupa ülkelerinin çoğunda bu durum söz konusu oluyor. Fiziksel rahatsızlıklar ve zihinsel bozukluklar bakımından tarihin en büyük artışının yaşanması da tesadüf değil.

Uykunun ne kadar gerekli olduğunu farklı başlıklarla tek tek ele alan Matthew Walker, sağlıklı uyku için şunları öneriyor:

  • Her gün aynı saatte uyuyun.
  • Her gün yarım saat egzersiz yapın. Ancak, yatmadan en az 2-3 saat önce yapın.
  • Kafein ve nikotinden uzak durun.
  • Gece yemeyin ve bir şeyler içmeyin.
  • Öğleden sonra uyumayın.
  • Uyumadan önce gevşeyin.
  • Sıcak bir duş iyi gelebilir.
  • Karanlık ve aygıtlardan arındırılmış bir odada uyuyun.
Continue Reading

HALKTAN ÖNCE NEDEN HEKİMLER BİLİMSEL OKURYAZARLIK BİLİNCİ OLUŞTURMALI

Medyada sık sık karşımıza çıkan bilim haberlerine güveniyor musunuz? Bu konuda sorun yaşayanların, bilimsel okuryazarlık alışkanlığı kazanmaları hayatlarını kolaylaştıracak. Neil deGrasse Tyson’ın dediği gibi, “Bilimsel okuryazar olmak, başkası palavracı olduğunda bunu bilmektir.”

Bilim durağan olmamasının yanında sürekli değişen ve gelişen bir özelliğe sahip. İşte bu noktada bilimsel gelişmelere bakışımızı bilimsel okuryazarlık çerçevesinde ele almalıyız. Bu çerçeveden baktığımızda bilim, sağlık ve teknoloji alanındaki gelişmeleri anlama, yorumlama ve bilimsel süreç becerilerine sahip olmak kolaylaşıyor.

Bilgilerin doğru ya da yanlış olduğunu anlamakta zorlanıyor musunuz? Kafa karıştırıcı, çelişkili bilgilerle karşılaşıldığında ne yapacağınızı biliyor musunuz?

Şüpheci olun

Bilim, şüphecilikle ve sorgulayarak başlar. Sosyal medyada yeni bir bilgiyle karşılaştığınızda, Bu bilgi doğru mu yok sa yanlış diye mutlaka şüphe ile yaklaşın.

Açıklamayı yapan kişinin kim olduğuna bakın

Öncelikle yayınlanan haberde söz sahibi olan kişinin araştırma alanı olup olmadığına bakın. Bu kişinin bu açıklamayı yapması için gerekli niteliklere sahip mi? Diplomasına, uzmanlık alanına, bilimsel yayınlarına, klinik vaka çeşitlerine bakmakta fayda var. Ayrıca bu kişi bu açıklamadan ne gibi fayda sağlıyor?

Ünlü etkisine karşı dikkatli olun

Son dönemlerde açıklama yapanlar ünlü ise, söylediklerinden çok o kişinin ışıltısına kapılanlar oluyor. Ünlü olduğu için bu kişiyi sevenler, diğer özelliklerini göz ardı ederek olayı ele alabiliyor.  

“Yapılan bir araştırma” cümlesinden uzak durun!

Kaynağı belirsiz olan ve “yapılan bir araştırma” cümlesi ile belirsizliği tescillenen içeriklerin dijital ortamda yayılımı çok hızlı oluyor. Söz edilen araştırmanın gerçekten yapılıp yapılmadığı, güvenilir olup olmadığına bakılmaksızın, sonucuna inanan insanlar sağlıklarından olabiliyor. Bu tür içeriklere güvenmeyin, araştırmanın kimin tarafından, ne zaman, hangi koşullarda, ne için ve nasıl yapıldığının mutlaka belirtilmesi gerekiyor. Araştırmanın kaynağının belirtilmesi ise, ayrıca önem taşıyor. Dijital ortamda kaynaksız içerik paylaşmak çok kolayken, bilim dünyasında kaynak göstermediğiniz hiçbir içeriğin önemi yoktur ve ciddiye alınmaz. Aynı mantık içerikler ve haberler için de geçerli olmalı. 

Bilim haberleri ilgi çekmesi için daha popüler olacak hale dönüştürülüyor. Bu nedenle de haberler magazinsel, abartılı, şaşırtıcı ve mucize gibi sunulabiliyor. Bu haberleri sorgulamadan doğru kabul edenlerin yanı sıra hangisinin gerçek olduğunu sorgulayanlar da oluyor.  Haberlere güvenmeden önce şüphe süzgecinizden geçirmekte fayda var. Bilimsel içerikli haberlerle karşılaştığınızda, bilimsel okuryazarlık bilinciyle hareket etmek hayatınızı kolaylaştıracak. 

İyi bir bilimsel okuryazar olmak için şunları yapın:

•             Uzmanların, konu ile ilgili bilgisi olup olmadığını araştırın.

•             Kişisel değil kanıtlara dayalı karar vermeye çalışın.

•             Rasyonel karar vermek önemli olacak.

•             Konuya merak duygusuyla ve sorularla yaklaşın.

•             Kesinlikten öte değişen ve gelişen bir bakış açısı kazanmaya çalışın.

•             Bir problemi çözmede ve bir eylemi gerçekleştirmede bilimsel bilgileri kullanın.

•             Bilimi, sözde bilimden ayırt edebilmek için dikkatli olun.

•             Öznel değil nesnel bir bakış açısı kazanmaya çalışın.

•             Kanıtları propagandadan, olguları kurgulardan ayırın.  

•             Merak ettiklerinizi sorun, araştırın ve bunların cevaplarını bulmaya çalışın.

•             Medyada yayınlanan bilimsel haberlerin,  gerçeklik ve güvenirliklerini değerlendirin.

•             Bilimsel bilgilerin kaynağını ve bu bilgilerin elde edilmesinde kullanılan metotları inceleyin.

İletişim her şeyin temeli

Medyadan uzak duran hekim ve bilim insanlarının medya ile ilişkilerini çok iyi şekilde sürdürmeleri gerekiyor. Eğer siz gazetecileri düşman görürseniz, onlar da sizi düşman olarak algılar. Bu nedenle de medyada uzman sorunu yaşadığında basın mensuplarına kızmamanız gerekir. Siz nasıl acil vakada zamanla yarışıyorsanız, gazeteci de her daim zamanla yarışıyor. Bunun için, karşınızdakini suçlamak yerine, bilimsel okuryazarlık bilinciyle hareket edip basın mensupları ile iyi bir iletişim kurarak bu sorunun çözülmesine yardımcı olabilirsiniz. Unutmayın, iyi iletişim birçok kapının açılmasını sağlar. Doğru iletişim yöntemi, istekleriniz gerçekleşmesini sağlar. Tercih sizin…

Continue Reading

DIJITAL DÜNYADA NASIL BIR EBEVEYN OLMALISINIZ?

Dijital vatandaş olarak, dijital sokaklarda çocukların güven içinde olması çok büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz aylarda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, öğrencilerin internette rahatsız oldukları konuların başında yüzde 34,8 ile siber zorbalık olduğunu açıklamıştı. Bu bağlamda aileler çok dikkatli olmalı.

Dijital ortamda aileler çocuklarının ne gibi içeriklere maruz kaldığı konusunda endişe duyuyor. Bunun yanı sıra bilmediği kişilerle konuşan çocuklar, birçok tehlikeyle karşı karşıya kalabiliyor. Bu noktada, dijital platformlar bu tür durumlara karşı önlem almak için çalışmalarını hızlandırdı.

Google ‘Be Internet Awesome’ adında çocuklara özel medya okuryazarlığı uygulamasına yeni etkinlikler ekledi.  Oyunlarla çocukları dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelere karşı bilinçlendirirken, kaynakların güvenilir olup olmadığını sorgulama alışkanlığı da kazandırıyor.

Siteden birkaç örnek vereceğim. Dijital vatandaşlık ve güvenliğin beş temel konusu şu şekilde sıralanıyor:

• Düşünerek Paylaş
• Gerçek Olduğundan Emin Ol
• Sırların Sende Kalsın
• İyi Ol, Özel Ol
• Bir Sorun Olduğunda Konuş

Ebeveynlerin siteyi incelikten sonra çocuklarının öğrenmesi isteniyor

Dijital güvenlik ve vatandaşlık konusunda bilginin doğruluğunu farklı kaynaklardan teyit etmesi üzerine kurgulanan program sayesinde çocuklar yalan haberleri ve sahte içerikleri ayırt edebilecek.

Site adreslerinde nelere dikkat etmeli?
Güvenilir internet sitelerini ve kaynaklarını belirlemeyi çocuklara öğretmemiz gerekiyor. Bir siteye girerken adresinin uzantısına bakmak önem taşıyor. Site adresinin sonundaki uzantının hangi kategoriye girdiğini gösterir.
• .org: Kar amacı gütmeyen bir kuruluş sitesi.
• .edu: Yüksek öğrenim kurumuna bağlı bir site.
• .gov: Resmi daireler, devlet kurumları ve kuruluşlarının sitesi.

Öncelikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin medya okuryazarlığı konusunda bilinç düzeylerini geliştirmeleri gerekiyor. Dijital dünyada, güvenli şekilde seyahat etmenin kurallarını bilmek hayatınızı kolaylaştıracak. İşte medya okuryazarlığı konusunda şunlar aklınızda olsun:

  • Medya kurgudan oluşur.
  • Kendinize içeriğin kaynağını sorun.
  • Dijital dünyada ziyaret ettiğiniz adreslerin künyelerini inceleyin.
  • Kötü amaçlı web siteleri bilgilerinizi çalabilir.
  • Gerçek olmayacak kadar iyi fırsat sunuluyorsa, muhtemelen öyledir.
  • Güvendiğiniz sitelerden alışveriş yapın.
  • Sanal kredi kartı kullanın ve limitini alışverişinize göre belirleyin.

Kaynaklar

‘Be Internet Awesome’  adresini incelemek isterseniz: https://beinternetawesome.withgoogle.com/tr_all

Continue Reading

BT TARAMALARINA YAPAY ZEKA DOKUNUŞU GELİYOR

Vücuttaki anatomik değişikliklerin belirlenmesini sağlayan Bilgisayarlı Tomografi (BT)  çekimlerinde görüntülerden net şekilde sonuç elde etmek için teknisyenlerin üst üste birden fazla çekim yapması gerekiyordu.  Alınan görüntülerin anlamlı şekilde yorumlanması konusunda radyologlara çok büyük iş düşüyordu.

Yeni oluşturulan bir platform olan SOMATOM go. tarayıcıları yapay zekayı Bilgisayarlı Tomografi (BT)  işlemlerine taşıyor. Bu platformda uygulanan teknolojinin adına ALPHA  (İnsan Anatomisinde Otomatik Yer İşareti İnceleme) deniyor. Bu teknoloji sayesinde, elde edilen görüntülerdeki anatomik yer işaretlerini otomatik olarak tanıyan sistem, farklı eklemler ve vücut bölgeleri için okunmaya hazır standartlaştırılmış şablonlar oluşturuyor.

Zamandan tasarruf sağlıyor

Yapay zeka destekli ALPHA, başından sonuna kadar tüm çekim süresince teknisyene yardım ediyor. Böylece, oluşabilecek önemli gecikmeleri ve hataları önlüyor. Örneğin, algoritma omurganın anatomisini algılarken, daha sonra omur gövdelerini etiketliyor. Araştırmalar, şu anki sistem ile yapay zeka algoritması ile yapılan uygulamalarda zamandan yüzde 78’e kadar tasarruf sağlanabileceğini gösteriyor. Bu da hasta ile hekim iletişimi için daha fazla süre kalacağını ve sonuçların güvenilirliğinde daha iyi sonuç elde edileceğini gösteriyor.

Yapay zekanın sağladığı diğer avantajlardan biri de radyoloğun, tarayıcıyı sadece kablosuz bir tablet ile çalıştırmasına olanak sağlıyor. Bu da hasta deneyimi ve memnuniyetini yüzde 15-29 oranında olumlu şekilde etkiliyor.

Yapay zeka radyologların önemini azaltacak mı?

Yapay zekanın radyologların önemini azaltacağı söyleniyor. Uzun yıllardır yapay zeka üzerine çalışmalar yürüten İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ertürk, radyologların önemini azaltmayacağını ancak yapay zekayı kullanmayan radyologların yarışta geride kalacağını belirtiyor. Yapay zeka ile yapılan bu işlemlerin iş akışını hızlandırdığını söyleyen Ertürk, çekim planlamasını da kolaylaştırdığına dikkat çekiyor.

Kaynaklar

1) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26849859

2) https://www.dieurope.com/site/wp-content/uploads/2019/03/CT-Mobile-Workflow-Wetzl-May-FebMarch2019.pdf

3) Vigo, İspanya Povisa Hospital’in yardımıyla. SOMATOM go.Up. ile yapılan bir çalışmanın ön sonuçları

Continue Reading

DİJİTAL DÜNYADA NEDEN İNSANLAR ÖZGÜN VE GERÇEK BİLGİNİN PEŞİNE DÜŞTÜ?

Sağlık konusunda dijital dünyadaki içerikler özgün değil tartışmaları sürerken, Google algoritmasını güncelledi. Artık, arama sonuçlarında özgün içerikler üst sıralarda yer alacak.

Kopyala yapıştır içeriklerle sayfa açanların, özgün içerik hazırlayanların emeklerini sömürmemesi için yeni algoritmalar hazırlanıyor. Artık özgün içerik sahibi siteler ilk sıralarda yer alacak.

Google’ın Arama Kalitesi Değerlendirme Rehberi’ne göre, orijinal içerikler yüksek kaliteli olarak daha değerli hale gelecek. 

Özgün içeriklerin önemi kadar doğruluğu da diğer tartışılan konular arasında yer alıyor. Özellikle de sağlık alanında yapılan bazı paylaşımlar çok tepki çekebiliyor. Geçtiğimiz günlerde bir hekimin paylaşımı etik ve deontolojik kuralların ihlali yapıldığı iddiasıyla çok fazla eleştirildi.

Bu duruma Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği  üyeleri sosyal medya adresinden tepkilerini dile getirdiler: “Branşı ne olursa olsun; sağlık sektörü için herhangi bir işleme özendiren, talep oluşturmaya yönelten, hekim olarak haksız rekabete yol açabilecek içeriklerde tanıtım yapmak yasalara ve tıp etiğine aykırıdır. Bu bağlamda, gerek alanımızda gerçekleşen birçok ameliyatın, sağlık için mecburi olmayan, seçimsel işlemler olması, gerekse plastik cerrahi uzmanı olmayan hekimler tarafından yapılan ve alan ihlali olarak değerlendirilebilecek estetik cerrahi ameliyatları nedeniyle bilhassa biz plastik cerrahların çok daha özenli, akılcı ve dikkatli olması gerekiyor.”

Dijital dünyada yanlış ve yanıltıcı bilgilerin yayılımının önüne geçmek için, toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor. 

“Yapılan bir araştırma” cümlesinden uzak durun!

Kaynağı belirsiz olan ve “yapılan bir araştırma” cümlesi ile belirsizliği tescillenen içeriklerin dijital ortamda yayılımı çok hızlı oluyor. Söz edilen araştırmanın gerçekten yapılıp yapılmadığı, güvenilir olup olmadığına bakılmaksızın, sonucuna inanan insanlar sağlıklarından olabiliyor. Bu tür içeriklere güvenmeyin, araştırmanın kimin tarafından, ne zaman, hangi koşullarda, ne için ve nasıl yapıldığının mutlaka belirtilmesi gerekiyor. Araştırmanın kaynağının belirtilmesi ise, ayrıca önem taşıyor. Dijital ortamda kaynaksız içerik paylşmak çok kolayken, bilim dünyasında kaynak göstermediğiniz hiçbir içeriğin önemi yoktur ve ciddiye alınmaz. Aynı mantık içerikler ve haberler için de geçerli olmalı. 

Önümüzdeki yıllarda bilimsel, gerçek, etik ve güvenilir içerikler dijital dünya için çok değerli birer hazine haline dönüşecek.  Kaynağı belirsiz, güvenilmeyen ve yanlış yönlendiren içerikler ise, suç özelliği taşıyacak. Günümüzde yanlı, yanlış, uydurma, sahte ve asılsız haberler insanların sağlığını kaybetmesine neden oluyor.

Şimdiden bu sorunların üstesinden gelmek için başta medya okuryazarlığı olmak üzere, sağlık okuryazarlığı, dijital okuryazarlık ve bilimsel okuryazarlık bakış açısı topluma kazandırılmalı.

Mucize, iksir, şifalı, doğal, bitkisel, güvenilir gibi kelimeler sağlıklı demek değildir. Dijital dünyadaki kötü niyetli kişiler, bu kelimeleri kullanırken bazen de uydurulan uzmanlıklarla insanlara zarar verebiliyorlar.

Sahte içeriklerden nasıl korunmalıyız?

Öncelikle medya okuryazarlığını alışkanlık haline getirmeliyiz. Bunun için kısaca önerileri şöyle sıralayabilirim:

•          Her içerik bir amaç için kurgulanır. Kurgusuna dikkat edin.

•          Herkes kendi doğrusunu anlatır. Gerçek başka olabilir.

•          İçeriklerin kaynaklarına bakın. Doğruluğunu kontrol edin.

•          İsimsiz hiçbir içeriğe güvenmeyin.

•          Marketten alışveriş yaparken yaptığınız gibi tarihinin ne olduğuna bakın.

•          Konu hakkında yazan kişinin eğitimini inceleyin ve teyit edin.

Kaynaklar

Good stuff first: Google moves to prioritize original reporting in search

https://www.blog.google/products/search/original-reporting/

Continue Reading

NASIL DİJİTAL VATANDAŞ OLDUĞUNUZ NEDEN ÖNEM KAZANIYOR?

Dijital vatandaşlık gün geçtikçe önem kazanıyor. Sahte hesapların azaltılması için sosyal medya platformları da çalışmalarını bu yönde geliştiriyor. Son dönemlerde Facebook hesapları sıkı denetime alıp, sahte olabilecek hesapları inceledikten sonra iptal ediyor. Artık gerçek kişilere ait olmadıkça hesap açmak mümkün olmadığı gibi, eski hesapları da silmeye başladı.

Alınan tedbirlerle sosyal medyada uygulanan siber zorbalık ve sahtekarlıklar gibi kötü durumların önüne geçmeye çalışılıyor. Bu önemler sayesinde sosyal medyada klavye şövalyeliği de son bulabilir.

İyi bir dijital vatandaş olmanız artık birçok ülke için de önem kazanmaya başladı. Artık ABD’ye vize başvurusunda sosyal medya hesaplarının bildirilmesi isteniyor. ABD vizesi başvuru formunda bildirmesi gereken bazı sosyal medya platformları şöyle sıralanıyor:

  • Facebook
  • Flickr
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Pinterest
  • Tumblr
  • Twitter
  • Vine
  • YouTube

Sosyal medyada kimleri takip ettiğiniz, ne gibi paylaşımlarda bulunduğunuz ve neler söylediğiniz önem taşıyor. Çünkü bu gibi detaylar sizin nasıl bir insan olduğunuzla ilgili ipuçları veriyor.

Yaşlıların sosyal medyaya ilgisi artıyor

Tabii hep gençlerin ilgisini çektiği düşünülen sosyal medyanın artık yaşlıların yaşama sarılmasını sağladığı ortaya çıktı. Türkiye İstatistik Kurum(TÜİK)’nun ‘İstatistiklerle Yaşlılar’ çalışmasına göre, Türkiye’de yaşlı nüfusun internet kullanımı 3.4 kat arttı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre ise, 60 yaş üstü global nüfusun 2017’de 962 milyon olduğu, bu rakamın 2050’de 2.1 milyarı bulacağı öngörülüyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşegül Toker ve Eda Sena Şenceylan’ın yaptıkları araştırmaya göre, yaşlı bireyler için sosyal medyanın anlamı “hayatı yakalamak, hayatın dışında kalmamak’’ gibi motivasyonlar sağlıyor.

Araştırma sonucuna göre; yaşlıların sosyal medya kullanım nedenleri arasında bilgi edinme, sosyal etkileşim, eğlence, çevre etkisi ve gözetleme motivasyonları yer alıyor. Böylece, “Yaşlı birey sosyal medyaya hayatının önemli bir parçası olarak yer veriyorsa, atıl olma hissinden de o denli uzaklaşıyor” sonucuna ulaşılıyor.

Dijital medya okuryazarlığı neden önemli?

Bu verilerin ışığında artık dijital dünyanın sanal olmaktan öte gerçek dünyada herkesi bağladığı gerçeği daha net anlaşılıyor. Sosyal medyadaki paylaşımlarınız, takip ettiğiniz kişiler, yorumlarınız kısaca her şeyiniz kaydediliyor. Bu konuda nasıl bir yol izleyeceğiniz ise, dijital medya okuryazarlığı bilinciyle hareket etmek oluyor. Bu sayede hata yapma oranı azalıyor. Görgü kurallarının sanal dünyaya gelmesi güzel biri durum olurken, bilmeden verdiğiniz mesajlar sosyal medya adreslerinin sizi ailenizden daha iyi tanımasını sağlıyor. Tabii bunlar ilerleyen yıllarda ne gibi durumlarla karşılaşılmasına neden olacak hep birlikte göreceğiz.

Kaynak :

https://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/yaslilar-sosyal-medya-ile-yasama-sariliyor
Continue Reading

YAŞADIĞIMIZ ANIN NE KADAR FARKINDAYIZ?

Farkındalık, stresten usulca uzaklaşıp anı yaşamanın en kolay yolu. Kısa zamanda modern dünya ile başa çıkmak için sakin bir yöntem olarak benimsenmiş bir düşünce şekli olarak Küçük Farkındalık kitabında ele alınıyor.

Farkındalık, kasten ve deneyimi yargılamadan yaşadığınız anın bilincinde olmak ya da dikkatinizi ona vermekten oluşuyor. Aslında bir iş yaparken otomatik şekilde gerçekleştirip, aklımızda yapılacak işlerin olmasından uzaklaşmamızı sağlıyor.

Meditasyon yapabilen bir yapım olmadığı için kitabı okurken, farkındalığa dayalı sakinleşme ve gevşeme egzersizlerini ister istemez yaptım. Yaşam sevincini artırmak, özgüvenli ve kendini kabullenme de artış sağlanması için de bu egzersizler öneriliyor.

Yaşadığımız olayları kabullenmenin aslında kendimize ve çevremize karşı şefkat duygumuzu da artırdığı kitapta ele alınan başlıklardan biri. Sürekli acıya odaklanmak yerine acıya rağmen ve onunla birlikte yaşamayı öğrenmek ise olgunlaşmamızı sağlıyor.

Anı yaşamak ve her şeyi yargılamadan endişesiz bir şekilde görmek, hayatın içinden geçmek yerine onu tecrübe etmemiz öneriliyor.

Karar vermek

Kitapta, bir kararı erteleyip yoğunluğu bahane ettiğimizde aslında olanın, hayatımızla ilgilenmekten kaçındığımız anlamına geldiği söyleniyor. Farkındalık gerçekten içinde bulunduğumuz anda olmamıza yardım ediyor, böylece zorluklara karşı akıllıca tepki verir ve her anı seyrettiği şekilde tecrübe ederiz.

Benim gibi yas sürecinde olanlar için de öneriler var. Bu süreçte rahatlamamı sağladığını söyleyebilirim. Çünkü yaşamı, olanları kısaca her şeyi sorguladığım bir dönemden geçerken, sorgulamayı bir kenara bırakıp sadece bulunduğum an’a odaklanmak iyi gelebiliyor.

Son olarak kitapta Mevlana’dan yapılan alıntıyı paylaşmasam olmazdı.


MİSAFİRHANE

İnsan kısmı bir misafirhane,

Her sabah yeni birisi gelir.

Bir sevinç, bir dert, bir sıkıntı,

Aniden farkına varmak bir şeyin,

Beklenmedik bir misafir.

Hepsini karşılayıp ağırla!

Evini darmadağın edip,

İçindekileri boşaltan

Bir kederler güruhu gelse bile.

Her geleni el üstünde tut.

Belki de evini boşalttılar ki

Yeni bir sevince yer açılsın.

Karanlık düşünceler, utanç ve haset,

Hepsini kapında gülerek karşıla

Ve buyur et içeri.

Kim gelirse gelsin

Sen minnettar ol hepsine

Çünkü o misafirlerin her biri

Öte diyardan bir rehber olarak gönderildi

Mevlana

Continue Reading

DİJİTAL BAĞIMLILIKTAN KURTULMAK İÇİN ÇÖZÜM NE?

Türkiye’de insanlar günlük ortalama 7 saat 15 dakikalarını internette geçiriyor. Japonya’da günlük ortalama 3 saat 45 dakika ile günlük internette en az zaman geçiren ülke iken, en fazla zaman geçiren ülke 10 saat 2 dakika ile Filipinler oluyor. Dünya ortalamasına bakacak olursak 6 saat 42 dakika görülüyor.  Dünyada önde olduğumuz durumlardan biriyle karşı karşıyayız. Peki bu durum iyi bir şey mi?

We Are Social ve HootSuite tarafından yayınlanan “Dijital Türkiye 2019” raporuna göre,  Türkiye dünya üzerinde internette en fazla zaman harcayan 14. ülke olarak yerini alıyor.  Ülkemizde yetişkinlerin yüzde 98’i cep telefonu kullanıyor.

Amacım sizleri rakamlara boğmak değil, bu kadar dijital içerisinde zaman kaybederken, bilgi kirliliğinde de üst sıralarda yer aldığımızı hatırlatırım. Özellikle “zaman” kelimesinin altını çizip, tırnak içerisine alıyorum. Hayatımızda bir daha geri dönüşü olmayan, en değerli şeyi sanal dünya için harcıyoruz.  Zamanımızı!

Zamanımızı burada boşa mı harcıyoruz?

Bu konu,Black Mirror dizisinin 5. sezon “Smithereens” adıyla ikinci bölümünde derinlemesine işleniyor. Bir adamın, trafikte arabasını kullanırken bir sosyal medya uygulaması olan Smithereens’ten gelen bildirime bakarken kaza yaparak nişanlısını kaybetmesiyle hikaye başlıyor.

O anda dikkatini yola verseydi, bu kazanın olmayacağını düşünen adam, zamanla sosyal medya uygulamasının sahibi olan Billy Bauer’e hesap sormak, kızmak ve içinden geçenleri anlatmak ister.

Bir gün grup terapisine gittiğinde bir kadınla tanışır ve kadının kızının intihar ettiğini öğrenir. Sonrasında ise, kadının 18 ay önce intihar eden kızının sosyal medya adresinin şifresini bulmaya çalıştığını fark eder. Kızının neden intihar ettiğini öğrenmek için sürekli şifre denediğine şahit olur. Yani “sosyal medya, bizi annemizden daha iyi tanıyor” mesajı verilir.

Adam sosyal medya binasının önünde patronu kaçırmak için uğraşırken, iş işten geçtikten sonra stajyeri kaçırdığını anlar. Ancak yine de sessizlik terapisi için 10 günlüğüne kendisini kapatan Billy Bauer ile görüşmeye çalışmaya devam eder.

Bu sırada adamın peşine İngiliz polisi ve FBI düşer. Ancak her iki kurum da bilgi toplamaya çalışsa da en ayrıntılı bilgiye en hızlı şekilde yine sosyal medya şirketinin çalışanları ulaşır. Adamın sosyal medya profilinden hakkındaki her şeyi öğrenirler. Dizide vurgulanan bu nokta ise, sosyal medyadan bizimle ilgili her türlü bilgi, bu şirketlerin eline teslim edilmiş şekilde duruyor. Sanki hep orada duracak diye düşünsek de bu veriler bazen çalınıyor, bazen siliniyor, sonunda da “yanlışlıkla oldu” açıklaması yapılabiliyor.

Her şeyimizi bir tık ötelerine dijital şirketlere kendi onayımızla teslim ettiğimizi öyle güzel ele alıyor ki dizi, telefonlarımız sayesinde nerede olduğumuzu da tespit edebiliyorlar. İstedikleri zaman telefonumuzu dinleyip, kameramızı açabiliyorlar. Çektiğimiz her fotoğrafın detay bilgilerine ulaşabiliyorlar.

Dijital medya bağımlılığı sahte sigara mı?

Diziye geri dönecek olursak adam, Billy Bauer’i bu uygulamayı bağımlılık yapacak şekilde tasarlamakla suçluyor. “Sahte sigara” diye dizide geçen bir replikte olduğu gibi teknoloji ve dijital medya gerçekten de beynimizde mutluluk kaynağı olan dopamini harekete geçiriyor ve bağımlılık yapmayı başarıyor. Dizide öyle güzel ele alınmış sahneler var ki, izlediyseniz bile tekrar izlemenizi öneririm.

Dikkatinizi neye veriyorsunuz?

Zamanımız çok değerli ve hayatımızın kontrolü kendi ellerimizde olmalı. Hayatınızı boş tıklar için harcamayın, başınızı kaldırın ve gökyüzüne bakın! Sosyal medyada konular ve gündeme düşen meseleler çok hızlı şekilde tüketiliyor ve önemsizleşiyor. Ölümlere tepkiler saman alevi gibi oluyor, hatta insanlar çevrelerinde yaşanan olayları kaydetmeye o kadar alışmış durumda ki, müdahale etmek yerine video çekmeye çalışıyor. Ölümler rakamlardan, sevgiler beğenilerden ve değeriniz takipçi sayınızdan ölçülür hale gelebiliyor.

  • Dijital medya ve teknolojiyi siz kullanın, o sizi kullanmasın!
  • Dikkatinizi istediğiniz yere verin, yeri geldiğinde bildirimleri kapatın.
  • Trafikte telefonunuzla oynamayın ve bakmayın.
  •  Zamanınızın geri gelmeyeceğinin aklınızda bulundurun.
Continue Reading